+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 11

Konu: Enver Paşa Hain mi, Kahraman mı?

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    sozler rumuzlu kardeşimiz "Arap Düşmanl?ğ?na Son: HA?N K?M!" başl?ğ? alt?nda "Tarih" isimli forumda önemli bir konuya değinmiş. Orda yaz?yla ilgili örnek verdiği kitapta Enver Paşa'n?n hain olduğu dile getirilmiş. Peki gerçekten de öyle mi? Sar?kam?şta on binlerce askerimiz şehid oldu. Peki Enver Paşa m?d?r bunun tek sebebi ya da Enver Paşa neden böyle bir şeyi yaps?n? Şimdilik bu konuda yorum yapmayacağ?m bir kaç yaz? ve şiir yazacağ?m bu konuda ve konunun başl?ğ?nda sorduğum soruyu da sizlerin görüşlerine sunmak istiyorum...
    Risale-i Nur'da Enver Paşa

    Evet, fahr ve temeddüh niyetiyle değil, belki mecburiyet ve mahcubiyetle, hodfuruşâne eski bir k?s?m riyakârl?ğ?m? hat?rlamakla beni ehemmiyetsiz, vücudundan istifade edilmez, âdi mertebeye sukut ettirmek isteyenlerin yanl?şlar?n? göstermek için derim:
    ?ki Mekteb-i Musibet Şehadetnamesi nam?ndaki matbu, eski müdafaat?m? görenlerin tasdikiyle, 31 Mart hadisesinde, bir nutukla isyan etmiş sekiz taburu itaate getiren ve bir zaman gazetelerin yazd?klar? gibi, ?stiklâl Harbinde Hutuvât-? Sitte nam?nda bir makale ile ?stanbul’daki efkâr-? ulemay? ?ngiliz aleyhine çevirip Harekât-? Milliye lehinde ehemmiyetli hizmet eden ve Ayasofya’da binler adama nutkunu dinlettiren ve Ankara’daki Meclis-i Mebusân?n şiddetli alk?şlamas?yla karş?lanan ve 150 bin banknot 163 mebusun imzas?yla medrese ve darülfünununa tahsisat? kabul ettiren ve Reisicumhurun hiddetine karş? divan-? riyasette kemâl-i metanetle, fütur getirmeyerek mukabele edip namaza davet eden ve Dârü’l-Hikmeti’l-?slâmiyede hükûmet-i ?ttihadiyenin ittifak?yla hikmet-i ?slâmiyeyi Avrupa hükemas?na tesirli bir surette kabul ettirmek vazifesine lây?k görünen ve cephe-i harpte yazd?ğ? ve şimdi müsadere edilen ?şârâtü’l-?’câz, o zaman?n başkumandan? olan Enver Paşaya o derece k?ymettar görünmüş ki, kimseye yapmad?ğ? bir hürmetle istikbaline koştuğu o yâdigâr-? harbin hayr?na, şerefine hissedar olmak fikriyle, ?şârâtü’l-?’câz’?n tab’? için kâğ?d?n? vererek, müellifinin harpteki mücahedat? takdirkârâne yad edilen bir adam, böyle âdi bir beygir h?rs?z? veyahut k?z kaç?r?c? ve bir yankesici gibi en aşağ? bir cinayetle kendini bulaşt?r?p izzet-i ilmiyesini ve kudsiyet-i hizmetini ve k?ymettar binler dostlar?n? rezil edip sukut edemez ki, siz onu bir senelik cezayla mahkûm edip âdi bir keçi, koyun h?rs?z? gibi muamele edesiniz... Ve sebepsiz on sene s?k?nt?l? bir tarassutla tazip ettikten sonra, şimdi de bir sene hapisle beraber bir senede nezaret alt?nda tutmak suretiyle, Padişah?n tahakkümünü kald?ramad?ğ? halde garazkâr bir hafiyenin veya âdi bir polisin tahakkümü alt?nda azap vermektense, idam edilmesini daha evlâ görür. Eğer böyle bir adam dünyaya kar?şsayd? ve kar?şmaya arzusu olsayd? ve hizmet-i kudsiyesi müsaade etseydi, Menemen hadisesinin ve Şeyh Said vak?as?n?n onar misli olacak bir tarzda kar?ş?rd?. Dünyaya işittirecek bir top sadas?, bir sinek sadas?na inmeyecekti. (
    Şualar,On Dördüncü Şua, Sayfa : 393)

    Bu k?rk sene zarf?nda bu vatana ve millete hiç zarar etmeyip pek çok menfaati dokunan; ezcümle Mart ?htilalinde isyan eden sekiz taburu bir nutukla itaate getiren ve çok zabitleri kurtaran; ve Harekat-? Milliyede Hutuvat-? Sitte Risalesi ile ulemay? ve Şeyhülislam? ve ?stanbul u, işgal eden ecnebi taraftarl?ğ?ndan kurtaran ve eski Harb-i Umumide merhum Enver Paşan?n çok takdir ve tahsiniyle fedakarane hizmet eden ve üç dehşetli kumandanlar ona hiddet ettikleri halde ilişmeye cesaret edemeyen ve gizli z?nd?klar?n iftiralar?na binaen, kanunlar onu mes ul ettiği halde, üç mahkeme onun takip ettiği hakikate karş? mağlup olup mahkumiyetine cesaret etmeyen ve risaleleri ehl-i fen ve ehl-i ilim yan?nda çok takdir ve tahsinlerle karş?lanan ve o risaleler hesab?na konuşan bir adam? bir saat dinlemeniz, vazifeniz itibar?yla elzemdir ve vacipdir. (Emirdağ Lahikas?, Sayfa : 242)


    Bediüzzaman, Kafkas Cephesinde Enver Paşa ve f?rka kumandan?n?n hayranl?kla takdir ettikleri hizmet-i cihadiyeyi yapt?ktan sonra, Rus kuvvetlerinin ilerlemesinden dolay? Van’a çekildi. (Tarihçe-i Hayat, Birinci K?s?m : ?lk Hayat? | Sayfa : 94)
    Vehim : "Sen Selanik’te ?ttihat ve Terakkî ile ittifak etmiştin, neden ayr?ld?n?
    ?rşad : Ben ayr?lmad?m, onlar?n baz?lar? ayr?ld?lar. Niyazi Bey, Enver Bey gibi adamlarla şimdi de müttefikim; lakin baz?lar? bizden ayr?ld?lar, batakl?k yoluna sapt?lar. Hamiyetlerinde şüphem yoktur, fakat mukabillerinde garaz hissettiler; onlar da, tabiî, garaza ittiba ettiler. (?çtimaî Reçeteler II, s. 289)


