+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Osmanlı Döneminden Nükteler

  1. #1
    Vefakar Üye şakirt04 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Kırıkkale
    Mesajlar
    410

    Post Osmanlı Döneminden Nükteler

    Saltanat Benim İse

    Padişah II. Murat, henüz 13. yaşında bulunan oğlu Fatih Mehmed'e tahtı bırakmıştı. Bu sırada Balkanlarda ortaya çıkan düşman tehlikesi yüzünden kendisinden tekrar tahta çıkması istenmişti. II. Murat söz konusu istek üzerine oğluna şöyle bir haber göndermişti. "Bizim tahtı oğlumuza bırakmaktan maksadımız, istirahat etmek ve geri kalan beş on yılımızı ibadetle geçirmekti. Saltanat kendisine lazımsa din ve devleti savunsun." Fatih Mehmed bu haberi alır almaz babasına II. Murat'a şöyle mukabelede bulunmuştu: "Saltanatı senin ise düşmanlar İslam ülkelerini alarak ilerlemektedir. Osmanlı Devletini ve İslam ulusunu bu felaketten kurtarmak asıl görevinizdir. Yok saltanat benim ise, yine ordunun başına geçmeniz için padişahın fermanı vardır. Göreviniz ihtar olunur."

    Teşekkür

    Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'u fethedip şehre girdiğinde,
    Bizans'ın ileri gelenleri huzuruna çağırmıştı. Gelenler arasında Bizans'ın Başbakanı Notaras da bulunuyordu. Notaras huzura girer girmez, Fatih'i memnun bırakıp hayatını garantiye almak düşüncesiyle Padişahın ayaklarına kapanarak şöyle dedi: "Neyim varsa hepsini sana takdim ediyorum, lütfen kabul buyurunuz."
    Fatih, Notaras'ın ne yapmak istediğini biliyordu. Verdiği hediyelerle Padişahı bir nevi teşekküre zorluydu. Fakat Fatih, Notaras'ın arzu ettiği gibi davranmadı, onun ayağa kalkmasını işaret ettikten sonra: "Bu şehri bana veren kimdir?" diye sordu. Başbakan hç çıkararak: "Elbette Allah'tır," diye cevap verdi. Söz sırası tekrar Fatih'e geçince şöyle dedi: "O halde bana verdiğiniz şeylerden dolayı teşekkür beklemeyiniz. Allah dururken kimseye teşekkür edemeyeceğim."

    Fazla Bahşiş

    İstanbul'u aldıktan sonra Fatih Sultan Mehmed'e birçok şair kaside sunup bahşişlerini alırmış.
    Onlardan biri olan Türkmen saz şairinin beyti ise şu şekildeymiş:
    "Devleti Hünkârım, sabahınız hayırlı olsun.
    Yediğin bal ile kaymak, güzerğahınız çayır olsun."
    Padişah sözkonusu şairin bu mısralarını çok beğenmiş ve ona iyi bir bahşiş vermiş.
    Padişahın adamları bu işe şaşırmışlar ve:
    "Padişahım," demişler daha iyi şiirlere az bahşiş verdiğiniz halde buna neden çok bahşiş verdiniz?"
    Şöyle cevap vermiş Fatih Sultan Mehmed:
    Bu şair diğer şairlerin hepsinden daha samimi ve yalandan arınmış. Zavallı ömründe hiç iyi
    yemek ve yumuşak bir yatak görmemiş. En iyi yemeğin bal ile kaymak,
    en iyi yerin ise çayır olduğunu sanıyor."

    Herkes Yediğinde Gönderir


    Uzun Hasan, Fatih'e kutu içinde bir hediye gönderir. Kutu açılınca içinden akrepler ve yılanlar çıkar.
    Bunun üzerine Fatih de Uzun Hasan'a hediye olarak bal gönderir. Bu durum bazılarının şu soruyu sormalarına vesile olur:
    "Padişahım neden böyle yaptınız?" Fatih, şöyle yapar açıklamasını: "Herkes yediğinden gönderir."

