“Tesettürsüz tesettür” üzerine bir aç?l?m…
26 Ekim 2007 Cuma
“Başörtülü yar? ç?plaklar” başl?kl? yaz?m, benim tesettür hakk?ndaki ne ilkyaz?md?, ne de son…
Son yirmi y?ld?r s?k s?k yaz?yorum.
Yetmişli y?llardaki kavi çizgi art?k unutulmuştu.
“S?kma baş” ile bir geriye dönüş söz konusu olmuştu.
Ancak ne hikmet ki son yaz?m dikkat çekti.
Haber portallar?na, gazetelere girdi, çeşitli sitelerde tart?şma konusu oldu. Meğer ayn? konuda benzer s?k?nt?s? olan ne çok kardeşim varm?ş. Çok değerli yorumlar ald?m. Hiç beklemediğim kesimlerden yoğun destek ald?m. “Baş örtmeyenlerle” “başörtülüler” aras?ndaki gerilimi azaltan, kendi içimizden bir eleştiri olduğu için teşekkürler ald?m. Gördüm ki bütün toplumun tesettüre sayg?s? var.
Ne ki geçen haftaki yaz?m? haber portallar? kişileştirerek başl?ğa taş?d?. “Hayrunnisa Gül’e ağ?r eleştiriler” başl?ğ? ile olay? şahsileştirdi. Oysa yaz?n?n içeriğinde kimsenin ad? geçmiyor, tüm toplumun yaşad?ğ? değişim ve tesettür bozulmas? ele al?n?yordu.
Yazar?ndan, sokaktaki insan?m?za değin bir savsaklama gerçeği idi. Ali Bulaç Bey’in ifadesiyle bir “melezleşme”, A. Dilipak Bey’in ifadesiyle de bir “yozlaşma” söz konusu idi. Bu sebeple tek bir kişi ile bu yaz?m?n irtibatland?r?lmas? yanl?ş. Hayrunnisa Han?m?n olay? değil, hepimizin bir sorunu… Antidemokratik rejimin bask?lar?na karş?, kendimizi savunma biçimi olan makyajlar, dar etekler, y?rtmaçlar; asl?nda kanad? k?r?k kuşlar?n bir merhamet dilenciliği: “Ne olur bizi d?şlamay?n, bak?n biz de size benziyoruz”.
Ne ki, takip ettiğim kadar?yla kimi siteler işi yine siyasete dökmüş...
Hâlbuki bütün toplum ayn? anda dejenere oluyoruz. Siz baş? örtülülerin baş? aç?klardan farkl? televizyonlar? m? izlediklerini, farkl? programlar? m? tükettiklerini san?yorsunuz? Hay?r. Çoğu Hülya Avşar, Sibel Can izliyor. Kiminin kocas? “bak Sibel Can’?n saç? ne güzel, sen de öyle kestiriver” cinsinden örnek olarak eşine bir magazin sanatç?s?n? verebiliyor.
Kitaptan değil de, televizyondan beslenen bir toplumdan ne bekleyebiliriz ki? Tüketim kültürünün ars?zl?ğ? da cabas?…
Her birimiz; ailesinden, evlad?ndan, kardeşinden, komşusundan, akrabas?ndan, yak?n çevresinden bu dejenerasyonu yaş?yoruz. Saf ve temiz kavramlardan h?zla uzaklaş?yoruz. Belki iyi niyetli bu uzaklaşmalar, kimi uyar?lar dikkate al?nd?ğ?nda daha duyarl? davran?lacakt?r. Mutlaka birileri de bizleri uyarm?ş, yanl?şlar?m?z? düzeltmişizdir.
Dejenerasyon ve dezenformasyon tüm dünyada olduğu gibi, Müslümanlarda da baz? değerleri alt üst etti. Paran?n el değiştirmesi, standartlarda yükselme, Müslümanlarda çözülmelere, gevşeme ve yozlaşmaya neden oldu. Yak?n geçmişte faizden uzak duran “Müslümanlar”, işlerini büyütebilmek için faizi kullan?nca, yalan? da mubah gördü ve bu durum sadece tesettürünü bozmad?, sosyal hayat?n? da seküler tuğlalarla yeniden dizayn etti, ortaya şekillerde görüldüğü gibi bir sakillik ve görgüsüzlük ç?kt?.
Tamam, belki bask?c? rejimin getirdiği yasaklar sonucu yaşanan zorluklar, tesettür yozlaşmalar?nda bir etken. Fakat Müslümanlar da hiç masum değiller. Reaksiyonerliği bir taviz katar? ile ortaya koyunca, kimi soylu değerleri h?zla terk ettik. Bu bir “tesettür yorgunluğu” değildi. Ters istikamette gelişen bir tesettür “çözme” idi. “?kna odalar?na” karş? ç?kanlarda bile, biraz ödün verilirse daha şirin gözüküleceği inanc? ile bir iki eskiz ile tesettürü modernize etme hevesi oluştu.
En ac?s? da, siyasi arenaya giren Müslümanlar, belki medyan?n aforozundan korktuklar? için tavizsiz duruş sergileyenleri istemiyorlard?. Usanm?ş ve b?km?ş bir psikoloji ile t?pk? laikçi rejim gibi, kimi Müslümanlar da; düzgün tesettürlülere “gözlerden ?rak ol!” mesajlar? ile yok sayarak bak?yorlard?. Adeta ikinci cumhuriyet isteyenler gibi, rejimi rahats?z etmemeye özen gösteren ikinci yumuşak tesettür biçimi de gelişiyordu.
Bu milletin hassas?, k?r?lganl?ğ?, kutsal? başörtüsü.
Nas?l Hayrunnisa Han?m’?n örtüsü seçim sonuçlar?n? belirleyici çok önemli bir etken oluyorsa, bu iş burada biter, seçim al?nd?, vazife tamamland? denemez. Yak?n geçmişte çok muntazam tesettürle an?lanlar, belki de rejimin korkusu ile iktidarda çözüldüler. Göz önünde olman?n getirdiği s?k?nt? ile başka formatlara büründüler.
Şu bir vak?a: Hepimizin art?lar? ve eksileri mevcut, işte bu konturlar can yakmadan belirginleştirilmelidir.
Dolay?s?yla bu ülkede “Müslüman kesim”, “Laik kesim” şeklindeki suni ve arkaik ayr?mlar? reddederek, tesettürün bu toplumun ortak bir değeri olduğunu düşünüyorum. Tesettürün kad?n cephesini tart?şan baylara, bir de erkek cephesini tart?şmalar?n? öneriyorum.Kad?n gibi erkeğin de iffetli olmas? gerektiğini yeniden an?msat?yorum.
Ezcümle, “tesettür olgusu” hiç kimsenin tekelinde değildir… Önemli olan “Tesettürcülük oynamak yerine tesettürün gereğinin ifas?d?r. Zor olan “Müslümanc?l?k oynamak” değil, hakiki Müslüman olmay? murad etmektir.

Milli Gazete