    Enver Paşa’n?n Sar?kam?ş’ta yazd?ğ? “hükumete” başl?kl? yaz?s?…

    Hükümete:
    “Plan?m, Ruslara, hemen iki misli faik iki Kolordu ile arkalar?na düşerek ricata mecbur etmek ve bu suretle XI. Kolordu ve Süvari F?rkas?yla takibolunan düşman? karş?lay?p, tamam?yla mahvetmekti. IX. Ve X. Kolordu ve Süvari F?rkas?n? bekliyorum. Gelir de yetişirse, düşman? bozacağ?m. Fakat gelmeden düşman zay?flam?ş k?taat?m?za taarruz eder ve taarruzda muvaffak olursa o vakit Ordu mahvolmuş demektir.
    Şimdiye kadar asker ve zabitler hiç kusursuz harbettiler. Her manevray? yapt?lar. Eğer Allah da yard?m ederse, muvaffakiyet katidir. Eğer muvaffak olmazsam, son neferimle beraber öleceğim. Bu halde vasiyetim: Ben vazifemi yapt?ğ?m? san?yorum ve öyle ölüyorum. Yaşas?n dinim, vatan?m, Padişah?m.
    Eğer geride kalanlar?ma yard?m etmek isterseniz, refikam! Sultan Efendi hazretlerinin muhass?sat? kâfi değildir. Kendisinin müreffehen yaşamas? için hiç olmazsa, Başkumandanl?k muhass?sat?m?n kendi muhass?sat?na zamm? ve ebeveynimin temini refah? ile Rahmet-i ?lahiyeye mazhariyetim için birkaç hay?r yap?lmas?n? rica eder ve tealisine çal?şmaktan başka bir maksat beslemediğim din ve milletimin tealisine dua eder, tan?yanlara selam ederim. Yaşas?n Müslümanl?k ve Osmanl?l?k ve Osmanl?lar?n Padişah? Sultan Mehmet Han!”
    Enver:
    “Servet nam?na bir şeyim yoktur. Mamafih ne varsa, Refikam Sultan Efendi hazretlerine b?rak?yorum.” (www.kimkimdir.gen.tr)

    Azerbaycan Türkleri taraf?ndan Enver Paşaya Yaz?lm?ş Şiir:
    Hoş gelişler ola, kahraman Enver Paşa
    Askerin, milletin, bayrağ?nla çok yaşa
    Arş arş arş ileri ileri, dönmez geri, Türk'ün askeri
    Sağdan sola, soldan sağa Al da Bayrağ?n düşman üstüne

    Cephede mitralyöz, ayna gibi parl?yor
    Türkistan Türkleri bayrak açm?ş bekliyor
    Arş arş arş ileri ileri, dönmez geri, Türk'ün askeri
    Sağdan sola, soldan sağa Al da Bayrağ?n düşman üstüne


    Özbek Şairi Çolpan'?n Enver Paşa'n?n ölümü üzerine yazd?ğ? şiir
    Feryad?m boğsun dünyan?n bütün varl?ğ?n?;
    Ümidim son ipini de kopar?p ats?n!
    Gazaptan titreyen genç yiğidin
    Dolmuş mermiler sinesine taş gibi,
    Dağlarda özgürlük diye gezen bir geyiğin
    Matemler inmiş kara gözlerine,
    Deryalar, dalgalar titreten bir yiğit,
    Yediği darbelerin kahr?ndan y?k?l?p kalm?ş,
    Kurtuluş y?ld?z? sanki hiçliğe kar?şm?ş
    Senin son can?n? da düşmanlar alm?ş.
    Marmara boylar?, Edirne yolu... (www.wikipedia.org)

    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Gayyur Barbaros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Düzce
    Mesajlar
    90

    Standart

    Elcevap :

    Evvela : Risale-i Nur'u Enver Paşa konusunda kaynak olarak göstermek imkans?z gibi geliyor bana, neden ?? Çünkü Ustad'?m?z Enver Paşa'dan bahsederken, Enver Paşa'dan bahsetmek için bahsetmemiş, kendinden bahsetmek için Enver Paşa'dan bahsetmiş. Ustad'?n onu takdir edici bir sözüne ben rastlamad?m. ?lgili yerlerin, iyi okunmas?n? rica ederim. Ustad Enver beni takdir etmiştir diyor, O'na h?rs?z muamelesi yap?lamaz derken kastettiği "o" da kendisi oluyor. Ustad'?n yaz?ş tarz?n? da bilmek laz?m galiba...

    Saniyen : Evet belki "hain" kelimesi bak?ş aç?s?na göre değişebilir. Tabii ki, Enver Paşa bile bile düşmanla işbirliği yap?p ülkeyi düşmana teslim etmemiştir, herkesin kabul ettiği gibi gözü pek, yiğit bir adamd?r. Amma velakin, benim değerlerime ve ölçülerime göre Türklüğü/Irkç?lğ? (üstad?n deyimiyle menfi milliyetçiliği) Islamiyet'in önüne geçiren --kimse kusura bakmas?n --- Allah'a karş? hainlik yapm?ş olur bir kere... Ondan sonra, kişisel h?rslar? için kahramanl?k göstermek yiğitlik yapmak bence hakiki kahramanl?k değildir, hoşa gidecek birşey hiç değildir.


    Hayalperest bir komutan, hiçbir işi tamamlayamam?ş, kafkaslara, Iran üzerinden Pakistan'a ulaşmay? hayal ederken Erzurum'un Allahuekber dağlar?n? bile aşamam?ş 90 bin şehitin ( inanam?yorum 1 tek kurşun atamadan ) ölmesine neden olmuş, Bitlis, Elaz?ğ, Muş, Van'? Ruslara kapt?rm?şt?r.

    Amaçlar ulvi olsa da ayaklar her zaman yere basmal?d?r.

    Gönderdiğiniz şiirlerin de bir anlam? yok gözümde. Bugün Enver Paşa'y? savunanlar gene Irkç? geçinen'lerdir, ülkücülerdir, Menfi Milliyetçilerdir. Hepinizin de bildiği gibi Nur Mesleğinde Milliyetçilik asla ve asla yoktur.

    Son olarak şöyle demek laz?m galiba. Herşeyin en iyisini Allah bilir, o yüzden yap?yorsam bir yanl?ş hemen Allah?m'a s?ğ?n?r?m, zaten korka korka yazd?m. Hain Kim yaz?s?ndaki as?l amaç ise şuydu, evvelden beri kafirler taraf?ndan çok planl? muhteşem oyunlar müslümanlar üzerinde oynanmaktad?r, 1. Dünya savaş?yla Türkiye'yi Orta Doğuyu daha da bugüne kadar etkileyecek biçimde ele alan bu süreç benzer yöntemlerle halen devam etmektedir. Isteğim sadece "fark?ndal?k" oluşturmakt?r, "bilinç" oluşturmakt?r, bir oyunun krokisini göstermektir :

    1- Milliyetçiliği körükle
    a ) dili kullan
    b ) tarihi kullan
    c ) iki toplumun birbirinden nefretini sağlayacak olaylar icat et
    d ) etkin propaganda yap

    2-Eveet, birleştirici bir unsur olan Islam dininin bu birleştiriciliğini Milleyetçiliği çeşitli yollar kullanarak öne ç?karark hallettiiikk. Şimdi bu elde ettiğimiz yap?y? pekiştirelim.

    a) Araplardan nefret ettir, dolay?s?yla dillerinden ( Arapça)
    dolay?s?yla ( Kurandan )
    b) Türkçlüğü pompalamaya devam et, eskiden Araplard?, şimdi de Kürtler ...
    c) Islamiyeti geri kalma nedeni olarak göstermeye devam... Biz ilme bilme önem verdik geliştik .. ( sömürürseniz, köleleştirirseniz, her yolu mübah bilirseniz tabii gelişirsiniz!!!! )
    d) Kad?n... Kad?nla uyuşturmaya devam!! Aç?kl?k saç?kla uyuşturmaya devam...

    ve daha neler.....