    Hasta Olmayasın Diye

    Fatih Sultan Mehmed bir Anadolu seferi dönüşünde, Balıkesir'den geçiyordu. Hava oldukça sıcaktı. Bu sıcaktan herkes gibi Fatih Sultan Mehmed de nasibine düşeni almıştı. Öylesine yorgundu ki... Kendisini bu halde gören bir köylü kadını bir tas içerisinde ona ayran ikram etti. Ayranın üstünde iki üç tane saman çöplerini üfleye üfleye ayranı içti. Sonra da kendisini bir ana şefkatiyle seyreden ihtiyar köylü kadına: "Allah razı olsun," dedi. "Ama şu saman çöpleri ayranı bir nefeste içmeme engel oldu." İhtiyar kadın Fatih'in bu sözlerine anne şefkatinin boyutlarını gözler önüne seren, şu cevabı verdi: "Oğul, ben onları ayranın üzerine kasıtlı koydum.Sen uzak yoldan geliyorsun. Sonra terlemişsin de. Soğuk ayranı bir yudumda içersin de hasta olursun, hasta olmayasın diye böyle yaptım

    Kılıcın Hakkını Unutma

    Fatih, İstanbul'u fethetmişti. Şimdi atının üzerinde ordusuyla şehre giriyordu.
    Dervişlerden biri Fatih'in atının yularına yapışıp Padişaha şöyle dedi:
    "Padişahım! İstanbul'u biz dervişlerin duaları sayesinde aldığını unutma.
    Fatih, dervişin bu haline ve sözüne hafifçe gülümsedi ve:
    "Doğru söylersin" dedi. Eliyle kılıcını işaret ettikten sonra da şöyle dedi:
    "Ama sen de şu kılıcın hakkını unutma."

    Alçak Sesle Söyle

    Fatih bir gün dilencinin birine bir altın vermişti. Dilenci, Padişahın verdiği altını az bularak şöyle bir soru sordu: "Bu nasıl olur Padişahım? Ben senin kardeşin olduğum halde nasıl olur da bana bir altın verirsin?" Dilencinin ne demek istediğini tam anlamayan Fatih sordu: "Sen benim nereden kardeşim oluyorsun?"
    Dilenci şu açıklamayı yaptı: "İkimizde de Adem babamız ve Havva anamızdan dünyaya gelmedik mi? Böyle bir durumda kardeş sayılmıyor muyuz?" Fatih gülümsedi. Bu cevap hoşuna gitmişti çünkü. Dilencinin kulağına eğilerek şöyle dedi: "Aman alçak sesle söyle. Bu söylediğini diğer kardeşlerimiz de işitip gelirlerse, senin payına bir altın bile düşmez."

    İstanbul'u Değil Dünyayı Alırım


    Fatih, Edirne'de bir gün kıyafetini değiştirip çarşıda gezmeye başlamış. Bir ara bir bakkala
    uğrayıp yağ istemiş. Yağı aldıktan sonra da bal istemiş. İstemiş istemesine ya bakkal balı
    vermeyip şöyle demiş:
    "Bal var, yalnız onu da şu bakkaldan alın efendim."
    Padişah şaşkınlık içerisinde şu soruyu sormuş:
    "Niye sen vermiyorsun?"
    Bakkal, sen şekilde cevaplandırmış Fatih'in sorusunu:
    "Yalnızca ben kazanırsam öteki bakkallar açlıktan ölürler. Onların da çoçukları var,
    onlar da kazansınlar." Padişah, hayretler içerisinde diğer bakkallara da uğramış ve hep aynı
    cevabı almış: "Sadece ben kazanmayayım, onlar da kazansın," demişler her biri.
    Bunun üzerine şöyle söylemiş Fatih Sultan Mehmed:
    "Birbirlerine bu derece bağlı, birbirlerini böylesine düşünen bir halkım olduktan sonra
    ben değil İstanbul'u, bütün dünyayı bile alırım."


    İstanbu'u Niçin Fethettin


    Fatih'e:
    "İstanbul'u niçin fethettin?" diye sormuşlar.
    O ise şöyle cevaplandırmış bu soruyu:
    "Önce o benim gönlümü fethettiği için."

