+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 12

Konu: Çanakkale Kahramanlarının Yemek Listesi!...

  1. #1
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Çanakkale Kahramanlarının Yemek Listesi!...

    ÇANAKKALE KAHRAMANLARI

    43-ncü Alay 1-nci P. Tb. 1-nci Bölük

    1917 YILI YEMEK LİSTESİ

    15 HAZİRAN
    SABAH ÜZÜM HOŞAFI
    ÖĞLE YOK
    AKŞAM YAĞLI BUĞDAY ÇORBASI
    EKMEK TAM

    26 HAZİRAN
    SABAH YOK
    ÖĞLE YOK
    AKŞAM ÜZÜM HOŞAFI
    EKMEK TAM

    18 TEMMUZ
    SABAH ÜZÜM HOŞAFI
    ÖĞLE YOK
    AKŞAM YOK
    EKMEK YARIM

    8 AĞUSTOS
    SABAH YARIM EKMEK
    ÖĞLE YOK
    AKŞAM ŞEKERSİZ ÜZÜM HOŞAFI
    EKMEK -

    NOT: 21 TEMMUZ 1917'DEN İTİBAREN BAŞLAYARAK ORDU EMRİYLE EKMEK İSTİHKAKI 500 GRAMA İNDİRİLMİŞTİR.ÇÜNKÜ UN VE EKMEK KALMAMIŞTIR.


    Alıntı...

    SELAM VE DUA İLE...

  2. #2
    Gayyur camiatik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Mesajlar
    147

    Standart




    bu listeyi her gördüğümde etkileniyorum.

    Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
    Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

  3. #3
    Vefakar Üye Teenni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    486

    Standart

    Paylasimin icin Tesekkür...
    Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.

    Bediüzzaman Said Nursi

  4. #4
    Pürheves mtnhydr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    ankara
    Mesajlar
    292

    Standart

    Bu vatanı kurtarmak hiçte kolay olmadı.. Allah onlara hem rahmet etsin hemde onlardan razı olsun
    her şey ya bizzat güzeldir ya netice itibariyle güzeldir..

  5. #5
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart

    Alıntı camiatik Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



    bu listeyi her gördüğümde etkileniyorum.

    Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
    Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
    NE ELBİSELER GÖRDÜM İÇİNDE İNSAN YOK, NE İNSANLAR GÖRDÜM ÜZERİNDE ELBİSE YOK!

  6. #6
    Vefakar Üye mephistoteles - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    314

    Standart

    şu resmi görünce coşmuş bakıyorum herkes de:

    İki Çılgın Türk Sahte Çıktı!

    İki Çılgın Türk sahte çıktı!

    Çanakkale'nin Fedakar Havacıları adıyla Türkiye çapında e-mail ile herkese ulaştırılan, posterleri yaptırılıp neredeyse tüm kamu kurumlarına binlercesi satılan fotoğraf "yalan" olduğu ifade edildi.

    Bir televizyon programında fotoğraf üzerinde yapılan tartışmada fotoğrafın Çanakkale Savaşı'nın gerçekleştiği 1915 yılında değil savaştan çok sonra 1918 yılında çekildiği anlaşıldı.

    Üstelik fotoğrafta görünen ve Osmanlı askeri olduğu iddia edilen kişilerin de asker değil yıllar sonra savaşın yapıldığı alandan hurda toplayan kişiler olduğu belirtildi.

    Fotoğraf ilk kez ODTÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Bülent Yılmazer tarafından Çanakkale Zaferi'nin 90. Yılı etkinliklerinde yaptığı sunumla kamuoyuna sunuldu. Fotoğrafı Çanakkale'de Osmanlı ordusu adına pilot olarak görev yapan Emil Meinecke'ye ait bir fotoğraf albümünden aldığını belirten Yılmazer albümde fotoğrafın altında da "Türk askerlerinin gururu 1915" yazdığını kaydetti. Büyük ilgi gören fotoğraf poster yapılarak çoğaltıldı ve "Çanakkale Hava Savaşları" isimli bir kitapta kullanıldı.

    SAHTE İDDİASI

    RESMİN BÜYÜĞÜ İÇİN TIKLA
    Ancak Emekli Polisler Derneği'nin yayını olan Türkiye Polis Dergisi'nde yer alan bir yazıda bu fotoğrafla insanların kandırıldığı ve haksız kazanç elde edildiği ileri sürüldü. Bu iddialar bir televizyon programına da konu oldu. Derginin editörü Suat Demirci ile Bülent Yılmazer'in katıldığı programda, Yılmazer fotoğrafın arkasında yer alan "Çanakkale 1918" yazısının ortaya çıkmasıyla şaşırdı. Yılmazer fotoğraftaki kişilerin üzerindeki üniformalarla ilgili tartışmada da bunların asker olmayabileceğini kabul etti.

