+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 5 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 4 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 ve 47
Like Tree2Beğeni

Konu: Örtülü Değilim; Fakat Kalbim Temiz!

  1. #11
    Vefakar Üye AsYaX - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Manisa-Yozgat
    Yaş
    26
    Mesajlar
    477

    Standart

    "Bu işler öyle namaz kılıp, oruç tutup, çarşaf giymekle olmaz. Kalbin temiz olacak”.

    Hee.. Rabb'im Neyi Farz kılıp kılmayacağını sen gibi adi bir kuluna soracaktı.. Kalbinin Her Tarafı temiz olsa ne yazar.. Feraizi Yapmadıktan sonra..
    Benim kalbim ısrarla cennet kuşatmasında hala, ruhum bedeni terke maruz sevap artı günahlarla!..

  2. #12
    Gayyur Seyfullah Kara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Belli Olmuyor!..
    Mesajlar
    141

    Standart

    Bu konuya yakın bir mes'eleyi Hasan Karakaya abimiz çok güzel yorumlamış.Müslüman öyle serbesttir - özgürdür gibi aldatmalara gelmemeli...
    Okuyalım;

    Yıllardır söylüyoruz, yine söyleyelim... İnancımız odur ki; “imam”ın sarığı “beyaz”dır, asla “leke” kabul etmez... “Başörtülü” veya “çarşaflı”, kısacası “tesettürlü bir kadın”ın da; sokakta, parkta, otobüs, tren ve dolmuşta, hasılı dışarıda, “her istediğini, dilediği gibi yaşama” özgürlüğü olamaz...
    İmam” da, “tesettürlü” bir kadın da, “dine uygun yaşamaya” mecburdur!.. Hayır, bir mecburiyet de değil, böyle olmaya “eli mahkûm”dur!.. Bizler, gerek “Vakit ailesinin bir ferdi” olarak, gerek bir “Müslüman” olarak buna yürekten inanır, daima bunu söyleriz...
    Peki, niye böyledir?..
    Çünkü “imam”, bir “lider”dir, bir “önder”dir...
    Başındaki “beyaz sarık” da, onun bir “misyon sembolü”dür!..
    Sarığı “beyaz”dır;
    Çünkü “saflığın, arılığın, temizliğin” sembolüdür!..
    “İmam”ın görevi, işte bu saflığa kesinlikle ama kesinlikle “leke” düşürmemektir!..
    Aynı şekilde;
    “Başörtüsü” veya “çarşaf” da bir semboldür...
    Evet, “İslâm’ın sembolü”dür!.. Onu başında taşıyan her kadın veya kız, bir “tercih” koymuştur ortaya... “Sıradan bir kadın/kız” olmadığını, bir “misyon” yüklendiğini bütün dünyaya deklâre etmiştir!..


    MÜSLÜMAN, SIRADAN BİRİ DEĞİLDİR!

    O halde, “söylem”lerine de, “eylem”lerine de dikkat etmek mecburiyetindedir!..
    Çünkü, “kendisi” değildir artık!..
    “Sıradan bir fert” olmaktan çıkmıştır!..
    Bir kadın veya kız ki; eğer “tesettür”e bürünmüşse, toplum tarafından yadırganabilecek bütün “olumsuzluk”lardan uzak durmak zorundadır!.. Eğer insanlara “örnek” olma “yük”ünü taşıyamayacak ise, “tercihini gözden geçirmesinde” yarar vardır!..
    Zira, yüklendiği “misyon”, sadece başını örtmekle sınırlı değildir!.. O hanım, “örtünmenin bütün icapları”nı yerine getirmeye mecburdur!..
    “Başını örtecek” ama, televizyon ekranlarına çıkıp şakır şakır “göbek” atacak!..
    “Tesettüre bürünecek” ama, bilmem hangi şarkıcı bozuntusunun konserine gidip, “ona sarılmaya” çalışacak!..
    “Başını örtecek” ama, “çıktığı erkek”le, sokaklarda/parklarda “el ele” tutuşup, “sigara” tüttürecek!..
    Yok öyle yağma!..
    Ya “örtünmenin icapları”nı yerine getireceksin, yahut “taşıyamadığın misyon”dan sıyrılacaksın!.. Ki, senin “özgür kız/kadın takılmaları”ndan, bu din ve bu dinin “samimi” mensupları zarar görmesin!..
    Hiç kimsenin, bu “Yüce Din”e lâf söyletmeye, hele hele “pusuda” bekleyip “açık” arayan “azgın azınlık”ların eline “koz” vermeye hakkı yok!..
    Herhangi bir insanın “bireysel bir hata”sının faturasını “tüm camia” ödemek zorunda değil!..
    Ya “yaşantını” gözden geçireceksin, ya da yüklendiğin “misyon”dan sıyrılacaksın!..
    Bunun başka yolu yok...
    "Düşmanlarım bana ne yapabilir ki? Ben cennetimi yüreğimde taşıyorum,nereye gitsem o benimle gelir.
    Hapsedilmem halvet,sürgün edilmem hicret,öldürülmem şehadettir.Değil mi ki göğsümde ALLAH (CELLE CELLALUHU)'ın Kitabı ve Rasulü'nün sünneti vardır!"

