+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 21

Konu: Tesettür Hürriyettir!

  1. #1
    Vefakar Üye bEtüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Mesajlar
    325

    Standart Tesettür Hürriyettir!

    Zaman tünelinde tesettüre dair levhalar


    Müstehcenlik probleminin kökleri insanlık tarihi kadar derinlere uzanıyor. Tarihî kaynaklar, asırlar boyu tesettürün kadının hür mü, yoksa köle mi olduğuna dair bir “işaret, sembol” anlamını taşıdığını belirtiyorlar. Tarihte, hür kadınlar vücut hatlarını gizleyen örtüleriyle, kendilerini teşhir eden köle kadınlardan ayrılıyorlardı…

    Müstehcen giysilerin köle olsun, hür olsun kadınlar arasında revaç bulduğu toplumlarsa hiçbir zaman uzun ömürlü olmadılar. Sözgelimi, tarihin büyük imparatorluklarından Roma’yı yıkan aslî sebeplerden biri de sefahat âlemleri ve kadınlardı. Ünlü filozof Seneca, Romalı kadınların içler acısı halini tarihe şu notla düşmüştü: “Erkekler için kadınların artık çekici kalan hiçbir yanları kalmadı. Nasıl kalsın ki, kadınların artık her şeyleri meydanda…”

    21. asrı geçmiş yüzyıllardan ayıran en önemli özelliklerden bir tanesiyse kadının meta olarak kullanılmasının yaygınlaşması. Müzik, sinema, klip, defile, reklâm, magazin dünyasının vazgeçilmez öğesi durumunda kadın.

    Hayâ duygusunun giderek aşındığı bu tablo içinde, aile yapısı zedeleniyor, kadına yönelik suçlarda hızlı bir artış görülüyor. Cinsel suçlardaki artış, “Tesettür esarettir!” diyerek Kur’ân’ın tesettür emrine muhalefet eden sefih medenîlerin hayâsız yüzlerine vurulan şiddetli bir tokat değil mi sizce de?

    yasemin güleçyüz
    Ey Baki olan Allah,Baki ancak Sensin...

  2. #2
    Dost KutluEr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    5

    Standart Yozlaşma

    Ben İzmirde yaşıyorum, eşimin tesettürü yok, ve bu yazının çoğuna katılıyorum, ancak tesettürü seçmenin sebebini ben kendi kafamda bununla bağdaştıramıyorum. Sebebi ancak din emrettiği için olabilir, ancak onu da tartışan tefsirciler var bildiğim kadarı ile. Tesettüre sahip çıkılıyor ama sebeplerini de bir irdeleyin. 1-Dinin emri 2-Toplum baba eş baskısı 3-Arap sermayesinin zümresine dahil olma amacı.
    Diyorki müstehcenlik problemdir, ar duygusuna sahip olan herkes buna katılır. Ancak müstehcenlik kavramı görecelidir sizinki ile benimki arasında fark olabilir. Siz atıyorum İstanbul Fatihte oturuyorsunuz sokağınızdaki herkes tesettürlü, pektabi orda size etek giymiş bir kadın müstehcen gelebilir. Ama benim yaşadığım yerde kadınlara etek de giyseler kolsuz da giyseler dönüp bakan olmaz. Şimdi diyorki müstehcen giysilerin kadınlar arasında revaç bulduğu toplumlar hiçbir zaman uzun ömürlü olmadılar. Bundan yola çıkarak bu şehirdeki toplumun uzun ömürlü olamayacağı fikri de çıkarki bu saçmadır. Aksine Türkiyenin en huzurlu şehrinde yaşadığımı gayet rahat iddaa edebilirim. Diyorki Roma’yı yıkan aslî sebeplerden biri de sefahat âlemleri ve müstehcen kadınlardı. Söyleyiniz Osmanlıyı yıkan neydi? Sokakta bir tek müstehcen giyinen kadın sayamazsınız. Demekki sorun kadında değil, sefahatta.
    Haklıdır kadının meta olarak kullanılması bu sırtını sadece para kazanmaya dayamış yüzyıl için bir yüzkarası. Kadın figürü artık satılıyor, her derginin kapağında her filmde her magazinde. Ama satılan herşey gibi bunun da alıcısı olmazsa satılamazdı, ancak bunları alanların sadece "sefih medenîler" olduğunu varsaymak dar bir varsayım olacaktır. ShowTV gibi kanallar sadece İzmirdeki reytingler yüzünden mi bütün gün yozlaşmış programlar yapıyorlar açık saçık mankenler gösteriyorlar sizce? Burda Showtv seyreden pek yok gibi. Ama Anadoluyu bir gezin, bütün o mahalle köy kahvehanelerinde hangi kanallar seyrediliyor?
    Gelmeye çalıştığım konu şu: Bu yozlaşma benim de eşimin de ar ve ahlak duygusunu fena halde zorluyor. Ama bence siz örtünen bayanlar kadınların hepsini bu yozlaşmanın merkezine koymakla fazla ağır ve bence gereksiz bir sorumluluk alıyorsunuz ve yüklüyorsunuz. Yozlaşma kadında değil erkekte başlıyor. Ve bilmelisinizki örtünseniz de örtünmeseniz de içinizdeki ar ve ahlak duygunuz yeteri kadar sağlam ise erkeği efendi etmesini bilirsiniz. Bunun için tesettüre girerek yozlaşmaya tokat vurmak yerine kendinize ceza çektiriyorsunuz, normal halinizden fedakarlık yapıyorsunuz. Tesettürlü kadınlar, yapmak istediğinizi yapmak için başınıza takdığınız şeye ne kadar ihtiyacınız var?
    Yapılması gereken topluma daha çocukluktan başlayarak medeniyeti ilmi ve feni öğretmek ve vizyonlarını genişletmektir. Dinin asıl amacı olan insanı olgunlaştırmak zaten insanın içinden bu şekilde gelecektir. Yapmamız gereken sadece daha muhafazakar bir toplum yetiştirmektir. İzmirde kadınlar kıyafetlerine sizin kadar kafayı takmasalar da gayet muhafazakardır. Dinin köktenci bazı yasakları muhafakar toplumlar için zaten içten gelen bir otokontroldür. Bu köktenci yasaklar savunulmaya ihtiyaç duyuyorlar, adı üstünde yasak. Bir keresinde bir arap sitesinde bir foruma denk gelmiştim, sirke ruhu haram mı helal mi diye tartışıyorlardı. Sirke ruhu üretimde daha yüksek asitli olması için fermentasyonun son aşamasında kısa tutulur, içinde %0,01 oranında alkol vardır veya yoktur. ABDnin arap petrolünü iç etmek için ortadoğuyu işgal ettiği bir ortamda arapların bunlara kafa yormalarına güler misin ağlar mısın..
    Başından beri bahsettiğiniz şeyin ismi aslında yozlaşmadır, ve bundan ancak topyekün şekilde fenni bir eğitimle ve dünya vizyonu ile kurtulunur, misyonerlikle değil. Kadını örterek toplumun arkasına itmek ve bu şekilde erkek toplumu yozlaşmasına bir çare aramak ancak 500lü yıllardaki çığrından çıkmış Arap toplumu için bir kurtuluş olabilir. Bu yüzyılın çaresi değildir. Siz buna kadın olarak bir çare mi aramak istiyorsunuz? Ar ve ahlak duygunuzu geliştirin ve yayın yeter, hayasızlara en iyi tokat iyi ve doğru ahlakınız ve eğitimli hür kafanızdır, tesettürünüz değil. Bu bir kadın olarak sadece sizin değil, benim için de, eşim için de, hatta hepimiz için gerekli ve yeterlidir.
    Hayatta En Hakiki Mursit Ilimdir, Fendir.

