+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 ve 25
Like Tree1Beğeni

Konu: Modern Tesettür

  1. #11
    Gayyur sevgimmm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    128

    Standart

    Malcolmix diyorki bir ülkenin ahlaki değerini anlamak istiyorsan?z d?şardaki kad?nlar?n?n giyim kuşamlar?na bakman?z yeterlidir. Bu söz çoğu şeyi ifade ediyor galiba...
    “KURU AĞAÇ, BAHÇIVANA, ‘EY YİĞİT, HİÇBİR SUÇUM YOKKEN NE DİYE BAŞIMI KESİYORSUN?’ DER. BAHÇIVANSA, ‘SUS A ÇİRKİN HUYLU’ DER; ‘KURULUĞUN SUÇ OLARAK YETMİYOR MU SANA!”

    (HZ. MEVLANA-MESNEVİ)

  2. #12
    Dost gdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    16

    Standart

    GERÇEKTEN HEKİM.... ABİ KONUYA HAKİM BİR YAZI YAZMIŞ ÖNCELİKLE ALLAH

    ONDAN SONRA DA UĞRAŞINDAN DOLAYI SENDEN EBEDEN RAZI OLSUN...

  3. #13
    Dost hatice mervenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    almanya
    Yaş
    38
    Mesajlar
    29

    Standart


    tsk ettimm
    RABBIM cumlemizden razi olsun ins...

  4. #14
    Vefakar Üye enes71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    413

    Standart

    Hedefiniz çarşaf olsun.
    onda ne renk sorunu, ne yak?şm?ş yak?şmam?ş, baş örtüsüne uymuş uymam?ş derdi.
    hem sizi süslü göstermeme noktas?nda en kamil k?yafet olduğundan lüzümsuz d?şar?ya ç?kman?za mani.
    Üstad boşuna m? çarşaf demiş.
    Not. Bir k?s?m nurcu kadeşler çarşaf? istemede karş? olsada durum bu kardeşler

  5. #15
    Vefakar Üye resuls - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    kayseri
    Yaş
    36
    Mesajlar
    486

    Standart

    bir bayan ya güzel görünmek için ya kendini muhafaza etmet için ya da allah?n emri olduğu için örter diyor risalei nurdaki veciz ifadenin hülasas?.
    o zaman tesettürde modernlik ön plana ç?km?şsa bu kişinin kendisini dikkatleri üzerine çekmek için örtünmüş demektir.Ki zaten allah r?zas? ne kadar düşünülüyor bu şekilde bilemem ama gaye sadece allah r?zas? olmad?k örtünme işi riyadan öteye gitmez.
    ya örtünsün de nas?l olursa olsun diyenlerde var malesef.bu da yanl?ş bi düşünce eğer islam?n bir şiar? ise tesettür o zaman yaşant? da islama göre olmal?.yoksa bu tesettür değildir.bu konuda üniversite okumuş biri olarak söylüyorum hatam?z çok.tüm müslümanlar olarak.
    Güzellerin güzel yüzlerinde güzelliği yaratan, elbette o güzelliğe müştakları da yaratır(Mesnevi-i Nuriye 159.s).....

  6. #16
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı hatice mervenur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    O han?m şöyle soracak kendine: "Bu mantoyu ALLAH beğenir mi?" O'dur önemli olan. Bol mu? Uzuvlar? belli ediyor mu? ?çini gösteriyor mu? Rengi canl? m??

    Bir kad?n?n iffetli say?labilmesi için, örtünmesi yeterli değildir. Kad?n?n bak?şlar?, yürüyüşü, hareketleri... Bunlar tesettürü oluşturan bütünün parçalar?d?r.

    Tesettür, kad?n?n cazibesini art?rmas? değildir!


    17/02/2007
    işte budur...giyilecek elbisenin yada örtülecek örtünün ad? önemli degil...
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  7. #17
    Dost zümrüdüanka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    konya
    Yaş
    31
    Mesajlar
    16

    Standart

    Allah razı olsun gerçekten güzel bi yazıydı.Ben yeni tanıdın risaleleri ve bu siteyi ilk defa geziyorum.İnşallah faydalanabiliriz

  8. #18
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Şükrü BULUT

    Tesettürü bayraklaştıranlar...


    Hayreddin Karaman Hocamızın, adına düzenlenen toplantıdaki beyanları hem dikkatimizi çekti, hem de bazı hususları tedai ettirdi.

