+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Baştan Aşağı Gerici Bir Yazı

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Fikri Akyüz

    Güngör Mengi meraklanmış; diyor ki: “Müstakbel Cumhurbaşkanımızı altı ay önceden tanıma mutluluğuna biz ne zaman erişeceğiz?”

    Ben ise, 9 Kasım 1938'de kimin başbakan olduğunu, 11 Kasım 1938'de cumhurbaşkanlığına 'kimin' seçildiğini, daha doğrusu 'nasıl' seçildiğini, daha daha doğrusu 'niçin' seçildiğini merak ederim.
    Çünkü sık sık “tecessüsüm gelir”; üstelik neden bu kadar “mütecessis” olduğumu da merak eder dururum!
    Örneğin; ilköğretim ve lise döneminde tüm öğrencilere cumhurbaşkanlarının sayısı ve isimleri öğretilir. Sorgulama nosyonundan ziyade ezbercilik kodu ile donanmış öğrencilerin büyük çoğunluğu bu soruyu bilir.
    Ama mesela 10 Kasım 1938 saat 09.04 itibariyle Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanının kim olduğunu bilmez. Bilenlerin çoğunluğu da başbakanın İsmet İnönü olduğunu zanneder.
    Çünkü İsmet İnönü, Kadro dergisi yazarı Şevket Süreyya Aydemir'in iteklemesi veya tetiklemesi ile “İkinci Adam” olarak bilinir.
    Oysa Atatürk dışında mareşal ünvanı olan ikinci kişi Fevzi Çakmak'tır. İnönü ise mareşal ünvanına sahip değildir; başka da bir mareşalimiz yoktur.
    İşte soru da burada gündeme gelir: Mademki Kurtuluş Savaşı önemlidir (Elbette öyledir..) ve mademki Fevzi Çakmak bu savaşta gösterdiği muzafferiyetten dolayı mareşal olmuştur; o halde niye ikinci adam, Çakmak değil de İnönü'dür?
    Ve niye İnönü Üniversitesi vardır da Fevzi Çakmak Üniversitesi yoktur; neden Fevzi Çakmak ismi sadece cadde ve mahallelere verilmiştir? (Hatta İstanbul'da bir mahallenin adı, sadece “Çakmak “tır!)
    Üstelik Fevzi Çakmak, 1924'ten 1944'e kadar yani neredeyse hem Atatürk hem de İnönü'nün tüm cumhurbaşkanlığı süresi boyunca genelkurmay başkanlığı yapmasına rağmen, bu neden böyle olmuştur?
    Ve neden 11 Kasım 1938 tarihinde, bir gün önce başbakan olan Celal Bayar değil de Atatürk'ün dışlamış olduğu bir isim olan ve bir gün önce sadece Malatya milletvekili sıfatı bulunan İnönü cumhurbaşkanı “olabilmiştir?”
    Bununla birlikte, 26 Mayıs 1960 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanı olan Cemal Gürsel'in darbe ile sivil iktidarı devirmekle kalmayıp “üst”ü olan Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun'u da devirip hapse attırdığını üniversiteyi bitiren kaç “okumuşumuz” biliyor?
    Ya da 1931'de 32 yaşında iken Atatürk'ün tercihi ile milletvekili seçilen Adnan Menderes'in tam 14 yıl boyunca CHP milletvekilliği yaptığını kaç kişi biliyor?
    1995 yılında genelkurmay başkanlığından emekli olmasının ardından Kilis gibi 50.000 nüfusu olan bir yerden milletvekili seçilen Doğan Güreş'in adının kışla kapısından silindiğini bilenlerin oranı nedir?
    Ya da Nazım Hikmet'i hapse attıran iktidarın CHP iktidarı olduğunu, tam 12 yıl dört duvar arasında kaldıktan sonra “affeden” iktidarın ise DP iktidarı olduğunu; 1938'den 1951'e kadar Atatürk'ü “korumak” için bir tane “kanun” bile çıkarılmadığını(!) “gnçlğmz” biliyor mu?
    Aynı şekilde komünist diye vatandaşlıktan çıkardığımız Behice Boran'ın 1987'de öldüğünde eski milletvekili olması nedeniyle TBMM'de tören yaptıran iktidarın başbakanının Turgut Özal olduğunu; üstelik o yıl cumhurbaşkanlığı koltuğunda, Boran'ı vatandaşlıktan çıkaran Kenan Evren'in oturduğunu hatırlayan “antiemperyalist gençlik” sayısı ne kadardır?
    1925 yılında boşanıp 1976 yılında vefat eden Latife Hanım'ın, tam 51 yıl boyunca tek bir röportaj dahi vermeyerek gösterdiği “asalet”e karşı “sakalet erbabı”nın gösterdiği tepkiyi merak edenler kaç kişidir?
    Engin Ardıç'ın, Ahmet Kekeç'in, Mehmet Altan'ın “Bir dakika.. Bu, karanlık..” dediği 1922 yılındaki “İzmir Yangını” nın aydınlatılması için illa ki “ilahi mucize” mi gerekiyor?! Ama çocuklarımız ve gençlerimizin günahını fazla almak istemem. Çünkü çocuklarımız ve gençliğimiz, örneğin, kasım ayında “uzun uzun kavakların yaprak döktüğünü” ve “doktorun kalkıp lambaları yakması halinde Atatürk'ün, gözlerini kapamayacağını” bilmektedir ve bu da benim gözlerimi yaşartmaktadır!
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Gayyur yaylalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    122

    Standart

    Müthiş! Yakın tarihimizin ne kadar sisli, hattâ karanlık olduğunu biliyoruz da, aydınlatacak ışığı nereden bulacağımızı çoğumuz bilmiyoruz. Ucundan kıyısından da olsa merak edip araştıranların yazıları da işte böyle bizlere şaşkınlık yaşatıyor.
    Allah razı olsun Serdengeçti kardeşim!

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Gerici İle Aydın...
    By Garip_Maznun in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.01.09, 16:46
  2. O Baştan Başa Bir Nurdur
    By Şahide in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18.09.08, 14:07
  3. İnsanı Yükseltip Ondan Sonra Aşağı Atmak?
    By karatoprak1975 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 03.04.08, 19:15
  4. Sil Baştan
    By m_safiturk in forum Edebiyat
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 10.03.08, 22:03
  5. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 15.01.08, 14:29

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0