+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 12

Konu: Anadoluda Eğitim Yok muydu?

  1. #1
    Gayyur Asrisaadete-Hasret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Yalova
    Yaş
    30
    Mesajlar
    81

    Post Anadoluda Eğitim Yok muydu?

    Benim ciddi bir sorum var, geçenlerde aklıma geldi.
    Şimdi köylerimizde dedelerimize ninelerimize baktığımızda birçok yerde düzgün kuran eğitimi almadıkları görülmekte. tecvit 0. Hatta benim köyümde dedemin babası bile hoca olmasına rağmen çok eğitimsimiş. bu eğitimsizlik acaba osmanlıdan mı kaldı. Osmanlı anadolunun eğitimibe gereken önemi vermedi mi?
    Anadolu yalnızca tarımla mı meşgul oldu?

    Ömür kısa. Kendine GEL!...


  2. #2
    Müdakkik Üye Eyüpşan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    894

    Standart

    Alıntı asrisaadet263 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Benim ciddi bir sorum var, geçenlerde aklıma geldi.
    Şimdi köylerimizde dedelerimize ninelerimize baktığımızda birçok yerde düzgün kuran eğitimi almadıkları görülmekte. tecvit 0. Hatta benim köyümde dedemin babası bile hoca olmasına rağmen çok eğitimsimiş. bu eğitimsizlik acaba osmanlıdan mı kaldı. Osmanlı anadolunun eğitimibe gereken önemi vermedi mi?
    Anadolu yalnızca tarımla mı meşgul oldu?
    Fransız İhtilalinden sonra(Yeni bir çağ), Osmanlı başka şeylere merak sardı.

    Örnek: Okul tarih kitaplarımızda böbürlene böbürlene anlattıkları ama insanî boyutunu düşünmemize ve sorgulamamıza izin vermedikleri "Anadoluyu Türkleştirme Çabaları"

    İttihat ve Terakki ile canlandı, M.Kemal ile şaha çıktı.

    Bu yüzden Din-Teknoloji-Eğitim vs...

    Çok da değerli görülmedi sayelerinde.

  3. #3
    Biz
    Biz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Yasaklı Üye Biz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.668

    Standart

    Büyük Doğu'nun yirmi dokuzuncu sayısında; "Lozan'ın İçyüzü" diye yazılan makaleden.
    İngiliz murahhas heyeti reisi Lord Gürzon, nihayet en mânidar sözünü söyledi. Dedi ki:
    "Türkiye İslâmî alâkasını ve İslâmı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve Hıristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de kendisine dilediğini veririz."
    Lozan'da Türk murahhas heyeti başkanı bulunan ve henüz hakikî kasıtları anlayamayan İsmet Paşa, bir aralık bütün Hıristiyan emellerinin Türkiye'yi mazisindeki ruh ve mukaddesat kökünden ayırmak olduğunu sezdiği halde, şu gizli ivaz ve teminatı veriyor ve diyor ki:
    "Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden, yani an'ane-i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri-yâni İsmet'in beslediği-azmin, inkâr edilmez delilidir."
    Harfi harfine iktibas ettiğimiz bu sözlerle, Türk başmurahhasının, yâni İsmet'in, eskiden kökleşmiş ve köhne olmuş engellerden kurtulmak hususunda Türk milletine beslediği kat'î azimle ne kasdettiğini ve bunu hangi maksat altında İslâmiyet düşmanlarına ivaz diye takdim ettiğini sormak lâzımdır.
    Konferansın birinci defasında Türk başmurahhası, bizzat karar vermek vaziyetinde olmadığı ve büyüğüne, yani Mustafa Kemal'e bildirmek zorunda olduğu için, memlekete dönüyor; kendisini Haydarpaşa'dan Ankara'ya götüren tren ve devlet reisini (Mustafa Kemal) İzmir'den Ankara'ya götüren trenle Eskişehir'de buluşuyor. Bir arada ve baş başa seyahat... Sonra Ankara gizli meclis toplantıları... Fakat esas meselelerde daima baş başa. Mustafa Kemal ile İsmet beraber içtimaları ve karar: "Din öldürülecektir."
    Lozan Konferansının ikinci sayfası: "..... Artık herşey Türkiye hesabına çantada hazırdır. Yani dini terk ile herşey yapılacak. Yeni hizbin (Kemalizm ve İsmet hükûmeti) bundan böyle, bu millette, İslâmiyeti katletmek prensibiyle hareket etmekte, hasım dünyanın kumandanlarından, yani düşman ehl-i salip kumandanlarından, dini vurmakta daha hevesli olduğu ve örnekler vereceği ve bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irade yaftası altında çalışacağı şüpheden varestedir."

