+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: İsmet Paşasız İnönü Zaferi

  1. #1
    Müdakkik Üye terennüm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    910

    Standart

    İsmet Paşasız İnönü Zaferi


    Türkiye tarihinin dönüm noktasını teşkil eden I. İnönü Harbi, Eskişehir'in "İnönü mevkii"nde başladı.


    Türk ve Yunan kuvvetleri arasında 9 Ocak günü öğleden sonra
    başlayan bu şiddetli muharebe, aslında İstiklâl Harbinin de kaderini
    tayin eden bir ölüm kalım mücadelesiydi.


    Zira, aynı günün erken saatlerinde yaşanan Bilecik ve Bozüyük
    işgalinin hemen ardından orta Anadolu'ya doğru hızla ilerlemeye devam
    eden Yunan kuvvetleri, ilk kez bu noktada durdurularak adeta şaşkına
    döndürüldü.


    Şaşkınlığın sebebi, burada bu derece çetin bir direniş hareketi ile karşılaşılacağının önceden hiç hesaplanamamasıydı.


    Yunan kuvvetleri, gerek asker ve gerekse silâh gücü itibariyle,
    karşılarındaki Millî Kuvvetlerin yaklaşık iki misli kadar bir mevcuda
    ve imkâna sahipti.


    Buna rağmen, Millî Kuvvetler bir adım bile geri atmaksızın,
    cansiperâne mücadele etti ve istilâcı kuvvetleri İnönü mevkiinde
    duraklatmayı başardı.


    Tabiî, her iki tarafın da kayıpları çoktu ve sayıları binlerle ancak ifade edilebiliyordu.


    Ağır kayıplara rağmen, aylardır süregelen işgal ve taarruz
    hareketinin burada durdurulmuş olması, gerçekte bir zaferdi. Ama, aynı
    zamanda yaşanacak olan daha büyük zaferlerin hem habercisi, hem de
    başlangıcını teşkil ediyordu.


    * * *


    Bu arada önemli bir noktayı vüzûha kavuşturmak, tarihî olduğu
    kadar aynı zamanda vicdanî bir vazife olsa gerektir. O da şudur ki:
    Birinci İnönü Muharebesinin başladığı ve zafere giden ümit
    kıvılcımlarını yaydığı 9 Ocak 1921 günü, güya "cephe komutanı" olan
    Albay İsmet Bey, savaş meydanında, yani İnönü mevkiinde değildi.


    Evet, kesin olarak orada değildi. Kaldı ki, İsmet Beyin o gün
    orada olduğunu gösteren güvenilir hiçbir bilgi, yahut belge bulunmuyor.


    Dahası, kendisi "Batı Cephesi Komutanlığı"na getirilmiş
    olmasına rağmen, o gün için o mevkide böyle bir zafer kazanılacağına
    dair bir ümidi, bir inancı yoktu.


    Zaten bu ümitsizliği sebebiyledir ki, o Yunan kuvvetlerine
    karşı koymak yerine, yanına aldığı büyük bir askerî kuvvetle Çerkez
    Ethem'in peşine düşmeyi tercih etmişti.


    Nitekim, o günlerin tarih kayıtlarına baktığımızda, Albay
    İsmet'in Kütahya Gediz taraflarında olduğunu görmekteyiz. Burada, emri
    altına girmeyi reddeden Ethem Beyi adeta ittire ittire Yunan tarafına
    sığınmaya zorlamakla meşguldür. Tâ ki, en güçlü rakibi diskalifiye
    olsun ve kendi önü açılsın.


    Evet, maalesef o kritik günlerde bile, çok büyük katakulliler
    ve dalavereler yaşanmıştır. Düşünün ki, Şark Cephesinde zafer üstüne
    zafer kazanmış olan Kâzım Karabekir gibi bir paşa (general) Ankara'da
    adeta âtıl vaziyette tutuluyor ve daha bir albay rütbesinde olan İsmet
    Bey, Batı Cephesi Komutanlığına getirtiliyor.


    Zaten, siyasî ayak oyunlarından anlamayan Ethem Beyin isyanı da
    bunaydı. Ancak, kurulan tuzakları önceden bilemediği ve usûlünce aşmayı
    muhakeme edemediği için, aradan çıkmayı ve yurt dışına gitmeyi tercih
    etti.


    * * *

    Böylesine kritik bir zamanda, Millî Kuvvetlerle harb etmek
    istemeye Ethem Bey, kardeş kanı dökülmesine gönlü razı olmadığı için,
    geri çekilme sinyalleri verdi.


    Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak, kahraman askerimizin İnönü
    mevkiinde düşman taarruzunu durdurduğu haberi, etrafa bir büyük müjde
    olarak yayıldı.


    Millî Kuvvetlerin zafere doğru önemli bir adım attığını duyan
    İsmet Bey ise, hemen ertesi gün İnönü mevkiinin yolunu tuttu ve burada
    kazanılmış olan başarıyı kendi şahsına mal etmenin derdine düştü.


    * * *


    Gariptir ki, binlerce askerimizin can verdiği I. İnönü Zaferi, bütünüyle Albay İsmet'e mal edildi.


    Nitekim, o tarihe kadar albay rütbesinde iken, 1 Mart 1921'de birden generalliğe (paşalığa) yükseltildi.


    İşte, o günden sonra artık "Paşalık" rütbesi verilen İsmet Beye,
    26 Kasım 1934'te ise, soyadı kânunu gereği ona "İnönü" soyadı verilmiş
    oldu.


    Bunun gerekçesi ise, Birinci (Ocak 1921) ve İkinci (Nisan 1921)
    İnönü Zaferlerinin onun şahsında kazanılmış olduğunun kabul
    edilmesiydi.


    Böylelikle, on binlerce şehit veren kahraman ordunun şerefi bir
    tek kişiye verilmiş oldu. Tıpkı, başka örneklerde de olduğu gibi...


    BELGE


    Viyana Bozgunundan İnönü Zaferine...


    1921 senesinin Ocak ve Nisan aylarında istilacı Yunan
    kuvvetlerine karşı İnönü'de peşpeşe kazanılan iki önemli zaferle, tâ
    "Viyana Bozgunu"ndan beri devam edegelen Haçlı taarruzunun ilk kez
    geriletilmesi, geri püskürtülmesi sağlanmış oluyordu.


    Üstad Bediüzzaman'ın da Lemaât isimli eserinde (Osmanlıca el
    yazması) ifade ettiği gibi, Eskişehir'de elde edilen bu iki zafer,
    "zahiren küçük" olmasına mukabil, tarihin dönüm noktasını teşkil etmesi
    açısından, bunların kıymeti "bâtınen pek büyük" olmuştur.


    Orijinal ifadeleri şöyledir:

    Alem-i İslâm cihadı, zamanen iki yüz senelik, mekânen iki yüz günlük tedafü' bir harp ve darb cephesi daima var idi.


    En son siperi ise, bu yeni senedir (1921), hem Eskişehir'de idi. Zâlim kâfirin en son taarruzu da bu cephede hemen kırıldı.(...)


    Alem-i İslamın hak ve hürriyetinin istidradı için, biiznillah tedafü'den taarruza geçiyor; belki çok yerlerde geçti.


    İnönü'nün (Eskişehir) iki zaferi, zahiren ger küçüktür; bâtınen pek büyüktü...


    (Not: Yukarıdaki ifadelerin yer aldığı Lemaât isimli manzum eser, 1921 senesi Ramazan ayında İstanbul Çamlıca'da te'lif edildi.)

    09.01.2007
    E-Posta: latif@yeniasya.com.tr
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (12.07.07 Saat 19:46 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart

    Şu an gazete açık ve ben bu yazıyı okuyordum.

    İlginç şeyler yazıyor değil mi?

    Muhabbetle
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (12.07.07 Saat 19:47 ) değiştirilmiştir.
    Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.

  3. #3
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049

    Standart



    İbretlik bir tarih sahnesi..
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  4. #4
    Müdakkik Üye terennüm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    910

    Standart


    Alıntı seha Nickli Üyeden Alıntı
    Þu an gazete açık ve ben bu yazıyı okuyordum. [img]smileys/smiley1.gif[/img]

    İlginç şeyler yazıyor değil mi?

    Muhabbetle

    Evet.
    Bende az önce okudum gazeteden.
    Herkes okusun diye buraya da ekleyim dedim.
    Bu gerçeklerin bilinmesi lazım.</font>

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Müslümanların Boykot Zaferi...
    By lale-gül in forum Gündem
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 06.02.09, 23:09
  2. Hoşgörünün Zaferi
    By yusuf91 in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.10.08, 10:41
  3. İsmet Ve Diğer Peygamberler (Sonsuz Nur'dan)
    By Lebid24 in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.12.07, 21:28
  4. Musatafa Kemal ve İnönü:)
    By leyla in forum Mizah
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 18.07.07, 17:19

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0