    Hadi baki selamlar....
    Madem delilimiz Risale-i Nur dur ve madem Üstad bu eserde baş?boş bir nokta b?rakmam?ş; öyleyse üstad?n rahmet okuduğu Enver Paşa hain olamaz.

    ?şte delil:... ve eski Harb-i Umumide merhum Enver Paşan?n çok takdir ve tahsiniyle fedakarane hizmet eden...Emirdağ Lâhikas? | Kanunca ?fademi Almak Laz?mken ?fademi Almad?lar Bende ?fademi Şimdi Adliyenin Şahs-? Manevisine Ve Dahiliye Vekiline Berâ-i Malumat Beyan Ediyorum | sf:242

    evet üstad hazretleri bu kitapta önemsiz adamlardan bahsetmez.önemli olanlarda ya küfrüyle ya imana hizmetiyle önemlidir.Enver Paşa işaret-Ül icaz'?n ilk bas?m?nda kağ?t paras?n? kendi deruhte etmiştir.Ve bu hizmetiyle risalede yer al?r.?şte delil:

    ...?şârâtü’l-?’câz, o zaman?n başkumandan? olanEnver Paşaya o derece k?ymettar görünmüş ki, kimseye yapmad?ğ? bir hürmetle istikbaline koştuğu o yâdigâr-? harbin hayr?na, şerefine hissedar olmak fikriyle, ?şârâtü’l-?’câz’?n tab’? için kâğ?d?n? vererek...Şualar | On Dördüncü Şuâ | sf: 393

    baki selamlar
    ey mezarcı ! göm bizi de şu said\'in kabrine;firkatin, dayanamaz nurcu olanlar kahrine.

  3. #3
    Gayyur Barbaros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Düzce
    Mesajlar
    90

    Standart

    baz? şah?slar Hz.Ali'yi bile savunmak ad?na ne tarz işlere giriyorlar hepimizin malumudur.Bunda o hazretin (r.a.)nas?l bir suçu yoksa Enver Paşan?n da kendini savunan(!) baz? densizlerin yediği herzelerden sorumlu olmas? gerekmez.Vela tezirun veziratun vizra uhra.

    bu adam tahtlarda köşklerde zevkü safada değil alem i islam?n müdafas? hengam?nda cihadüzere teslim-i ruh etmiş ecdad?m?zdand?r.

    Allah rahmet eylesin.
    ey mezarcı ! göm bizi de şu said\'in kabrine;firkatin, dayanamaz nurcu olanlar kahrine.

  4. #4
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    ENVER PAŞA

    "Damat ve yaver-i hass, hazret-i şehriyari Enver" şeklinde kartviziti olan Enver Paşayla, Risale-i Nurun tercüman? Bediüzzaman Said Nursî'nin tan?şmalar? ve dostluklar? tâ ?kinci Meşrutiyet senelerinde başlam?şt?.

    Bütün hayat?nda tezats?z ve tenakuzsuz rehber bir şahsiyet olan Bediüzzaman, ömrünün ilk senelerinden beri hürriyetçi ve "meşrutiyet-i meşrua" taraftar? olan "Çağ?m?zda Bir Asr? Saadet Müslüman?'yd?.

    Muhterem doktor Cahit Öney "Meşrûtiyet" başl?kl? bir dörtlüğünde bu meseleyi şöyle ifade ediyordu.

    "Baştac? iken tutmad? meşrûtiyyet

    Alk?şlan?yor şimdi de cumhuriyet.

    ?nsan soruyor, hangisi efdal acaba?

    Üstad?m?z?n hasreti. Meşrûiyyet!"

    ?slâmî hürriyetin, adaletin ve meşruiyetin bir temsilcisi olarak Selanik Hürriyet meydan?nda ilk konuşmay? ve nutku kendisi söylemişti.



    ?şarâtü'l-Îcaz'?n kâğ?t masraf?

    Bediüzzaman'?n daha sonraki senelerde ve Birinci Cihan Harbinde gönüllü milis albay? olduğu zamanlarda da Enver Paşan?n amcas? Halil Paşayla, talebesi ve fedâisi Molla Habib vas?tasiyle haberleşmeleri olmuştu. Molla Habib bu haberleşme vazifesini büyük bir kahramanl?kla yapt?ktan sonra eski ismi Vastan olan Gevaş'ta Rus kuvvetleri taraf?ndan şehid edilmişti.

    Milis albay? Gazi Said Nur, l9l8 Hazirar'?nda Sibirya'daki Rus esaretinden dönüşünde, harbin en ateşli günlerinde cephede yazd?ğ? ?şârâtü'l-Îcâz ismindeki hârika tefsirini ?stanbul matbaalar?nda bast?r?rken, şiddetli ?srarla Harbiye Naz?r? Enver Paşa kitab?n kâğ?t masraf?n? kendisi karş?lam?şt?. Bu s?ralarda yine Bediüzzaman, Enver Paşa ve diğer Osmanl? paşalar?n?n ?srar?yla, orduy-u hümayunun aday? olarak, Dârü'l-Hikmet'l-?slâmiye'ye âza olarak tayin edilmişti. Kendisine harp madalyas? ve gazilik berat? verilmişti. Bir gazi olduğu için günlük yemekleri de Ayasofya aşhanesi taraf?ndan karş?lan?yordu.

    Osmanl? Cihan Devletinin son padişah? Sultan Vahîdüddin Han, Şeyhülislâm Musa Kâz?m Efendinin ve Harbiye Nâz?r? Enver Paşan?n imzalar?yla Darü'l-Hikmet'e tayin edildiği zaman, aslen Doğubeyaz?tl?, Molla Habib'in arkadaş? Molla Süleyman Ayaz (l894-25 Haziran l974) Üstad Bediüzzaman'la ?stanbul'da çok zaman beraber bulunuyordu.



    "Mustafa Kemal'i seçmeyin"

    Süleyman Ayaz, Şarktan talebesi olduğu Bediüzzaman'?n Rus esaretinden firar edip Osmanl? payitaht? ?stanbul'a döndüğünü Tanin gazetesinde okuyarak öğrenip tekrar Üstad?n?n hizmetine girdiğini bize Band?rma ve Biga'daki görüşmelerimizde anlatm?şt?. Kütüphanesinde Üstadan eski eserlerini birer yâdigâr olarak sakl?yordu, bunlar? hep bize vermişti.

    l92l senelerinde ?stanbul'da Üstadla geçen hat?ralar?n? anlat?rken, bir gün sandala binerek K?z Kulesi'ne gidişlerini anlatm?şt?. O zamanlar Türkistan'şda bulunan Enver Paşadan Üstad Bediüzzaman'a gelen bir mektuptan da bahsetmişti.

    Sandal gezisi ve K?z Kulesi bahsi olunca ben merak ve heyecanla; "Süleyman amca, demek böyle gezmeye ve K?z Kulesi gibi yerlere de mi giderdiniz?" diye sorunca, merhum Süleyman Ayaz, "Elbette Hazret-i Üstad?n böyle gezmek gibi ve bazan ibret için sinemaya gitmek gibi âdeti de vard?" şeklinde gülerek cevap vermişti.