  3. #3
    Dost türkk__kurduu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2

    Standart

    bence betülün söledikleri doğru teseddürlü bi kad?na çekici gözüyle hiçbi erkek bakmaz ama mini etekli bi k?za herkes bakar ve buda haram d?r yani teseddür önemli

  4. #4
    Vefakar Üye bEtüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Mesajlar
    325

    Standart

    bu konu hakk?nda getirmiş olduğunuz yorumlar sizce gayet mant?kl?.ama ben öncelikle bir tesettürlü bayan olarak şunu sölemeliyim ki,tesettürü ilk başta Rabbimizin emri olduğu için yerine getiriyorum.tesettürlü olmak=ahlakl? olmak değildir zaten.çünkü çevremize bakt?ğ?m?z zaman nadir de olsa tesettürlü olup bir aç?k bayandan daha ahlaks?z kişilere rastlayabiliyoruz.burda art?k şu giriyor niçin tesettür?öncelikle deminde dediğim gibi rabbinin emri olduğu için tesettürlüsündür.çünkü ben Allaha inanm?şsam Onun emri herşeyden üstündür.neden niçin diye sorgulamazs?n.çünkü O bizi bizden daha iyi bilendir ve bizim için en hay?rl? olan? emretmiştir..tesettürlü kimlikleriyle ar,ahlak duygular?n? geliştirip,eğitimli hür kafalr çokca mevcuttur.bu kişiliğe sahip insanlar genelde tesettürün as?l sebebini bilen insanlard?r.diğer sizin yobaz diye tarif ettiğiniz k?s?m bask?yla gelenek görenekle tesettüre girmiş veya tesettürün manas?n? kavrayamam?ş kişilerdir.. bak?n bende izmirde yaş?yorum..ve en az sizin kadar o ortam? biliyorum.evet sizin eşiniz gibi aç?k ama ahlakl? bayanlar olduğu gibi sonderece aç?k ve sonderece ahlaks?z bayanlarda mevcut..bence her iki kesimde kendi aras?nda ikiye ayr?l?yor..

    ayr?ca testtür sizin bahsettiğiniz gibi bir esaret değil.tam tersi f?tri bir meyldir.siz hiç merak etmeyin kimse kendine ceza çektirmiyor.bilakis tesettürlü olmakla iftihar ediyorum..ve bu halimle de hiçbir yozlaşmaya sebep olduğumuzu zannetmiyoruz.çünkü as?l medeniyet budur..ve emin olun birçok aç?k bayandan daha kültürlü,daha bilgiliyiz..fen,ilim,kültür,medeniyet baş?n aç?k veya kapal? olmas?nda değldir...
    Ey Baki olan Allah,Baki ancak Sensin...

  5. #5
    Gayyur geda06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    55

    Standart

    "ancak bunu tart?şan tefsircilerde vard?r"demişsiniz.hükmü sabit olan birsey üzerinde tart?s?lmaz bu as?rlard?r farzd?da bu zamandam? farziyet kalkt? yani
    "benim yasad?ğ?m yerde kad?nlar etekte giyse kolsuzda giyse kimse dönüp bakmaz"demişsiniz
    sizin yaşad?ğ?n?z sehirde bende yas?yorum ve inan?n metroya bile bindiğimde midem bulan?r hale geliyo değil erkeklerin bakmas? kad?nlar bile birbirine şehvetle bakabiliyo.ac?k sac?kl?k okadar fazlaki edep haya ortadan kalkm?s fuhşiyat dizboyu.siz ise bu kad?nlara muhafazakar diyorsunuz.evet muhafazakarlar ama dinsizlikte muhafazakarlar.
    "yapmak istediğiniz seyi yapmak için bas?n?zdaki seye ne ihtiyac?n?z var demişsiniz"
    önce sizi uyar?yorum örtüme bas?n?zdaki şey die dil uzatt?rmam.islam seairidir örtüm.ikinciside.yapmak istediğimiz sey islam? yasatmak insanlara islam? hat?rlatmak bunu örtüsüz ac?k sac?kl?klam? yap?caz beğefendi bu ne mant?kt?r.islamla örtüyü nas?l ay?r?rs?n?z birbirinden.lisan ? hal lisan ? kalden daha tesirlidir bu bir kaidedir hiç duymad?n?z m? bunu.insan lisan ? haliylede islam islam die bağ?rmal?d?r.ama yok siz benim kalbim temiz bu yeter diyenlerdenseniz bilemem.
    "örtünsenizde örtünmesenizde die bir cümle kurmussunuz"
    beyefendi bilenlerle bileyenler hiç bir olurmu.örtünenle örtünmeyen bir olurmu.Allah töbe hasa insan?n kalbini kimin ahlakl? kimin ahlaks?z old.bilmiyormu.bildiği halde örtüyü emretmiş demekki var bir hikmeti değil mi.neden siz niçinsiz teslim olman?z laz?m.
    "topluma daha cocukken medeniyeti feni ve ilmi öğretmekle onlar? olgunlast?rmak "olarak çözümü bulmussunuz
    Allah ask?na hangi medeniyet mimsiz medeniyetle mi.şimdiki ilim ve fenlerle mi.insan evet ilimle olgunlas?r ama ilimlerin sah? padisah? iman ilmidir.ancak imanla olgunlas?r.bu ilmi sapt?rmayal?m lütfen.bu dediğiniz ilimle yurt d?s?nda en üst seviyede veriliyor ama görüyoruz ki ahlaks?zl?ğ?n fuhşiyat?n önüne gecilemiyor.neden çünkü içlerine manevi yasakc? koymay? unuttular.
    " hür kafan?zd?r tesettürünüz değil" demişsiniz unutmay?n insanlar hürdürler ama yine abdullaht?rlar.eğerki bahsettiğiniz hürlük beni allah?n kulu olarak emredilen farz? yapmam? engelliyorsa istemem.abdullah olmay? allaha köle olmay? tercih ederim.

  6. #6
    Dost Kainatin_Fihristi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2

