Kaynak: Kim Cumhuriyetçi Bediüzzaman mı M. Kemâl mi?
Müellifi: Burhân Bozgeyik
Sahife no: 133, 134, 135

M. Kemâl mllî mücâdele zaferle neticeleninceye kadar, kâmil bir mü'min ve Kur'ân hükümlerinden tâviz vermez bir Müslüman olarak gözükmeye itinâ göstermiştir. Öyle ki, Cumâ gününün haftalık tatil olmasını istemeyenleri, "düşmanların oyununa gelmiş kişiler" olarak ilân edebilecek kadar radikal çıkışlar yapmaktadır.

M. Kemâl, Ankara'ya gelişinin ertesi günü, yâni, 28 aralık 1919'da şehrin ileri gelenlerine, İtilaf Devletlerinin, "İslâmları Pazar gününü yevm-i tatil ve mübârek sûretinde tanınmaya icbar eden ve İslâmların yevm-i mahsusu olan Cumâ gününü resmen tanımayan milletler" olmalarından yakınmıştır. (G. Jaeschke. Yeni Türkiye'deki İslâmlık, s. 31).

M. Kemâl Cumâ tatilini zorla değiştirmek isteyen "düşmanlara" veryansın eden konuşmasını "Nutuk'a" almıştır.

M. Kemâl, Ankara'da şehrin ileri gelenlerine şöyle dediğini nakletmektedir:

"İstanbul'un fethinden beri, gayr-ı müslimlerin mazhar buldukları bu imtiyazâzât-ı vâsia (geniş imtiyazlar), milletimizin dinen ve siyâseten dünyanın en müsaadekâr ve civanmert milleti olduğunu isbat eder en bâriz delilidir. Milletimize bu istinâdatta bulunan muârızlar insaf etsinler de, dünyanın en büyük ve en medenî milletyi olduğunu iddiâ edenlerden, din-i İslâmı sûret-i resmiyede tanımayan, İslâmları Pazar gününü yevm-i tatil ve mübârek sûretinde tanımaya icbar eden ve İslâmların yevm-i mahsusu olan Cumâ gününü resmen tanımayan milletler olduğunu unutmasınlar." (Ntutk, c. 3, s. 1183)

M. Kemâl Cumhûriyetin ilân edilmesinden az önce de aynı şekilde konuşmaktadır. 15 Mart 1923'te Adana'ya giden M. Kemâl, Adana'daki Ulucâmii ziyâret eder. Ardından Esnaf Cemiyetinin verdiği çaya iştirâk eder.

Ertesi günü Cumâdır.

Esnaf, hafta tatilini kabul ettirmek hususunda müşkilât çektiklerini söyler. Bir milletvekilinin Ulucâmide bir konuşma yaparak hafta tatilinin gâvur âdeti olduğunu söylediğini, M. Kemâl'e anlatırlar.

M. Kemâl, esnafa şöyle der:

"Sizler ki çok çalışıyorsunuz. Çok çalışanlar o nisbette havaya, sessizliğe, dinlenmeye muhtaçtır. Cumâ gününü hava alma ve tatil günü yapmakla çok akıllıca bir iş yapmış oldunuz. Bu haftada bir günlük bir tatil hem sıhhatiniz için hem de din gereği olarak lüzumludur. Biliyorsunuz ki, şeriatta Cumâ namazından maksat herkesin dükkânlarını kapayarak, işlerini bırakarak, bir araya toplanmaları ve İslâmların genel meseleleri hakkında dertleşmeleri içindir. Cuma günü tatil yapmak, şeriatın da emri gereğidir. Bu kadar açık bir hakikati size herhangi bir kişinin, milletvekili olsun, ben olayım, hacı olsun, hoca olsun, bu yapılan şey dine aykırıdır, demesi kadar küstahlık, dinsizlik, imansızlık olamaz." (Taha Toros, Atatürk'ün Adana Siyâhatnâmesi, s. 32)
Yine M. Kemâl'in 21 Nisan 1920'de kolordulara gönderdiği tâmimde, Cumâ gününün mübârekliğindan istifâde etmek için Meclisin Cumâ gününün nasıl ısrarla nazara sunulduğu anlaşılır.

Zafer kazanıldıktan; CHP iktidarı bütünüyle ele alındıktan sonra ne yapılmıştır? Netice mâlum.

1927'den sonra CHP'nin jakoben kadrosu Cumâ tatilini kaldırıp Pazar gününü hafta tatili olarak ilân ettirmek üzere harekete geçmişlerdir. Yunus Nadi, Pazar gününün hafta tatili ilân edilmesini müdafaa eden yazılar yazılmıştır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bir adım daha öteye gitmiş, Ramazan ve Kurban bayramlarının resmî tatil olmamasını istemiştir. (Cumhuriyet, 4 Mart 1931)

Cumâ gününü hafta tatili olarak kabul eden 394 sayılı kanun 2 Ocak 1924 tarihinde çıkarılmıştır. (Hilâfetin kaldırılmasından az önce.) 27 Mayıs 1935 tarihinde kabul edilen bir kânunla da Cumâ'yı hafta tatili olarak kabul eden 394 sayılı kânun mer'iyetten kaldırılmış, Pazar günü hafta tatili ilân edilmiştir.