+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: “Barışçıl silâhlar” ve öldürülen masumlar !

  1. #1
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Exclamation “Barışçıl silâhlar” ve öldürülen masumlar !

    Umut YAVUZ
    “Barışçıl silâhlar” ve öldürülen masumlar




    ABD’nin eski başkanlarından Dwight D. Eisenhower, 16 Nisan 1953 tarihli bir konuşmasında şöyle diyordu: "Üretilen her silâh, yapılan her savaş gemisi, ateşlenen her roket, nihayetinde, açlık çekmesine rağmen yeterli beslenemeyen, üşümesine rağmen giyecek bir şey bulamayanlardan birşeyler çalınması anlamına gelmektedir. Silâhlanan bir dünya parasını tek başına harcamıyordur. Aynı zamanda işçilerinin terini, bilimadamlarının dehasını ve çocuklarının umutlarını da harcıyordur. Bu ise doğru ve erdemli bir hayat yolu olamaz. Zira savaş bulutlarının altında, bir demir çubuğun ucunda asılı olan aslında insanlığın ta kendisidir.”
    Evet... Her gün 1.000’den fazla kişi silâh ile öldürülüyor.
    Her sene sekiz milyon küçük ve hafif silâh üretiliyor. Uluslararası Af Örgütü’nün bildirdiği bütün ciddî insan hakları ihlâllerinin dörtte üçü, küçük ve hafif silâh kullanımını içeriyor.
    Uluslararası Af Örgütü tarafından belirtilen öldürmelerin yüzde 85’i küçük ve hafif silâhların kullanımını içeriyor.
    Her sene, en az 350.000 kişi doğrudan konvansiyonel silâhlar ile öldürülüyor; birçoğu da silâhlı şiddet sonucunda yaralanıyor, suiistimal ediliyor, zorla yerinden ediliyor ve yoksun bırakılıyor...
    2006 senesi itibariyle dünyada en çok silâh ihracatı yapan 10 ülke ve ABD doları cinsinden değerleri ise şöyle:

    Ülke Değer, milyon $

    ABD 43.737 m
    İngiltere 8.657 m
    Rusya 6.460 m
    İsrail 4.870 m
    Fransa 4.034 m
    Almanya 1.462 m
    İtalya 1.218 m
    İsveç 1.418 m
    Hollanda 1.015 m
    İspanya 1.061 m

    Bir de G8 ülkelerinin –Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Rusya ve İngiltere– silâh ticaretiyle ilgili karnelerine bakalım. Bu konuda Uluslararası Af Örgütü’nün 2005 tarihli bir raporu, sözkonusu ülkelerin askerî malzeme, silâh ve mühimmat gönderdiği ülkelerde bu silâhların ağır insan hakları ihlâllerine nasıl katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor. Buna göre;
    “Kanada ordusunun silâhlı çatışma yaşanan ya da insan hakları ihlâlleri işlenen ülkelere yaptığı ihracat arasında Suudi Arabistan´a hafif zırhlı araçlar ve Filipinler´e uçak motoru ve el tabancası bulunuyor;
    Fransa, BM´nin “Bomba, el bombası, mühimmat, mayın ve diğerleri” kategorisindeki silâhları, AB silâh ambargosu uygulanan Myanmar ve Sudan gibi ülkelere satıyor;
    Askerî teçhizatta kullanılan Alman malî parçalar ağır insan hakları ihlâlleri yaşanan ülkelere gidiyor - meselâ Alman motorlarının takıldığı askerî araçların son durağı Myanmar;
    İtalya yasalarındaki boşluk, büyük miktardaki “sivil ateşli silâhların” Kolombiya, Kongo Cumhuriyeti ve Çin gibi ağır insan hakları ihlâllerinin görüldüğü ülkelere satışına izin veriyor;
    Rusya, savaş uçakları gibi ağır silâhları Etiyopya, Cezayir ve Uganda gibi devlet güçlerinin ihlâl yaptığı ülkelere ihraç ediyor;
    ABD ordusunun yaptığı askerî yardımın önemli bir kısmı, Pakistan, Nepal ve İsrail gibi insan hakları ihlâllerinin ısrarla sürdüğü ülkeler;
    Japonya, Filipinler gibi insan hakları karnesinin zayıf olduğu ülkelere hafif silâh ihraç ediyor;
    İngiltere malî malzemelerin işkence ya da kötü muamele için kullanılıp kullanılamayacağının denetlenememesi ve bu ülkenin, şirketlerin yeterli denetim yapılmaksızın çoklu nakil yapmasına imkân veren “açık ruhsat” uygulaması giderek daha fazla kullanılıyor.”
    Dikkat ederseniz, silâh ticareti yapan bu ülkelerin hiçbiri Müslüman ülkeler değil. Ancak bu ülkelerin ürettiği ve sattığı silâhlarla ölenlerin çok büyük bir kısmı ne yazık ki Müslüman. Yine bu ülkelerin tamamı “batılı ve demokratik” ülkeler. Ancak silâhlarıyla öldürülenlerin hiçbiri “batılı ve demokratik” ülkelerin vatandaşları değil.
    Şimdilerde çıkmış bu ülkeler, İran uzaya “HABERLEŞME UYDUSU” gönderdi diye “Acaba barışçıl amaçlı mı” endişesiyle dünyayı ayağa kaldırıyorlar.
    Şimdi çok merak ediyorum. Bu ükelerin ürettiği ve binlerce masumun öldürülmesinde kullanılan sözkonusu silâhlar “barışçıl amaçlarla mı üretilip, satılıyor?” Hadi ordan canım!