    Süleyman Ayaz'?n verdiği bilgiye göre, Üstad, K?z Kulesi'nde oturup ders yap?p, etraf? temaşa ve tefekkür ederken, çantas?ndan bir mektup ç?kar?p okuyor. Bu mektup Türkistan'daki Enver Paşa'dan gelmektedir.

    Bediüzzaman'?n mühim şahsiyetini bilen ve takdir eden Enver Paşa, mektupta Reisicumhur seçiminin önemine işaret ederek, Mustafa Kemal'in seçilmemesi gerektiğini söylüyor, reisicumhurun seyyidlerden veya Âl-i Osman'dan seçilmesi için ?srarla tavsiyelerde bulunuyor. Bu hususta gayret göstermesini rica ediyor.

    Bediüzzaman çantas?ndan bir kâğ?t ç?kar?yor ve "Ey kahraman-? hürriyet!" diye hitabesiyle başlayan bir mektup yazarak Türkistan'daki Enver Paşaya postal?yor.

    Üstad Bediüzzaman'?n Tarihçe-i Hayat'?nda ise Kafkas cephesinde milis albay? olarak gösterdiği büyük kahramanl?klar?n Enver Paşa ve diğer kumandanlar taraf?ndan büyük bir hayranl?kla ve takdirlerle karş?land?ğ? ifade edilmektedir.

    Bediüzzaman, ?stiklâl Harbi senelerinde, ?stanbul'da Sünuhat isimli bir eser neşretmişti. Bu kitab?n "Rü'yada bir Hitâbe" k?sm?n?n devam?nda, düşmanlar?n ?tihad Terakki erkân?na ve bu arada Enver Paşa'yla Said Halim Paşa'ya olan şiddetli hücumlar? karş?s?nda Bediüzzaman, o vatanperverlerin yan?nda yer alm?şt?. Bediüzzaman bu meseleyi; düşmanlar?n bu kahramanlar?n azim ve sebatkârl?klar?ndan, ?slâmiyet düşmanlar?n?n zehirlerine vâs?ta olmay?şlar?ndan dolay? desteklediğini ifade ediyor ve diyor ki:

    "Bence yol ikidir. Mizan?n iki kefesi gibi... Birinin hiffeti, ötekinin s?kletine geçer. Ben tokad?m? Antranik'le beraber Enver'e; Venizelos ile beraber Said Halim'e vurmam. Nazar?mda vuran da sefildir.."



    Enver Paşa Türkistan'da

    "l903'de Harbiye'den Kurmay yüzbaş? olarak ç?kan Enver, ?ttihat ve Terakki'ye ilk kat?lan genç subaylar aras?nda idi. Cesareti, karar kesinliği, muhatablar?n? tesir alt?nda b?rakan şahsiyeti, mazbut hayat? ile k?sa zamanda öne geçti. l908 senesi 9 Haziran'?nda Reval liman?nda Rus Çar? ?kinci Nikola ile, ?ngiltere Kral? Beşinci Jorj aras?nda, 'hasta adam' Osmanl? ?mparatorluğunun mirâs taksimi üzerinde anlaşma haberi sonucu, bir kurtuluş yolu olarak benimsenen meşrutiyetin ilân? için emrindeki kuvvetlerle Sultan Hamid'e karş? ayaklanmak için, o günlerin söyleyişi ile dağa ç?kan genç zabitler aras?nda o da vard?: Hürriyet kahraman? olarak an?lmas? bu öne ç?k?ş?ndand?r.

    "Bediüzzaman'?, 23 Temmuz l908'de Selânik'te, bir din ve maneviyat şahsiyeti olarak ilk nutkunu verdiği gün tan?m?şt?. l9l3'de, Balkan Harbinin felâketi neticeleriyle ülke dertli ve ümitsiz iken, iki rütbe birden terfi ederek mirliva (tümgeneral) rütbesiyle 32 yaş?nda Osmanl? ?mparatorluğu Harbiye Nâz?rl?ğ?na geldi. Orduyu k?sa sürede ?slâh etti, bir süre Berlin'de ataşemiliter olarak bulunmuş. Alman ordusunun kudretini görmüştü. Bu kuvvete inanm?ş olarak Birinci Dünya Harbinin baş?nda Almanlarla müttefik olarak harbe girmemizde en büyük tesir ondan oldu. Yaşl? ve hasta padişah Sultan Reşad'?n yerine başkumandan vekili olarak da ordular?n idaresi elinde idi. Başta Sar?kam?ş felâketi, bir çok yanl?ş hareketlerde bulunduğunda şüphe yoktu.

    "Bu taraf? yan?nda, vatansever, mânevî değerlere bağl?, ferdî ahlâk sahipliği üzerinde kendisini sevmeyenler bile birleşiyordu. Balkan Harbinde tarihin en büyük yenilgilerinden birisine uğram?ş ordudan Birinci Dünya Harbinde ve Millî Mücadelede hârikalar başarm?ş ordunun bu kendine gelişinde Enver'in emeklerinin büyük olduğu kaydedilir.

    "Mondros Mütarekesinden önce, Bolşevik (Komünist) ?htilâlinin yap?ld?ğ? Rusya'ya gitti, oradan gizlice, istiklâlini yeni ilân etmiş Buhara'ya geçti ve bu tarihî Türk beldesini istilâya kalk?şan Ruslarla mücadeleye girişti. Önce başar?ya ulaşt?, fakat komünistlerin büyük kuvvetler göndermeleri karş?s?nda, o tarihte Afgan veliahd? Emanullah Han?n Kabil'e gelmesi teklifini reddetti. Valcuan'da elinde k?l?nc? Rus saflar?na hücum ederken şehid düştü. Bediüzzaman'?n, "Ben tokad?m? Antranik'le beraber Enver'e vurmam.." dediği günlerde Osmanl? ?mparatorluğumuzun sab?k Harbiye Naz?r? ve Başkumandan?, Buhara'da bağr?ndan ?slâm dünyas?n?n en yüce âlimlerini yetiştirmiş, ?slâm medeniyetinin unutulmaz merkezlerinden birisi olmuş, bir zamanlar Harzemşâhlar devletine pâyitahtl?k yapm?ş ülkede Rus'a karş? kurtuluş kavgas?n? yürütüyordu.

    "Bir Ermeni komitac?s? olan Antranik'le, Osmanl? Devletinin Harbiye Naz?r? Enver Paşa'y? bir tutmam, diyen Bediüzzaman'?n bu güzel görüşünü daha iyi anlamak için Ermenilerin Antranik paşa dedikleri adamla ilgili şu bilgilere bakal?m:



    Antranik kimdir?

    "Birinci Dünya Savaş?ndan önce ve savaş s?ras?nda Türklere karş? kurulan Ermeni çetelerinin en ünlü komutan?d?r. l865y?l?nda Şebinkarahisar'da doğdu. Soyad? Ozanyan'd?r. Çocukluğunda ?stanbul'a geldi, bir süre işçi olarak çal?şt?ktan sonra l884 ve l896 y?llar?nda Ermenilerin Sasun (Bitlis), Muş ve Van'da ç?kard?klar? isyanlara kat?ld?. Osmanl? Devletine karş? savaşt?. Ününü l90l y?l?nda ç?kan Muş isyan?nda ve çat?şmalar?nda yapt?, 'Antranik Paşa' lâkab?n? ald?.

