+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9

Konu: Harf Devrimi

  1. #1
    Gayyur leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    66

    Standart Harf Devrimi

    Bir yazarın harf devrimiyle ilgili yazısını okuyunca çok değişik duygularla bu yazıyı yazmak zorunda kaldım. Mazinin kül edilmesine bir başyazar öyle yaklaşıyorsa, "kelimeler orada kifayetsiz" kalıyor. Düşünce isyan ediyor. Cemil Meriç’i hatırladım. Acaba "sadece uydurukçaya karşı olmada mutaasıbım" diyen Meriç sağ olsaydı, o yazıyı nasıl değerlendirirdi. Fildişi kulesine sığınmakta haksız değilmiş. İçinizin yangınına yüzünü dönüp bakan yoksa, mecburen bir melce ararsınız. O kuleyi seçti. Ama sağ olsaydı, o yazara keskin hançerler misali cümlelerle saldıracağı kesindi. Ne mi yazmıştı yazarımız. Bugüne kadar yazılanları. Onlardan birini okumuşsanız, onu okumuş gibisiniz. Yazıldığı gibi okunmayan dillerde sıkıntı varmış falan filan. Bunları okurken Peyami Safa’nın bir başyazar hakkındaki cümleleri aklıma geldi. Neyse...
    Alfabesini değiştiren tek millet var mı? Arnavutlar dışında yok. Onların da değiştirirken doğru dürüst bir yazılı kültürleri yoktu. Yani değiştirmemiş gibiler.
    O övünülen hamle, bizi ebkem yaptı. Topal ve güdük... Yahya Kemal, Haşim, Cenap, Mithat Efendi, Fikret hâsılı kelam bütün o dahiler, ustalar ve âşıklar okunabiliyor mu? Hayır.
    Kötü kültür var mı? Olamaz. Kötüyse kültür olamaz. Bir yerde kültür oluşmuşsa, demek ki bir kıymeti ve cevheri var. Ama bunu görmek için tarafsız bir nazar gerek. İdeolojik ön yargılarla bakanlar bunu göremezler.
    Harf inkılâbı ne için yapıldı. Kültür için mi? Bunun söyleyen cehaletini orta yere serer. O inkılâp kültür için değil, ideoloji ve bu milletin şarkla olan bütün bağlarını kesmek için yapıldı. Bütün inkılaplar zaten buna raciydi. Kıyafette yapılanlar da, medrese, tekke ve dergâhlarda hayata geçirilenler de, kısaca bugün devrim olarak nitelenen bütün yapıların amacı oydu. Bu milletin şarkla bütün rabıtalarını kesmek ve onu garba yönlendirmek. Şarkı mazi yapmak... Peki, başarılı oldu mu bu niyet. Olmadı, çünkü böyle bir şeyin başarılması imkânsızdır. Bir milleti kökünden koparabilmek, asırlarca aktığı mecrasını değiştirebilmek, kanına, ruhuna, damarlarına ve her şeyine işleyen o cevheri, o en kuvvetli ve naifliğine rağmen müthiş mücessemleşmiş elması değiştirebilmek namümükündür. Olanaksız ve gayr-i kabil-i imkândır. Bugün bu gerçek açıkça orta yerde duruyor. Biz sathi bazı gelişmelere rağmen, mazinin o kuvvetli bağlarını atıp veya onlardan kurtulup garplılaşmadık. Kastedildiği şekilde "muasırlaşmadık." Ama kendimizi kaybettik. Muhayyel bir canan için asırlık sevgilimize kıydık. Camiden uzaklaştık. Kiliseye ise yar olmamız imkânsızdı.
    Harf inkılâbı bugünkü kültür güdüklüğümüzün en büyük sebeplerinden biri... On asırlık gözlerin nurunu, teri, cehdi, yorulmayı kısaca her şeyi amansız bir darbeyle kesti. Naima’yı meçhule attı. Kâtip Çelebi’yi Kaf Dağı’nın arkasına... Cemil Meriç’in "onun çocuğuyum" dediği Ahmet Mithat Efendi’yi -kim bilir ne amaçla yazdığı- birkaç basit romana indirdi. Medrese’nin son dehalarından ve Tarih-i Hülefası’nı şimdilerde aşk, hayranlık, heyecan, üzüntü ve kederle okuduğum Ahmet Cevdet Paşa’yı ve daha sayılamayacak binlerce, on binlerce dehayı ve aşığı bir anın kararına kurban etti.
    Muhteşem kültür abidelerimize amansızca saldırdık. Yok ettik onları acımadan. Kendimizden geçmiştik. Cananımızı katletmekten zevk alıyorduk. Gözlerimize anlamsız bir ışık gelip yerleşmişti. Katlettiklerimizin farkında değildik. Sarhoşluğumuzun ve kayıplarımızın... Bir maziyi gömdük. Bir tarihi. Zenginliğimizi ellerimizle toprağın altına attık. Yokluğa kendimizi gönüllüce duçar ettik. O kültür bizim değil miydi? Kimindi peki. Kim oluşturmuştu? Nefi kimdi? Ya Fuzuli. Nedim veya Sinan paşa... Yalancı bir aşka tutulmuştuk. Kendimizi kaybetmiştik. Heder ettiklerimizin farkında değildik. Öz evlatlarımızı yedik. Göz yaşışız.
