+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Osmanlı ve Üç Aylar

  1. #1
    Gayyur emirdağ_çiçeği - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Yaş
    29
    Mesajlar
    116

    Standart Osmanlı ve Üç Aylar

    Osmanlı Devleti'nde üç aylar diğer sağir zamanlardan çok daha farklı yaşanan zaman dilimleridir. Bu dönemde gerçekleştirilen en önemli gelenek hiç şüphesiz Surre alaylarıdır. Surre Alayı, Hac mevsiminde kutsal topraklara ulaşması için, üç ayların başı olan Recep ayının on ikinci günü hacca giderek Osmanlı Müslümanları ile birlikte yola çıkar, Şam'da Ramazan ayını geçirdikten sonra, Mekke'de gönderilen hediyeleri dağıtır. Haccı eda eder ve geri dönerdi. Osmanlılarda ilk Surre alayı Çelebi Mehmet tarafından 14,000 altınla birlikte gönderilmiş daha sonraki padişahlar zamanında para miktarı artarak bu gelenek devam etmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde Hicaz bölgesinin Osmanlı sınırlarına dahil olmasıyla birlikte Surre Alayları daha sistemli bir şekilde gönderilmeye devam edilmiştir. Alayın uğurlanışı Topkapı Sarayı'nda yapılır; padişah, alayı sarayın önünden uğurlardı. Törende Kur'an, mevlid ve naatlar okunur, son dualardan sonra, emanetle, Surre devesinin sırtında, Topkapı Sarayı'nın çıkışına kadar yolcu edilirdi. Alay, saraydan çıktıktan sonra Kireç İskelesi'ne (Sirkeci) gider, orada yapılan dualarla bekleyen çekdiriye (Osmanlı'da kullanılan bir tür savaş gemisi) konarak Üsküdar'a geçerdi.Alayın buradaki hareket noktası, Üsküdar-Kadıköy arasındaki İbrahim Ağa Çayırı idi. Surre Alayı buradan da dualarla uğurlanı, kervandaki hacı adayları akrabalarıyla burada vedalaşırlardı. Bölgede bulunan çeşme bu yüzden Ayrılık Çeşmesi adıyla anıla gelmiştir. İlerleyen dönemde demiryoluyla Surre Alayı gönderildiği zaman bu yol değişmiş Sirkeci'den kalkan çekdiri, alayı Haydarpaşa Tren İstasyonu'na getirmeye başlamıştır.Recep ayının on ikinci günü istanbul'dan yola çıkan Surre Alayı ve değişik yol güzergahlarından gelen hacı adayları genelde Ramazan ayının ortalarındaŞam'da toplanmaya başlardı. Ramazan orucunun bir kısmı bu şehirde tutulur yine Ramazan Bayramı Şam'da geçirilirdi...
    Bütün sevgileri atıp içimden.
    Varlığımı yalnız O'na verdim ben.
    El verir ki birgün bana derinden
    Ta derinden birgün bana "gel" desin...

  2. #2
    Vefakar Üye nihannn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Nuristan
    Mesajlar
    541

    Standart

    Çok güzelll
    Yare açik yare yare açmaya yare ne hacet
    Feryadim duyulur asikare dile dökmeye ne hacet
    Güllerim döndü hare hare küsmeye ne hacet
    Dil avare dudak bi çare parelenmeye ne hacet...


  3. #3
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart Seyyahların Gözünden İstanbul'da Ramazan




    Seyyahların Gözünden İstanbul'da Ramazan

    İstanbul tarih boyunca seyahatnamelere en çok konu olan, seyyahların dikkatini en çok çeken şehirlerin başında gelir. İspanyol romancı Juan Goytisolo bu çalışmaların ta XVI. yüzyıla uzandıklarını söyler ve dünya kültür tarihinde İstanbul seyahatnameleri hakkında başlı başına bir literatürün oluştuğunu vurgular. Gezginlerin bu kadar hayran kaldıkları ve her bir köşesini, âdetlerini, gündelik hayatının en ince ayrıntılarını kaydettikleri şehrin Ramazan günleri ise onlar için apayrı bir yere sahiptir. Edmondo Amicis'ten Nerval ve Miss Julia Pardoe'ya kadar birçok Batılı seyyahın olduğu gibi İslam dünyasından bir gözlemci Reşit Rıza'nın da dikkatleri İstanbul Ramazanları üzerinedir.