    "l905 y?llar?nda Bulgaristan'a geçti. Taşnak Partisinin faal üyelerinden olarak Bağ?ms?z Ermenistan Devleti için çal?şt?. l907'de Taşnak Partisi Genel Kurulunda parti yöneticileriyle anlaşamad?ğ? için ayr?ld?. l908'de Taşnak yöneticileri kendisine Osmanl? Meclisinde Ermeni milletvekilliği teklif ettilerse de, kabul etmedi. ?sviçre, ?ngiltere ve Fransa'ya gitti. l9l2 y?l?nda Bulgaristan'a döndü ve Bulgar ordusunda görev alarak Balkan Savaşlar?'nda Osmanl?lara karş? Bulgar subay? olarak savaşt?.

    "l9l4'de Birinci Dünyü Savaş? başlay?nca, Rusya'ya geçti ve Tiflis'te çetesini kurarak, Ermeni birlikleriyle Rus ordusu saflar?nda yer ald?. Osmanl? kuvvetlerine karş? savaşt?. l9l8 Sovyet ihtilali, Şebinkarahisarl? Antranik'e 'general' ünvan?n? verdi. Kafkasya Ermenistan? askeri bak?mdan onun yönetimindeydi. Bu arada Ruslar çekilmeye başlay?nca, Türk ordular?na karş? Erzurum'u savunacak olan Ermeni birliklerinin baş?na geçti. Fakat Türk askeri karş?s?nda Ermeni birlikleri dağ?l?nca, tekrar Rusya'ya kaçt?.

    "Bu kez Sovyetler'den gereken ilgiyi göremeyince, Erivan'a geçti. Ermeni birliklerini dağ?tt?, silâhlar?n? teslim etti. Erivan'dan Tiflis'e döndü ve Avrupa'ya geçerek oradan Amerika'ya ulaşt?. l922'den l927'ye kadar Amerika'da yaşad? ve orada öldü. Kemikleri l928'de Amerika'dan al?narak Paris'e götürüldü ve orada Pere La Chaisse mezarl?ğ?na gömüldü. Doğumunun yüzüncü y?ldönümünde, yani l965'de dünyan?n her yerinde Ermeniler taraf?ndan an?ld?. Hatta bugünkü Sovyet Ermenistan?'nda bir kasabaya Şebinkarahisar ad? verilerek heykeli dikildi."


    KAYNAK: http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/sonsahitler/bolgeindex.php?id=58
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  5. #5
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Enver Paşa (1881-1922)



