+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Bir Zamanlar İngiltere

  1. #1
    Pürheves eb_k - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    188

    Standart

    "Ilginc ama gercek"ler... (Weird History)

    Bir dahaki sefer ellerinizi yikarken suyun sicakligi tam istediginiz
    gibi
    degilse eskiden ?ngiltere'de bu islerin nasil yapildigimi dusunun.
    1500'lerde ?ngiltere'de isler soyle yapiliyordu: ?nsanlarin cogu
    Haziran'da evleniyordu Cunku senelik banyolarini Mayis ayinda
    yapiyorlar,
    Haziran'da hala cok kotu kokmuyorlardi. Ama yine de kokmaya
    basladiklari
    icin gelinler vucutlarindan cikan kokuyu bastirmak amaciyla
    ellerinde
    bir
    buket cicek tasiyordu.
    Banyolar ici sicak suyla doldurulmus buyuk bir ficidan meydana
    geliyordu.
    Evin erkegi temiz suyla yikanma imtiyazina sahipti. Ondan sonra
    ogullari
    ve diger erkekler, daha sonra kadinlar, sonra cocuklar ve en son
    olarak
    ta bebekler ayni suda yikaniyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale
    geliyordu ki icinde gercekten bir seyleri kaybetmek mumkundu.
    ?ngilizce'deki "banyo suyuyla birlikte bebegi de atmayin" (Don't
    throw
    the
    baby out with the bath water) deyimi buradan gelmektedir.

    Evlerin catilari ust uste yigilmis kamistan yapiliyor, kamislarin
    altinda
    tahta bulunmuyordu. Burasi hayvanlarin isinabilecekleri tek yer
    oldugu
    icin butun kediler, kopekler ve diger kucuk hayvanlar (fareler,
    bocekler)
    catida yasiyordu. Yagmur yagdigi zaman cati kayganlasiyor ve bazen
    hayvanlar kayarak catidan asagi dusuyordu. ?ngilizce'deki
    "kedi-kopek
    yagiyor" (It's raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir.
    Yukaridan evin icine dusen seyleri engelleyecek hicbir sey yoktu.
    Boceklerin ve buna benzer nesnelerin yataklarin icine dusmesi buyuk
    bir
    sikinti olusturuyordu. Etrafinda yuksek direkler ve ustunde ortu
    bulunan
    ?ngiliz usulu yataklar buradan gelmektedir.
    Zemin toprakti. Sadece zenginlerin zemini topraktan baska bir seyden
    yapilmisti. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan cikmistir.

    Zenginlerin ahsaptan yapilmis zeminleri vardi. Bunlar kisin
    islandigi
    zaman kayganlasiyordu. Bunu onlemek icin yere saman (thresh)
    seriyorlardi..
    Kis boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu ki
    kapi
    acilinca saman disariya tasiyordu. Buna mani olmak uzere kapinin
    altina
    bir tahta parcasi konuyordu ki bunun adi "thresh hold" (saman tutan;
    Turkcesi "esik") idi.
    Yemek pisirme islemi her zaman atesin uzerine asili durumdaki buyuk
    bir
    kazanin icinde yapiliyordu. Her gun ates yakiliyor ve kazana bir
    seyler
    ilave ediliyordu. Cogu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu.
    Aksam
    yahni yenirse artiklar kazanda birakiliyor, gece boyunca soguyan
    yemek
    ertesi gun tekrar isitilarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu
    yahni
    cok
    uzun sure kazanda kaliyordu. "Bezelye lapasi sicak, bezelye lapasi
    soguk,
    kazandaki bezelye lapasi dokuz gunluk" (peas porridge hot, peas
    porridge
    cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin mensei
    budur..