    07.02.2009

    E-Posta: yavuz@yeniasya.com.tr


    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  2. #2
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Umut YAVUZ
    İsrail gittikçe faşistleşiyor

    A+ | A-



    Yıllar boyunca faşizmin mağduru olan ve bunun propagandasını her fırsatta yapan “Yahudi kimlikli” İsrail devleti kendi tarihleriyle tezat teşkil edercesine gün geçtikçe daha da faşistleşiyor. Kendilerinin Yahudi devleti olarak kabul edilmesi konusunda ısrarlı olan İsrail yönetimi, uygulamalarıyla da bu tezini güçlendirmek istiyor.
    Özellikle Netanyahu’lu, Lieberman’lı sağcı iktidar başa geldikten sonra İsrail devletinin bölgede çözümü zorlaştıran tutumlarına bir yenisi daha eklendi. Şimdi İsrail trafik levhalarındaki Arapça ve İngilizce isimleri kaldırma kararı aldı. Alınan karar gereği levhalar bundan böyle sadece İbranice olacak.
    Şimdi bunun konuyla ne alâkası var demeyin. Zira özellikle Kudüs’te sözkonusu uygulamaya geçilmesi İsrail devletinin “Yahudilik” vurgusunun artmasına işaret etmektedir. Halbuki İsrail vatandaşı olan onbinlerce Arap bu ülkede hayatını sürdürmektedir. İsrail’in sözkonusu icraati Filistinlilere “İsrail’in bir Yahudi devleti olduğunu kabul ettirme” çabalarının bir parçası olarak yorumlanıyor.
    İşin bir başka yanı var ki, bu da oldukça vahim. İsrailli Araplar, bu yeni uygulamayla İsrail’i, Arap dili ve mirasını silmeye çalışmakla suçluyorlar. Ki bu tezlerinde de oldukça haklılar.
    İsrail Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri ise üç dilde hazırlanan levhaların sürücülerin kafasını karıştırdığı için böyle bir karar aldıkları gibi trajikomik bir açıklama getiriyor duruma.
    Halihazırda İsrail’deki trafik levhalarında üç dil kullanılıyor. Levhalarda her yerin İbranice, Arapça ve İngilizce geleneksel adları yer alıyor. Meselâ Kudüs için, İbranice “Yerushalaim”, İngilizce “Jerusalem” ve Arapça “El Kuds” yazıyor.
    İsrailli yetkililerden gelen ikircikli açıklamalar bu icraatın altında siyasî hedeflerin olduğunu gün gibi ortaya koyuyor. Zira İsrail Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinden Yeşa Ayahu Ronen, levhalarda bundan böyle sadece İbranice’ye yer verme kararlarını “Kafa karışıklığını önlemeye çalışıyoruz.” diyerek açıklarken, İsrail Ulaştırma Bakanı Yisrael Katz, bir internet sitesinde yayınlanan açıklamasında bu kararın ardında siyasî sebepler olabileceği imasında bulundu.
    Bakan Katz, “Bazı Filistin haritalarında İsrail şehirlerinin hâlâ 1948’den önceki adları kullanılıyor. Trafik levhalarımızda buna izin vermeyeceğim. Bu hükümet, bu bakanlık, Yahudi Kudüs’ün El Kuds’a dönüştürülmesine izin vermeyecek.” dedi.
    Bu açıklama İsrail devletinin esas niyetini ele vermektedir. Onların istediği “Yahudi bir Kudüs”... Ancak bunu hiçbir Filistinli kabul etmeyeceği gibi, İsrail vatandaşı Araplar da kabul etmeyecektir.
    İsrailli Bakan bir de lütufta bulunarak işgal etmiş bulundukları Batı Şeria’daki trafik levhalarında Arapça kullanımına devam edileceğini söylemiş. Esasında bütün bu soytarılığa en güzel cevabı, Knesset’teki Arap milletvekili Ahmet Tibi vermiş. Tibi, “Bakan, birkaç tabelâ değiştirerek Arap halkının varlığını silebileceğini düşünüyorsa yanılıyor” demiş. Doğru söylemiş...

