+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: İbret Alınsaydı Tekerrürmü Ederdi? (Van Depremide Dahil)

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart İbret Alınsaydı Tekerrürmü Ederdi? (Van Depremide Dahil)




    45 Gün Boyunca 45 Gün Büyük Deprem Dünyadaki En Şiddetli Depremi. İstanbulda hiç evin kalmamasına sebep olan deprem Kıyâmet-i Suğra

    25 Rebi’ül ahir (14 Ağustos 1509) 915 salı gecesi Memalik-i Rum denilen Amasya, Tokat, Sivas, Çorum ve çevresinde başlayan deprem kırk beş gün boyunca aralıklı ve şiddetli bir şekilde devam etmiş, halk iki ay kadar dışarıda çadırlarda ve örtüler altında barınmak zorunda kalmıştı şeklinde kayıtlara geçmiştir.Bahsi geçen bu zelzele başka bir kaynağa göre, II. Bayezit’in saltanatının sonlarına doğru 1509 senesinin Eylül ayının on dördüncü günü İstanbul’da müthiş tahribat yapan bir zelzele idi şeklinde tarih kaynaklarına yansımıştır.

    Osmanlı Devleti’nin 600 yıllık tarihi içinde kayıtlara geçen yetmiş kadar deprem olmuştur.Bunun dokuzu da İstanbul’dadır.Bunlardan biri olan Kıyamet-i Suğra 25 Rebi’ül ahir 915 / 10 Ekim 1509 tarihinde kırk beş gün ardı kesilmeden süren zelzeledir[4].

    Farklı bir kaynağa göre, 1509 Eylül ayında, Osmanlı halkı Ramazan ayından sonra, bayram namazı kılmışlar ve evlerine dönmektedirler. Yeraltından gelen büyük bir sarsılma, herkesin aklını başından alır ve bu durum iki dakika devam eder.Tarihi kaynaklara Kıyamet’ül Sükra ( Küçük Kıyamet ) olarak geçen büyük bir deprem yaşanmaktadır.Bu depremde İstanbul’da üç bin ( bazı kaynaklarda on üç bin ) kadar insan ölmüş, deniz dalgalarının surları aştıgı görülmüş ve Mısır’dan bile hissedildiği rivayet edilmiştir. Ünlü bilim adamı Celal Şengör, bu depremin iki parçalı olan Marmara Denizi faylarının beraber kırılması sonucu oluştuğu ve depremin büyüklüğünün 7.8- 8 civarında olduğu belirtilmektedir[5].

    Solakzade Tarihi’ne göre H.915 senesi Cemaziyülahir ayının birinci günü (M.Eylül 1509) İstanbul büyük bir depremle sarsılmış, bu sarsıntıda yüz dokuz caminin, binlerce ev ve dükkanın, kara tarafındaki surların tümünün, Yedikule’nin ve denizden Bahçekapısı’na kadar saray duvarlarının tamamen harab olduğu bahsi geçmiştir.

    Başka bir kaynağa göre de, İstanbul’da büyük tahribata neden olan bu zelzele, 1509 senesinin 14 Eylül gecesi başlayıp kırk beş gün süren “Kıyamet-i Suğra ( Küçük Kıyamet ) olarak kayıtlara geçmiştir.Zelzelenin etkisiyle büyük tahribatların oluştuğu, bunlardan en çok göze çarpanın ise Eğrikapı’dan Yedikule ve İshak Paşa Kapısı’na kadar olan surların onarılmayacak hale geldiği, saray kapılarınında tahrib olduğu zelzelede, Fatih Camii ile Darüşşifa ve İmareti, medreselerinde önemli bir kısmının yıkıldığı kaynaklara geçmiştir.Başka bir kaynakta da bunların yanında Bayezid Camii’nin kubbesinin yıkıldığı ve medresesinin harab olduğu geçmektedir].

    Bir kaynağa göre de zelzele esnasında denizde de büyük dalgalar olduğu, surları aşarak şehre giren dev dalgaların sokaklarda büyük tahribata ve korkuya neden olduğu ve bunun sonucunda da binlerce insan ve hayvanın öldüğü kaydedilmiştir.