  3. #13
    Ehil Üye Piri Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.663

    Standart

    Fakat benim kalbim temiz diyene benimde bir sorum olacak

    Acaba Allah'ın yarattığı kullara muhabbet besleyip, Allah'a ibadet ve emirlerine itaat etmeyerek muhabbet beslemeyen , Allah'ın yarattığı kullardan korkup Allah'tan korkmayan bir şahsın kalbi nasıl temiz olur...

    zira üstadımız;

    ''Bir adam sana yüz liralık bir hediye vaad etse, yüz gün seni çalıştırır. Hulfü'l-vaad edebilir. O adama itimad edersin, fütursuz işlersin. Acaba hulfü'l-vaad, hakkında muhâl olan bir Zât, Cennet gibi bir ücreti ve saadet-i ebediye gibi bir hediyeyi sana vaad etse, pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre gibi veya usançla, yarım yamalak hizmetinle Onu vaadinde ittiham ve hediyesini istihfaf etsen, pek şiddetli bir te'dibe ve dehşetli bir tâzibe müstehak olacağını düşünmüyor musun? Dünyada, hapsin korkusundan, en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde, Cehennem gibi bir haps-i ebedînin havfı, en hafif ve latîf bir hizmet için sana gayret vermiyor mu? ''

    ''Hem mesela, farz namazını kılmayan ve vazife-i ubudiyeti yerine getirmeyen bir adam, küçük bir amirinden küçük bir vazifesizlik yüzünden aldığı tekdirden müteessir olan adam, Sultan-ı Ezel ve Ebed'in mükerrer emirlerine karşı farzında yaptığı bir tenbellik, büyük bir sıkıntı veriyor...'' (sözüm ona kalp temiz ise bu sıkıntı neden?)

    ifadesi ile zaten açıklık getirmiştir......
    ''Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın zâhirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır.” (Lem’alar, İkinci Lem’a)

  4. #14
    Ehil Üye Piri Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.663

    Standart

    Alıntı Seyfullah Kara Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ayet-i kerimede “Eğer ALLAH’a muhabbetiniz varsa Habibullah’a ittiba edilcek. İttiba edilmezse netice veriyor ki, ALLAH’a muhabbetiniz yoktur. Muhabbetullah varsa, netice verir ki; Habibullah’ın sünnet-i seniyyesine ittibaı intac eder” Al-i İmran.a. 31)
    Madem ki, kişi ALLAH’ı seviyor öyleyse O’nun istediği gibi olmalı ve ALLAH “benden nasıl razı olur? Ben ALLAH’ı nasıl razı edebilirim? ALLAH benden ne istiyor?”diye sormalıdır.
    Ayette ALLAH’ı seviyorsanız ALLAH’ın sevdiği zata benzemelisiniz deniliyor. ALLAH’ın sevdiği zat mademki Resulullah’tır. Öyleyse o zat’a benzememiz gerekiyor.
    Peki o Habibullah ne yapmış? Namaz kılmış, oruç tutmuş, güzel ahlaklı olmuş , hanımlarını ve kızlarını tesettüre girdirmiştir.
    Hatta Hz. Aişe validemizle birlikte otururken yanlarına gelen ama birisinin yanında bile Aişe validemizin örtünmesini istemiştir.
    ''Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın zâhirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır.” (Lem’alar, İkinci Lem’a)

  5. #15
    Gayyur Seyfullah Kara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Belli Olmuyor!..
    Mesajlar
    141

    Standart

    Kalp temizliği kişinin demesi ile olan bir durum değil muhakkak.Yani söz ile olacağı kesin değil ama eylem varsa bu güzelliğe meyletmek olarak adlandırılabilir.Emirlere uyuldukça bu temizlik kenidini gösterecektir!..
    "Düşmanlarım bana ne yapabilir ki? Ben cennetimi yüreğimde taşıyorum,nereye gitsem o benimle gelir.
    Hapsedilmem halvet,sürgün edilmem hicret,öldürülmem şehadettir.Değil mi ki göğsümde ALLAH (CELLE CELLALUHU)'ın Kitabı ve Rasulü'nün sünneti vardır!"