    Standart

    Geda06 kardese can? gönülden kat?l?yorum

  7. #7
    Dost KutluEr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    5

    Standart

    ALINTI
    ""
    Peygamberimiz’in vefatından sonra din adına yapılan saptırma ve ilavelerde, kadınlarla ilgili konuların özel bir yeri olduğunu bir evvelki bölümde gördük. Kadınların kapanması ise kadınlarla ilgili uydurulanlar içinde özel bir yere sahiptir. Bu yüzden kitabımızda bu konuyu ayrı bir başlık altında inceliyoruz. İnsan memeli canlılar içinde tek çıplak doğan ve tek giyinendir. 7 Araf suresi 22. ayetten insanların giyinmesinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu öğreniyoruz. Kıyafet, zamana, toplumun geleneklerine, iklimin şartlarına, meslek gruplarına, makama, mevkiye, yaşa ve birçok faktöre göre hem toplumlar arası hem de toplum içi çeşitlilik göstermiştir. Bazı toplumlar, Hint-Avrupa ırkında olduğu gibi tarih boyunca kıyafetlerinde birçok kere değişiklikler yapmışlardır. Bazı toplumlar ise, Asya toplumlarında olduğu gibi tarih boyunca kıyafetlerinde çok daha az değişiklikler yapmışlardır. Toplum içi kıyafet farklılıklarınınsa en iyi örneklerinden birisi Osmanlı’dır. Osmanlı’da padişah üç sorguçlu sarık takarken, veziri azam iki sorguçlu, halk ise tek sorguçlu takabilirdi. İki veya üç sorguç halka yasaktı. Saraylının, esnafın, tekkecinin, ayrı din mensubu kadın ve erkeklerin başlıkları, kıyafetleri, renkleri Osmanlı’da hep farklıydı. Bu kıyafetlerin farklılığı kanunlar ile korunurdu. Görüldüğü gibi hem toplumlar arası, hem toplum içi kıyafetlerin farklılığı, gelenek ve şartların bu kıyafetleri oluşturması, zengin malzemeli bir tarih ve sosyoloji konusudur.
    SORUN GELENEĞİN DİNSELLEŞMESİDİR
    Daha önce değindiğimiz gibi din adına uydurulanları incelersek; toplumun belli bir dönemindeki bakış açısının ve geleneklerinin dinselleştirilmesinin bunlarda önemli bir yeri olduğunu görürüz. Bu gelenekleri dinden ayırmanın yolu Kuran’dan anlaşılan kapanmanın din olduğunu; Kuran’dan çıkmayan kapanma şekillerinin, izahların din adına uydurma, geleneklerin dine sokulması olduğunu bilmektir. Şunu bir daha belirtelim ki geleneklerin bir kıyafet oluşturmasının bir mahsuru yoktur. Yanlış olan, tarihin belli bir anının ihtiyaçlarından doğan ve o toplumu ilgilendiren kıyafetlerin, evrensel olan ve binlerce yıllık zaman dilimine inmiş olan dine maledilmesidir. Örneğin, sarığı belli bir dönemde erkeklerin kıyafetini tamamlayan bir aksesuar, sıcaktan koruyan bir başlık olarak erkeklerin tümüne yakınının giymesi yanlış değildir. Yanlış olan, sarığın dinen kutsal bir giyecek olarak giyilmesi, başkalarına dîni kıyafet diye empoze edilmesi ve Kuran’da hiç bahsedilmeyen bir uygulamanın sevap diye dine sokulmasıdır. Görüldüğü gibi sorun belli bir toplumun geleneği sonucu sarığın takılması değil, o geleneğin din olarak takdimidir. Bu temel mantığı iyice kavramamız çarşaf, peçe, başörtüsünün nasıl dinselleştirildiğini anlamamızda ve bu kıyafet şekillerini gereği gibi değerlendirmemizde faydalı olacaktır. İlk önce yapmamız gerekeni yapalım ve Kuran’da kapanmayla ilgili geçen tüm ayetleri inceleyip Kuran’ın yani dinin istediği ölçüyü bulalım.
    Ey ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik.
    7 Araf Suresi 26
    Araf 26’dan ve Araf 22’den avret yerlerini örtmenin ilk insandan beri hem erkek, hem kadın için örtünmenin minimumu olduğunu anlarız. Kadınlara özel giyinme ile ilgili ise Kuran’da 3 ayet
    BAŞÖRTÜSÜ VE KAPANMA
    vardır. Bu 3 ayeti incelemek kadının kıyafetinin nasıl olması gerektiğini, İslam’ın neyi söyleyip, neyi söylemediğini anlamamızı sağlar.
    KURAN’DA BAŞI KAPAMAK GEÇMİYOR
    Mümin kadınlara da söyle: Bakışları ölçülü olsun ve cinsel organlarını korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar. Örtülerini yaka açıklarına koysunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları, yahut babaları, yahut kocalarının babaları, yahut oğulları, yahut kocalarının oğulları, yahut kardeşleri, yahut kardeşlerinin oğulları, yahut kendi kadınları, yahut ellerinin altında bulunanlar, yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar, yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz.
    24 Nur Suresi 31
    Kadını kendi zihniyetine göre yaşatmak isteyen zihniyetin çarpıttığı ayetlerin başında bu ayet gelir. Bu ayetteki “hımar” kelimesi geniş manalı bir kelime olup örtü manasına gelir. Eski Arap yazılarına bakılırsa hımarın yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebileceğini görürüz. Hımar, başı örterse başörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. Allah eğer “hımar” kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi “hımarürres” gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi: Böylece “res” kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve örtü kelimesi olan “hımar” ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı. Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söyenirken, baş kelimesi Arapça karşılığı ‘res’ ile vurgulanır.
    Üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka açığı manasına gelen ‘cuub’ kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa’nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) “Hımar” kelimesi sırf başörtüsü manasına gelse bile bu ayetten başı örtmek değil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlaşılacaktı. Üstelik başörtüsünü Kuran’a maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak “felyedribne” fiilini “salsınlar” diye tercüme etmeye kalkmıştır. Böylece ayeti okuyan “başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar” şeklinde okuyacaktır. Oysa hiçbir şekilde “darabe” kökünden türeyen “felyedribne” fiili “salsınlar” manasına gelmez. Bu fiille örtünün yaka açığına konulması yani kapatılması anlatılır. Kuran’da salsınlar, indirsinler manasında “felyüdnine” kelimesi kullanılır. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi “felyedribne” fiili yerine “felyüdnine” fiilini kullanabilirdi. Bu örnek bize gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran’daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir.
    Ayette diğer dikkat etmemiz gereken nokta “süsler” kelimesi ile neyin kastedildiğidir. Bizim kanaatimize göre “süsler” kelimesi ile özellikle “göğüsler” kastedilmektedir. Çünkü ayetteki tüm noktalarla mantıklı bir şekilde göğüs bölgesinin uyum sağladığı kanaatindeyiz. Birincisi, ayette yaka açıklarının kapatılması geçiyor, yaka açıklarından ise göğüsler gözükür. İkincisi, ayette gizlenen süslerin belli edilmesi için ayakların yere vurulmaması geçiyor. Ayaklar yere vurulduğunda vücutta belli olacak yer özellikle göğüslerdir. (sütyenin o dönemde icad edilmediğini düşünürsek bu daha da iyi anlaşılır.) Üçüncüsü, ayetten kendiliğinden görünenler hariç süslerin kapanması söylenmektedir. Ne kadar kapatılmaya çalışılırsa çalışılsın özellikle iri göğüsler, çeşitli fiziksel hareketlerde, hatta rüzgarın esmesiyle elbise yapışınca bile kendini belli edebilir. Ayetten bunun doğal olduğu anlaşılır. Dördüncüsü, ayette süslerin kimlerin yanında açılabileceği söylenir. Kuran’daki diğer ayetlerden kadınların bir kısmının iki yıl gibi uzun bir süre çocuklarını emzirdiğini görüyoruz. Kadının, babası gibi yakınlarının yanında, çocuğu acıktığında ve ağladığında onu emzirmesi gerekebilir. Ayetteki bu açıklamanın özellikle bu konuda kadınlara büyük kolaylık sağlayacağı kanaatindeyiz. Tüm bu izahlara göğüs gibi uyan başka bir bölge bulunmadığı için süslerle özellikle göğüslerin kastedildiği sonucuna varabiliriz. Süsler kelimesinden ziynet, takı gibi maddelerin anlaşılamayacağı ayetin bütünsel olarak ele alınmasıyla açığa çıkar. Çünkü ayette kadınların süslerini kendi kadınları yanında açabileceği geçiyor. Takı gibi maddeler tahrik unsurundan daha çok hava atma unsuru olabilir. Eğer bu hava atma olayı engellenilmeye çalışılsaydı, buna ilk karşı cins erkekler yerine, aynı cinsten olan kadınlar dahil edilirdi. Ayrıca ayakları yere vurunca hangi ziynet, takı eşyası belli olur? Kendiliğinden gözüken ziynet, takı ne olabilir? Araf suresi 31’de ziynet eşyalarının mescid yanında giyilebileceğinin söylenmesi, takıların cami yanı gibi en kalabalık yerlerde de teşhir edilebildiğini, yani saklanmasına gerek olmadığını gösterir. Görüldüğü gibi mantıksal bir elemeyle gidildiğinde ayetin özellikle göğüs bölgesinin kapanmasını vurguladığı anlaşılır.
