Osmanlı devri mekteplerinde, 19. asrın sonlarında yaygınlaşmaya başlayan karneye "cüzdan" denilmekteydi. Bu cüzdanlara "etvâr ve mesai cüzdanı", "hal ve hareket, sa'y u gayret cüzdanı" gibi isimler veriliyordu.
Karneler günümüzde olduğu gibi dönem sonlarında verilirdi. Fakat o zamanlar bugünkü gibi iki dönem değil üç ayrı dönem bulunmaktaydı. İlk devre, Eylül, Ekim, Kasım, ikinci devre; Aralık, Ocak, Şubat devresi; üçüncü devre de Mart, Nisan, Mayıs devresiydi. Bu devrelerin arasında belirli bir müddet tatil olurdu ve bu sırada da cüzdan (karne) veliye mühürleti*lir veya imza ettirilirdi.
Bu cüzdanlar bugünkü karnelerden pek de farklı değildi. Aynı bugünkü gibi ikiye katlanan cüzdanın sağ tarafında dersler ve bunlardan alınan notlar, not ortalama*ları vs. yazılıyordu. Talebenin sinirini geçip geçmediği ve geçtiyse hangi derece ile geçtiği de bu tarafa kaydediliyordu.
Ders notlan "günlük notlar" ve "imtihan (sınav) notlan" olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Günlük notlarda, öğrencinin her üç devrede her dersten aldığı birer not yazıl*maktaydı. Burada alınan notun, yıl içinde talebenin derslere katılımıyla alakalı olduğu anlaşılmaktadır. Bazı karnelerde bu kısmın doldurulma yıp boş bırakıldığı görülmektedir.
Türkçe dersine son derece önem verilmekle birlikte kız olsun erkek olsun her talebe, Arapça, Farsça ve yabancı dil (Fransızca) olmak üzere ayrıca üç dil öğrenmek*tedir. Burada dikkat çeken nokta, o devirde bir talebenin üç dil öğrenmesinin yanı sıra Arapça ve Farsçanın yabancı dil kabul edilmemesidir.
İmtihan notları ise yazılı (tahrî*ri) ve sözlü (şifahi) imtihan notla tından oluşmaktaydı. Bütün dersler için iki yazılı imtihan yapıldığı görülmektedir. Yazılı imtihanlardan sonra yapılan ve bir nevi son imtihan olma özelliği gösteren sözlü imtihandan ise tek bir not verilmektedir. Yazılı imtihanlarla sözlü notunun ortalaması sınıf geçme (terfi -i sınıf) notunu belirlemektedir.
Karnenin sol tarafına, (iğrencinin aldığı mükâfat ve cezalarla, mektebe devam durumuyla alakalı bilgiler yazılıyordu. Mükâfatlar, bugün okullarda verilen takdir teşekkür benzeri belgelerle alakalı olup bunlardan talebenin kaçar tane aldı*ğı not ediliyordu. Cezalar da bu*günkü disiplin durumuyla alakalı bilgileri ihtiva ediyordu. Devam kısmında ise, sadece mektebe devam edilmeyen günler değil, aynı zamanda devam edilen ve geç kalınan günler de kaydedilmekteydi.
Yine sol tarafta mektep müdürüyle talebe velisinin imza veya mühürleri de bulunmaktaydı. Bununla ilgili olarak karnenin üzerinde şun*lar yazmaktadır:
"Her öğrenci, karnesini (cüzdanını) velisine göstererek, imzalatıp veya mühürletip mektebe iade edecektir. Cüzdanını kaybeden veya kirleten yahut velisine vakit ve zamanıyla imzalatıp veya mühürletip mektep ida*resine teslim etmeyen öğrenci ceza görür. Talebe velileri işbu cüzdandaki notları inceledikten sonra belirlenen yerini imzalayacak veya tatbik mührüyle mühürleyeceklerdir."
Yine karnenin altında boydan boya şu ibare yer almaktadır:
"İhtar: Bu cüzdanın tasdikname sayılması ve bununla diğer bir mektebe naklen talebe kabulü caiz olamaz. Bu cüzdan sözlü imtihanlardan ve öğrenci velisinin imzalamasından sonra mektep*teki kayıt dosyasında muhafaza edilir."
Dersler
Osmanlı devrinde, ilkokuldan liseye, hususi okullardan sanayi mekteplerine, bunların erkek ve kızlara mahsus olanlarına kadar farklı pek çok mektep olup bunların da birçok sınıfları bulunduğundan tabii olarak okunan dersler de farklılık göstermektedir. Bütün bunların incelenmesi ayrı makalelerin konusunu teşkil ettiğinden biz arşivimizde*ki karnelerde bulunan derslere göz atmakla yetineceğiz.
Bu derslerden bazıları şunlardır: Ulûm-ı Diniye veya Malumat-ı Diniye (Din Dersi), Lisân-ı Osmâni (Türkçe), Tarih, Coğrafya, Malumat-ı Tabiiye ve Sıhhiye (Tabiat ve Sağlık Bilgisi), Nebatat (Bitki Bilgi*si), Fizik, Kimya, Hesab-Cebir (Matematik), Usûl-i Defterî (Def*ter Tutma Usulü), Hendese ve Resmi Hatti (Geometri ve Çizim), Malumât-ı Hikemiye (Hikmetli Bil*giler), Malumât-ı Ahlakiye (Ahlaki Bilgiler), Arabi (Arapça), Harisi (Farsça), Lisânı Ecnebi (Yabancı dil, genellikle Fransızca olurdu), Resim, Tcrbiyc-i Bedeniye (Beden Eğitimi), Gınâ (Müzik), İktisâd-ı Beytî (Ev Ekonomisi), Terbiye-i Etfal (Çocuk Terbiyesi), El İşleri, Dikiş-Biçki, Tabâhat (Yemek Pişir*me), Tavır ve Hareket.
Din dersi, karnelerde ilk sırada yer alan ders olup bu, kendisine verilen ehemmiyeti göstermektedir. Çocuk Terbiyesi, Dikiş-Biçki gibi bazı dersler, kız okullarında okutulan derslerdendir. Türkçe dersine son derece önem verilmekle birlikte kız olsun erkek olsun her talebe, Arapça, Farsça ve yabancı dil (Fransızca) olmak üzere ayrıca üç dil öğrenmektedir. Burada dikkat çeken nokta, o devirde bir tale*benin üç dil öğrenmesinin yanı sıra Arapça ve Farsçanın yabancı dil kabul edilmemesidir.
Bir zamanlar bizde de olduğu gibi ders notlan O'dan 10'a kadardı. Malımı olduğu üzere bugün 5 pekiyi, 4 iyi, 3 orta, 2 geçer ve 1 de zayıftır. Toplam beş not ve beş derece bulunmaktadır. Osmanlı devrinde ise 10 not ve 8 derece bulunmaktaydı.

