Sis perdesi
"Mazlum milletler" söylemi Gazi'nin, Milli Mücadele'de Sovyetler'den ve İslam dünyasından silah, para ve siyasi destek almak için kullandığı diplomatik bir terimdir; başarılı da olmuştur

Nutuk Milli Mücadele'yi ve devrimleri incelemede Nutuk en önemli kaynaklardan biridir. Ama gizli ve açık Meclis zabıtları, arşiv belgeleri, İnönü, Karabekir, Rauf Orbay gibi diğer liderlerin, hatta Kılıç Ali falan gibi ikinci sınıf adamların anılarını da incelemek gerekir. Ancak bu şekilde "olaylardan hareketle" Atatürk araştırılabilir.
Ancak bu şekildeki "siyasi tarih" araştırmalarıyla, Atatürk'ün değişik dönemlerdeki politikaları ve görüşleri kavranabilir.


Bunun tersine, "Nutuk'tan hareketle tarihe bakmak" yoluna gidilirse, yapılageldiği gibi, tarih kitapları kuru bir tekrarcılıktan, bir 'ululaştırma' edebiyatından öteye geçemez.


Basit bir örnek: Milli Mücadele'de Sovyetler'den alınan para ve silah yardımı ile siyasi destek çok önemlidir; Atatürk bunu sağlamak uğruna komünizmi öven konuşmalar bile yapmıştır!


Atatürk'ün Milli Mücadele'deki İslam siyaseti de fevkalade önemlidir.
Ama 1927'de okuduğu Nutuk'ta Gazi bunlardan hiç bahsetmez! Neden?
Bunun cevabı "siyasi tarih"te bulunabilir.


Tarih disiplini
Türkiye'deki İngiliz Büyükelçisi George Clerk 31 Aralık 1927'de Londra'ya şu telgrafı çekmişti:
"Gazi, İngiltere'nin de desteğiyle ülkesini Batılılaştırmaya kararlı, aynı zamanda Rusya ile de iyi geçinmek istiyor. Türkiye, Musul sorununda yenilgiyi kabullenmiş ve yüzünü Batı'ya çevirmiştir."


Milli Mücadele'de komünizmin erdemlerinden, İslamın mürşitliğinden bahseden Gazi, Ekim 1927'de okuduğu Nutuk'ta ise bunlardan hiç bahsetmez; Nutuk'ta "emperyalizm" kelimesi bile geçmez.
Gazi daha Zafer'den hemen sonra "Batı'ya yönelmiş Türkiye" diye konuşmaya başlamıştı


İç politika bakımından, Gazi, Nutuk'ta Karabekir gibi Milli Mücadele liderlerini çok ağır bir dille suçlamıştır... Nutuk'ta bu suçlamaları yapmadan, "Takrir-i Sükûn" rejimini, Karabekir ve arkadaşlarının tutuklanmasını kamuoyuna başka türlü izah edebilir miydi?


İnönü'ye göre de Atatürk Nutuk'u sonraki bir tarihte okusaydı eski arkadaşlarını böyle suçlamazdı. Zaten 1930'larda bu arkadaşlarına ilişkin görüşleri hayli yumuşamış, bazılarıyla tamamen barışmıştır.
Şartlar ne kadar önemli, görüyorsunuz.


Falih Rıfkı Atay'ın da Nutuk'a bakışı böyledir.
Atatürk, eylem ve söylemleriyle değişik kaynaklardan mukayeseli bir biçimde ve siyasi tarih biliminin disipliniyle incelendiğinde daha iyi anlaşılır.
"Fikri hür, irfanı hür" olmak da bunu gerektirir

Taha akyol Milliyet