    KURAN’DA TESETTÜR KELİMESİ YOK
    Günümüzde kadının kapanması için kullanılan “tesettür” ifadesi de Kuran’da geçmez. İslam adına etrafında bu kadar büyük fırtınalar koparılan bir kavramın, yani “tesettür” ifadesinin İslam’ın temel kaynağı olan Kuranı Kerim’de bulunmaması önemlidir. Demek ki “tesettür” kelimesi dîni bir kavram olarak sonradan oluşturulmuştur.
    “Ayette geçen “humur” ve onun tekili olan “hımar” kelimesi kadınların başlarına örttükleri beze verilen özel isim değildir. Herhangi bir örtüdür. Bir şeyi örten şeye “hımar” yani o şeyin örtüsü denir.” Arapça sözlükler El Mucem ul Vasıf, El Müncid, Lisanı Arap, Tacul Arus’dan “hımar”ın temel manasının “örtmek” olduğunu göstermektedir. Anlaşılıyor ki mezheplerin yorumundan sonra “hımar” kelimesi ile sırf başörtüsünün anlaşılmaya çalışılması, bu sözlüklerde bu kelimenin bir manasının “başörtüsü” olmasını sağlamıştır. Fakat kelimenin temel manası mezheplerin kelimeleri tahrif etmesine rağmen bu sözlüklerden bile bellidir. Daha evvel açıkladığımız gibi ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu söylenir, baştan bahsedilmez. “Arapça’da kadınların başlarına örttükleri şeyin özel adı “hımar” değil “mikna” ve “nasıyf”tır. Hangi Arapça sözlüğe bakılırsa bakılsın “mikna(çoğulu mekani)” ve “nasıyfın” hanımların başlarını örttükleri kumaşın adı olduğu yazılıdır.”
    KURAN’DA ÜNİFORMA YOK
    Kadınların kapanması konusunun daha da iyi anlaşılması için ikinci olarak Ahzab suresinin 59. ayetini de inceleyelim:
    Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle cilbablarını(elbiselerini) üzerlerine giysinler. Bilinip incitilmemeleri için bu daha uygundur.
    33 Ahzab Suresi 59
    Bu ayetin anlaşılmasında kilit kelime “cilbab”dır. “Cilbab” Arapça’da gömlek, elbise gibi üste giyilen giysileri ifade eden bir kelimedir. Fakat hiçbir şekilde cilbab; belli bir yerden belli bir yere kadar örten giysi manasına gelmez. Gelenekçi İslamcıların kimisi kadının yüzü de dahil vücudunun tümünün örtülmesinin farz olduğunu, kimisi iki gözü, kimisi tek gözü dışındaki her yerini örtmesinin farz olduğunu, en ılımlıları ise yüz, eller ve ayaklar dışında her yerini örtmesinin farz olduğunu savunurlar. Oysa kadınların kapanmasıyla ilgili dinin tek kaynağı olan Kuran’da açıklananlar bu iki ayetle sınırlıdır. Yani kadınların başını örtmesi, peçe giymesi ve diğer anlatılan sınırlar Kuran’ın değil geleneklerin ve şahsi görüşlerin dine sokulmasının sonucudur. Eğer Allah böyle katı sınırlar çizmek isteseydi, bir ayette “Cilbabla; yüzünüz ve elleriniz dışında her yerinizi örtün” şeklinde bir sınırla kapanmanın sınırlarını çizebilirdi. Örneğin abdest ile ilgili ayette Allah, yıkanacak yerleri tek tek saymış ve “Dirseklere kadar ellerinizi yıkayın” gibi ifadelerle kesin sınırları koymuştur. Eğer Allah kapanmada da kesin sınırlar koymak isteseydi, bunu en azından bir cümleyle belirtebilirdi. Geçmiş kavimlerin başına gelenleri bile detaylarıyla anlatan Kuran, her şeyi açıkladığını kendisi söyleyen Kuran, eğer kapanmada sınırları belirlenmiş bir ölçü olacaksa ve bu bir tek cümleyle bile açıklanabilecekse, niye bu cümleyi içermesin? Bu açıklamanın olmaması, haşa Allah’ın unutmuş olmasından değil, bilakis bu tarzda kesin bir sınır koymak istememesindendir. Yukarıdaki 33Ahzab suresi 59. ayeti ele alırsak, ayette kesin hatları olmayan esnek bir ölçünün olduğunu görürüz. Ayetten, üzere alınan elbiseyle kadının bilineceğini, böylece incitilmeyeceğini anlarız. Kadın namuslu bilinirse, bilinmemeden dolayı bir incitilmeye uğramaz. Bazı insanlar namussuz, fahişe sandıkları kadınlara takılıp onları incitebilir. Ayet kadının üzerine elbise alıp bunu önlemesini sağlıyor.
    Peygamber’in döneminde kadınların bir kısmının çırılçıplağa yakın, göğüsleri açıkta dolaştığı, hatta İslam’ın hakimiyetinden önce putperestlerin Kabe’de haccı çıplak yaptığı söylenir. (Kurtubi, el Camiil Ahkamil Kuran 7/189) 33Ahzab suresi 33. ayetten de İslam’dan önceki cahiliye döneminde kadınların süslerini açığa vurduğunu anlayabiliriz. Kendi dönemindeki ölçüyü ve fahişe kadınların açıklığının derecesini bilen kadınlar, elbiselerini ona göre ayarlayıp bu tacizden kurtulurlar. Günümüzde de eğer böyle bir durum olursa; kadınlar, kendi yörelerini, geleneklerini, şartlarını gözönünde bulundurup, kendilerini fahişe tipli kadınlardan ayırıp tacizden kurtulurlar. Burada şuna dikkat edelim; kadınlar elbise giyip tanınmamaktan dolayı oluşan tacizden korunur. Toplumda kadın nasıl giyinirse giyinsin taciz edecek adamlar da olabilir. Ayet namuslu bilinmemeden dolayı oluşan tacizi önlüyor ve bunu önlerken “daha uygundur” tarzında yumuşak ifadeler kullanıyor. Yoksa bazı erkeklerin beğendiği bir kadını terbiyesizce taciz etmesi bu ayetin konusu değildir. Ayetin esnek ve şartlara göre ayarlanacak ifadesinden anlaşılmaktadır ki kadın cilbabını (elbisesini) öyle giyecektir ki; çıplaklığıyla fahişe mesajı verenlerden ayrılacak, tanınacak ve böylece tacizden korunup, daha uygun bir hareket tarzında bulunacaktır. Kıyafet nasıl olmalıdır sorusu görüldüğü gibi ayetin içinde gizlidir; kıyafet ayetin amacına uygun olmalıdır. Eğer ki amaç yerine sınırlar önemli olsaydı ve bunda katılık gerekseydi, Allah ayeti ona göre indirirdi. Kapanmayı temel olarak bu iki ayet tarif etmektedir. Kapanmayı tarif etmemesine rağmen, kadınların giyimine değinen son ayetse 24Nur suresi 60. ayettir:
    Nikah arzuları kalmamış, hayızdan kesilen kadınların süslerini göstermeye çalışmadan siyablarını (giysilerini) çıkarmalarında kendilerine bir günah yoktur. Sakınmak için iffetli davranmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah İşitendir, Bilendir.
    24 Nur suresi 60
    Bu ayette geçen “siyab” kelimesi de hiçbir şekilde belli bir yerden belli bir yere kadar olan bölgeyi kapatan bir elbise manasına gelmez. Bu ayetten, belli bir yaşa gelmiş kadınların, kıyafetlerine daha az dikkat edebileceğini anlıyoruz.
    SICAKTA BAŞIN ÖRTÜLMESİ KÜLTÜRELDİR