OSMANLICA NOTLAR

Notlar ve dereceler şu şekildeydi:

9-10 - Aliyyülâlâ (pekiyi)
8 - Âlâ (iyi)
7 - Karib-i Âlâ (iyiye yakın)
6 - Vasat (orta)
5 - Karib-i Vasat (ortaya yakın)
3-4 - Zayıf
1-2 - Pek Zayıf
0 - Fena


Mükâfat ve Cezalar


Osmanlı mekteplerinde mükafatlar, genellikle
"aferin", "talisin", "imtiyaz" adları verilen üç belgeden oluşmaktadır.
Bunlardan aferin, gayretli olan talebelere verilen derecesi en küçük belgeydi. Tahsin (beğenme) imtihanda ikinci olanlara, imtiyaz (üstünlük) ise birincilere verilirdi.
Bu belgeler türlü renklerde, çeşitli şekillerle süslenmiş farklı ölçülerde kağıtlardı. Karnede bu belgelerden, okul idaresinden veya dersten ol*mak üzere, dönem dönem kaçar tane alındığı kaydediliyordu.


Ceza olarak dört tip ceza bulunmaktaydı. Bunlar derecelerine göre
tevbih (ikaz mahiyetinde azarlama), izinsizlik, tekdir (daha şiddetli azarlama) ve ihracı muvakkattir (geçici uzaklaştırma), incelediğimiz karnelerde olmamakla beraber tembih, veliye ihbar ve şikâyet, sicille kayıt, kati ihraç gibi daha birtakım cezalar da bulunmaktaydı.
Sonuç olarak; yaygınlaşmaya başladıktan kısa süre sonra tekâmül edip belirli bir forma kavuşan Osmanlı devri cüzdanlarının, günümüz karnelerinden pek bir farkının olmadığını görüyoruz. Zaten Osmanlı devri karne formu, Cumhuriyet kurulduktan sonra da uzun yıllar aynen kullanılmıştır. Bu bakımdan -birçok hususta olduğu gibi-günümüz için öncü olmuştur. Bu*günkü karnelerle mukayese ettiğimizde, Osmanlı devri karnelerinin üstün taraflarının bile bulunduğu bir hakikattir.


(Kaynaklar: Selman Soydermr, 'Osmanlı Mekteplerinde Mükâfatlar", Yedıkıta Dergisi, sayı 10, İstanbul Haziran 2009. s. 52-55, İsmail Kara - Alı Birinci, Bir Eğitim Tasavvuru Olarak Mahalle/5ıbyan Mektepleri. İstanbul 2005. Yahya Akyüz. Türk Eğitim Tarihi, Ankara 2007. Bayram Kodaman. Abdülhamid Devri Eğitim Sistemi)