    Neden asker olamazlar?

    POLİS dergisinde fotoğraftakilerin asker olamayacağı şöyle açıklandı:

    * 1915'te Osmanlı ordusu iyi teçhizatlıydı, askerlerin üstü harap değildi.

    * Şapkaları soluk değil, ayakkabı yok ama çorapları temiz;

    * Uzun boylu askerin üniforması Fransızlarınki gibi soldan düğmeli. Osmanlı'da düğmeler sağda.

    * Aynı orduda iki asker çantasını farklı yerde taşımaz.

    * Sağdaki askerin giydiği Osmanlı subayı giysisi. Osmanlı'da bir subay ile bir er yan yana böyle duramaz.


  7. #7
    Vefakar Üye Teenni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    486

    Standart

    Alıntı mephistoteles Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    şu resmi görünce coşmuş bakıyorum herkes de:

    İki Çılgın Türk Sahte Çıktı!

    İki Çılgın Türk sahte çıktı!

    Çanakkale'nin Fedakar Havacıları adıyla Türkiye çapında e-mail ile herkese ulaştırılan, posterleri yaptırılıp neredeyse tüm kamu kurumlarına binlercesi satılan fotoğraf "yalan" olduğu ifade edildi.



    Bir televizyon programında fotoğraf üzerinde yapılan tartışmada fotoğrafın Çanakkale Savaşı'nın gerçekleştiği 1915 yılında değil savaştan çok sonra 1918 yılında çekildiği anlaşıldı.


    Üstelik fotoğrafta görünen ve Osmanlı askeri olduğu iddia edilen kişilerin de asker değil yıllar sonra savaşın yapıldığı alandan hurda toplayan kişiler olduğu belirtildi.



    Fotoğraf ilk kez ODTÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Bülent Yılmazer tarafından Çanakkale Zaferi'nin 90. Yılı etkinliklerinde yaptığı sunumla kamuoyuna sunuldu. Fotoğrafı Çanakkale'de Osmanlı ordusu adına pilot olarak görev yapan Emil Meinecke'ye ait bir fotoğraf albümünden aldığını belirten Yılmazer albümde fotoğrafın altında da "Türk askerlerinin gururu 1915" yazdığını kaydetti. Büyük ilgi gören fotoğraf poster yapılarak çoğaltıldı ve "Çanakkale Hava Savaşları" isimli bir kitapta kullanıldı.



    SAHTE İDDİASI



    RESMİN BÜYÜĞÜ İÇİN TIKLA


    Ancak Emekli Polisler Derneği'nin yayını olan Türkiye Polis Dergisi'nde yer alan bir yazıda bu fotoğrafla insanların kandırıldığı ve haksız kazanç elde edildiği ileri sürüldü. Bu iddialar bir televizyon programına da konu oldu. Derginin editörü Suat Demirci ile Bülent Yılmazer'in katıldığı programda, Yılmazer fotoğrafın arkasında yer alan "Çanakkale 1918" yazısının ortaya çıkmasıyla şaşırdı. Yılmazer fotoğraftaki kişilerin üzerindeki üniformalarla ilgili tartışmada da bunların asker olmayabileceğini kabul etti.


    Neden asker olamazlar?


    POLİS dergisinde fotoğraftakilerin asker olamayacağı şöyle açıklandı:


    * 1915'te Osmanlı ordusu iyi teçhizatlıydı, askerlerin üstü harap değildi.


    * Şapkaları soluk değil, ayakkabı yok ama çorapları temiz;


    * Uzun boylu askerin üniforması Fransızlarınki gibi soldan düğmeli. Osmanlı'da düğmeler sağda.


    * Aynı orduda iki asker çantasını farklı yerde taşımaz.


    * Sağdaki askerin giydiği Osmanlı subayı giysisi. Osmanlı'da bir subay ile bir er yan yana böyle duramaz.

    Bu bir iddadan ibaret olsa bile o zamandan kalma Tarih bilgilerimiz dogrultusunda haraket edersek, bu Resme benzer bir hayal sekillenmesi olabilir .
    Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.

    Bediüzzaman Said Nursi

  8. #8
    Gayyur camiatik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Mesajlar
    147

    Standart

    resim gerçek ya da sahte bi önemi varmı?
    gerçek olan şey milli mücadele
    gerçek olan şey vatan sevgisi


  9. #9
    Pürheves karçiçegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    165

    Standart

    ewt..önemli olan onlarin bize bu topraklari ne kadar zor şartlar altinda biraktiği bizlerin onlar kadar zor şartlarda yaşamamiş olmamiz onlarinda bizler kadar ferah ve huzurlu yaşamamasi ve bizler için vtan için mücadeleleri...

  10. #10
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Bedeli Çanakkale' de altın olarak ödenecektir...