    Bu katliamla edebiyatı öldürdük. Özellikle şiiri. Şiir yok bugün. Akla gelenin düzensiz, insicamsız, geldiği gibi, rast gele yazılmasına şiir diyoruz. Her kes şair. Cümleler yazın alt alta, kısa, uzun, kopuk veya bağlantılı, anlamlı, fark etmez, nasıl olsa önemli değil, yeter ki yazın. Kelimeler çıksın kaleminizden, cümleler, tamam; siz şairsiniz. Bu ülkede her âşık şair ve her muzdarip... Havassın sanatı avamın elinde oyuncak olmuş. Muhatapları sultanlar olan cümleler adeta çocukların oynadıkları çelik çomaklara dönmüş. Ve sonra "milyonlarca şairi olan ülkemizde niye şiir kitapları bin satmıyor" diye hayıflanıp şaşırıyoruz. Satsaydı şaşırmalıydık. Harabelerin zairleri olmaz. Sorguçlara yakut takılır. Eser alın terinin, emeğin, terin, cehdin ve uykusuz gecelerin çocuğudur. Kumdan evcikleri kimse görmeye gelmez. Bu güdüklük normal. Hazineleri uçurumlardan atan miskinliğe razıdır. Elmasları un ufak eden taşları tacına takmak zorundadır. Acı olan; mağlubiyete söylenilen neşideler. Boynumuzdaki zincirleri millete gösteriyoruz, "bakın gerdanlığıma, kolyeme, süslerime" diye eblehce insanları yoldan çeviriyoruz. Ve anlamsız bakışlarla karşılaşıyoruz. Küçümseyici nazarlarla. Biz de anlam veremiyoruz bu tavra, muhatabımız da bizi anlamakta zorlanıyor. Bir efsaneyi öldürdük. Bir abideyi yıktık. Atlantisi toprağa gömdük. Ve seviniyoruz. Demek biganeyiz. Habersiziz. Cesuruz ama alim değiliz. Ağır inciyi matkapla delen demirciye benziyoruz. Sarrafın eli titrediğinden delmeye cesaret etmediği inciye bakmadan, çırağa fırlattık ve "matkabı kullan" dedik.
    Zorluk için alfabe atılmaz. Japonlar üniversitede bile okumakta zorlanıyorlar. Çinlilerin üç bine yakın harf karakterleri var. Alfabe sadece harflerden müteşekkil değil. O mazinin ruhu. Kültürün harcı. Bu inkılâpla kültürsüzleştik. Türedileştik. Ruhsuzlaştık. Çölde gördüğümüz serap için gürül gürül akan pınarımızı taşlarla tıkadık. Ve hala susuzuz. Sarhoşuz ve bitkiniz.
    Ah intelijansiya. Bu makûs kaderde ne kadar çok kabahatin var. Abdülhamid gururunuzu sefaretlerin memuriyetleri karşılığında satın aldı. Paris veya Viyana için sırtınızı dönmeyeceğiniz kutsal yoktu. Abdülhamid mayi istiyordu. Şekilsizlik. Kalıpsızlar ona dosttu. Ve hepiniz Said Paşalaştınız. 7 kez sadrazamlıktan ve tam bir beraberlikten sonra Ayestefanos’ta cem’ olan Meclis-i Mebusan’da velinimetinizin azli için yapılan toplantıda ordaydınız. Ve hepiniz Küçük Paşa’yla beraber fütursuzca el kaldırdınız.
    Cemal Paşa’nın meddahı ve onun sergüzeşti Zeytindağı’nın muharriri -her devrin adamı olduğunu göstererek- devranın değişmesiyle sonraki kitabının ismini Çankaya bırakacaktı. Alfabe işinin baş kahramanlarından biri bu zattı. İntelijansiyanın bu tavrı Abdülhamid zamanında zararsızdı. Sadece onlara acı veren bir hançerdi. Sultanın vehmini bazen kışkırtarak, bazen de tatmin ederek mahut kesim geçiniyordu. Ama cumhuriyetle durum değişti. Beslemeler fetva makamı oldular. Başlarını sallamaya alışkın olanlar, ummadıkları bir halle karşılaştılar. Sofra rüyaları görenler onlara çağrılır oldular.
    Ah intelijansiya susman ve tavırsızlığın nesillere sebep oldu.
    Bir gözlük takmışız ve her şeyi ona göre değerlendiriyoruz. Mihengimiz o olmuş. Doğru onun bize söylediği ve yanlış da onun yüzünü buruşturduğu. Debelenmemizin sebebi o. Kampların ve kavganın da.
    Sükunet ve selamet için onu çıkarmamız gerekir.
    Resul Davutoğlu

    hakkperest & lem'alar


  2. #2
    Vefakar Üye enes71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    413

    Standart

    Japonlar niye yapmadı ki acaba?