  4. #4
    Biz
    Biz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Yasaklı Üye Biz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.668

    Standart

    Nihaî Vesika
    Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam Kamarasında, "Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?" diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon'un verdiği cevap:
    "İşte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları, mâneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz.


    Yani Mustafa Kemal ve İsmet'in verdikleri karar, Türk milletini İslâmiyet ve din cihetinden öldürmek kararıdır."
    Artık bunun üzerine herşey ap açık anlaşılıyor, değil mi?

  5. #5
    Biz
    Biz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Yasaklı Üye Biz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.668

    Standart

    "Gizli anlaşmanın entrikası

    Türklere dinlerini ve din temsilciliğini feda ettirmek şartıyla, sun'î istiklâl işinde gizli anlaşmanın müessiri, tek kelime ile, Yahudiliktir. Buna memur-u müşahhas kimse de, şimdi Mısır Hahambaşısı bulunan Hayim Naum'dur. Bu Hayim Naum, bu korkunç teşebbüse evvelâ Amerika'da Türkler lehinde bir seri konferans vermek ve emperyalizma şeflerine, Türkün maddesini serbest bırakmaları, buna mukabil ruhunu, tâ içinden ve kendi öz adamlarına yıktırmaları fikrini telkin etmek suretiyle başlamıştır.

    Yani, masonluk hasebiyle Kur'ân'ın ahkâmını kaldırmak, milleti dinsiz yapmak. Hayim Naum müthiş plânının zeminini Amerika'da hazırladıktan sonra İngiltere'ye geçmiş ve hâlis Yahudi olan Lord Gürzon ile temas ederek şu teklifte bulunmuştur:


    "Siz Türkiye'nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. Onlara ben İslâmiyeti ve İslâmî temsilciliklerini ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüt ediyorum."


    Aynı Hayim Naum Türk murahhaslar heyetine müşavir sıfatıyla sokulmanın da yolunu bulmuş, yani Mustafa Kemal ve İsmet'i kendine dost bulmuş. Onun için üçü birleşmiş. Ve artık arada santralın intizamla işlemesine hiçbir mâni kalmamıştır.
    Hayim Naum o sırada Ankara'ya kadar da uzanarak plânın muvaffakiyeti için gereken en mühim ve merkezî şahıs nezdinde-yani Mustafa Kemal yanında-emin bulunduğu tesirinin derecesini ölçmek istemiştir. Öyle ki, bu tesir, mahut mevzuda Hayim Naum'dan daha heveskâr ve gayretli bir İslâmiyet düşmanına tesadüf etmekle muradına ermiş ve artık Türkü içinden vurmanın plânını gerçekleştirmek için her unsur tamamlanmıştır.


    İşte bu ehemmiyetli vesika, tam tamına Risale-i Nur tercümanının kırk küsur sene evvel hadis-i şerifin ihbarına dair beyan ettiği hadiseyi tasdik ettiği gibi; ve Şeriat-ı Ahmediyeye ihanet eden o dehşetli şahsın mühim bir kuvveti Yahudi olduğu, Yahudi olan Lord Gürzon ile Hayim Naum o ihbarın hakikatını gösterdiklerini ve yirmi beş seneden beri Nurcuların imhasına keyfî kanunlarla dehşetli zulümlerin hikmetini tam gösteriyor." Emr.Lahk


  6. #6
    Ehil Üye düğüm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Bulunduğu yer
    Altıncı Şehir
    Mesajlar
    1.007

    Standart

    cumhuriyetin turfanda dönemlerinde, ellerinden evlerinden Kuran'ların (ç)alınması, ve batıkoliklik anlayışının yaygınlaştırılma çabaları... onların bizim kadar imkanları yoktu, var olan imkanlar yetersizdi, eksikti, yanlıştı... bir hakikate sarılmak isteyenler aleme ibret bir darağacına...
    benim anneannem okuma yazma bilmezdi, tek bildiği kainat kitabı okumak, peki o kadın nasıl öğrenebildi dinini? kapısı kilitli olduğu halde önünde akser bekleyen bir caminin imamı herşeyi göze alıp en azından namaz dualarını bilsinler diye başını ortaya koyarak cami pencerelerinden talebeleri camiye çıkarıp, fısıltı ile ezberletmiş namaz dualarını... fazla söze ne hacet...