    Üç aylık bir tâlimden sonra Mehmed Muzaffer, 'zâbit namzeti' olarak Çanakkale'de idi. (Mart 1916). Müttefik İngiliz ve Fransız kuvvetleri, Çanakkale'de uğradıkları mağlûbiyetlerden ve verdikleri yüzelli bin zâyiattan sonra Boğaz'ı aşamayacaklarını anlamışlar, 1915'in son haftasıyla 1916'nın ilk haftasında bütün hatları tahliye edip, çıkıp gitmişlerdi.

    Muzaffer, Çanakkale'ye vardığında harp durmuştu. Zaman zaman, İmroz-Bozcaada'da üslenmiş düşman gemileri ve uçakları bombardımanda bulunuyorlarsa da, 1915 Nisan'ından Aralık sonuna kadar sekiz ay süren kanlı bağuşmalara kıyasla bu bombardımanlar 'hiç' mesâbesindeydi. Çanakkale'deki birliklerin büyük bir kısmı, Kafkas, Irak ve Filistin cephelerine sevkedileceklerdi. Hazırlanma ve noksanları ikmâl emri aldılar.

    Muzaffer, birliğinin alay karargâhında vazifeliydi. Alayın kamyon ve otomobil lastiği ile diğer bir takım malzemeye ihtiyacı vardı. Bunlarsa ancak İstanbul'dan sağlanabilirdi. O devirlerde bu gibi basit mübâyaalar için açık artırma yapmak, ilanlarda bulunmak, ne âdetti, ne de bunlarla kaybedilecek vakit vardı. Herşey itimatla yürütülürdü. Muzaffer, açıkgöz ve becerikli bir İstanbul çocuğu olduğundan, karagâh, gerekli malzemenin temin ve mübâyaasına onu memur etti. İcab eden paranın kendisine i'tâsı için de Erkân-ı Harbiye Riyâseti'ne hitâben yazılı bir tezkereyi eline verdiler.

    O yıllar İstanbul'da otomobil ve kamyon, nâdir rastlanan vâsıtalardı. Bunlaların lastikleriyse yok denecek kadar azdı ve karaborsaydı.

    Muzaffer aradı, uğraştı, nihayet Karaköy'de bir Yahûdi'de istediklerini buldu. Fiyatlar pek fâhişti ama, yapacak başka birşey yoktu anlaşmaya vardı. Lâzım gelen parayı almak üzere Erkân-ı Harbiye'ye gitti. Elindeki tezkereyi tediye merciiine havâle ettiler. Muzaffer az sonra yaşlı bir kaymakam (yarbay)'ın huzurundaydı. Kaymakam, uzatılan kezkereyi okudu. Karşısında hazırolda duran ihtiyat zâbit namzetine baktı. İsteyeceği paranın miktarını sormadan
    'Ne alınacak?' dedi.
    'Oto ve kamyon lastiği' cevabı verilince bir an durdu. Sonra Muzaffer'e dik dik baktı:
    'Bana bak oğlum! Ben askerin ayağına postal, sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum. Sen otomobil lastiğinden bahsediyorsun! Haydi yürü git, insanı günaha sokma... Para mara yok!' dedi.

    Muzaffer selâmı çaktı, dışarı çıktı. Harbiye Nezâreti'nin (bugünkü hukuk fakültesi binâsının) bahçesinden dış kapıya ağır ağır yürürken, ne yapacağını düşünüyordu. Malzemelere alayın ihtiyacı vardı. Eldeki (Almanlar'ın verdiği) iki Mercedes-Benz kamyon ve iki binek arabası lastiksizdi. Diğer malzemeler de mutlaka lâzımdı. Kendisi, bulur alır diye vazifelendirilmişti.

    Malzemeyi bulmuştu, fakat para yoktu. Eli boş dönemezdi, bir çaresini bulmak lâzımdı.

    Muzaffer bunları düşüne düşüne Bâyezid Meydanı'na vardı. Birden durdu, kendi kendine güldü. Aradığı çareyi bulmuştu! Doğru tüccar Yahûdi'ye gitti:
    'Paranın tediye muâmelesi akşamüstü bitecek. Ezandan sonra gelip malları alamam gece kaldıracak yerim yok. Yarın öğleden evvel vapurum Çanakkale'ye kalkıyor, yetişmem lâzım. Onun için, sabah ezanında geleceğim. Malları mutlaka hazır edin...'
    Tüccar
    'Peki' dedi.
    Muzaffer tam ayrılırken ilâve etti:
    'Altın para vermiyorlar, kâğıt para verecekler.'
    Yahûdi yine
    'Peki' dedi.
    Ertesi sabah Muzaffer, Merkez Komutanlığı'ndan araba ve neferle ezan vakti Yahûdi'nin kapısındaydı. Ortalık henüz ışıyordu. Taccar, malları hazırlatmıştı. Havagazı fenerinin yarım yamalak aydınlattığı loşlukta mallar arabaya yüklendi. Muzaffer, bir yüzlük kâime (yüz liralık kâğıt para) verdi. araba dörtnal Sirkeci'ye yollandı. Malzeme şat'a, oradan dubada bağlı gemiye aktarıldı. Az sonra da gemi Çanakkale yolunu tutmuştu.