    Osmanl? Devleti'nin mukadderat?nda söz sahibi olan ?ttihad ve Terakki'nin en aktif üç paşas?ndan biri olan Enver Paşa, 1881'de ?stanbul'da doğdu. As?l ad? ?smail Enver olan Enver Paşa üç yaş?nda iken aş?r? isteği üzerine ibtida i mektebine yaz?ld?. Babas?n?n Manast?r'a tayininin ç?kmas? üzerine burada okumaya devam edip askeri rüşdiye ve askeri idadiyi bitirerek Harp okuluna girdi. Bundan sonra Erkan-? Harb okuluna girdi. Bu okuldan yüzbaş? rütbesiyle mezun oldu ve Manast?r'daki 13. Seyyar Topçu Alay?'na tayin edildi (1903). 7 Mart 1905'te kolağas? (üsteğmen) oldu. Bu görevi s?ras?nda Rum ve Arnavut çetelerine karş? girişilen harekatta gösterdiği başar?dan dolay? alt?n liyakat madalyas? ile ödüllendirildi.13 Eylül 1906'da binbaş?l?ğa yükseltildi.
    ?ttihat ve Terakki Cemiyetinin en aktif üyelerinden biri olan Enver, II. Meşrutiyetin ilan? ve meclisin yeniden aç?lmas?n? sağlamak maksad?yla Kolağas? Niyazi Bey ile birlikte dağa ç?kt?. Bu hareketi sonras?nda Meşrutiyetin ilan edilmesi üzerine, hem "hürriyet kahraman?" olarak ün yapt?, hem de ?ttihat ve Terakki Cemiyeti'nin önde gelenleri aras?na girdi. 5 Mart 1909 tarihinde Berlin askeri ataşeliğine atand?. Yaklaş?k iki y?l bu görevi sürdürdü.
    ?talya'n?n Trablusgarb'a sald?rmas? ve savaş?n başlamas?ndan sonra, ?talyanlara karş? gerilla savaş taktiğini uygulamak üzere 22 Ekim 1911'de Bingazi'ye hareket etti. 24 Ocak 1912'de Bingazi M?nt?kas? kumandanl?ğ?na atand?. Buna ek olarak buran?n mutasarr?fl?ğ?na da getirildi. ?talyanlara karş? başar?l? mücadeleler verdiyse de Balkan Harbinin ç?kmas? üzerine ?stanbul'a geri döndü ve akabinde, Onuncu Erkan-? Harbiye reisliğine atand? (1 Ocak 1913).
    Meşhur Bab?ali Bask?n?na kat?larak hükümet darbesinde aktif rol oynad?. Bu bask?n sonras?nda Kamil Paşa zorla istifa ettirilerek Mahmut Şevket Paşa'n?n sadarete getirilmesi sağland?. Balkan Savaş? s?ras?nda Edirne'nin Bulgarlar?n eline geçmesi ?ttihat ve Terakki'yi zor durumdu b?rakt?. Savaş?n akabinde Balkan devletlerinin birbirine düşmesinden istifade edilerek Edirne'nin geri al?n?ş?, hem Cemiyetin durumunu düzeltmesine yarad? hem de Enver Paşa'n?n şöhreti artt?ğ? gibi konumunun daha da güçlenmesine imkan sağlad?. Önce miralay (albay) (15 Aral?k 1913) sonra mirliva (tuğgeneral) oldu (3 Ocak 1914) daha sonra da Harbiye Naz?r? oldu.
    Birinci Dünya Savaş?'n?n başlamas?yla beraber, askeri harekat?n yönetimini de üstlendi. Ordunun baş?nda Ruslara karş? giriştiği Sar?kam?ş harekat?yla 90.000 mevcutlu ordunun büyük bir bölümünün, ağ?r k?ş şartlar?nda Allahüekber dağlar?nda donarak ölmesi üzerine Enver Paşa da ?stanbul'a döndü. Savaş?n kaybedilmesi ve Talat Paşa kabinesinin istifas? ile Enver Paşa'n?n da bakanl?ğ? sona erdi (14 Ekim !918). K?sa bir süre sonra ?ttihad ve Terakki'nin ileri gelenleriyle beraber Almanya'ya gitti. 1 Ocak 1919 tarihli irade ile de ordudan at?ld?.
    Enver Bey Anavatan?ndan ayr?lmak zorunda kald?ktan sonra boş durmam?ş ve mücadelesine d?şar?da devam etmiştir. Almanya'ya geçmesinden sonraki faaliyetlerinin baş?nda, özellikle Müslümanlar?n Ruslara karş? mücadelesine katk?da bulunmak ve onlar? teşkilatland?rmak gelmektedir. ?lk başlarda kullanmak amac?yla Ruslar O'nunla anlaşmak istemişler ama savaşmay? tercih etmiştir.
    Enver Bey Berlin'e vard?ktan sonra, ?ttihat ve Terakki'nin yeniden toparlanma faaliyetlerinde rol ald?. Almanya'da bulunduğu s?ralarda birkaç kez değişik isimlerle Rusya'ya gidip geldi. Bu yolculuklar?ndan birinde Litvanya'da tutukland?. ?ki ay hapis yatt? (15 Ekim 1919). 1-8 Eylül 1920 tarihlerinde Bakü'de gerçekleştirilen Doğu Halklar? Kongresi'ne Libya, Tunus, Cezayir, ve Fas'? temsilen kat?ld?. Şubat 1922'deRuslara karş? savaşan Basmac?lar'? teşkilatland?rmak maksad?yla Duşanbe'ye gitti. Son olarak Belcuvan bölgesindeki Ab?darya köyünde karargah kurdu. 4 Ağustos 1922'de Kurban Bayram?'n? kutlarken Ruslar?n sald?r?s? sonucu çarp?şmada ön saflarda savaş?rken şehid düştü. (M.Şükrü Hanioğlu; "Enver Paşa", TDV ?slam Ansiklopedisi, XI. C. s. 261-264)
    Çok değişik değerlendirmelere muhatap olan Enver Paşa'n?n hayat seyri içinde geçirmiş olduğu zamanlar başar? ve hüsran? bir arada getirmiştir. Dolay?s?yla Onun hakk?nda kesin değerlendirmelerde bulunmak zorlaşmaktad?r. Her şeyden önce özellikle kabinede görev yapt?ğ? dönem; gerek dünya gerekse Osmanl?lar aç?s?ndan son derece önemlidir. Enver Paşa ile beraber ?ttihad ve Terakki; Trablusgarb, Balkan ve I. Dünya Savaşlar?n?n ardarda patlak vermesinden dolay? çok s?k?nt? çekmişlerdir.
    Enver Paşa, ?kinci Meşrutiyetin ilan?na öncülük yapt?. Balkanlardaki çete olaylar?n? bast?r?lmas?nda başar?l? oldu. Trablusgarb ve ?kinci Balkan Savaşlar? s?ras?ndaki faaliyetleri art?lar? aras?ndad?r. Almanlarla yap?lan ittifaktan hemen sonra, Osmanl? Devleti'nin savaşa gireceği kaç?n?lmaz olmakla beraber aceleci davranmas?, Kafkaslarda Ruslara karş? girişilen başar?s?z herakattaki rolü eksileri aras?ndad?r. Ancak giriştiği bunca faaliyetlerde iyi niyetli olduğu, vatan? için ç?rp?nd?ğ? söylenebilir.
    Enver Paşa ve Bediüzzaman Said Nursi
    Bediüzzaman Hazretleri, ?kinci Meşrutiyetin ilan edilmesinden k?sa bir süre önce ?stanbul'a gelmiş, meşrutiyetin ilan?n? "hürriyetin ilan?" olarak değerlendirip ?slam ad?na sahip ç?karak övgüyle karş?lam?şt?r. Enver Paşa ile tan?şmalar? büyük ihtimalle bu s?ralarda olup ilk günden itibaren müsbet başlam?ş ve bu istikamette sürmüştür. Bediüzzaman'?n, din ad?na meşrutiyete sahip ç?kmas?, Enver Paşa'n?n da hürriyetin ilan?nda büyük pay sahibi olmas? bunda etkili olduğu söylenebilir.
    Birinci Dünya Savaş?'nda Enver Paşa'n?n Harbiye Naz?r? ve başkumandan olmas?n?n yan?nda Kafkas bölgesinde Ruslarla savaş?rken, Bediüzzaman Hazretlerinin gönüllü alay komutan? olarak talebeleriyle birlikte gösterdikleri kahramanl?klar? yak?ndan müşahade etmiş, bu esnada yaz?lan ?şaratü'l- ?'caz adl? eserinin bas?m? için gerekli olan kağ?d?n paras?n? şahsi gelirinden ödemek gayretinde bulunmuştur. (Emirdağ Lahikas? s. 242 / Maktubat, s.75 / Mufassal Tarihçe-i Hayat s.443 ).
    Bediüzzaman Hazretlerinin, Rusya esareti dönüşünde Enver Paşa, çok yak?ndan ilgi gösterdiği gibi gereken hürmeti de göstermiştir. Bir taraftan Bediüzzaman'? yak?n çevresiyle tan?şt?r?p övgüyle söz ederken diğer taraftan, bol maaşl? görevler teklif etmiştir. Tüm bunlara teşekkür edip reddetmesine rağmen, yine Enver Paşa'n?n girişimleriyle, hükümetin ortak oyu ve şeyhülislam?n teklifiyle padişah?n onay?na sunularak, Darü'l-Hikmeti'l-?slamiye azal?ğ?na seçilmesi sağlanm?şt?r. Enver Paşa, Bediüzzaman hazretlerine Harbiye Nezareti ad?na ordunun iftihar madalyas?n? takdim ettiği gibi, ilmiye s?n?f?n?n en yüksek ikinci rütbesi olan "mahreç mevleviyeti" payesinin verilmesine de önayak olmuştur. Diğer yandan Bediüzzaman?n esaretten sonra ?stanbul'a dönmesiyle kalacağ? yerin temini konusunda da yard?mc? olmuş ve gerekeni yapm?şt?r. (Mufassal Tarihçe-i Hayat s. 443-445)
    Mondros Mütarekesi'nin imzalanmas?yla yurt d?ş?na ç?kmalar?ndan sonra; mağlubiyetin baş sorumlusu olarak kabul edilen ?ttihatç?lar?n aleyhindeki faaliyetler h?z kazanm?ş ve hak etmedikleri ithamlara maruz kalm?şlard?r. Bu hengamda, Bediüzzaman Hazretleri, iktidarda bulunduklar? s?rada eleştirmiş bulunmas?na rağmen onlar?n hakk?nda hüsn-ü zanda bulunmuş, sebebi sorulduğunda; "Mümkün olduğu derecede sû-i zan ettiğiniz için, ben hüsn-ü zan ederim. Eğer öyle ise, zaten iyi. Yoksa, ta öyle olsunlar; yol gösteriyorum" şeklinde karş?l?k vermiştir.(Sünuhat s 67-68) demiştir.
    Bediüzzaman Hazretleri, ?ttihatç?lar?n büyük ekseriyeti, özellikle Enver ve Niyazi Beyler hakk?nda, hüsn-ü zanda bulunmakla beraber iktidarlar? boyunca onlara yol gösterici olurken, gereken yerde eleştirisini yapm?şt?r. Bir taraftar veya muhaliften ziyade; din, millet ve devlet için yap?lmas? elzem olan konularda fikirlerini aç?k bir şekilde beyan etmiştir. "Sen Selanik'te ?ttihat ve Terakkî ile ittifak etmiştin, neden ayr?ld?n" şeklinde kendisine yöneltilen bir soruya verdiği şu cevap, bunun en güzel ifadesidir:
    "Ben ayr?lmad?m, onlar?n baz?lar? ayr?ld?lar. Niyazi Bey, Enver Bey gibi adamlarla şimdi de müttefikim; lakin baz?lar? bizden ayr?ld?lar, batakl?k yoluna sapt?lar. Hamiyetlerinde şüphem yoktur, fakat mukabillerinde garaz hissettiler; onlar da, tabiî, garaza ittiba ettiler." (?çtimaî Reçeteler II, s. 289.)