    Görüldüğü gibi Kuran’ın tarif ettiği kapanmada, İslam adına bugün uygulanan kapanma şekillerinin, peçelerin, çarşafların, başörtülerinin tarifi yoktur. Yani bunların temeli dinimiz değil, örflerin, geleneklerin dinselleştirilmesidir. Peygamberimiz’in döneminde erkek, kadın birçok kişinin gelenek olarak başını örttüğü söylenir. Kıyafetlerin giyilişindeki temel sebeplerden birinin sıcaktan korunma olduğunu 16 Nahl suresi 81. ayette söylemektedir. Sıcak yörelerde başı örtmek, böylece güneşin etkilerinden, güneş çarpmalarından korunmak birçok sıcak iklimli bölgenin kültüründe vardır. Fakat ne yazık ki dinimizde kadının başının kapanması geleneği farzlaştırılmış, erkeğin başına sarık takması da sarıklı namaz kılanın 70 kat daha fazla sevap alacağı izahlarıyla dîni bir kıyafete dönüştürülmüştür. Oysa ne erkeğin sarığının, ne kadının başını örtmesinin Kuran’da geçmemesi, bunların dinsel bir nitelikleri olmadığının delilidir. Allah isteseydi “Erkekler sarıkla namaz kılsın” veya “Kadınlar saçlarının tek teli gözükmeyecek şekilde başörtüsü taksın” izahlarıyla konuya açıklık getirirdi.
    Günümüzde başörtüsü için yapılan şamatayı ve eylemleri görenler Kuran’da geçmeyen bu hükmün İslam’ın en temel hükümlerinden biri olduğunu, Kuran’da ısrarla üzerinde durulduğunu sanmaktadırlar. Geleneğin savunulması, radikal hareketlerin karşı radikalizmi artırması, başörtüsünü birçok kere gündemin birinci maddesi yapmıştır. Başörtüsünü ısrarla savunup eylemler yapanlara, her eylemin, zıtlaşmanın sonunda, uğrunda bu kadar zahmete katlandıkları şeyin, din değil de gelenek olduğunu anlatmak daha da zorlaşmaktadır. Yapılan her eylem akıllı düşünmeyi, objektifliği kenara bıraktırıp, akılcılık, Kuran’ı samimi değerlendirme yerine örfe sahip çıkmayı, inadı ön plana aldırmaktadır. Başörtüsü yüzünden okulundan ayrılan bir kıza, “Başörtüsü diye, pardesülü kapanma diye bir şey dinde yok, sen din adına Arap örf ve adetlerine, Emevi ve Abbasi döneminin uydurmalarına sahip çıkıyorsun” deyince o kız sizi ne kadar objektif değerlendirebilir? Bu yüzden hepimiz dinci yobazlık kadar, kişisel hak ve özgürlükleri kısıtlayan; başörtüsü, kıyafet yasağı gibi gereksiz uygulamalarla insanları radikal çizgilere iten yasaklamacı kafalarla da mücadele etmek zorundayız. Çünkü bu kafalar ancak dinci yobazlığın ve radikalizmin artmasına sebep olurlar.
    KADINLARI POŞETE SOKMA
    Kuran’da gerekli malzemeyi bulamayan gelenekçilik , uydurma hadislerle, uydurma yorumlarla, mezhep izahlarıyla kadınları poşete sokulmuş şekilde kapatacak malzemeyi türetmiştir. Kuran’da 33Ahzab suresi 52. ayette Peygamber’in, bu ayetin inişinden itibaren güzelliği hoşuna giden bir kadın dahi olsa, artık evlenmesinin helal olmadığı söylenir. Demek ki Peygamber’in döneminde kadınların kıyafetleri kimin ne kadar güzel olduğunu bilmeyi engellemiyordu. Oysa mezheplerin izahlarındaki çarşaftan, peçeden, başörtüsünden hangi hanımın ne kadar güzel olduğu nasıl anlaşılabilir? Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da Kuran’ın gözardı edildiğini görüyoruz.
    Her zaman olduğu gibi uydurma hadislerle dolu kitaplardan ise, işe gelen hadis alınmış, işe gelmeyen hadis görmezlikten gelinmiştir. Oysa hadis külliyatında Peygamber döneminde kadın ve erkeklerin aynı kaptan abdest aldıkları da geçer.(Bakın Buhari, vudu 43Ebu Davud, taharet 39 İbni Mace, taharet 36Nesai, taharet 56) Abdeste konu yerler ayak, dirseklere kadar eller, yüz ve baş olduğuna göre bu hadisten kadınların erkeklerle karışık ve başı açık oldukları anlaşılır. Oysa gelenekçi İslamcılık bu hadisi yorumlayarak atar ve kendi kafasına uygun diğer malzemelere sarılır. Peki madem kadının sizin söylediğiniz şekilde kapanmasının açık bir hüküm olduğunu söylüyorsunuz, niye ayrı ayrı kapanma şekillerini savunuyorsunuz? Neden kiminiz peçe farzdır, kiminiz ise değildir diyor? Neden kiminiz kadınların elleri gözükemez deyip yazkış kadınlara eldiven giydiriyor da, kiminiz kadınların elleri gözükebilir diyor? Neden kiminiz çarşaf dışında hiçbir şeyle kapanılamaz diyor da, kiminiz pardesü ile de olabilir diyor? Hiç şüphesiz kesin sınırlı bir hüküm olsa, böyle ayrı ölçüler çıkmazdı. Tüm bu ayrı ölçüler, hükümler kapanma konusunda geleneklerin, örfün, Emevi, Abbasi döneminin kadına bakış açısının dinselleşmesinin neticeleridir. Her bir ayrı kapanma modeli de “Allah’ın isteği tam budur.” diye savunulup sanki Allah’ın aynı konuda beşon tane ayrı görüşü varmış gibi bir komedi ortaya konulmuştur. Allah’ın kadınların giyinmesi konusundaki hükmü yukarıdaki 3 ayette bellidir ve bunlardan anlaşılan neyse kadının giyim tarzı öyle olmalıdır. Verilen esneklik de, tam bir sınırın olmaması da muhakkak hikmetlidir. Çünkü Kuran’ı indiren hikmetli olan Allah’tır ve Allah bu dini yüzlerce yıllık zaman dilimine, apayrı kültürlere, apayrı adetlere, apayrı iklimlere indirmiştir. Ayetlerdeki esneklikler dinimizin her şart ve zaman dilimine uyumunu sağlayan Allah’ın rahmet ve hikmetleridirler. Emeviler’in, Abbasiler’in kendi görüşlerini dondurup, Allah’ın görüşünü kendi bakış açılarına hapsetmeye çalışmalarından dinimizi kurtarmak hepimizin Allah’a karşı borcudur.
    TEK GÖZ İZAHI
    Buraya kadar Kuran’ın kapanma ile ilgili ayetlerini gördük. Şimdi de gelenekçilerin vardığı uçuk sonuçları görelim: Şafii ve Hanbeli mezheplerinde kadının istisnasız tüm vücudu her zaman kapanması gereken bölgedir (yüz ve eller de dahil). Hanefi ve Maliki mezheplerinde ise bir tek eller ve yüz, o da fitne olmayan koşullarda açık olabilir.(Sabuni Tefsirul Ayatil Ahkam 2/154,155) Es Suddi: “Kadın gözlerinden birini ve yüzünün açık kalan göz kısmındaki tarafını kapatır. Sadece bir göz açıkta kalır.” Ebu Hayyan: “Endülüs’te adet böyle idi. Kadının bir gözünden başka hiçbir yeri görünmezdi.”( Ebu Hayyan, El Bahrul Muhit) Şafii imamları kadının kesilmiş olan tırnaklarına dahi bakmayı yasaklamışlardır.(İbni Hacer el Heytemi, İslam’da Helal ve Haramlar 2/13) İslam’ın kadına farz kıldığı örtünme kadının yüzünü de içine almaktadır.(Fıkhus siyre sf:240) Kadının, yabancı erkeğin göğsüne, sırtına, bacağına lezzet korkusu olmasa bile bakması caiz değildir. Yüz ise fitne açısından ayaktan, saçtan ve bacaklardan daha ileridedir. Bu kısımlara bakmak ittifakla haram olduğuna göre, yüze bakmak da evveliyetle haram olması gereken bir fiildir. (Sabuni, Revai 2/156)
    Gelenekçilikte varılan uçuk sonuçlar saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Yukarıda gördüğümüz gibi bırakın kadının komple kapanması gerektiği, kadının kesilen tırnağının bile görülemeyeceği iddialar arasındadır. Tüm bu izahları yapan gelenekçilerin sanki dinin tek kaynağının Kuran olduğunu kabul ediyorlarmış gibi “hımar” kelimesini ve ayetleri çekiştirip, Kuran’ı kendi kafalarındaki modele örnek gösterme çabaları şaşılacak bir tutumdur. Asıl sorun kadının kalktığı yere oturulamayacağını, hiçbir yönetici vasfı olmadığını, erkeğin kölesi gibi olması gerektiğini, kadınların çoğunun cehennemlik olduğunu zanneden zihniyette olmaktır. Başörtüsü ve diğer kapanma çeşitleri kitabın 21. bölümünde gördüğümüz zihniyetin sonucudur. Fakat günümüzde başörtüsünün özel bir yer kazanması mevcut gösteri ve eylemlerin neticesidir. Yoksa başörtüsünün kadının kalktığı yere oturulamayacağı izahından bir farkı yoktur. Başörtüsünün bu kadar tartışılması çağımıza mahsustur. Çünkü uydurmaların ortaya atıldığı ilk dönemlerde tartışma konusu “Kadının hangi bölgelerinin dışındaki yerler gözükebilir?” şeklindeydi. Tartışma “Tek göz mü, çift göz mü, tamamen peçe ile mi?” şeklindeydi. Bu dönemde kadınları tamamen kapatanların çoğu başörtüsü değil, çarşaf gibi tepeden tırnağa örtüleri kullanıyorlardı. Görüldüğü gibi başörtüsünü “hımar” kelimesiyle açıklamaya kalkmak yeni bir gayrettir. Daha eski yıllarda “hımar”ı peçe şeklinde tanımlama gayretleri, bugünkü başörtüsü gayretlerinin önündeydi! Aslında Kuran bu izahların hiçbirine geçit verecek izahlar içermez. Yoksa Kuran kesilen tırnağınızı göstermeyin mi diyor? Kuran peçe ile yüzünüzü örtün mü diyor? Kuran’da saçınızın tek telini göstermeyin deniyor mu? Saçın kapanmasına dair bir açıklama var mı? Peki, başınızı örtün diye hiçbir ifade var mı? Madem ki Kuran’da tüm bu izahlar yok samimi bir şekilde Kuran dışı kaynakları kullanıp bu uygulamaları çıkardığınızı itiraf edin. Kuran’ın kadınların giyimiyle alakalı 3 ayeti de, diğer izahlar da ortadadır. Hiç olmazsa kendi fikriniz içinde samimi olun, Kuran’ı çekiştirmeyin. Ayrıca şunu da belirtelim ki Kuran’da namaz kıyafeti diye ayrı bir kıyafet yoktur. Başörtüsü, peçe, çarşaf diye dinimizde bir şey olmadığına göre, elbette ki namazda da bunları giymenin bir mecburiyeti yoktur.