    İstanbul, son beş asırda iki büyük deprem yaşadı:Bunların biri, 1509’un 22 Ağustos’unda (bazı kaynaklar böyle almış) ve 1766 Mayıs’ının 22’sindeki de ikincisidir.İlkinde Topkapı sarayı dahi çöktü, zamanın hükümdarı II.Bayezid günlerce çadırda yaşadı, şeklinde bahsedilmiştir.

    Bir başka kaynakta da “Küçük Kıyamet” denilen İstanbul depreminde, Eğrikapı’dan Yedikule’ye kadar üç kat İstanbul suru yıkıldığı gibi Yedikule’den başlayıp deniz kenarında İshak Paşa semtinin kapısına kadar harab olmuştu, şeklinde geçmektedir.Depremin hasarları bahsinde bazı kaynaklarda da Fatih Camii’nin sütun başlıklarının, imaretin ve cami etrafındaki medresenin de ağır hasar gördüğü ve binlerce kişinin enkaz altında kaldığı kaydedilmektedir.Batılı bazı tarihçilere göre bu ölü sayısının on üç bin dolaylarında olduğu belirtilmiştir.

    Depremden korunmak amacıyla II. Bayezid Edirne’ye gitmek zorunda kalmış; fakat İstanbul depreminden on beş gün sonra Edirne’de yeni bir sarsıntı olunca Sultan için burada ahşap bir ev yapılmıştır. Başka bir kaynağa göre ise Sultan Bayezid’in sarayının duvarlarına itimad edemediğinden bahçesine gayet hafif bir çadır yaptırarak on gün orada ikamet etti,şeklinde kayıtlara geçmiştir.

    Bu depremin etkisiyle ahali bir çok neden öne sürmüştür.Bunlardan ilk göze çarpan; depremin, ahali tarafından haksızlıklar dolayısıyla, Allah’ın gazabına uğranıldığı yolunda tefsir edilip, devlet ricalinden şikayetleri kuvvetlendirdiği anlaşılmaktadır.O dönemde, o kadar haksızlık, o kadar zulm ettiniz ki mazlumların ahları göklere kadar çıkarak belde ve memlekete gazab-ı ilahiyi davet eyledi, şeklinde söylentiler halkın ağzında dolanmıştır.

    II.Bayezid’in bu zelzele konusunda topladığı “Divan-ı Ali”de vezirlerini bu afetten mesul tutması anonim bir şiirde şöyle anlatılmaktadır:

    Acep mi yoksa bu iklimi kahhar?

    Reaya cevrinizden oldu bizar!

    İdersiz zulmü daim müslimine

    Virirsüz damenim mazlum eline…



    Aynı konuda başka bir kaynakta da; 1894’te Halil adında biri de halk diliyle “Hareket-i Arz Destanı” isimli bir manzume yazmıştır.Bundan bir kısımları:


    Dinleyin ahvali baştan iptida / İstanbul şehrinde olan kazayı / Karalar giymekte ahali hala/ Nice babayiğit gitti ziyane.

    Muharrem ayında bir Salı günü /Saatte hemen geçmişti dördü /Ahali hemen bir zulüm gördü /Cihan bulanmıştı toza dumane.

    Yıkıldı cümle haneler hanlar / Kalmadı asla sağlam duvarlar /Ahalinin gözyaşı sel gibi çağlar /Çok dua etteler ulu Yezdane.

    Neçare bozulmaz takdiri Hüda / Hemen yardım etsin cümleye Mevla /Yıkıldı Fatih’in alemi hala /Çıkmaz oldu müezzin ezane.

    Yıkıldı cümle kargir binalar /Çatladı karakol kışla duvarlar / Harab oldu cümle hanlar hamamlar /Bu da ibret oldu böyle cihane…

    Merkez üssü Adalar yakınlarında olan bu depremde, yüz altmış bin kadar nüfuslu kentte beş-altı bin kişi ölmüş, Fatih Camii, Galata Kulesi önemli derecede hasarlar görmüş, dalgalar kent içlerine kadar yürümüştü!

    Ambraseys ve Finkal (1990;1995) bu depreme ait tarihsel verileri büyük bir titizlikle inceleyerek şu bilgileri sunmuşlardır:

    -10 Eylül 1509 depremi sonucunda, bin ev yıkıldı, dört bin-beş bin civarında kişi hayatını yitirdi.Bunlar arasında Osmanlı hanedanından üç kişi vardı.Vezir Mustafa Paşa ve emrindeki üç yüz altmış altı süvari öldü.Bu belgelere göre, İstanbul ve Pera’da hasara uğramayan hiçbir evin kalmadığı rapor edilmiştir.