    16.07.2009

    E-Posta: yavuz@yeniasya.com.tr


    http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/16/yazarlar/umut.htm

    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  3. #3
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Robert MİRANDA
    Bir gayri Müslim ile sohbet

    A+ | A-



    Geçtiğimiz günlerde ABD’nin Wisconsin eyaletinin Milwaukee şehrinde bir gayri Müslim ile yaptığım ilgi çekici sohbeti sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisiyle hayat, tabiat ve dinler hakkında sohbet ettik.
    Sohbetin en ilginç kısmı da din hakkında yaptığımız konuşmalardı.
    Bana hangi dine inandığımızı sordu. Ben de daha geçtiğimiz yıllarda İslâmiyetle şereflendiğimi söyledim. Bana hemen İslâm’ı ve Müslüman olmanın nasıl bir şey olduğunu sordu. Öncelikle bu soru bana çok garip geldi, fakat daha sonra onun gayri Müslim bir insan olduğunu hatırladım ve İslâm’ı yeni seçmiş bir insan olarak tabiî ki onun merakını celbedecektim.
    Öncelikle karşımdaki insana Müslüman olmanın tam anlamıyla İslâm’ın bütün kurallarını hayatında tatbik etmekle olabileceğini anlattım. Daha sonra ise dünya üzerinde bir milyardan fazla Müslümanın, onlarca farklı ülkelerde yaşadığını ve farklı farklı kültürlere mensup olduklarını söyledim. İslâm kelimesinin birinci ve esas anlamının “Allah’a teslim olma” demek olduğunu ve hayatımda yaptığım bütün şeylerin Allah’ın rızası ve takdirini kazanmak için olduğunu ifade ettim. Allah’ın merhameti, hikmeti, rahmeti ve sevgisini kazanmak için günde beş vakit namaz kıldığımı ve namazı ayakkabılarımı çıkararak ve Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde bulunan Kâbe’ye yönelip, secde ederek kıldığımı anlattım.
    Daha sonra ise “Allah” lâfzının Arapça’da Tanrı’nın ismi olduğunu belirttim. Arapça’nın İslâm’ın temel dili olduğunu ve bu dilde ibadet edildiğini söyledim.
    O da inandığı dinden bahsetmek istedi. Kendisi Hıristiyanlığın bir kolu olan Lutherci geleneğe bağlıymış. Lutherci bir insanın Ahit Kitabı’nda (Book of Concord) özetlenmiş olan Tanrı’nın sözlerinin ve öğretilerinin doğruluğuna iman etmesi gerektiğini söyledi. Bu dinin Martin Luther tarafından kurulduğunu anlattı. İşte Lutherciler bu “Book of Concord” adlı kitapta anlatılan Lutherci inanç ilkelerini benimser ve uygularmış.
    Gayri Müslim arkadaşımın Luthercilik hakkında yaptığı açıklamaları sonuna kadar dinledim. Bunun neticesinde inandığı şeye sıkı bağlı olduğunu ve bunun onu mutlu ettiğini müşahade ettim. Konuşmasını bitirdiğinde, kendi inancından bahsetme nezaketi gösterdiği ve İslâm hakkında konuşmama izin verdiği için de teşekkürlerimi ilettim.