    FUTBOL OYNAYAN ERKEKLER SEYREDİLEBİLİR Mİ?
    Gelenekçiler kadınların kapanması ile ilgili bu izahları yaparken, erkekler için de Kuran’da olmayan birçok zorluk getirmişlerdir. Erkeğin diz ile göbek arasını örtmesinin farz olduğu kimi mezheplerin uydurmasıdır. Gerçi Peygamber’in baldırının gözüktüğüne dair de hadis vardır ama, bazı mezhep imamları öbür hadisi beğenip erkeğin baldırı ile dizinin arası gözükemez demişlerdir. Üstelik erkeklerin birbirinin diz ile göbek arasına bakmasının da haram olduğuna kanaat getirilmiştir. Bu izaha göre futbol, basketbol gibi erkeklerin şortla oynadığı oyunları da seyretmek haram olur. Türkiye’de yaygın olan Hanefi mezhebinin koyu savunucusu televizyonlar, kendi mezheplerine göre haram olmasına rağmen; futbol, basketbol gibi sporların maçlarını hiç çekinmeden göstermektedirler. Bu da bizce bu grupların kendi inançlarında ne kadar samimi olduklarının bir göstergesidir! Erkeklerin sarı ve kırmızı giyemeyeceği de yine mezheplerin İslam’ının uydurmalarından birisidir.(Bakın Müslim libas 27 ve Mişkat 2/1247) Erkeklerin parlak olanlarının peçe giymesi gerektiği izahı da gelenekçi eserlerdeki bir izahtır. Sakal konusunda yapılan izahlar ise tam bir felakettir. Diyebiliriz ki kadında nasıl başörtüsü uydurma bir dîni sembole dönüştürülmüşse, erkekte bu sembolün bir karşılığı varsa o da sakaldır.
    Sakal bırakmak sünnet, başörtüsü farzdır izahları yapılabilir, ama sakalı bırakmaya sünnet diyenler garip bir mantıkla kesmeye haram demişlerdir. Türkiye’ye hakim olan en büyük mezhep Hanefiliğe ve diğer mezhepler Maliki’ye, Hanbeli’ye göre sakalı kesmek haram görülmüştür. (Halil Günenç, İslam’da Kılık Kıyafet ve Örtünme sf:177) Tabi ki diğer uydurmalar gibi erkeklerin sakal bırakması gerektiğine dair bir izah Kuran’da yer almaz. Fakat mezheplerin İslam’ını savunanlar: “Allah sakal çıkarıyor, sen kesiyorsun. Sonra Allah yine sakal çıkarıyor, sen Allah’la savaşıp bir daha kesiyorsun...” gibi enteresan açıklamalarla sakalı kesmenin, Allah’la savaşmak anlamına geldiğini halka anlatmaktadırlar. Allah’a şükür ki Allah kitabı Kuran’da her türlü detayı verdi ve böyle saçma uygulamaları savunan fıkıh ve hadis kitaplarına bizi muhtaç etmedi. Ne mutlu Kuran’ın yeterliliğini anlayanlara. Ne mutlu Kuran’a güvenenlere.
    Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?
    29 Ankebut Suresi 51
    ""
    Şimdi ben kendimi ahlaklı ve muhafazakar biri olarak kabul ederim, din konusunda eğitimim birkaç kuran kursu ve okulda öğretilenler kadardır. Lisan ı halim islam islam die bağırmasa da ana babadan iyi eğitimli olduğum için iyi karakter özelliklerini içten bilmeyi ve uygulamayı insanlık görevi bilirim. Fakat nedensiz ve niçinsiz bir tek aklımın almadıklarını kabul ederim, yoksa vicdanım rahat etmeyecektir. Tesettüre neden diye sormam ondandır.
    Ben yukardaki alıntıyı okuyunca sabittir, farzdır diye dört elle tutulan başörtüsünün tartışılabilir birşey olduğu sonucunu çıkarıyorum. Tefsirden tefsire hiç mi fark yok yada sorgulamak yasak? Örnek olarak Kuran hırsızın çalarken kullandığı elini "kat" edin diyor, kesip atmak farz mıdır? yoksa "kat"ın 40 çeşit manaları arasında gezinmek istersek yanlış mı yapacağız? Geleneksel tabuculuk tabi bunlara cevap aramıyor, eski fıkıh kitaplarında yazanlar uygulanıyor. Diğer bir örnek, Kuran'da gayet detaylı bir ceza hukuku var, ancak bu ülkemizde uygulanmıyor, nedensiz niçinsiz kabul edenler umarım bu konuda da yanlış yapıldığını düşünmüyor.
    Ben bu forumda tesettüre karşıyım ama 5 vakit namazımı kılıyorum diyen de gördüm aşağıdaki yazıyı yazan da: "Buna göre İslâm'a hizmet etmek gayesiyle de olsa İslâm'a taban tabana zıt düşen, kadının namahrem yerlerini ve avretini açmaya zorlayan okullarda okumanın zaruret kabul edilmesi mümkün değildir." Türkiyedeki okulların %99 böyle olduğu için şimdi bu arkadaş sizlere böyle kesin bir tavsiye verirken eğitiminizden fedakarlık yapmanızı isteyerek daha büyük bir hata veya kötülük yapmıyor mu? Hatta bu kadar zorlayıcı konuşarak başka bir amacı mı var diye beni düşündürtmüyor değil.
    Başını örtmek isteyen tabiki örtüyor bu ülkede ve tabiki açmak isteyen de açıyor. Ancak yukarda bir arkadaş diyorki hükmü sabit olan birsey üzerinde tartısılmaz bu asırlardır farzdıda bu zamandamı farziyet kalktı yani. Peki bu soruyu tersten sorarsak, yani 1930lardan 1980lere kadar tek tük gözüken teseddür o zaman değildi de bu zaman mı farz oldu birdenbire? Neden bu kadar çok artık? Akmerkezden elinde 20 çeşit dolu çanta ile çıkan şık ve makyajlı teseddürlü bayanların son model jiplerine binmesinin açıklaması var mı bu forumda? Bence sebepler dini olduğu kadar belki daha çokları için politikanın tılsımlı elinin değmesindendir, veya arap sermayesinin ihalelerine uzanmak amacıyla ekonomiktir.
    Ben derimki yozlaşmaya karşı çocuklarımıza ilmi feni ve muhafazakarlığı öğretmek yeterdir, ancak yukardan bir alıntı "bu dediğiniz ilimle yurt dısında en üst seviyede veriliyor ama görüyoruz ki ahlaksızlığın fuhşiyatın önüne gecilemez .neden çünkü içlerine manevi yasakcı koymayı unuttular." Burda bir terslik var bence, insanın olgunlaşmasını sadece ve sadece ahlaksızlıktan kurtarmak olarak görür biri olmak dar bir kalıp değil mi? Hadi İzmirde metroda gördüklerin seni rahatsız etti ama batı medeniyetlerini nasıl sadece ahlaksızlığın fuhşiyatın önüne gecilemez toplumlar olarak görebiliriz ki? TVye aldanmayın, size sattıklarını peşinen kabul etmeyin, bizden kat be kat ileri toplumlar değiller mi? Ekonomik yönden, bilim fen yönünden, teknoloji yönünden, hele hele iş ahlakı yönünden.
    Ben teseddürün kendi halinde yozlaşmaya sebep olduğunu düşünmüyorum. Ancak bu konuda misyonerlik, küçücüklerin içine manevi yasakcı koyarak büyütmek ve eğitmek, bizimki gibi yarı fakir toplumlarda ancak işin kolayına kaçmak olabilir zira kolaydır da, ancak yeterli değildir, örnek arap toplumları. Halbuki asıl medeniyet, çocuklarımıza karşı sorumluluğumuz, asıl amacımız, doğru ve ilmi eğitim öğretim vererek olgunlaştırmak, ve onları ahlaklı insanlar olarak fenle bilimle kaynaşmış olarak yetiştirmektir. Bu gibi forumlarda hayatının cevaplarını arayan değil, enerjisini ve vaktini atıyorum ingilizce tarım forum sitelerinde bilim arayan toplumlar olmalı amacımız.
    Hayatta En Hakiki Mursit Ilimdir, Fendir.