    İstanbul'da Ramazan Bir Başkadır

    Reşit Rıza, "İstanbul'da Ramazanın başka hiçbir İslam beldesinde görmediğimiz, alışılmadık bir görünüşü vardır." diyor gezi notlarında. Ramazan İstanbul'da sadece şenlikleri ile farklı değildir. Dinî hayat da oldukça canlıdır. Reşit Rıza'nın aktardığına göre İstanbul'da cemaatle namaz kılmaya ve teravih namazını eda etmeye karşı diğer İslam ülkelerine göre daha fazla ilgi vardır. Namaza gösterilen itina ve camide geçirilen vakit de İstanbul'da daha fazladır.

    Reşit Rıza'nın dikkat çektiği bir başka konu ise Osmanlı Payitahtında kadınların da tıpkı Hz. Peygamber döneminde olduğu gibi teravih namazını camide kılmalarıdır. Diğer İslam ülkelerinde bu uygulama zamanla unutulmuş olsa da burada devam etmektedir.

    "Yalnızca Yaşamak İçin Yemek"

    İngiliz yazar Miss Julia Pardoe ise Osmanlı konukseverliğine hayran kalmıştır. Bir Türk ailesinin evinde iftar yaptığı için kendisini şanslı sayan Julia Pardoe izlenimlerini şu cümlelerle aktarır: "Özellikle Türklerin zarif konukseverliği üzerinde durmak isterim. İster fakir ister zengin olsun misafirlerini her zaman iyi karşılar ve sofralarına oturturlar. Yüksek sesle söylenen "Buyuruuun" asla zorla ve soğuk bir tonla sarf edilmez. Kendilerini sadece Allah'ın kulu sayarlar. Onun için kendilerinde fazla olan şeyleri de olmayanlara verirler ve bunu bir borç bilirler. "
    Ve ekler Miss Julia: "Burada obur diye bir şey yoktur. Osmanlılar yalnız yaşamak için yerler, yemek için yaşamazlar."



    İstanbul İçin İftar Vakti


    Ramazan günlerinde yolu İstanbul'a düşen seyyahlar hep hayretler içinde kalmıştır. İtalyan seyyah Edmondo de Amicis, İstanbul gezisi Ramazan ayına denk geldiği için her akşam yazılmaya değer bir sahne gördüğünü söyler: İstanbul Ramazanlarının her günü bir başkadır ona göre.
    Haliç'teki kayıkçılar arasına karışan Edmondo de Amicis tüm zorluklara rağmen onların oruca sadık kalmaları karşısında şaşkınlığa uğramıştır. En çok da iftar vakti Amicis'in dikkatini çeker: Bütün evlerde, bütün kahvelerde ve bütün aşçı dükkanlarında aynı anda herkes tek vücut olmuş ve iftarla baş başadır.


    Masal Şehri İstanbul

    Ramazan günlerinde konuklarını tüm sıcaklığıyla saran İstanbul Gérard de Nerval'i ise başka türlü büyülemiştir. Nerval için ise Ramazan akşamlarında İstanbul Binbir Gece Masallarındaki şehirlerden farksızdır.
    Saba Melikesi ile Hz. Süleyman'ın hikayesine taşır İstanbul onu.
    Doğu'nun bir uç kapısıdır geldiği şehir.
    Bütün oryantalist tavrına rağmen Nerval de Ramazan ve İstanbul'un cazibesine kapılmaktan kendini alamamıştır...





