Bediüzzaman’ın “İman hizmetinde arkadaşım” dediği Eşref Edip hatıralarla yâd edildi
17.12.2011
BEDİÜZZAMAN'IN ARKADAŞI, GAZETECİ-YAZAR EŞREF EDİP FERGAN, VEFATININ 40. YILDÖNÜMÜNDE ESKADER'İN İSTANBUL-CAĞALOĞLU'NDA DÜZENLEDİĞİ BİR TOPLANTIYLA ANILDI.

BEDİÜZZAMAN'IN arkadaşı, gazeteci-yazar Eşref Edip Fergan, vefatının 40. yıldönümünde İstanbul/Cağaloğlu’nda düzenlenen bir toplantıyla anıldı. Anma toplantısı, önceki akşam Timaş Kitap Kahve’de iki yıldır haftalık olarak düzenlenegelen “Babıali Sohbetleri”nde gerçekleşti.
ESKADER’in (Edebiyat Sanat Ve Kültür Araştırmaları Derneği) düzenlediği, yazar Mehmet Nuri Yardım’ın moderatörlüğünde yapılan toplantıda sırasıyla Dursun Gürlek, Mehmet Nuri Güleç (Fırıncı Ağabey), Fahrettin Gün, Mehmet Şevket Eygi, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Prof. Dr. Süleyman Yalçın, Hafız Mürsel, Abdullah Işıklar, Musa Çağan (Saatçi Musa) ve M. Latif Salihoğlu söz aldılar.
Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin talebelerinden Mehmed Fırıncı, Eşref Edip’in kendisine “Bediüzzaman’la arkadaştık.” dediğini aktarırken, Bediüzzaman Said Nursi’nin Risâle-i Nur Külliyatı’nda yer alan Eşref Edip’le ilgili bir mektubu okudu.

EŞREF EDİP OLMASAYDI, ÂKİF’İ TANIYAMAZDIK
Toplantıda söz alanlardan Beyan Yayınları yöneticisi Fahrettin Gün de, Eşref Edip’in Üstad Bediüzzaman’ın ilk Lâtince biyografisini kaleme alan yazar olduğunu kaydetti. ”Eşref Edip olmasaydı Mehmet Âkif’in (Ersoy) İstiklâl Harbi’ndeki faaliyetlerini öğrenemeyecektik.” diyen Gün, Eşref Edip’in bütün kitaplarını yayınlamayı amaçladıklarını ve bu hedeflerini birkaç kitap dışında hemen hemen gerçekleştirdiklerini de bildirdi. Eşref Edip’in, Bediüzzaman ve eserleri hakkında bilinen üç kitabının ismi şöyle: *Bediüzzaman Said Nur ve Nurculuk, *Risâle-i Nur Muarızı Yazarların İsnatları Hakkında İlmî Bir Tahlil, *Risâle-i Nur Müellifi Said Nursî (Hayatı, Eserleri, Mesleği)…

FEVZİ ÇAKMAK’I FAZLASIYLA ÖVMÜŞ
Son konuşmacı olan gazetemiz yazarı M. Latif Salihoğlu ise, araştırmaları neticesinde, Eşref Edip’in Üstad Bediüzzaman’la yaptığı mülâkattaki bir cümlesinin Bediüzzaman’ın resmî tarihçesinde yer almadığını fark ettiğini söyleyerek, katılımcılarla o cümleyi paylaştı. Salihoğlu ayrıca, Eşref Edip’in yayımladığı “Sebilürreşad” dergisinin bazı ciltlerini edinip okuduğunu, bunlardan çokça istifade ettiğini söyleyerek, o ciltlerdeki “Eşref Edip Fergan” imzalı yazılarda Mareşal Fevzi Çakmak’a “aşırı” denebilecek ölçüde övgüde bulunulduğunu da sözlerine ekledi. Eşref Edip’le ilgili bazı esprili hatıraların da dile getirildiği toplantı, hafız Şahin Sava’nın Kur’ân tilâveti ve imam-hatip Ahmet Yüter’in duâsı ile son buldu.