  8. #8
    Dost Sumeyra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    4

    Standart

    Kur'ana inanmadıkları halde, (Yalnız Kur'an) diyen yalancılarla, On dokuzculuk bâtıl dinine sarılanlar, tesettürü inkâr ediyorlar. Halbuki Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Mümin kadınlara söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, görünen kısmı hariç, ziynetlerini göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar örtsünler!) [Nur 31]

    Bu âyette bazı hususlar açık değil.


    Mesela kadın, gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, ziynetten maksat ne? Kına, sürme mi, altın, gümüş mü, küpe, kolye, bilezik mi? Bu hususlar tam açık değildir, bunlar hadis-i şerifle açıklanarak bildirilmiştir. Allahü teâlâ, (Resule itaat Allah'a itaattir) ve (Sana indirdiğim Kur'anı, anlamaları için insanlara açıkla) buyuruyor. (Nahl 44)

    Resulullah efendimizin açıklamaları ile âyetin manası şöyle oluyor:
    (Mümin kadınlara söyle, gözlerini [yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, [Kolye, küpe, bilezik, kına, sürme gibi] ziynetlerini [ve ziynet taktıkları baş, kulak, kol ve ayaklarını] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31] (Celaleyn, Medarik)

    Mecmaul-enhür'deki, (Kadının [yüz ve iki eli hariç] bütün bedeni avrettir) hadis-i şerifi de tesettürü açıklıyor. Hz. Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve iki eli hariç, vücudunu erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davud)

    Hz. Âişe validemiz de bildiriyor ki:
    (İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti gelince, emri geciktirmemek için hemen peştamallarını yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai) [Hz. İbrahim de, sünnet ol emrini geciktirmemek için, bıçak, doktor aramadan, hemen hazırdaki balta ile kendini sünnet etmişti.]

    Dinimizde iki çeşit kadın kıyafeti vardır: Hür ve cariye [köle] kıyafeti.
    Cariyeler başlarını örtmezlerdi, örtmek zorunda da değillerdi. Kapanma mecburiyeti hür kadınlara idi. Tesettür âyeti gelmeden önce hür kadınlar da başları açık gezerdi.