  6. #16
    Gayyur bahriumman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    129

    Standart

    ''Kalbim Temiz'' güzel bir cümle ama Kalbin yaratıcısına ait... Kalbi; Kalbim temiz diyen yaratmadıki... Hem saatte 1 milyondan ziyade kan akışını kendisi yapmıyor ki... Hem Vücudun merkezi olan kalbin ihtiyaçlarını ve gıdalanmasını ve beka-i hayatını temine acaba hangi yaratıcılığıyla hangi üretimiyle cevap verebiliyor ki....? Yahuu Bu kalbim diyen ahmakul humaka şu kalp kirizini kalpten bütün vücuda verilen emirleri ve sinirlerin iletişimlerini durdursun bi anda... temiz kan vermesin bi süreliğine akciğerlere....
    Madem fennin beyyanatıyla bu hakikatler kat-i ve vakidir.. Öyleyse Senin kalbini yaradan ve kalbinin beka-i hayatını temin eden Zat'ın emirlerine riayet şarttır...
    O'nun emri İse ittiba- feraiz ve sünnettir...
    VeSSeLaM...
    Senin vazifen fahr değil, şükürdür. sana layık olan şöhret değil, tevazudur, hacalettir. senin hakkın medih değil istiğfardır, nedamettir.

  7. #17
    Gayyur Seyfullah Kara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Belli Olmuyor!..
    Mesajlar
    141

    Standart

    Herkes aynı şeyi düşünüyor.İnşaALLAH SÖZDE DEĞİL DE ÖZDEDİR.
    "Düşmanlarım bana ne yapabilir ki? Ben cennetimi yüreğimde taşıyorum,nereye gitsem o benimle gelir.
    Hapsedilmem halvet,sürgün edilmem hicret,öldürülmem şehadettir.Değil mi ki göğsümde ALLAH (CELLE CELLALUHU)'ın Kitabı ve Rasulü'nün sünneti vardır!"

  8. #18
    Müdakkik Üye vakti_nehar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    969

    Standart

    ALLAH cc razı olsun cok guzel bır yazıydı ...
    ne yazık hala boyle soyleyenler var ılımden fenden bahsedenler nasıl oluyorda ıslerıne gelmeyınce bu cumlenın arkasına saklanabılıyor anlam veremıyoruz

    " Eğer şu fânî dünyada bekâ istiyorsan, bekâ fenâdan çıkıyor, nefs-i emmâre cihetiyle fenâ bul ki, bâkî olasın...."

    Anlam demek, Allah demektir.

    Sonuç, sevgi Allah demektir.

    "İnşallah" derse Yakaran...

    "İnşa" eder YARADAN.

    SaFLaRı eZeNi aSLaN SaNMA aSıL NeFSiNi eZeBiLeN aSLaNDıR
    MEVLANA


  9. #19
    Ehil Üye BiÇçare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Fabrika...
    Yaş
    25
    Mesajlar
    1.059