    Hayreddin Hocanın ilme ve imam-hatip camiasına yaptığı hizmetleri burada tarif etmekten ziyade, onun millet yolunda yaptığı fedakârlığı hatırlamak, bizi daha çok heyecanlandırır. 12 Eylül’ün devamı niteliğindeki 28 Şubat ihtilâlcilerinin zalimane tatbik ettirdikleri “tesettür yasağına” karşı kahramanca duruşunu herkes alkışlamıştı. Ehl-i ilmin izzet ve şerefini kurtaran bir davranış olarak dinî mahfillerde konuşulmuştu. Zalimlere âlet olmamak üzere üniversitedeki vazifesinden istifa ederek mazlûmların yanında yer almıştı. Samimî Müslümanların hâlâ o izzetli davranışı alkışladıklarına inanıyoruz.

    28 Şubat’ın gayri insanî uygulamaları yıllardır devam ederken, imam-hatip ve ilâhiyat kökenli kadrolar siyasette önemli yerlere geldiler. Milletin büyük beklentiler içine girdiği bu yeni dönemde gözler ve kulaklar, din ve vicdan hürriyetini çiğneyen mâkus sürecin tersine işlemesinin intizarına takıldılar. Hepimizin hüzün içinde yaşadığı ve çözüm için ümitler bağladığı zamanlar, su gibi akıp geçti. Hayal kırıklıklarını birlikte yaşadık. İnancı uğruna mağduriyeti göze alan yüz binlerce kız evlâdımız derin bir hüsranı benliklerinde yaşadı. Travmalarla perişan olmuş, ruhî hastalıklara yakalanmış veya kimyasal değişimlere uğramış vakıaların arasından geldiğimizi de biliyoruz.

    Reel tasvirine selim vicdanların dayanamayacağı dehşetli süreci anlatmayacağız. Anlatmayı bir vecibe kabul ettiğimiz başka hususlar var. Özal’lı 12 Eylül’ün iğfaliyle mukaddes değerleri “dünyevîleşme yolunda” pazarlık konusu yapanların açtığı çığırdan, 28 Şubat sonrasında imam-hatipli ve ilâhiyatçıların rahatlıkla yürüdüklerine hepimiz şahidiz. Hadisenin en hazin bir ciheti ise, bu kadrolarla birlikte “dünyayı güzel yaşamak isteyenlerde”! meydana gelen değişimdir. Eşlerinin ve kız çocuklarının tesettürlü giyimlerinde değişim başlamıştı. Hocalarımız müsaade ederlerse, tesettürde bid’at diyebileceğimiz cinsten, kırmızı çizgileri sıkıntıya sokabilecek radikal bir değişim. Bu değişimin bir kaçışın ipuçlarını verdiğini dikkatlice takip edenler göreceklerdir. Dış örtülerin önce boydan kısalmaları, zamanla başörtülerin boyun ve saçları kapatmayacak şekilde küçülmeleri ve nihayet dinin emrettiği örtünün bütün bütün kalkması... Vücut hatlarını gösterecek daracık üst ve alt giysilerle tesettürün uğradığı değişimin, İslâmî şeairi ve bilhassa tesettürü savunanların vicdanlarını kanatacağını biliyoruz. Bu kanayan vicdanların tesettürdeki “çözülme ve çürüme” sürecine müdahale edeceklerini düşünerek, şu satırları yazıyoruz.

    Binlerce dinî vaadle devletin en üst kademesinden en alt kademesine yerleşen bu dindar kadroların Hayreddin Hocamız başta olmak üzere, dinî sivil alanda temayüz etmiş hocalarımızın önünde saygıyla durduklarına inanıyoruz. Zaman gösterdi ki, hak ve özgürlükler alanında verilen sözlerin hiçbiri yerine getirilemiyor. Artık gönül arzu ediyor ki, sevgili ve kıymetli hocalarımız, dinî cemaatlerde temayüz etmiş büyüklerimiz, din basamağıyla devlet katına çıkanları ikaz etsinler. Kendi elleriyle hem ailece geleceklerini, hem cemiyetin dinî hayatını ve hem de menfi birer örnek teşkil ettirerek İslâm dünyasının hanım ve genç kızlarının dinî şirazesini bozmasınlar. Siyaset, ticaret, diyanet ve bürokrasi âlemlerindeki dindarlarımızın dinî hayatlarından verdikleri taviz, ahlâken de İslâm toplumunu bir felâkete doğru sürüklüyor.