    Münafıklar, cariyelere sarkıntılık ederdi. Bu arada açık olan hür kadınlara da sataşırlardı. Olay duyulunca, (Biz bunu cariye sandık) derlerdi. Allahü teâlâ, (Hür kadınlar cariyeler gibi giyinmesinler, vücutlarını tamamen örtsünler, böylece cariye olmadıkları da meydana çıksın ve münafık erkekler tarafından da sarkıntıya maruz kalmasınlar) buyurdu. Bu âyetin meali şöyledir:
    (Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına [dışarı çıkarken] dış elbiselerini giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza görmemeleri için en uygun kıyafettir.) [Ahzab 59]

    Bazı mezhepsizler, "Hayzdan kesilmiş, yaşlı kadınların saçlarını göstermeleri günah olmaz" diyorlar. Ama Kur'anda mealen buyuruluyor ki:
    (Evlenme arzusu bile kalmayan ihtiyar kadınların ziynetlerini [ziynet yerlerini, baş, kulak, boyun, kol ve ayaklarını] göstermemek şartı ile, dışa giydikleri [manto gibi] elbiselerini çıkarmalarında bir vebal yoktur. Ama sakınmaları daha iyi olur.) [Nur 60]

    Dikkat edilirse, kuyumcuda teşhiri, satılması serbest olan ziynetlerin bile kadında olunca, gösterilmesi yasaklanıyor. Müminlerin anneleri için bile, (Siz diğer kadınlar gibi değilsiniz, [yabancılarla] yumuşak konuşmayın, kalbinde fesat bulunanlar, kötü ümide kapılır. Evlerinizde oturun, eski cahiliye kadınları gibi açılıp saçılmayın) buyuruluyor. (Ahzab 32-33)

    Bu delillerden sonra, "İslamiyet'te tesettür yok" diyenlerin art niyetli olduklarında şüphe kalmaz.

  9. 22.07.07 20:26

    Gayyur


  10. #9
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Kadının yaratılışı tesettürü gerektiriyor


    “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar. (ilâ âhir)” (Ahzâb Sûresi, 33:59) âyeti, tesettürü emrediyor. Medeniyet-i sefihe ise, Kur’ân’ın bu hükmüne karşı muhalif gidiyor. Tesettürü fıtrî görmüyor, bir esarettir diyor.HAŞİYE

    Elcevap: Kur’ân-ı Hakîmin bu hükmü tam fıtrî olduğuna ve muhalifi gayr-ı fıtrî olduğuna delâlet eden çok hikmetlerinden yalnız dört hikmetini beyan ederiz.

    Birinci Hikmet
    Tesettür, kadınlar için fıtrîdir ve fıtratları iktizâ ediyor. Çünkü kadınlar hilkaten zayıf ve nazik olduklarından, kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavrularını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan, kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale mâruz kalmamak için fıtrî bir meyli var.

    Hem kadınların on adetten altı yedisi, ya ihtiyardır, ya çirkindir ki, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır, kendinden daha güzellere nisbeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar, taarruza mâruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan, ihtiyarlardır. Ve on adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın.

    Malûmdur ki, insan sevmediği ve istiskal ettiği adamların nazarından sıkılır, müteessir olur. Elbette açık saçıklık kıyafetine giren güzel bir kadın, bakmasına hoşlandığı nâmahrem erkeklerden onda iki üçü varsa, yedi sekizinden istiskal eder. Hem tefahhuş ve tefessüh etmeyen bir güzel kadın, nazik ve serîü't-teessür olduğundan, maddeten tesiri tecrübe edilen, belki semlendiren pis nazarlardan elbette sıkılır.

    Hattâ işitiyoruz, açık saçıklık yeri olan Avrupa'da çok kadınlar, bu dikkat-i nazardan sıkılarak, "Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkıyorlar" diye polislere şekvâ ediyorlar. Demek, medeniyetin ref-i tesettürü hilâf-ı fıtrattır.

    Kur'ân'ın tesettür emri fıtrî olmakla beraber, o maden-i şefkat ve kıymettar birer refika-i ebediye olabilen kadınları, tesettür ile sukuttan, zilletten ve mânevî esaretten ve sefaletten kurtarıyor.

    Hem kadınlarda ecnebî erkeklere karşı, fıtraten korkaklık, tahavvüf var. Tahavvüf ise, fıtraten, tesettürü iktiza ediyor. Çünkü, sekiz dokuz dakika bir zevki cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled yükünü zahmetle çekmekle beraber, hâmisiz bir veledin terbiyesiyle, sekiz dokuz sene, o sekiz dokuz dakika gayr-ı meşru zevkin belâsını çekmek ihtimali var. Ve kesretle vâki olduğundan, cidden şiddetle nâmahremlerden fıtratı korkar ve cibilliyeti sakınmak ister. Ve tesettürle, nâmahremin iştahını açmamak ve tecavüzüne meydan vermemek, zayıf hilkati emreder ve kuvvetli ihtar eder. Ve bir siperi ve kalesi, çarşafı olduğunu gösteriyor. Mesmûâtıma göre, merkez ve payitaht-ı hükümette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir kundura boyacısı, dünyaca rütbeten büyük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sarkıntılık etmesi, tesettür aleyhinde olanların hayâsız yüzlerine bir şamar vuruyor!


    Haşiye: Mahkemeye karşı ve mahkemeyi susturan Lâyiha-i Temyiz’in müdafaatından bir parça:
    “Ben de Adliyenin mahkemesine derim ki: Bin üçyüz elli senede ve her asırda üç yüz elli milyon insanların hayat-ı içtimâiyesinde en kudsî ve hakikatlı bir düstûr-u İlâhîyi, üç yüz elli bin tefsirin tasdiklerine ve ittifaklarına istinaden ve bin üçyüz elli sene zarfından geçmiş ecdadımızın itikadlarına iktidâen tefsir eden bir adamı mahkûm eden haksız bir kararı, elbette rûy-i zeminde adalet varsa, o kararı red ve bu hükmü nakzedecektir.”
    Lem’alar, 24. Lem’a, s. 255




    Lügatçe:

    tesettür: Örtünme.
    medeniyet-i sefihe: Gayrimeşru zevk ve eğlencelere sevkedici medeniyet.
    fıtrî: Yaratılıştan, yaratılışla ilgili, yaratılışa ait.
    gayr-ı fıtrî: Yaratılıştan olmayan, yaratılışa aykırı olan.
    delâlet: İşaret.
    fıtrat: Yaratılış.
    iktizâ: Gerektirme.
    hilkaten: Yaratılış yönüyle.
    istiskal: Sakîl görme, ağır bulup hoşlanmadığını belirtme.
    müttehem: Suçlanan.
    hilaf-ı fıtrat: Yaratılış maksadına zıt.
    ref-i tesettür: Tesettürün kaldırılması.
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (22.07.07 Saat 22:08 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  11. #10
    Vefakar Üye bEtüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Mesajlar
    325

    Standart

    Allah raz? olsun sümeyra kardeşim.gayet aç?k ve net bir şekilde izah etmişsiniz..bu hakikatlere de gözlerini kapayanlar yaln?z kendilerine gece yaparlar..

    selam ve dua ile..
    Ey Baki olan Allah,Baki ancak Sensin...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.06.08, 00:33
  2. Tesettür
    By havf_reca in forum Tesettür
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.06.08, 12:51
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.11.07, 10:31
  4. Tesettür
    By muntehab in forum Tesettür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.10.06, 13:06
  5. Tesettür
    By Barbaros in forum Tesettür
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 06.07.06, 22:48

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0