  3. #3
    Pürheves starkafe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    45
    Mesajlar
    204

    Standart

    japonlar yine uzak; yunanistan avrupanın ortasında
    Kardeşim sen düşünceden ibaretsin. Geri kalanın et ve kemiktir. __MEVLANA__

  4. #4
    Ehil Üye slim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    kayıp şehir
    Mesajlar
    1.184

    Standart

    yanılmıyorsam, sosyolog nilüfer göle bir kitabında şöyle der; yapılan en önemli inkılab harf inkılabıdır.

    sükût gibi münzevî, çığlık gibi hür

    *

    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim

    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,

    Adam aldırma da git, diyemem aldırırım

    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.


  5. #5
    Gayyur leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    66

    Standart

    Yazarın tahlilince; "topal ve güdük kalmamak" ...
    Barışık olmak varlığıyla..
    Bugün Yunanistan kendisinin de reddetmediği Tanrılar komleksinden oluşan mitini dünyaya okutuyor..
    bir şey değil, TV ekranlarında sinsi bir tatbikatla çoluk-çocuğa senaryo diye yutturuluyor..
    bizse bünyemize tamamen yabancı olan bu yeni tarzı çok ağır bir bedel ödeyerek kabul ettik..
    adeta Truva atını sağlam kalemizin içine aldık.. bununla sadece kitaplarımızı kaybetmedik.. mimarisiyle, sanatıyla, kültürüyle daha pek çok bize ait olanı feda ettik..

    hakkperest & lem'alar


  6. #6
    Dost keçeli_20 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Mesajlar
    26

    Standart

    Vatan müdafasında ölenler elbet şehid idi,
    Geride sağ kalan yaralı yiğitler oldu Gazi,

    Sayıları bilinmez adsız kahraman nice Niyazi.

    Olmasın bir daha,çetin devirdi sonra kapandı,
    Toprağın kınalı kuzuları bağrında kaldı.

    Medreseler körpecik kuzuları yolladı cepheye,
    Sayısız ülema şehid düştü vatan kurtulsun diye.

    Harici düşmanla nihayet,savaş bitti derken,
    Hüsranı hayale uğradık,sulhu beklerken.

    Bitmedi şavaşımız,şimdi başladı ekmek harbi
    Ayak yalın,baş açık. kim saracak bunca derdi?

    İmamesi kopmuş tespih gibi dağıldı millet,
    Zuhur etti Garplaşmak diye muzır bir illet.

    Ayaklar yalın,omuzlar çıplak,yok başta sarık,
    Kol gezer aramızda cehalet ve fikri hastalık.


    Meydan sizin,
    Üç beş canbaz,bir de lafazan,
    Tepemizde taht kurmuş kalpazan.!

    Lakırdı bol ;
    Dinle artık ey cefakar ulus,
    Hakiki tarih sen sus!
    Meydan senin,at gayri pervasız,
    Ateş böceği misali öt vız vız...

    Bu nasıl tarih hep yalan kusuyor?
    Kimler söz sahibi ? kahramanlar susuyor!







    HUSEYIN GAZI SENER

  7. #7
    Gayyur _Zülfikar_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Mesajlar
    141

    Standart

    Evet ne kadar acı bir durum. Geçmişiimzle bağımız koparıldı. Yazaralarımızın bir çok kitabını belki bilmiyoruz veya bir çok yazarımızdan haberimiz bile yok.
    Bu gün tarih eserlerlerinin üzerinde yazılı yazıları bile okuyamıyoruz. Dedelerimizin mezar taşlarında neler yazıyor bilmiyoruz...

  8. #8
    Gayyur harbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    109

    Standart

    Harf devrimi ve dil devrimi ile kültürümüzü sıfırlamışız....

  9. #9
    Müdakkik Üye CAN KARDEŞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu yer
    zonguldak
    Yaş
    44
    Mesajlar
    885

    Standart

    Bir gece ümmi olmuş bir halka dönüp neden kızlarınızı okutmuyorsunuz? deyip sonrada onların başı kapalı diye okula almıyor bu sağ gösterip sol vurmak olmuyormu?

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Harf davası
    By Hümâ Sultan in forum Edebiyat
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 02.06.18, 14:54
  2. ...Her Bir Harf Hürmetine...
    By BiRDüNYaUMuT in forum Dualar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24.07.12, 13:19
  3. Dil Devrimi ve Kültür Hayatımıza Yansımaları?
    By hatice78 in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 21.02.08, 19:04

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0