    Standart

    Örtülü Değilim Fakat 'Kalbim Temiz'
    Altmışına merdiven dayamıştı.Sırtında bulicin saçları boyalı ve yapılı, tırnakları ojeliydi. Kendisi sevdiğim bir hanımdı. Ama örtünenlere sinirleniyordu. Oturup ne zaman sohbet etsek konuyu hemen örtüye getiriyordu. Ruhunun derinliklerinde örtünememenin gizli bir sıkıntısını duyuyor olmalı ki, başörtülülerle fazla uğraşıyordu.
    Geçenlerde yine karşılaştık hemen dedi ki: “Ya sizin başörtülüler bu sefer de işi ta AİHM’e kadar götürmüşler.Şunu anlatamadım.Baş örtmek önemli değil. Benim de başım örtülü değil ama kalbim çok temiz. Hiçbir insan hakkında kötü düşünmem. Bütün fakirlere acırım. Mevlit okuturum. Sadaka veririm.Öyle çarşaflı kadınlar var ki, çok fenalar. Bu işler öyle namaz kılıp, oruç tutup, çarşaf giymekle olmaz. Kalbin temiz olacak”.
    Sadece bu dostum değil bu sözleri söyleyen. İslamın hiçbir emrini yerine getirmeyen nice insanlar, aynı şeyi söylüyor. Özellikle son yıllarda bu kelime ağızlarda sakız, dillerde tekerleme oldu.
    Peki bu nasıl bir Müslümanlıktır ki, Müslümanın yapması gereken hiçbir şeyi yapmayıp sonra da “kalbim temiz” deyip işin içinden çıkmak?
    Bu okula gitmeyip , derslerine çalışmayan öğrencinin “benim kalbim temiz okula, derse ve hocalara karşı hiç kötülük düşünmüyorum beni sınıf geçirsinler” demesine benziyor.
    Ayrıca ‘ben namaz kılmayıp oruç tutmayıp örtünmüyorum ama kalbim temiz. Nice bu işleri yapanlar var ki ne kötülük yapıyorlar’ demek nasıl bir kalp temizliği oluyor ki, nice Müslümanları zan altında bırakıyor? Onlara, şöyle şöyle yapıyorlar diyerek iftira atıyor? Bir başkasına iftira atmak kalp temizliğiyle bağdaşıyor mu? Gıybet olmuyor mu? Kalp temizliğinin göstergesi böyle mi oluyor?
    Hem sonra İslamın şartı beş değil mi? Müslümanım diyen insanların bu farzları yerine getirmesi gerekmez mi? Bunları yapmadan sadece kalp temizliğinden bahsetmek olur mu?
    Zaten müslümanın kalbinin temiz olması gerekir.Çünkü peygamberimiz : “Ben güzel ahlakı tamamlamak için geldim” diyor.
    Ayet-i kerimede “Eğer Allah’a muhabbetiniz varsa Habibullah’a ittiba edilcek. İttiba edilmezse netice veriyor ki, Allah’a muhabbetiniz yoktur. Muhabbetullah varsa, netice verir ki; Habibullah’ın sünnet-i seniyyesine ittibaı intac eder” Al-i İmran.a. 31)
    Madem ki, kişi Allah’ı seviyor öyleyse O’nun istediği gibi olmalı ve Allah “benden nasıl razı olur? Ben Allah’ı nasıl razı edebilirim? Allah benden ne istiyor?”diye sormalıdır.
    Ayette Allah’ı seviyorsanız Allah’ın sevdiği zata benzemelisiniz deniliyor. Allah’ın sevdiği zat mademki Resulullah’tır. Öyleyse o zat’a benzememiz gerekiyor.
    Peki o Habibullah ne yapmış? Namaz kılmış, oruç tutmuş, güzel ahlaklı olmuş , hanımlarını ve kızlarını tesettüre girdirmiştir.
    Hatta Hz. Aişe validemizle birlikte otururken yanlarına gelen ama birisinin yanında bile Aişe validemizin örtünmesini istemiştir.

    Gülay atasoy

    Allah razı olsun çok güzel bir paylaşım...
    KaranLığın En k0yu Siyahndan K0ksaydım
    Sabahın AydınLığına KaLamazdım...

    Yzn Bn...

  10. #20
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart

    Benim kalbim temiz!" demek yeterli mi?


    BAZILARI, kalp temizliğini sadece, insanlar hakkında bir kötülük düşünmemek, yahut yardımsever olmak gibi çok basit bir mânâda anlıyorlar.
    Bununla da kalmayıp, insanlara iyi davranmakla, Allah’a ibadet mükellefiyetinden kurtulduklarını zannediyorlar. Bu, şeytanın bir desisesi, nefsin bir oyunudur.
    Bu kişiler namaz kılan, ibadet eden bir mü’minin günlük hayatında İslâm’ın ruhuna ters düşen ve diğer insanlara zarar veren bir takım noktalar tespit ediyorlar. Bunları öne sürüyor ve “Bu adam namaz kılıyor ama, şu hataları da işliyor, ben ise, onun düştüğü hatalara düşmüyorum. çünkü benim kalbim temiz!” diyerek kendi ibadetsizliklerine, onun kusurlarında bir özür kapısı bulmaya çalışıyorlar.
    Bu tip yanlış değerlendirmeler sadece namaz kılmayanlara mahsus değil. Namaz kılan bir mü’min de İslâm’ın diğer emirlerini kendisinden daha iyi yerine getiren bir kardeşi hakkında benzer şeyler söyleyebiliyor.
    Hidayet rehberimiz, Peygamber Efendimiz’den (asm) bir Hadis-i Şerif:
    “İlk kez bir günah işlendiği zaman kalpte bir kara leke hâsıl olur. Eğer sahibi pişman olur tövbe, istiğfar ederse kalp yine parlar.”
    Bu Hadis-i Şerif’den temiz ve selim kalbin, ancak günahlardan salim olan ve isyanlarla kararmamış bir kalp olabileceğini öğreniyoruz.
    Farzlar te’vil kaldırmaz. Onlarda yanlış yorum yapmaya ve hakikatı saptırmaya kimsenin hakkı yoktur. Allah emretmiş, Resulûllah (asm) da bu emrin nasıl yerine getirileceğini bir ömür boyu mü’minlere öğretmiş, tâlim etmiş. Asr-ı Saadeti takip eden bütün asırlarda bu emirler aynen tatbik edilmiş. Her taraf câmilerle, mescidlerle, medreselerle, tekkelerle dolup taşmış. Derken âhirzamana gelinmiş. Dünyaya dalma, dinden uzaklaşma, sefahatta boğulma, menfaat peşinde koşma devri gelip çatmış. İbadet terkedilmiş, ilim bir yana atılmış, irfandan uzaklaşılmış. Bu bozuk atmosferde, nasıl olmuşsa olmuş, yeni bir grup çıkmış ortaya: Kalbi Temizler Ekolü.