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  4. #4
    Vefakar Üye mealebrar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    cibal-i toros
    Yaş
    44
    Mesajlar
    426

    Standart

    Reşit Rıza, "İstanbul'da Ramazanın başka hiçbir İslam beldesinde görmediğimiz, alışılmadık bir görünüşü vardır." diyor gezi notlarında. Ramazan İstanbul'da sadece şenlikleri ile farklı değildir. Dinî hayat da oldukça canlıdır. Reşit Rıza'nın aktardığına göre İstanbul'da cemaatle namaz kılmaya ve teravih namazını eda etmeye karşı diğer İslam ülkelerine göre daha fazla ilgi vardır. Namaza gösterilen itina ve camide geçirilen vakit de İstanbul'da daha fazladır.

    Reşit Rıza'nın dikkat çektiği bir başka konu ise Osmanlı Payitahtında kadınların da tıpkı Hz. Peygamber döneminde olduğu gibi teravih namazını camide kılmalarıdır. Diğer İslam ülkelerinde bu uygulama zamanla unutulmuş olsa da burada devam etmektedir.
    السلام عليكم و رحمة الله ابدا دائما

  5. #5
    Vefakar Üye mealebrar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    cibal-i toros
    Yaş
    44
    Mesajlar
    426

    Standart osmnlıda huzur dersleri

    "Huzur Dersi", 28 nisan 1759 tarihinden başlayarak, her sene Osmanlı padişahının huzurunda sayısı muayyen, ilim ve takvasıyla tanınmış zatlardan müteşekkil olmak üzere sarayda tertip edilen ilmi mecliste "Kadı Beyzavi Tefsiri"nin münazaralı bir şekilde tedrisini ifade etmek üzere kullanılan bir ıstılahtır.
    Huzur Dersleri, Osmanlı Padişahlarından 3. Sultan Mustafa tarafından başlatılmış ve Osmanlı devletinin son padişahı 6. Sultan Mehmed'in ve hatta son halife Abdülmecit Efendi'nin son zamanına kadar sürmüştür.

    İlk defa "Huzur Dersi" verilen 1759 senesinde, biri Mukarrir ve beşi Muhatap olmak üzere 6 kişiden teşekkül eden "Huzur Dersleri", 8 meclis halinde 8 gün sürmüştür. Sonraları muhatap adedi 15'e yükselerek bir ramazan içinde yine 8 meclis olarak devam etmiştir.
    Resmen 163 sene devam eden, "Huzur Dersleri" her Ramazan-ı Şerif’te 8 meclis halinde yapıldığı dikkate alınırsa, bu derslerin 163x8=1304 defa yapıldığı ortaya çıkar.
    Huzur Dersleri sadece Ramazan aylarında verilmiştir.

    Dersin hususiyeti, mubahase ve münazaralı olmasıdır. Bu dersi verene mukarrir, dinleyenlere de muhatab denilir. "Muhatab"lara ders verilirken, dinleyen ilim sahiplerinin, "mukarrir"e sual sormaları, vazifeleri icabıdır. Bu derslerde soru sormak asıldandır. Her muhatab ayrı ayrı sual sorar. Huzur dersleri padişahın resmi vazife yaptığı yerlerde belirli bir merasimle yapılır.
    Huzur Dersleri 1759 yılında başlamakla beraber 28 Nisan 1785 Çarşamba gününden itibaren Fatiha Suresinden başlamak suretiyle Mushaf-ı Şerifteki sırayı takip ederek 1922 Ramazan-ı Şerifine kadar aynı sıra takip edilerek 14.cüzde yer alan Nahl Suresinin 31. ayet-i kerimesi ile sona ermiştir.
    Huzur Derslerinde takrir (sözlü anlatım) ve mubahase (tartışma)' serbesttir. Kısacası söz ve fikir hürriyeti (saygı ve hürmet sınırlarını aşmamak kaydıyla) esastır. Bu cümleden olarak padişah 3. Selim zamanında mukarrir ve muhatabların her birine hiç bir şeyden çekinmeden ve her türlü tesirden uzak kalarak düşüncelerini olduğu gibi ortaya koymaları dersten evvel padişah tarafından kat'i bir dille bildirilirdi.