    Daha sonra ise kendisine bir Müslüman için Allah’ın her şey demek olduğunu anlattım. Öyle ki kâinatta hiçbir şeyin Allah’ın ve Allah rızasının önüne geçemeyeceğini ifade ettim. Ayrıca Allah’ın eşsiz ve benzersiz olduğunu da hatırlattım. O’nun bütün yaratılanlardan ve her şeyden farklı olduğunu ve hiçbir şeyin Allah’a benzeyemeyeceğini belirttim.
    Ayrıca biz Müslümanların Allah’ın her şeyi bildiğine, her şeye kadir olduğuna ve ezelden ebede kadar hep var olduğuna iman ettiğimizi anlattım. Bunun yanında kâinatta var olan her şeyin Allah’ın iradesiyle yahut isteğiyle var olduğunu ifade ettim.
    Ayrıca İslâm peygamberinin Hz. Muhammed (asm) olduğunu ve Allah’ın ondan önce de Adem, İbrahim, Musa ve İsa (aleyhümüsselam) gibi bir çok peygamberler gönderdiğini ve Hz. Muhammed’in de(asm) bunlardan biri olduğunu belirttim. Biz Müslümanların O’nun “En büyük peygamber” ve “seçilmiş elçi” olduğuna inandığımızı ve Müslümanlar’ın Hz. Muhammed’e Arapça olarak gönderilen ve ismi Kur’ân olan kitaba inandıklarını söyledim. Kur’ân’ın Arapça olması sebebiyle de dünya üzerinde bir çok Müslüman’ın Arapça öğrenip, okuyabildiğini ve bu dilde ibadet ettiğini hatırlattım. Peygamberimizin bize Allah’ın bir olduğunu öğrettiğini söyledim. Ayrıca Peygamber Efendimizin (asm) ismi her anıldığında Müslümanların salâvat getirmekle yükümlü olduğunu da hatırlattım.
    Ben bütün bunları heyecanla anlatırken gayri Müslim arkadaşım birden beni durdurdu ve “Ne yani siz gerçekten günde beş defa ibadet mi ediyorsunuz?” diye hayretle sordu.
    Ben de “Evet” dedim. Bu ibadetin namaz olduğunu ve İslâm’ın en önemli şartlarından biri olduğunu ve dinin direği olduğunu ifade ettim. Ayrıca namazın Arapça’daki karşılığının “Salat” olduğunu ifade ettim. Bütün Müslümanların namaz ibadetinin Peygamber Efendimiz’e (asm) Cebrail adlı melek tarafından öğretildiğine inandığını ve bizim de aynı şekilde ibadet ettiğimizi söyledim. Ayrıca günün ilk ışıklarından önce, gün ortasında, öğleden sonra, güneş battıktan sonra ve uyumadan hemen önce olmak üzere günde beş vakiti tamamladığımızı belirttim.
    Ben İslâm hakkında o sırada aklıma gelen hemen her şeyi karşımdakine anlatmaya niyetliydim. Ancak tam o sırada arkadaşımın telefonu çaldı. Özür diledi ve bu gelen telefon sebebiyle kalkmak durumunda kaldığını üzülerek belirtti. Ancak gitmeden hemen önce, anlattıklarımdan etkilendiğini ve bundan böyle eve gider gitmez İslâm ve Müslümanlar hakkında daha çok okumaya ve öğrenmeye karar verdiğini belirtti.
    “Rabbinin yoluna, hikmetle ve güzel öğütle çağır” (Kur’ân, 16:125)

    Tercüme: Umut Yavuz

    Speaking with a nonbeliever

    I must share a fascinating discussion I had with a nonbeliever last week here in Milwaukee, Wisconsin – USA. We talked about life, nature and religion.

