Komünizmin Susturulması ve Tan Olayı

4 Aralık 1945 günü üniversiteli gençler kalabalık bir kitle halinde aşırı sol propagandası yapmakta olan Tan, La Turgie ve Yeni Dünya gazetelerinin matbaalarını tahrip etmişler, bu arada Rus yayınları satmakta olan Berrak ve ABC kitabevlerinde de büyük ölçüde hasar yapmışlardı. Olayın tafsilatına geçmeden önce, Türkiye'nin o yıllardaki durumundan birlaç cümle ilede olsa bahsetmek gerekiyor.Stalin zamanında Sovyetlerin Türk toprakları üzerindeki gizli emelleri birer ikişer su yüzüne çıkmıştı.Sovyet basınında sürekli yayınlarda Kars ve Ardahan'ın Sovyetler Birliğine ait olduğu iddia ediliyor, ayrıca Montrö anlaşmasının yeniden gözden geçirilerek tâdiliyle, Sovyetlere Boğazlar'da üs verilmesi isteniyordu.İstekler sadece bununla kalmamış, Sovyetler Birliği Akademisi azası iki profesörün ortaya attığı bir iddia Türkiye'de geniş halk kitlelerinin tepkisine yol açmıştı.İki profesör, Tiflis'te intişar etmekt olan bir mecmuaya ortaklaşa yazdıkları bir makalede, ''Kars, Ardahan, Artvin, Oltu,Tortum, İspir, Bayburt, Gümüşhane ve Giresunun Gürcülere ait olduğunu'' iddia etmişler ve bu toprakların geri verilmesini istemişlerdi.

Birbirini takip eden bütün bu olaylar, Türk milletinde haklı bir infiale yol açar, Sovyetlerin toprak talepleri halk tarafından türlü şekillerde protesto edilirken,İstanbulda yayınlanan Tan gazetesi aşırı solun (Yani Komünizmin) propagandasını yapmaya devam ediyordu. Tan gazetesinin yanısıra -onun kadar olmasa bile- La Turgie ve Yeni Dünya gazeteleride aynı fikirlerin savunuculuğunu yapmaktaydı..Sol basının karşısında yer alan Tanin gazetesinde Hüseyin Cahit yalçın her gün sabiha Sertelin Tan'da yayınlanan makalelerine sert cevaplar veriyor, basındaki bu karşılıklı düello böylelikle uzayıp gidiyordu. İşte tan olayı böyle bir ortam içinde birden patlak verdi.

Kalkın Ey Ehl-i Vatan

3 Aralık 1945 günü Tanin gazetesinde ''Kalkın Ey Ehl-i Vatan'' başlığı altında yayınlanan bir makale, üniversite gençliği arasında büyük bir heyecana yol açtı. Gazeteden kesilerek fakülte sınıflarına asılan yazıda özetle şöyle deniyordu:

''Bu memleket asırlardan beri şimalden gelen hücumlara eti, kanı ruhu ve silahı ile karşı koydu. Milletin varlığı bu ıstıraplar ve felaketlerle yoğrulmuştur. Bu defa yine anavatan topraklarından parçalar ve Türk istiklalinin hatimesini teşkil edecek surette Boğazlarda üsler isteniyor. Düşman istilası, şimdi kominizm propagandası halinde içimize sızmaya başlamıştır. Yeni Dünya'nın ve Görüşler'in intişarı bu hususa tereddüte artık imkan bırakmamıştır.Vaziyet açıktır. Beşinci kol faaliyettedir ve hücuma geçmiştir. Hitlerde göz koyduğu memleketlerde bozgunu bu surette evvelden temin etmişti.
Büyük vatansever Namık kemal'in sesi bugünün parolasıdır: Kalkın ey ehl-i vatan mücadele başlıyor. Ve başlamak lazımdır. Çünkü en azgın ve insafsız propagandanın Türk vatandaşlarının ruhuna her gün en yıkıcı, yeis verici, ümit kırıcı bir propagandanın zehirini dökmesine müsade edemeyiz. Bir vatan sahibi olmak, bu vatanın içinde hür ve müstakil yaşamak isteyen her Türk bu propagandaya karşı uğraşmaya, buna karşı propaganda yapmaya mecburdur.''


Aynı gün ünivesiteli gençler ilgililere başvurarak sol yayınları protesto amacıyla bir miting yapmak istediklerini bildirdiler. Ancak aldıkları cevap menfi oldu. İlgililer böyle bir mitingin yapılmasını o günün şartları içinde tehlikeli bulmuşlardı. Fakat alınan menfi cevap gençleri kararlarından vazgeçiremedi. Bu mitingi mutlaka yapmak istiyorlardı. Bu amaçla bir gün önceden hazırlatılan büyük bir çelenk, -polisin dikkatini çekmemesi için- gizlice Beyazıd Camii avlusuna kondu.