    Hükümet erkânının da dinleyici sıfatıyla hazır bulundukları bu derslerde her türlü baskıdan azami derecede kaçınılırdı.
    Bilhassa Ramazan-ı Şeriflerde Tefsir ilmiyle iştigal, İslâmiyet’in başından beri müslümanlar arasında an'ane haline gelmişse de Osmanlı Saraylarında hususi olarak tayin edilen Saray Hocaları tarafından, Tefsir dersleri daima verilegelmiş ve dinleyici olarak padişah da bu derslere katılmıştır. Şu kadar var ki, bu dersler, "Huzur Dersleri"nden başkadır.

    15 Ekim 1757 tarihinde amcasının oğlu 3. Sultan Osman'ın yerine geçen gazi 3. Sultan Mustafa'nın Padişah oluşunun 2. senesi Ramazan-ı Şerifinde 1759 tarihinde Huzur Derslerini devletin resmi teşkilatına dahil etmesi, onun dindarlığı ve takvasına bir delil olarak gösterilir. Sultan 3. Mustafa, zühdü vera ve takvasıyla şöhret bulan padişahlardan olup, Laleli Camii şerifini de yaptırmıştır. Bu camiin avlusunda bulunan Sultan Gazi 3. Mustafa'nın türbesinin duvarında, hemen pek de kimsenin bilmediği İstanbul'daki 4. "Kadem-i Saadet"den birisi bulunmaktadır. Bilindiği gibi "Kadem-i Saadet", Kainatın Efendisi, Resûlullah (asm) Efendimizin ayak izine verilen isimdir.
    Sultan 3. Mustafa'nın sır kâtibi tarafından tutulan zabıtlardan vakit namazını cemaatle edaya kararlı olduğu ve sabah namazlarını mütaakiben de sarayda verilen Tefsir Derslerine devamlı katıldığı anlaşılmaktadır.

    HUZUR DERSİNİ VEREN MUKARRİR VE MUHATABLAR NASIL SEÇİLİR?

    İstanbul ruusunu haiz müderrislerden (profesör) olması, talebesinin mürettep tahsile nazaran dersinin ileri bulunması, meleke ve ihtisası ve zatı kemaliyle muhitinde şöhret yapmış olması gibi vasıflar aranırdı.
    Bunları seçme hakkı Şeyhül-İslâm'ındı. Seçim Padişahın iradesiyle tekemmül eder, bu vazifeden ayrılmalar da aynı usulle yapılırdı.
    Gerek Şeyhü'l-İslâm ve gerekse Padişah bu vasıfları olmayan birisini Mukarrir veya Muhatab tayin edemez, başkalarının tavsiyesi ile de kimse tayin olunmazdı. Üst meclisdeki Mukarrir ve Muhatablıklarda boşalma olduğunda, usule ve sıraya göre üst kadrolar doldurulur, doldurulmayan yerler için de yeniden seçim ve tayin yapılırdı.
    Birinci meclisi teşkil eden zevatın ruus dereceleri "Kibar-i Müderrisin" mertebesi olup, Daru'l-Hadis Hamise-i Süleymaniye, Süleymaniye, Musila-i Süleymaniye olarak görülmektedir.
    السلام عليكم و رحمة الله ابدا دائما

  6. #6
    Vefakar Üye mealebrar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    cibal-i toros
    Yaş
    44
    Mesajlar
    426