    The conversation on religion was the highlight of our discussion.

    He asked for my religion. I told him that I recently converted to Islam. He asked me about Islam and what being Muslim was like. I thought the question odd at first, but came to realize that he is a nonbeliever, and being a recent convert to Islam, I was able to connect to his curiosity.

    I started out by first letting the nonbeliever know that being a Muslim means I practice the religion of Islam. That there are over one billion Muslims spread throughout the world in many different countries and making up many different cultures. I said that the word Islam means "submission to God" and that being a Muslim means that everything that I do in my life is all intended to please God. That I pray five times a day for God’s mercy, for God’s love, for his wisdom and care and that when I pray I do so by taking off my shoes and kneeling towards Mecca, Saudi Arabia.

    I said to him that ALLAH in Arabic means God. That Arabic is the language of Islam and that we pray in this language.

    He spoke of his religion. He is a Lutheran, a form of Christianity. He said that being Lutheran is a person who believes, teaches and confesses the truths of God's Word as they are summarized and confessed in the Book of Concord. He said that his religion was founded by a man named Martin Luther. That Lutherans follow the Book of Concord, which contains the Lutheran confessions of faith.

    I listened to the nonbeliever as he spoke about being Lutheran. I got a sense that he was at peace with his belief and that he was happy with his religion. Once he ended his talk, I responded by thanking him for sharing his religion with me and proceeded to speak about Islam.

    I said to him that for the Muslim, Allah is everything. That Nothing can be compared to Allah. Allah is unique. He is different from all people and all things and that nothing is like Allah.

    I said that we Muslims believe that Allah knows all things, can do all things, and has always existed. Everything exists because Allah wills, or wants it to exist.

    I said to him that Islam was founded by the Prophet Muhammad (peace be upon him), one of Allah's prophets in a long line of prophets since Adam, Abraham, Moses and Jesus. That we Muslims call him the Great Prophet and the Chosen Messenger and that the book Muslims follow is called the Holy Qur’an, which was revealed to the Prophet in Arabic. It was written in Arabic, hence why Muslims around the world read and pray in Arabic. Muhammad taught us that there is only one Allah. I explained that whenever we say the name of Prophet Muhammad, Muslims say, "Peace be upon him".

    The nonbeliever stopped me and asked, “you pray five times a day?”

    I said, “Yes.”

    That prayer is one of the pillars of Islam. Prayer in Arabic is Salat.

    I said to him that Muslims believe that an angel showed our Prophet how to pray, that all Muslims pray in the same way. We pray at dawn, in the middle of the day, in the afternoon, after sunset, and before going to bed.

    Just as I was about to speak more about Islam, the nonbeliever got a call on his cell phone. He apologized and informed me that he had to leave. However, he did say that because we spoke of Islam that he was going to read more about the Muslim and our religion.
    "Invite to the way of thy Lord with wisdom and beautiful preaching" [Qur'an 16:125].

    18.07.2009

    E-Posta: rmiranda@wi.rr.com

    http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/18/yazarlar/rmiranda.htm

    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. “Annestezi”
    By ıslak seccadem in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.10.11, 23:07
  2. Risale-i Nur’daki “Edebiyat Tadı” ve “Bambaşka Türkçe”
    By Şahide in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 26.03.09, 07:12
  3. Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 02.12.08, 09:20
  4. “Onuncu Söz” ile “Beşinci Şua” Arasında
    By sarıca in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26.07.08, 09:32
  5. Sayfalara “Eşimi Seviyorum” ve “Onu Sevmek İçin Bütün Yollar
    By mirkat in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 11.08.07, 11:38

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0