    KAYNAK: http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Enstitu&SubSection=EnstituSayfas i&Date=09.06.2000&TextID=81
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  6. #6
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    M. Latif SALİHOĞLU



    Sarıkamış: Mukadder mağlûbiyet (1)



    Sarıkamış Fâciasının (15 Ocak 1915) üzerinden neredeyse bir asırlık zaman geçti. Buna rağmen, orada yaşanan acıların yüreklerdeki tazeliği, sıcaklığı aynen devam ediyor.

    15 Ocak günleri ise, o acıların had safhada hissedildiği günlerdir. Zira 15 Ocak, "Sarıkamış Şehitlerini Anma Günü" olup, bundan tam 95 yıl önce orada gerçekleştirilen başarısız harekâtın sona erdirildiği günün yıldönümüdür.

    Yine, aradan bunca zaman geçmiş olmasına rağmen, Sarıkamış Harekâtının mahiyeti hâlâ tam olarak bilinemiyor.

    Bilhassa harekât için yapılan plânlama, strateji, ön hazırlık, iklim şartları, kuvvet dengeleri, ilerleme safhaları ile harekât süresince verilen kayıplar hakkındaki bilgilerin bazı kaynaklarda eksik veya farklı olması, hatta yer yer birbirine zıt bilgilere rastlanılması, zihinlerde farklı Sarıkamışların yer etmesine sebebiyet vermiş.

    Yaşanan zihnî kargaşa ve ortaya serilen çelişkili bilgilerin önemli bir sebebi de, savaşın yegâne sorumlusu olarak görülen İttihatçılara ve bilhassa Enver Paşaya karşı duyulan ya da kasten körüklenen şiddetli kin, garaz ve öfke ateşidir.

    Bu ateşi körükleyenlerin başında Kemalistler geliyor. Zira, aynı yıl dünyaya gelen ve aynı harp okulunda okuyan M. Kemal ile Enver Paşa, tâ ilk gençlik yıllarından beri birbirine zıt ve muhalif şahsiyetlerdir. Askeriyede bile, dine meyyâl olanlar ile muhalif olanlar, bu iki subayın şahsında kutuplaşmaya gitmişlerdir. Öyle ki, bu iki Osmanlı subayı, Saray'a damat olmak için de birbirine rakip olmuş ve gizli, amansız bir çekişme halini yaşamışlardır.

    Neticede, Enver Paşa bu yarışı kazanmış, hem saraya damat, hem de hızla terfi kazanarak Başkomutanlığa (Padişah Vekili) kadar yükselmiştir. Enver Paşanın en yüksek derecedeki komutan olduğu 1915 yılında, M. Kemal henüz yarbaydı.

    1916'da M. Kemal'in yarbaylıktan paşalığa terfisini imzalamayı geciktiren Enver Paşa, bu tavrının sebebini şu sözlerle izah ediyordu: "Biliniz ki, onu paşa yapsanız padişah, padişah yapsanız Allah olmak ister." (Bkz: Falih Rıfkı Atay'ın "Çankaya" isimli eseri, s. 58. NOT: Bu kitap, M. Kemal'in bilgisi dahilinde yazılıp neşredildi.)

    Aralarındaki bu rekabet ve çekişme hali, daha sonraki yıllarda da devam etti. İstiklâl Harbi zamanında Rusya'dan Anadolu'ya gelmek isteyen Enver Paşa, M. Kemal'in kendisini rakip gördüğü için buna engel olduğunu açık bir dille ifade ediyor. (Bkz: Enver Paşanın Mektupları; Hürriyet, 18 Temmuz 2005.)

    Bilinmesi gerekenler


    Yukarıda temas ettiğimiz sebeplerin yanı sıra, Sarıkamış Harekâtı hakkında ayrıca bilinmesi gereken önemli bazı hususlar var.

    Bunları da özet olarak şu şekilde sıralamak mümkün:

    Hazırlıksız başlandı

    Birinci Dünya Harbine zaten hazırlıksız şekilde yakalanan Osmanlı orduları, Sarıkamış Harekâtına ise, büsbütün hazırlıksız şekilde başladı. 3. Orduyu teşkil eden buradaki askerlerin önemli bir kısmının üzerinde doğru dürüst bir kış elbisesi dahi yoktu. İlaç, erzak ve mühimmat tedariki de, aynı şekilde eksik ve yetersizdi. Şiddetli soğuk, açlık ve hastalıkların zuhur etmesiyle, orduda dehşet verici kırılmalar yaşandı. On binlerce asker, daha savaşmadan ve bir tek mermi atmadan bulunduğu kışlalarda ve karlı tepelerdeki mevzilerde şehit düştü.

    Yardım gemileri batırıldı

    Sarıkamış Cephesine sevk edilen 90 bin civarındaki muharip birliklerin hemen her türlü ihtiyacını karşılamak için, gerekli tedbirler düşünülmüş ve hatta teşebbüse de geçilmişti. Müttefik Almanya'dan yola çıkan silâh, mühimmat, erzak ve ilâç yüklü üç büyük gemi, Karadeniz'deki Rus donanması tarafından Zonguldak açıklarında bombalanarak batırıldı. (Not: Bu gemilerin enkazına yakın zamanda ulaşıldı.)

    Bu yardımlar, şayet yerine ulaştırılabilseydi, Sarıkamış'taki Harekâtın, dolayısıyla Kafkas Cephesindeki gelişmelerin seyri de büyük ihtimalle farklı olacaktı.

    Bu noktada, "Sarıkamış muharebesi, Karadeniz'de kaybedildi" sözünü yabana atmamak lâzım.

    İklim faktörü

    O yılın kış mevsimi çok şiddetli geçti. Osmanlı askerleri Yemen gibi sıcak bölgeden yaz elbiseleriyle geldikleri için donarak şehit olurken, soğuk iklime alışkın Rus askerlerinden de 30 bine yakın telefat oldu.

    Kış şartlarına mağlup düşen Osmanlı askerinden kurtulanlar cepheden geri çekilmek durumunda kalırken, Rus ordusu da kış mevsimi boyunca fazla bir ilerleme kaydedemedi. Bahar aylarında, Ermeni Çetelerinin klavuzluğunda Van, Muş ve Bitlis'e saldıran Rus kuvvetleri, kısa süreliğine de olsa buraları işgal etti. 1916 yılı sonlarına doğru, adım adım geri çekilmek zorunda kaldı.

    (Devamı var)

    Yeni Asya
    15.01.2010





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  7. #7
    Müdakkik Üye mevlanahalid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    633

    Standart

    Aklım erenden beri Enver Paşayı kötü gösterirler ve karalarlardı. Eğitimcilarde dahil. Fakat hislerim hiç bir zaman kötü hüküm vermedi. Sanki ruhum ve kalbim bu meselede hile var diyordu. Araştırma yapacaktım.Yanılmamışız Biiznillah. Yalnız buradan bazı ders çıkarmak lazım. Yakın tarih bazı kötü niyetliler tarafından değiştiriliyor. Her söze inanmamak lazım.