    Standart osmnlıda huzur dersleri

    DERSLERİN ŞEKLİ

    "Huzur Dersleri"nin yapılacağı yeri bizzat Padişah tayin ederdi. Dersler saray salonlarının birinde öğle-ikindi arası takrir olunurdu. Salonda biri Mukarrir Efendi'ye diğerleri de Muhatap Efendilere mahsus olmak üzere 16 rahle bulunurdu. Mukarrir'in rahlesi işlemeli, Muhatab'larınki ise ceviz boyalıydı. Her bir rahleye birer de minder konurdu. Mukarrir ve Muhataplar beyaz sarıkları üzerine üç parmak genişliğinde sırmalı tel takarlar. Mısır kumaşından krem renginde ince çizgili kavuşturma mintanlarını, mevsim kışsa şal, hırka veya kürk, yoksa ipekti veya keten Şam hırkalarını ve bunların üzerine de resmi binişlerini (rütbelerine göre lacivert, yeşil, siyah veya beyaz) giyerlerdi. Binişlerinin kolları gayet boldu. Ayaklarına yandan kancalı mes, altına da rugan giymiş oldukları halde önde Mukarrir, arkasında kıdem sırası ile Muhataplar olmak üzere huzura girerlerdi.
    Padişah ve maiyetindekiler onları ayakta karşılar ve ilk huzura giren hoca efendiye padişah kitap ve nişan hediye ederdi. Ulemai kiram ihtiram selâmı verdikten sonra, Hünkârın oturması üzerine, diğerleriyle birlikte Mukarrir ve Muhataplar da mevkilerini işgal ederlerdi. Mukarrir, Padişahın sağına, Muhtaplar ise, Mukarririn yanından başlayarak kıdem sırasına göre yarım daire şeklinde bir kavis teşkil ederlerdi.
    Ders aleni olmakla beraber, erkek veya kadın dersi dinleyecek kişiler hakkında Padişah'a bilgi verilir, Padişah da iltifat olarak bazı güzide şahısları dersi dinlemeleri için alıkoyabilirdi. Dersi dinleyenlerin tamamının Mukarrir ve Muhataplar gibi minder üzerine oturmaları asıldandı. Mazeret bulunmadıkça Padişahlar da u-mumiyetle dersleri, diz çöküp iki elini dizleri üstüne koyarak dinlerdi. Mabeynciler de hoca efendilerin arkasında ayakta dururlardı. Sultanlar ve diğer hanımlar kafes arkasından dersleri takip ederlerdi.
    Huzur Dersleri için Ramazandan üç ay evvel Şeyh-ül- İslâm tarafından hangi ders takrir edilecek ise, tezkere ile bildirilir; o ders hazırlanır, ders esnasında Muhataplar Mukarrire sual sorarlardı. Sultan Abdûlhamid zamanında, Mukarrirlere otuz altın lira, hediyeleri ile birlikte verilirdi.
    Muhataplara da 20 şer altın lira verilir, ayrıca hediye verilmezdi. Mukarrire verilen hediye yeşil atlas bohça içinde bir top lahur şal, iki top Mısır kumaşı, lacivert yüklü şalvarlık, kumaştı. Dersin sonunda hoca efendiler giderlerken padişah onları uğurlar, mabeynciler merdiven başında beyaz keten torbalar içinde paraları verirler ve hoca efendileri sarayın dış kapısına kadar teşyi ederlerdi. Kendilerine sarayda iftar da verilirdi. Sultan Reşad zamanında Mukarrir'lere verilen bohça âdeti kalkmıştır.
    Huzur Dersleri böylece son Halife Abdulmecid Efendi zamanına kadar devam etmiştir. Hilafetin ilgası ve Hânedan-ı Osmani'nin Türkiye Cumhuriyeti memâliki haricine çıkarılmasına dair 341 sayılı 7 Şubat 1923 tarihli kanunun yürürlüğe girmesiyle huzur dersleri son bulmuştur.
    السلام عليكم و رحمة الله ابدا دائما

  7. #7
    Vefakar Üye mealebrar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    cibal-i toros
    Yaş
    44
    Mesajlar
    426

    Standart

    İnşaallah bizlerdede ecdadın hayrü-l halefi oluruz
    السلام عليكم و رحمة الله ابدا دائما

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. 3 Aylar...
    By Ararad in forum Dualar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.04.14, 19:08
  2. Üç Aylar Mevsimi
    By yakaza in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.06.11, 23:00
  3. Mübarek Üç Aylar Geliyor!
    By eleman in forum Dualar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.05.11, 14:33
  4. Üç Aylar
    By yolcu in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 28.06.09, 11:16
  5. Üç Aylar Tebrik Mektubudur.
    By e.said coskun in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 10.07.08, 12:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0