Ramazan, dünyanın değişik yerlerinde heyecanla devam ediyor. Uygurların vatanı olarak bilinen Doğu Türkistan, Ramazan'ın doyasıya yaşandığı yerlerin başında geliyor.

Altay, Tanrı ve Kunlun Dağları ile bu dağların arasında yer alan Çungarya ve Tarım Havzaları'ndan oluşan bölge; iklimi, kültürü ve sosyal yapısıyla Çin'in diğer yerlerinden belirgin bir şekilde ayrılıyor.

Kaşgarlı Mahmut ve Yusuf Has Hacib gibi Türk dünyasının önemli kişiliklerini yetiştiren bu topraklar, yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle de dikkat çekiyor.


Enerji koridorlarının geçiş noktası olması ve Çin'in enerji ve tarım ihtiyaçlarını bu bölgeden temin etmesi, buranın önemini bir kat daha artırıyor.

Bu bölgenin iklimi ve tabii güzellikleri binlerce yerli ve yabancı turistin gelmesini sağlıyor. İklimi itibarıyla burada yılın her mevsiminde karpuz yenebiliyor. Uygur Türklerinin çoğunlukta olduğu bu topraklarda lapa lapa yağan karın altında ocak başında bile karpuz yiyenlere sıkça rastlanıyor. 44 çeşit meyve, bu bölgede 2 bin yıldır üretiliyor.

Ramazan iklimi de aynı güzellikte hissediliyor bölgede ve bölgenin merkezi Urumçi'de. Karpuzun başrolde olduğu toplu veya ailevî iftarlar, hatimli teravihler, Ramazan pazarları, İslamî geleneklere göre giyinen insanlar, Mekke imamının kıraatını aratmayan tilavetler...


Çin'in ekonomide yakaladığı baş döndürücü gelişme ve istikrar, Urumçi'de de hissediliyor.
Buradaki camiler, ekonomik duruma paralel olarak son derece güzel yapılmış ya da restore edilmiş.
İki minaresi bulunan ve 1897'de Tatar cemiyeti tarafından yapılan Tatar Camii (diğer adıyla Yanghang Camii), aynı zamanda hatimli teravihleri ve verilen toplu iftarlarıyla şehirdeki diğer camilere örnek teşkil ediyor.

Ramazan geleneği, büyük bir ülke olan Çin'de farklılıklar gösteriyor.
Uygurlar, genelde karpuz, hurma ya da su ile oruç açıyor. İftarın açılmasından hemen sonra akşam namazı kılınıyor ve yemeğe ondan sonra devam ediliyor. Bu gelenek, evlerde de, camilerde de aynı.
Camilerde iftar verilse de Urumçi'deki Müslümanların birinci tercihi, iftarı evde yapmak.


TOPLU İFTAR, VAZGEÇİLMEZ GELENEK

Urumçi'de göze çarpan en belirgin binalar, camiler. Yanghang Camii'ne vardığımızda insanı farklı bir duygu sarıyor. Arap mimarisiyle yapılmış ve ikiz minaresi bulunan bu cami, 3 bin metrekarelik alana kurulmuş ve bin kişilik kapasiteye sahip.
Toplu iftarlar, Urumçi'deki camilerin Ramazan'da vazgeçilmez geleneği. Hali vakti yerinde olan esnaf, hemen her camide toplu iftar veriyor.

Tatar Camii'nde verilen toplu iftara, akşam namazını camide kılan 7'den 70'e herkes geliyor.
Cemaate, dev kazanlarda pişirilen Uygur pilavının yanında sulu meyveler ikram ediliyor. Camiye gelenler caminin bahçesinde iftar için hazırlanmış karpuz, üzüm ve 'nan' ekmeğinden bir parça alarak ezanın okunmasını bekliyor.
Ezan sesinin duyulmasıyla tatlı bir hareketlilik başlıyor.

Camiye gelenler arasında yaşlı bir âlim dikkat çekiyor.
Bu kişi Şerifcan Mollahacı. Rahatsızlığından dolayı namazlarını oturarak kılabilen Şerifcan; sarığı, cübbesi ve beyaz sakalıyla çevresindekileri etkiliyor.

Camilerde çekim yapmak yasak. Önceden izin alınması gerekiyor. Camiye vardığımızda bizi iftarı organize eden cami görevlisi Bakri Ahmet ile imam Hüseyin Ahmet karşılıyor. Türkiye'ye selam söylüyorlar. Burada Türkiye'den gelenlere özel bir sevgi ve saygı var.

İftardan sonra canlı olan Urumçi sokaklarında kuzu eti haşlaması ve suyu satan Ekber Esen'in, Türkiye'den geldiğimizi söylediğimizde gösterdiği ilgi ve hürmet insanı mahcup ediyor.

Söylediği söz ise "Türk kardeşlerime selam. Türkiye'de bulundum. Burada çok güzel yerler var. Türkiye'den gelip görsünler. Ramazan çok güzel burada. İşler iyi.'' şeklinde oluyor.

Dünyanın değişik yerlerinde olduğu gibi Urumçi'de de Türk ürünlerini görmek mümkün.
Türk malları burada öncelikli tercihler arasında. Şehirde en işlek yer ise hemen her şeyin satıldığı Büyük Pazar.
Pazarda nar suyundan Maraş dondurmasına benzer Uygur dondurmasına, çeşitli meyvelerden kuruyemişlere, et ürünlerinden müzik aletlerine varıncaya kadar her şey satılıyor.
Satılan yiyecekler arasında en göze çarpanı etli ve sebzeli Uygur pilavı, haşlama koyun eti, şiş kebap ve 2 bin yıllık tarihe sahip 'nan' denilen, çeşitli desenler verilerek yapılan pide şeklindeki ekmek.
Özelikle nan, Uygurlar için vazgeçilmez bir gıda. Öyle ki burada "Yemeksiz günler olur, ancak ekmeksiz bir gün bile olmaz" sözü, atasözü gibi.

ÇİN'DE 100 MİLYONA YAKIN MÜSLÜMAN YAŞIYOR

Çin 1,3 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi. 56 milliyetin yaşadığı bu renkli ülkede Müslümanların sayısı resmî rakamlara göre 20 milyon civarında. Ancak gerçek rakamın 100 milyona yakın olduğu tahmin ediliyor.
Çin'de Müslümanlık, 7. yüzyılda Batı ve Orta Asya'daki Müslüman tüccarlar tarafından yayılmış.
Resmî rakamlara göre 30 bin kadar cami ve yaklaşık 50 bin imamın bulunduğu Çin'de esas olarak Hui (Batılı Müslüman tüccarlarla evlenen Han bayanları, yani gerçek Çinli bayanlardan oluşan Müslüman azınlık), Sala, Dongxiang, Baoan, Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar ve Tacik gibi 10 azınlık milliyet, İslam dinine inanıyor. 47 etnik grubun yaşadığı Xinjiang'ın (Doğu Türkistan, Çinliler Sincan diyor) 20 milyona yakın nüfusunun yüzde 45'ini Uygur, yüzde 40'ını Han, geriye kalanı da diğer azınlıklar oluşturuyor