M. Latif SALİHOĞLU

Latife Hanımın kararan dünyası


Latife Hanım ile M. Kemal, aralarında geçen mahiyeti meçhûl tartışmalar sebebiyle ayrılmanın eşiğine geldiler.
Onları daha evvelki boşanma niyet ve teşebbüslerinden vazgeçiren başyaver Salih Bozok da, yaşanan son sıkıntıyı aşamayacağını anlayarak sessiz ve hareketsiz kaldı.


Neticede, iki buçuk yıllık evlilik hayatları sona erdi ve Latife Hanım baba ocağı olan İzmir'e gönderildi. Resmî boşanma haberi ise, 5 Ağustos 1925'te radyodan bir "hükümet bildirisi" olarak yayınlandı.

Böylelikle, Latife Hanım için 'kendi tâbiriyle'karanlık ve yoksuzluklar içinde geçecek çileli yeni bir hayat devresi başlamış oldu. Sır perdesiyle hâlâ örtülü vaziyette tutulan bu çileli hayat, tam 50 sene sürdü.


"ŞEREFLİ KARANLIK"

Latife Hanım, yalnızlık yıllarında başyaver Salih Bozok'a yazdığı bir mektupta ("Bozok Anlatıyor", Doğan K. 2001) yaşadığı hayatı şu sözlerle özetliyor: "Karanlık, şerefli bir karanlık..."


Yine, Cumhurbaşkanı İsmet Paşanın eşi Mevhibe Hanıma 22 Ekim 1947'de İstanbul'dan yazdığı bir mektubu var ki, buradaki ifadeleri onun nasıl bir hayatı yaşamaya mecbur bırakıldığını yansıtıyor. İşte, kendisine Amerika'dan mektup yazan Ömer İnönü'nün doğum günlerini hatırlamakla başlayan hasret ve sitem yüklü ifadeleri:


"Pek muhterem hanımefendi, canım kardeşim Mevhibe. Oğlunuz Ömer'in mini mini kundaklı hali ve benim onu kalbime bastırırken içimde ilk defa uyanan (altını çizmiş) annelik ihtiyacı hatıramda canlandı. Onlar neşe ve ümit dolu (1923-24) günlerdi. Kısa bir zaman içinde bütün emellerim, ihtiyaçlarım hatta insanlık ve vatandaşlık haklarım birer birer sararıp solarak sonbahar yaprakları gibi yerlere saçıldı.


Hiç kimsenin anlamadığı nice yoksuzluklarla boğuştuğum bu acı günleri düşündüm. Ve bu müddet zarfında sizin samimi şefkat ve alakanızın benim biricik desteğim olduğunu bir kere daha hissettim. Gayri ihtiyari gözlerim yaşardı. Beni daima olduğum gibi gören ve anlayan güzel kardeşim. Allah sizden razı olsun." (www.candundar.com.tr)


LATİFE HANIMIN VASİYETİ

Yaklaşık iki buçuk yıl kadar M. Kemal ile evli kalan ve daha sona boşanmaları Bakanlar Kurulu kararıyla uygun görülen Uşşakizade Latife Hanım, 12 Temmuz 1975'te İstanbul'da vefat etti.


Latife Hanımın evliliği ve boşanma hadisesi gibi, yalnızlık ve gözetim altında geçen son elli yıllık hayatı da nice sırlarla örülü şekilde geçti. Onun, vefatından önce yazdığı ve noterlikçe kayıt altına almış olduğu vasiyetine bile maalesef uyulmadı.


Vasiyetinde, öldükten 25 sene sonra nice bilgi, belge ve hatıra notlarını içine alan özel arşivinin açılmasını istiyordu. Ancak, onun bu vasiyeti yerine getirilmedi.


Halen Türk Tarih Kurumunun elinde bulunan bu özel arşivin içinde nelerin yer aldığı ve niçin açılmak istenmediği de bilinmiyor.
Oysa, M. Kemal'in hayatı ve hatıraları ile ilgili ne varsa resmî şahıs ve kurumlarca seve seve açıklanıyordu.


Latife Hanımın notları ise, çarpıcı bir istisna teşkil etti. Tabii, bu da merakları iyiden iyiye kamçılamış oldu. Şimdi hemen herkes "Latife Hanım, acaba neler yazmış ve bizim bilmediğimiz ne gibi olaylara tanık olmuş diye" merak edip duruyor.

26.07.2008
Yeni Asya