  8. #8
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    M. Latif SALİHOĞLU

    Sarıkamış: Mukadder mağlûbiyet (2)



    Sarıkamış Fâciasının (15 Ocak 1915) 95. yıldönümü vesilesiyle dün başladığımız konuya bugün de devam ediyoruz.

    Tecrübesiz komutanlar


    Devletin hemen bütün kilit noktalarını ele geçiren İttihatçılar, bürokraside geniş çaplı bir tasfiye operasyonu yaptılar.

    Bu operasyondan, haliyle askerler de nasibini aldı. "Orduyu gençleştirme" adı altında, Osmanlı ordusunda bulunan binlerce kıdemli, tecrübeli subay, daha Balkan Harbinden (1912) evvel emekliye sevk edilmişlerdi.

    Esasında, İtalyan ve Balkan Savaşlarındaki mağlûbiyetin bir sebebi de buydu. Tecrübeden yoksun paşaların ordu birliklerine komuta etmesi, özellikle harp durumu için başlı başına bir sakıncaydı, bir handikaptı.

    Aynı durum, şüphesiz Dünya Harbi için de geçerliydi. Komuta kademesi, muharip askeri iyi idare edemedi.

    Siyasî tarafgirlik


    Orduyu perişan eden bir başka sebep, subaylar arasında yaygınlık kazanan siyasî tarafgirlik hastalığıydı.

    Aralarında askerlerin ağırlıkta olduğu İttihatçı komitacılar, zaten tâ başından beri siyasetin içindeydiler.

    Haliyle, zaman içinde onlara muhalif olanlar da çıktı ve kaçınılmaz olarak birbirinin kuyusunu kazmaya başladılar.

    Bu siyasî tarafgirlik marazı öyle bir raddeye çıktı ki, harp esnasında dahi, bir komutan, muhalifi olan diğer bir komutanın mağlûbiyetini isteyecek hale geldi.

    Bu ise, çok acı ve fecî âkibetlerin zeminini teşkil ile şartlarını hazırlamış oldu.

    Ermeni birlikleri


    Birinci Dünya Savaşı patlak verdiği günlerde, Ermenilerin düşmanla bir olup Osmanlı'ya saldıracağı düşünülememiş, bu ihtimal tam olarak hesaplanamamıştı.

    Ne var ki, savaşın bütün şiddetiyle hükmettiği esnada, on binlerce Ermeni militan Rus tarafına geçerek, tebeası olduğu Osmanlı'ya sırtından vurmak sûretiyle ona ihanet etti.

    Şayet bu silâhlı ve örgütlenmiş Ermeni fedailerinin ihaneti olmasaydı, Rus birlikleri bölgede kolay kolay tutunamazdı, hele ileri doğru hiç hareket edemezdi.

    Rakamlar abartılı

    Sarıkamış'ta, Allahuekber Dağlarında ve bütün Kafkas Cephesinde şehit düşen, yaralanan, hasta olan askerlerimizin yekûnu hakkında ortaya atılan rakamların çoğu abartılıdır. Genelkurmay Harp Dairesinin verilerine göre, toplam şehit sayısı 60 bin civarındadır.

    Bunu 90 bin diye telâffuz ettiğiniz takdirde, zaten yekûnu bu civarda olan muharip askerimizden bir tekinin de kurtulamadığını söylemiş olursunuz ki, bu, büsbütün mübâlâğa olur.

    Esasında, şehit sayısı ne olursa olsun, o cephede ve olağanüstü şartlar altında yapılan hizmet hiçbir şekilde küçümsenemez. İsterse şehit sayısı altı bin olsun, verilen mücadele yine de büyüktür, mukaddestir, tebrike, takdire lâyıktır.

    Ancak, yine de rakamları bilgisizce veya sırf Enver Paşaya duyulan husûmet saikiyle abartılı şekilde nazara telâffuz etmemek gerekiyor.

    Kaderin fetvâsı

    Osmanlı'nın Birinci Dünya Harbine gireceği, başlangıçta öngörülmüyordu.
    Ancak, hem karşı devletlerin gizli hesapları itibariyle, hem de kaderîn fetvâsı gereği, bizim bu savaştan kaçmamız imkânsız görünüyordu.

    Yaşanan fecî mağlubiyetin kaderî yönünü yorumlayan Bediüzzaman Said Nursî, toplum genelinin birikmiş hata ve günâh ve ihmallerinin, mağlûbiyetimize fetvâ verdirdiğini ifade ediyor.

    İşte, bu hususla alâkalı olarak kendisine tevcih edilen bir suâle vermiş olduğu cevap ve izah fazlı...

    Suâl: "Musibet, cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddemesidir. Hangi fiiliniz ile kadere fetva verdirdiniz ki, şu musibetle hükmetti?"

    Dedim: "Mukaddemesi üç mühim erkân–ı İslâmiyedeki ihmalimizdir: Salat, savm, zekat. Zîra, yirmi dört saatten yalnız bir saati, beş namaz için Hâlık Teâla bizden istedi; tenbellik ettik. Beş sene, yirmi dört saat talim, meşakkat, tahrik ile, bir nevî namaz kıldırdı. Hem, senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi; nefsimize acıdık. Keffareten, beş sene oruç tutturdu. 'On’dan, ya 'kırk'tan yalnız biri, ihsan ettiği maldan zekât istedi; buhl ettik, zulmettik; O da bizden müterakim (birikmiş) zekâtı aldı." (Tarihçe–i Hayat, s. 120; Sünuhat, s. 63)

    "Haccın ve ondaki hikmetin ihmali (ise), musibeti değil, gazap ve kahrı celb etti. Cezası da keffâretü’z–zünub değil, kessâretü’z–zünub oldu." (Sünûhat, s. 71)

    İşin kaderî hikmet tarafı da gösteriyor ki, ne tür tedbirler alınırsa alınsın, yine de sebepler sukût edecek ve kader mağlubiyet mukadderatımız olacaktı.
    Ancak, kaderin bu âdilâne tecellisi, yine de zalim zulmünü ortadan kaldırmaz, günâhkârın cezasını sildirmez.

    Rûz–i Mahşer'de, herkes lâyık olduğu karşılığı mutlaka alacak ve bulacaktır.



    Yeni Asya
    16.01.2010





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  9. #9
    Vefakar Üye karuban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yaş
    50
    Mesajlar
    486

    Standart

    Nur Talebeleri, Dr. Rıza Nur'un hatıratını okumamışlar, anlaşıldı.

  10. #10
    Ehil Üye Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    1.015

    Standart

    enver paşayı hep alman hayranı gösterdiler ama bence o atatürkten bile kahraman
    They may take our lives,
    but they'll never take,
    our FREEDOM!

    Mel Gibson...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hain nefsimiz
    By YİĞİDO in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 31.10.11, 12:28
  2. Arap Düşmanlığına Son: Hain Kim!
    By SeHZaDe in forum Tarih
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 04.01.09, 23:09
  3. Hem Hain Hem de Hırsız Sayılanlar...
    By Lebid24 in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.07.08, 19:03
  4. Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 15.07.08, 11:41
  5. Vahdettin Hain miydi?
    By sliha87 in forum Tarih
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 11.02.08, 23:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0