    Bütün bunları yad etmekteki muradımızı elbette ki anladınız. Batı felsefesinin sebep olduğu “modernite rüzgârının” başta Anadolu olmak üzere Asya İslâmında kavgaya dönüştüğünü arz etmek istiyoruz. Dindar kadroların vitrini doldurduğu ülkemizde iman, amel ve ahlâktaki dejenerasyonu ülkeyi idare edenler göremiyorlar. Dinsizlik, sefahet ve sihri körpe beyinlere üfleyen dinsiz felsefenin mahsulü romanlar ve sinema filmleri okullarımızı kasıp kavuruyor. Başta İslâmiyet olmak üzere bütün semavî dinlerden kaynaklanan insanî ve ahlâkî değerleri kökleriyle süpüren dehşetli fırtınalara imam hatipli veya ilâhiyat kökenli idarecilerimizin sihirlenmiş gibi bakmaları, millet olarak hepimizi ürkütüyor.

    Ben de bir imam hatipliyim. Uğruna verilen mücadelenin destanlaştığı neslin dünyevîleşme ile imtihanı gayet çetin geçiyor. Batıdan esen dinsizlik ve sefahet rüzgârının oluşturduğu tufanlar, çokça can ve aileyi ümitsizlik denizlerine taşıdı. Ekonomi, belediyecilik, ticaret ve maddî meselelerde projeleri olan “imam hatip neslinin” aslî vazfiesi ve mecrasında projesinin olmaması elbette sizi de hüzünlendiriyor.

    Hayreddin Hocamızın, tesettüre giremeyen kızlarımızın “gönül kilidini” ve “suretten öze intikal edemeyenler”in muhtevayı doldurmasını seslendirmesi bize ümit verdiğinden, maruzatımızı bütün hocalarımıza ve dinî cemaatlerin temayüz etmiş temsilcilerine arz ediyoruz. Zira bu felâketin dehşetli neticelerini aynı zamanda Avrupa’daki Müslümanlarla âlem-i İslâmın masum kadınları da görüyor ve ailelerinde yaşıyorlar. Umarız ki, gecikmiş olmayız.

    Yeni Asya
    14.12.2009





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  9. #19
    Müdakkik Üye NİSANUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    604

    Standart

    Alıntı hatice mervenur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    HEKİMOĞLU İSMAİL

    Askeriyede savaş anında her asker bir "sütre" gerisinde yatar, oradan ateş eder.
    Kore'den gelen bir subay, bir taş göstermiş, "Beni kurtaran bu taştır." demiş. Savaşırken o taşın arkasında yatmış. Bir iki kurşun o taşa değip sekmiş, böylece o arkadaş vurulmamış.

    Sütre ve tesettür aynı kökten gelir. Setr... Yani örtmek...

    Nasıl ki askerler savaşta sütre gerisinde yatarak korunur, Müslüman hanımlar da tesettürle kendilerini düşmanlardan korurlar. İstisnalar kaideyi bozmaz.

    Bir zamanlar modernizme uyarak hızla açılan Amerika gibi ülkeler şimdi tesettürün çarelerini arıyorlar. Amerikalılar bir zaman çıplaklıkta sınır tanımayarak çıplaklar kampı bile kurdu. Sonra baktılar ki soyunmak felaket getiriyor, hiç faydası yok, babasız çocukların sayısı her geçen gün artıyor; şimdi de müstehcenlikle mücadeleye başladılar. Çünkü haramlar, insanı çökerttiği gibi aileyi ve milleti de çökertir.

    Bazı insanlar gözlerini, güzellik aramak için kullanır. Güzel bir çiçeğe baktığı gibi güzel bir kadına da bakar. Çiçeğe bakar, "Bu ne güzel bir çiçek!" der alır. Güzel kadın da hoşuna gitmişti...

    Videolar, resimler, filmler, internet müstehcen resim göstererek insanlığı çökertmek istiyorlar. Ya onlara bakmayacağız veya onlar ortadan kalkacak! Eğer onlara bakarsak koyunun ota koştuğu gibi, sineğin tatlıya koştuğu gibi insan da harama yapışır; maddeten ve mânen ölür.

    Gözü yaratan, gözün baktığı yeri görür. Harama bakan, gözüyle avlanmıştır. Sanki onun bakışı ip olur, kişiyi baktığı şeye bağlar. İnsan da ister istemez o yöne gider. Bu sebepten harama bakmamak lazım.

    Otobüsteydim. Önde oturan yolcu, gazeteyi açmış bakıyor. Gazetede bir resim var. İçimden dedim ki: "ALLAH'ım, bu resme bakmamı haram etmişsin; işte ben de başımı çevirdim!"

    Nefse hakim olmak kolay değil. Fakat zoru başarmak mesele...

    Tesettürde renk sınırlaması var mıdır?