    -Deprem sonrası yapılan tamirden anlaşıldığı üzere, Anadolu Hisarı, Yaros Kalesi, Boğaziçi, Rumeli Hisarı, Kız Kulesi, Haliç ağır hasar görmüş.

    -Heybeli Ada ve Burgaz Adası’nda bir çok yer hasar görmüş.

    -Gelibolu’dan Edirne’ye kadar bir çok yerleşim birimi yerle bir olmuş, özellikle Çorlu halkı depremden dolayı korkudan iki ay kadar yeni yapılan evlere girememişler.

    -Bu depremin oldukça geniş bir bölgede, Yunanistan’dan Mısır-Nil Deltası’na ve hatta Avusturya’da hissedildiği rapor edilmektedir.

    -Denizde geri çekilme meydana gelmiş (bazı bölgelerde de taşkınlar), Kapalıçarşı kısmen çökmüş, camilerin minareleri tamamen yıkılmış, Taksim civarında her milletten insanın kendince dualarıyla karşılaşılmıştır.

    KÜÇÜK KIYAMETTEN YIKILAN İSTANBUL’ UN YENİDEN İNŞAASINA BAŞLANMASI ( 1510 ):


    Sultan II.Bayezid, zelzeleden meydana gelen hasarların tamamen izalesi için büyük gayretler sarfetmiş, yetmiş yedi bin işçi ve üç bin usta çalıştırarak kısa bir sürede İstanbul’u adeta yeniden inşaa etmiştir[21].Bir başka kaynağa göre de; Osmanlı memleketinin her tarafından üç bin duvarcı getirildi, amele olmak üzere üç bin müsellem ve kireçci olmak üzere sekiz yüz yaya dahi bunlara ilave olundu[22], şeklinde belirtilmiştir.

    II.Bayezid, İstanbul duvarlarının derhal tamiri için temin edecek tedbirleri müzakere için bir <At Divanı> topladı.Her yirmi evden bir kişi ve ev başına yirmi ikişer akçe takdiriyle cerehor (ücretli amele) yazıldı.Böylece Anadolu’dan otuz yedi, Rumeli’den yirmi dokuz bin amele tedarik olundu].

    İki ay zarfında (29 Mart 1510 /18 Zilhicce 915’den 1 Haziran/23 Sefer’e kadar) yalnız İstanbul ve Galata surları dahil Galata Kulesi, Kız Kulesi, Yıldızlıkapı’daki deniz feneri,Yeni Saray, Büyük ve Küçük Çekmece Köprüleri, Silivri Hisarları tamir edildi.

    Bir diğer kaynak ise; üç ay kadar kısa bir sürede tamamlanan İstanbul inşaatının sonunda İstanbul yeni bir görünüme kavuşmuştu.Bu tamir ve inşaatta mimar Hayreddin bin Muradı’n nezareti altında yapıldı, şeklinde değerlendirmiştir.

    Bir kaynakta da İstanbul’un tamiri bitince Sultan, üç gün yoksullara ve fukaraya sahanlar ve taslar içinde yiyecek ve içecek dağıtılmasını emreder, rivayeti geçmektedir.

    Ahşap inşaatın, bu tarihten (1510) itibaren yapıldığı söylenmiştir.Ve eski Bizans’tan hiçbir görünüm kalmamış, İstanbul eskisinden daha güzel bir görünüm kazanmıştır, şeklinde rivayet edilmektedir
    .





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Size gelen musibet, kendi ellerinizle işlediğiniz [günahlar] yüzündendir.

    [Şura 30]





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Asrın Müceddidi Risale-i Nurdur 21nci YüzYıl Dahil :)
    By saidler in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 27.08.15, 11:44
  2. Islam’a dahil edilen budizm öğretileri
    By SERDAR GÖZÜM in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 21.01.14, 22:45
  3. İbret Al,İbret Olma
    By BEYAZ007 in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 17.06.08, 00:13
  4. İbret Al,İbret Olma..
    By Özgürlük in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 06.02.08, 23:02
  5. Mânevî Dua ve Kazançlarında Dahil Etmek Şartı?
    By _MerHeM_ in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 25
    Son Mesaj: 29.01.08, 23:49

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0