4 Aralık sabahı ellerinde pankart ve dövizler olduğu halde Beyazıd meydanında toplanan bir avuç üzniversiteli genç, önce cami avlusunda saklanan çelengi aldılar, sonra üniversiteye girerek arkadaşlarını kendilerine katılmaya çağırdılar. Bu çağrı üzerine, zaten bir gün önceden kulaktan kulağa dolaşan ''yarın miting var'' söylentisiyle durumdan haberdar olan gençler, sınıflarından, laboratuvarlardan, dersleri yarıda bırakarak çıktılar ve arkadaşlarına katıldılar.

Böylelikle kısa zaman içinde sayıları binleri geçen öğrenciler toplu halde yürüyüşe başladılar. Ellerinde:

Ne Faşistiz, ne Komünistiz, Femokrat Vatanseverleriz.
• Kahrolsun Komünistler, Kahrolsun Serteller.
• Yaşasın Demokratik Türk Ülkesi
• İspanya kardeş boğuşmasını yurdumuzda isteyen yobazlara: Bir Milli Vatan Cephesi doğdu.
• Bundan daha fazla hürriyetmi istiyorsunuz?


Kahrolsun Komünistler!.. şeklinde dövizler ve yapraklar olduğu halde Ankara caddesinden Sirkeciye inen gençler, Tan Matbaası önüne gelince ortalık karıştı.

-Kahrolsun Serteller!
-Kahrolsun Komünistler!
Tan gazetesinin önünü dolduran ve buraya sığamayark ara sokaklara kadar taşan gençlerin hançerelerinden hep bir ağızdan yükselen bu sözlerden sonra, ön saftakiler gazete idarehanesi önündeki polis kordonunu yararak binaya daldılar. Gazetede çalışanlar miting haberini alınca ortadan kaybolduklarından içerde kimsecikler yoktu. gençler büyük bir öfke ile ellerine ne geçirdiyseler hepsini tahrip ettiler. Masalar, telefonlar, yazı makineleri, radyolar kısa süre içinde birer hurda yığını haline geliverdi.
İçerde bunlar olurken dışarda da bir genç arkadaşlarının alıkşları arasında binanın ikinci katına çıkmış, oarad bulunan ve gazetenin başığını taşıyan levhayı yerinden söküp aşağı atmıştı.Levha ayaklar altında bin parça olurken, içerde tahribat devam ediyordu.

Sıra Rotatifte

Gençler idarehanede bulunan eşyaları bir daha kullanılamayacak şekilde tahrip ettikten sonra aşağı inip rotatfin yanına geldiler. İşleri henüz bitmemişti. Aylardır sol yayın (komünizm propagandası) yapan gazetenin basıldığı rotatifin nasıl tahrip edileceğini düşünüyorlardı. İçlerinden birisinin bulduğu hal çaresi hepsine cazip geldi. Önce rotatif çalıştırıldı, sonra makinelerin içine, daha önce tahrip edilen eşyaların kalıntıları atıldı. Rotatif bir süre çalıştıktan sonra durdu. Bu arad bir grup gençte gazetenin dizgi makinelerini parçaladıktan sonra, depoda bulunan kâğıt bobinlerini dışarı çıkarmış ve arkadaşlarnın yardımıyla Sirkeci'ye kadar yuvarlıya yuvarlıya götürüp denize atmışlardı. Böylelikle bu büyük gençlik hareketine adını veren Tan gzetesinin tahribi sona eriyor, gençler ''Taksime, Taksime'' sesleri arasında yollarına devam ediyorlardı.


1969 tarihli Hayat Tarih Mecmuasından alıntıdır..

Devamı var..


***


Aziz kardeşlerim,

-1- , dün, Nurun manevi bir fütuhatı, bütün azamet ve dehşetiyle İstanbul da görüldü. Küfr-ü mutlakı dünyaya, hususan alem-i İslama yerleştirmek isteyen bir cemiyet ve onun naşir-i efkarı ve mürevvic-i amali olan bir iki gazete matbaası ve kütüphanesi darmadağın edilerek, dinsiz yaptık, komünist yaptık zannedilen gençlik ve mekteplilerin ağzıyla ve harekatıyla ve fiilleriyle protesto edildi.

"Kahrolsun komünistlik" diye beddualar edildi. Bu cemiyetin, binler lira maddi, milyonlar lira da manevi zararı oldu. Ve üzülen bizlere, kalbimiz ve ruhumuzla çok alakadar bir şahs-ı manevi, "Ey Nurcular! Şimdi maddi imkan hasıl olmuyor diye üzülmeyiniz. Nurun fütuhatı geniş bir sahada devam ediyor. Külli bir muvaffakıyet hasıl oluyor. Vesaire, vesaire" diye bağırdı.
-2-

1- Hamd ve minnet Allaha mansustur.
2- Bu, Rabbimizin fazlındandır.

Emirdağ Lâhikası