    En başta örtünen insan örtüsünün manasını bilecek. Şeffaf bir kumaşla örtünme olmaz. Penye gibi vücuda yapışan bir kumaşla, yanar döner parlak renkli elbiseyle tesettür olmaz. Böyle giyinenlerle insan gözü muhakkak alaka kuruyor. Elbiseyi inceleyeyim derken, vücut hatlarına kayılıyor... Bir hanım tesettürde fakat elbisesi diyor ki, "Bana bak!" Bu olmaz! Rengin önemi yoktur yeter ki, kişiyi cazip göstermesin. İnsan kendini ALLAH'a beğendirmeye çalışmalı. Önemli olan bu. Mesela bir hanım manto almış. Kimisi bu mantonun rengini beğenmez, kimisi biçimini, kimisi düğmelerini beğenmez. O hanım şöyle soracak kendine: "Bu mantoyu ALLAH beğenir mi?" O'dur önemli olan. Bol mu? Uzuvları belli ediyor mu? İçini gösteriyor mu? Rengi canlı mı?

    Bir kadının iffetli sayılabilmesi için, örtünmesi yeterli değildir. Kadının bakışları, yürüyüşü, hareketleri... Bunlar tesettürü oluşturan bütünün parçalarıdır. Kur'an'da tesettür, "cilbab" diye geçer. Yani kadının kafasından bir örtü bırakacağız, işte oldu cilbab...

    Şimdiki hanımlar, modern tesettürlü (!) Modernizm Avrupa'ya aittir. Kanımca böyle hanımları imanları kurtaracak... "Efendim ben öyle kapanamam." Kapanma. O zaman gelecek tehlikelere de razı ol.

    Kapalı bir hanım, yolda giden diğer bir kapalı hanımı durdurmuş, şöyle demiş: "O kadar güzel kapanmışsın ki, çok cazip görünüyorsun!"

    Ceylanı güzelliği için vururlar. En güzel meyveye çok taş atarlar. Altın, değerli olduğu için onu ateşe atıp eritirler. Elmas yontuldukça kıymetlenir. Geyikleri boynuzları için avlarlar. Bazı hayvanlar kürkleri için acımasızca öldürülür. Birçok değerlere sahip olanlar, birçok felaketlere uğrayabilirler. İslamiyet, dünya ve ahiretimizi cennet etmek için vardır. İslamiyet'in dışına çıkansa, avcının ağına düşer!

    Tesettür, kadının cazibesini artırması değildir!


    17/02/2007
    Allah razı olsun hekim abimizden....gerçekten örtüleri modaya çeviren kardeşlere uyarı olsun diyorum ve bu yazıdan ders almalılar bence...inşallah Rabbim bizleri efendimizin sünnetine uyanlardan eyler ve dinimizin gerektiği şekilde yaşamayı ve gaflet uykusundan cümlemizi uyandırır inşallah...amin

  10. #20
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    İkinci mesele: Otuz birinci ayetin işaretinin beyanında,
    -2-. bahsinde denilmiş ki:


    Bu asrın bir hassası şudur ki, hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı bakiyeye bilerek tercih ettiriyor. Yani, kırılacak bir cam parçasını baki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş.

    Ben bundan çok hayret ediyordum. Bugünlerde ihtar edildi ki, nasıl bir uzv-u insanî hastalansa, yaralansa, sair âzâ vazifelerini kısmen bırakıp onun imdadına koşar. Öyle de, hırs-ı hayat ve hıfzı ve zevk-i hayat ve aşkı taşıyan ve fıtrat-ı insaniyede derc edilen bir cihaz-ı insaniye, çok esbapla yaralanmış, sair letaifi kendiyle meşgul edip sukut ettirmeye başlamış; vazife-i hakikiyelerini onlara unutturmaya çalışıyor.

    Hem nasıl ki bir cazibedar sefihane ve sarhoşane şâşaalı bir eğlence bulunsa, çocuklar ve serseriler gibi, büyük makamlarda bulunan insanlar ve mesture hanımlar dahi o cazibeye kapılıp hakikî vazifelerini tatil ederek iştirak ediyorlar.

    Öyle de, bu asırda hayat-ı insaniye, hususan hayat-ı içtimaiyesi öyle dehşetli, fakat cazibeli ve elîm, fakat meraklı bir vaziyet almış ki, insanın ulvî latifelerini ve kalb ve aklını nefs-i emmaresinin arkasına düşürüp pervane gibi o fitne ateşlerine düşürttürüyor.


    2 "Onlar dünya hayatını seve seve ahirete tercih ederler..." İbrahim Sûresi: 14:3.

    Kastamonu Lâhikası





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Modern Çağın Tesettür Anlayışı
    By Şahide in forum Tesettür
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 04.04.19, 17:33
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.06.08, 00:33
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.11.07, 10:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0