    Üç gün sonra Yahûdi, elindeki yüzlük kâimeyi bozdurmak üzere Osmanlı Bankası'na gitti. Bozmadılar.. Zira elindeki para sahte idi.

    Muzaffer evrâk-ı nakdiyenin basımında kullanılan kâğıdın aynısını Karaköy kırtasiyecilerinden tedarik etmiş, bütün gece oturmuş, çini mürekkebi ve boya ile, gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemiyecek nefâsette taklit para yapmıştı. Tüccara verdiği para buydu. O devrin hakiki paralarının üzerinde yazılar arasında bir de şöyle ibâre bulunurdu:

    'Bedeli Dersaâdette altın olarak tesviye olunacaktır.' Muzaffer yaptığı taklit parada bu ibâreyi şöyle yazmıştır. 'Bedeli Çanakkale'de altın olarak tesviye olunacaktır.'

    Onun burada altın dediği, Çanakkale'de Mehmetçiğin akıttığı, altından da kıymetli kanı idi...

    Yâhudi tüccar bunu mesele yapmadı. Yapmak mı istemedi, yapmaktan mı çekindi, bilinmez. Ancak hâdise bütün İstanbul'a yayıldı. Dünyada emsâli olmayan ve olmayacak olan bu hâdise Şehzâde Abdülhalim Efendi'nin kulağına kadar gitti. Şehzade hemen lalasını göndererek Yâhudi tüccarı buldurdu.

    Yüzlük taklid evrâk-ı nakdiyeyi, bedelini altın olarak ödeyip aldı. Çok zarif sedef kakmalı, içi kadifeli bir mücevher çekmecesine yerleştirip, İstanbul Polis Okulu'ndakiEmniyet Müzesi'ne hediye etti.

    Şehid Mehmet Muzaffer'in taklidini yaptığı paranın asıl 50 liralık kâğıt paradır. Bu kâğıt paralar, üzerlerinde de yazılı olduğu gibi, Rûmi 6 Ağustos 1332 (M.18.8.1916) tarihli kanunla tedâvüle çıkarılmıştır. Bu tertip kâğıt paraların en büyük kıymeti 50 liralıklardır. Yüz lira olarak bu tipte hiçbir kupür basılmamıştır. Her halde Şehid Muzaffer'in alacağı malzemenin bedeli elli liranın çok üstünde olmalıdır ki, iki tane ellilik imal edecek olsa anlaşılabileceğini düşünüp tek bir yüzlük yapmıştır. Bu kâğıt paralar yeni tedâvüle çıktığından, getirip veren de subay ve askerleri olduğundan, tüccar, bu çeşit yüzlük kâime mevcut olup olmadığını araştırmak lüzûmunu görmemiş olmalıdır. Esasen Muzaffer'in 'sabah ezanı vakti' üzerinde durması da, hem o devrin ölü ışıkları altında paranın iyice incelenmesine imkân bırakmamak, hem de sabahın o saatinde her taraf kapalı olduğundan, sağa sola sormak ihtimâlini de ortadan kaldırmak için olmalıdır.

    Çeşitli imkânlara sahip teksir ve totokopi makinelenin henüz îcad edilmediği yıllarda, bugün son sistem âletlerle çalışan kalpazanlara taş çıkartacak şekilde elle bu derece başarlı bir taklidi yapabilmek, üstelik de bunu bir tek gecenin sınırlı saatleri için sığdırmak, fevkalâde büyük bir sahtekârlık başarısı değil, bir san'at şaheseri olarak değerlendirilmelidir.

    Hz. Allah, bütün şehidlerimizden de, vatan için her şeyi göze alabilen bu san'atkârın, bu mübârek şehidin rûhundan da, o ganî rahmetini eksik etmesin. (Âmin)

    Ziyad Ebuzziyâ

    SELAM VE DUA İLE...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Az Yemek Ustalık, Çok Yemek Hastalık
    By *ruveyda* in forum Sağlık
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 15.03.17, 21:22
  2. Bediüzzaman'ın Dua Listesi
    By Beste-i Rana in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 27
    Son Mesaj: 16.11.09, 00:20
  3. Dua Listesi
    By Medresetü'zZehra in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 163
    Son Mesaj: 09.03.09, 16:45
  4. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 28.06.08, 17:23
  5. Sizi Çok Yemek Öldürdü, Bizi de Az Yemek Diriltti
    By insirah in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.05.08, 17:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0