    Bazen domuz eti buluyorlar o zaman cok seviniyorlardi. Eve ziyaretci
    gelirse domuz etlerini asarak onlara gosteris yapiyorlardi.
    Birisinin
    eve
    domuz eti getirmesi zenginlik isaretiydi. Bu etten kucuk bir parca
    keserek
    misafirleriyle oturup paylasiyorlardi. Buna "yag cignemek" (chew the
    fat)
    adi veriliyordu.
    Parasi olanlar kalay-kursun alasimindan yapilmis tabaklar
    alabiliyordu.
    Asidi yuksek olan yiyecekler kursunu cozerek yemege karismasina
    sebep
    oluyor, boylece gida zehirlenmelerine ve olume yol aciyordu.
    Domatesler
    buna sik sik sebep oldugu icin bunda sonraki yaklasik 400 yil
    boyunca
    domateslerin zehirli oldugu dusunulmustu.
    Cogu insanin kalay-kursun alasimindan yapilmis tabaklari yoktu. Onun
    yerine tahta tabaklar kullaniyorlardi. Cogu zaman bu tabaklar bayat
    ekmekten yapiliyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman
    kullanilabiliyordu. Bunlar hicbir zaman yikanmadigi icin icinde
    kurtlar ve
    kufler olusuyordu. Kurtlu ve kuflu tabaklardan yemek yiyen
    insanlarin
    agizlarinda "tabak agzi" (trench mouth) denen hastalik ortaya
    cikiyordu.
    itibara gore bolusuluyordu. ?sciler yanik olan alt kabugu,
    aile
    orta
    kismi, misafirler de ust kabugu alirdi.
    Bira ve viski icmek icin kursun kadehler kullaniliyordu. Bu bilesim
    insanlari bazen birkac gun suursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan
    gecen
    insanlar bunlarin oldugunu sanip defnetmek icin hazirlik yapiyordu.
    Bunlar
    birkac gun sureyle mutfak masasinin ustune yatiriliyor¸ aile
    etrafina
    toplanip yiyip-icerek uyanip uyanmayacagina bakiyordu. Buna "uyanma"
    nobeti deniyordu.
    ?ngiltere eski ve kucuk bir yerdi, insanlar olulerini gomecek yer
    bulamamaya baslamisti. Bunun icin mezarlari kazip tabutlari
    cikariyor,
    kemikleri bir "kemik evi"ne goturuyor ve mezari yeniden
    kullaniyorlardi.
    Tabutlar acildiginda her 25 tabutun birinde ic tarafta kazinti
    izleri
    oldugu goruldu. Boylece insanlarin diri diri gomuldugu ortaya
    cikti.
    Buna
    cozum olarak cesetlerin bileklerine bir ip baglayip bu ipi tabuttan
    disariya tasiyarak bir cana bagladilar. Bir kisi butun gece boyu
    mezarlikta oturup zili dinlerdi. Buna mezarlik nobeti "graveyard
    shift")
    denirdi. Bazilari zil sayesinde kurtulur ("saved by the bell")
    bazilari da
    "olu zilci" (dead ringer) olurdu.

  2. #2
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Vay medeeniler vay

  3. #3
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    evet onlar bizim güzel hasletlerimizi almışlar,bize de beğenmedikleri kötü hasletleri vermişler..biz de çağdaş batı medeniyetleri seviyesine erişmeye çalışıyoruz(!!!!!) onun yerine ASLIMIZA dönmeye çalışsak çok daha mantıklı ve hayırlı olacak..
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  4. #4
    Gayyur x??x - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    66

    Standart

    ayda birkez yıkanan kralın adı o zamanlarda çapkın krala çıkmış
    Akıl "O"na işaret eder, aklı olan "O"nu bulur.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. bir zamanlar;
    By ayse-nur in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.05.14, 11:47
  2. Mişli Zamanlar...
    By m_safiturk in forum Şiirler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12.04.09, 13:30
  3. Özledigim Zamanlar
    By yakaza in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.10.08, 23:19
  4. İngiltere'den Bir Haber
    By Ömer Said in forum Gündem
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 10.02.07, 14:39
  5. Amerika İngiltere Irak
    By misl_i melek in forum Mizah
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.11.06, 12:13

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0