    Bunlar ondört asrın bütün mü’minlerine ters bir caddede yürümeye başlamışlar. Bu ekolün mensupları, kendi haklarında, tevbe kapısını âdetâ kapamışlar. Ben senin kalbine nasıl bakayım? Kalp manevî olduğu gibi, onun hassaları, lâtifeleri de manevî. Bunlar tezahür olmadan, açığa vurulmadan nasıl bilinebilir!?
    Karşınızda açlıktan inleyen bir zavallı. Ve yanıbaşında para küpü denecek kadar zengin biri. Niçin bu adama yardım etmiyorsun diyecek oluyorsunuz:
    “Yardım etmediğime bakma, benim kalbim şefkat dolu, merhamet dolu...” diye karşılık veriyor size.
    Şefkat ve merhamet, kalbe ait güzellikler. Ama onlar, fukaraya serilen sofrada, yahut verilen sadakada kendini gösterir.
    Takva, kalbe ait bir başka güzellik, bir başka kemâl. O da, günahlardan uzak kalmakla ortaya çıkar, bilinir.
    İmanın da bir tezahürü vardır. Kişinin kalbindeki imanını diliyle de ifade etmesi gerekir. İman ancak böylece sahih olur. Dilden şehadet olarak dökülmeyen bir imanın varlığına nasıl hükmedilebilir?
    Kalbin, Allah’ın emirlerine karşı itaatkâr olması da bir başka güzelliktir. Bu güzelliğin tezahürü, belirtisi, nişanesi, ispatı ise ibadettir.
    Bir insan, namaz kıldığı halde nefsini yenememişse, işlerini Rabbinin emirlerine göre tanzim etmiyorsa, bu adam namazın hakikatına erememiştir. Ama o kul, bu hatasını namazı terkederek tedavi edecek değildir. Bunun yolu yine namazdan geçer.
    Mizanda, zerre kadar iyilik de kötülük de tartılacak. Biz, “kalbimiz temiz” diyerek nefsimizi baş köşeye oturtup başkalarının günahlarına bakacağımıza, kendi noksanlarımızla ilgilensek ve onları tamamlamaya gayret göstersek o gün daha kârlı çıkarız. Biz o âlemde, başkalarının hatası nispetinde değil, kendi sevabımız miktarınca derece alacağız. Başkasının noksanlığı bizi yükseltmeyecek. Bu dünyada bile onun misâllerini yaşamıyor muyuz!?.. Bir meyveye elimiz erişmediği zaman, ayağımızın altına birşeyler koyuyor ve ona ulaşıyoruz. Yoksa, boyu bizden daha kısa olanlara bakmakla midemize birşeyler gitmiyor.

    NOT: Bu yazı, Alaaddin Başar’ın Nurdan Cümleler-3 adlı kitabından derlenmiştir.




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Benim Kalbim Temiz.. Biz Sadece Kardeşiz..
    By İbrahim in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 22.12.09, 22:41
  2. Örtülü Değilim Fakat 'Kalbim Temiz'
    By ahsen-i takvim in forum Tesettür
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.01.09, 15:18
  3. Benim Kalbim Temiz....
    By hak_yol_islam in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 05.12.08, 08:54
  4. Benim Kalbim Temiz Demek
    By TURKUAZ in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26.05.07, 01:53

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0