    ...

    kainatı değiştiren simyanın peşindeyim

    ...

    ...nazarım simyamdır...

    ...


  7. #7
    Vefakar Üye mephistoteles - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    314

    Standart

    Alıntı Yusufi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Fransız İhtilalinden sonra(Yeni bir çağ), Osmanlı başka şeylere merak sardı.

    Örnek: Okul tarih kitaplarımızda böbürlene böbürlene anlattıkları ama insanî boyutunu düşünmemize ve sorgulamamıza izin vermedikleri "Anadoluyu Türkleştirme Çabaları"

    İttihat ve Terakki ile canlandı, M.Kemal ile şaha çıktı.

    Bu yüzden Din-Teknoloji-Eğitim vs...

    Çok da değerli görülmedi sayelerinde.

    tarih kitabından ve sorgulamadan bahsetmişsin de, ben nedense hiç Anadoluyu Türkleştirme Çabaları diye bir şey duymadım, bi kaynak gösterir misin?

    ikincisi Fransız ihtilaliyle Anadolu'da eğitimin alakası ne Osmanlı kurulduğundan beri hep balkanlara önem verdi, anadolu'yu çoğu kez es geçti hatta Yavuz döneminde ve celali isyanlarında bırak Anadolu'nun imarını Anadolu yerle bir edildi siz hala Osmanlı'yı Anadolu'yla mı özleştiriyorsunuz Anadolu'ya az da olsa önem veren tek padişah Abdülhamid idi bunu da söyleyeyim...
    (kaynak olarak İlber Ortaylı'nın kitapları ve "Zeytindağı"na bakablirsiniz.)

  8. #8
    Vefakar Üye mephistoteles - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    314

    Standart

    Alıntı düğüm Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    benim anneannem okuma yazma bilmezdi, tek bildiği kainat kitabı okumak,
    peki neden okuma yazma bilmediğini düşündün mü hiç??? birilerinin aptalca baskıları yüznden olmasın?

  9. #9
    Gayyur yaylalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    122

    Standart

    Alıntı mephistoteles Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    peki neden okuma yazma bilmediğini düşündün mü hiç??? birilerinin aptalca baskıları yüznden olmasın?
    Doğru söylüyorsun kardeş; kesinlikle birilerinin aptalca ve "haince" baskıları yüzünden!

  10. #10
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    dedelerimiz ninelerimiz öyle zor bi dönemden geçtiler ki, bırakın tecvid öğrenmeyi, dinlerini imanlarını muhafaza ettiklerine şükretmeliyiz..
    Geçenlerde bir büyüğümüz anlatmıştı, arapça ezan ve kametin yasak olduğu dönemde, yaşlı bir amca kendi içinden hafif sesle arapça kamet getiriyor,kendine mahsus yani,gizli olarak..yaşlı amcanın dudağının bu kıpırtısını gören birisi, hemen karakola şikayet ediyor ve adamı tevkif ettiriyor..adam karakoldan çıkıncaya kadar akla karayı seçiyor..
    Yani öyle böyle değil, hakkaten çoooooook zor bi dönemden geçmişler..Risale okuyanlar o dönemdeki tarassutları ve baskıları iyi bilirler..Varsınlar tecvid öğrenmemiş olsunlar, imanlarını ve dinlerini kaybetmeyip, bizleri de müslüman evladı olarak yetiştirmişler ya..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Eğitim Seviyeniz...
    By SeRDeNGeCTi in forum Anketler
    Cevaplar: 635
    Son Mesaj: 13.05.14, 09:07
  2. Stalin Atatürkten Korkuyor muydu?
    By semerat in forum Tarih
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 13.11.08, 15:53
  3. ERKE, Ergenekon’un Motoru muydu?
    By Manâ in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.07.08, 18:09
  4. Eğitim Sitesi
    By virs in forum Tavsiye Edilen Siteler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18.06.08, 00:34
  5. Said Nursi, Papa ile Kıyama Durur muydu?
    By Ebu Hasan in forum Gündem
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 11.12.06, 10:08

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0