BAZI ÖZELLİKLERİYLE EŞREF EDİP
Toplantıda yer alan diğer konuşmacılar da Eşref Edip’in bazı özelliklerine vurgu yaptılar. O özellikler ise şöyle:
Dursun Gürlek: ”Eşref Edip Fergan, kitap gibi bir adamdı.”
Mehmet Şevket Eygi: ”Eşref Edip sabır heykeliydi. Geçim noktasında çok tutumluydu; fakat yazılarının telif ücretini isteme noktasında hiç paracı değildi, yani talep etmezdi. Yayımladığı İslâm-Türk Ansiklopedisi’nin basımı için, İstanbul/Sultanhamam’daki mülkünü bile satmıştı. Eşref Edip, Bediüzzaman’ı çok destekledi. Eşref Edip için, yazı yazmak, ‘teneffüs etmek’ gibi bir şeydi.”
Mehmet Cemal Çiftçigüzeli: “Eşref Edip, yazılarını Osmanlıca yazardı. (Kurucusu, yayımcısı ve yazarı olduğu) Sebilürreşad dergisinden çok şey öğrendik. Eşref Edip, Millî Nizam Partisi’nin isim babasıdır. Eşref Edip’ten gelen kötü bir gelenek var ki, o da ‘fahri yazarlık’tır! Yani telif ücreti almaksızın gazete ve dergilere yazı yazmak…”
Abdullah Işıklar: “Hasan Basri Çantay, Eşref Edip’le arkadaştı. Bir dost meclisinde, Bilmen’in Eşref Edip’i ayakta karşılayıp ayakta teşyi ettiğini (uğurlama) hayretle gördüm! Eşref Edip’in son yazısı, ‘İnönü’ye Açık Mektup’ başlıklıydı.”

BEDİÜZZAMAN’IN EŞREF EDİP İLE İLGİLİ MEKTUBU
“Sadık, İbrahim, Zübeyir” imzalı ve “Ziya ve Abdulmuhsin”e hitaben kaleme alınan mektupta Bediüzzaman’ın şöyle dediği aktarılıyor: “Eşref Edip kırk seneden beri iman hizmetinde benim arkadaşım ve ‘Sebilürreşad’da makale yazan ve şimdi vefat eden çok kıymetli kardeşlerimin mümessili ve hakikî İslâmiyet mücahitlerinden bir kardeşimdir. Ve Nur’un bir hamisidir. Ben vefat etsem de, Eşref Edip Nurcular içinde bulunmasıyla büyük bir teselli buluyorum. “Fakat Nur Risâleleri’nin ve Nurcuların siyasetle alâkaları yok. Ve Risâle-i Nur, rıza-i İlâhî’den başka hiçbir şeye alet edilmediğinden, mümkün olduğu kadar Risâle-i Nur’un mensupları, içtimaî ve siyasî cereyanlara karışmak istemiyorlar. Yalnız ‘Sebilürreşad,’ ‘Doğu’ gibi mücahitler iman hakikatlerini ehl-i dalâletin tecavüzatından muhafazaya çalıştıkları için, ruh u canımızla onları takdir ve tahsin edip onlarla dostuz ve kardeşiz—fakat siyaset noktasında değil! Çünkü iman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost-düşman, derste fark etmez. Hâlbuki siyaset tarafgirliği, bu manayı zedeler, ihlâs kırılır. Onun içindir ki, Nurcular emsalsiz işkencelere ve sıkıntılara tahammül edip Nur’u hiçbir şeye âlet etmediler. Siyaset topuzuna el atmadılar.
“Hem Nur Risâleleri küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altındaki anarşiliği ve üstündeki istibdad-ı mutlakı kırdığı cihetle, bir nevi siyasete teması var tevehhüm edilmiş. Hâlbuki Nur’un tercümanı, bir tek mesele-i imaniyeyi dünya saltanatına değişmediğini mahkemelerde dâvâ edip yirmi beş sene tarz-ı hayatıyla ve emarelerle ispat etmiştir.”

(Emirdağ Lâhikası, s. 281.)

ORHAN GÜLER-İSTANBUL