    Hangi Yöne Sefere Gideceğiz

    Padişah Fatih Mehmet, nereye sefer düzenleneceğini hiç kimseye söylemezmiş. Bir gün Kazasker merak ederek sormuş:
    "Padişahım, hangi yöne sefere gideceğiz?"
    Padişah bu soruya devlet sırrının ve bazı sırların hiç kimseye söylenmeyeceğine dair mesajlar içeren şu cümleyle karşılık vermiş:
    "Eğer sakalımın tellerinden biri düşüncelerimi bilseydi, hemen koparıp yakardım."

    Allah Rızası İçin

    Yavuz Sultan Selim, Mısır Seferi'nden başarılı dönmüştü. Bütün halk toplanmış
    onu şehre girerken alkışlamak için sabırsızlanıyordu. Ama Padişah, gece olmadan şehre girmek istemiyordu. Bunun sebebini herkes merak ettiği halde hiç kimse sormaya cesaret edemiyordu.
    Sonunda büyük alimlerden olan İbni Kemal:
    "Padişahım, bir maruzatım var," dedi. Padişahın:
    "Efendi, ne istediğin varsa hiç çekinmeden söyle,"
    demesi üzerine İbni Kemal cevabı merak edilen soruyu şöyle sordu:
    "Askerler merakta, bütün halk sokağa dökülmüş,
    sizi alkışlamayı beklerken siz hâlâ şehre girmezsiniz.
    Bunun sebebi hikmeti nedir?" Yavuz şu şahane cevabı verdi:
    "Efendi, sen bizi hâlâ tanıyamadın mı? Biz; şan, şöhret ve alkış toplamak için değil,
    Allah rızasını kazanmak için savaşırız."

    Anan Ne Giyinsin Süleyman


    Yavuz Sultan Selim devlet harcamalarında olduğu gibi şahsi harcamalarında da sadeliği
    ön planda tutardı. Lüks ve israfa kaçan süslü elbiseleri giymeyi sevmezdi.
    Süslü elbiselerin kadınlara yakıştığını düşünür ve erkeklerin böyle giyinmelerini de doğru bulmazdı.
    Günün birinde oğlu Şehzade Süleyman , pek süslü ve parlak elbiseler giyinmiş ve pahalı
    mücevherleri takınmış olduğu halde huzuruna çıktı.
    Oğlunun bu süslü giyimini gören Padişah, şöyle dedi:
    "Sen böyle giyinirsen anan ne giyinsin Süleyman? Anana takacak ziynet bırakmamışsın."

    -I run each teen me?
    - A wet each team.
    - I run each make is tea your sun each.
    - Higher them in each team.
    - Catch bar duck each teen?
    - On bar duck each team.
    - Why high one why

  2. #2
    Ehil Üye hayırlısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul-Kilis
    Mesajlar
    1.194

    Standart

    A.r.o.
    Evet, hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hadisatın tazyikatından kurtulabilir. AMENNA

  3. #3
    Vefakar Üye marda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    346

    Standart

    tesekkurler...
    “Ya rab! Çaresi bulunan şeyde acze, bulunmayan şeyde ye’se düşürme bizi…”

  4. #4
    Vefakar Üye hafız halime - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    475

    Standart

    Yemin Edeceğim


    Koca Ragıp Paşa sadrazam iken bir gün ahbaplarına hitaben "Rüşvet almadığınıza yemin edebilir misiniz?" dedikten sonra, oradakiler yemini billah ederek rüşvet almadıklarını söylerler. Mecliste meşhur Haşmet de vardı ve bir köşeye çekilmiş sessizce duruyordu.

    Ragıp Paşa,
    - Haşmet, Rumeli de hayli mansıplarda bulundun. Sessizce durup yemin edemediğine bakılırsa bir hayli rüşvet almışa benzersin" deyince,
    Haşmet
    - Sultanım, Müslümanlarda, yalan yere yemin edenler çatlar diye bir itikat vardır. Şimdi ben efendilere bakıyorum. Eğer çatlamazlarsa ben de yemin edeceğim

    Sağlam Devlet

    Bir ecnebi mahfilde Osmanlı İmparatorluğu'nun hala sağlam olduğundan bahsediliyordu. Fuat Paşa şöyle teyit etti:
    - Evet, muhakkak ki sağlamdır. Çünkü siz dışarıdan, biz içeriden yıkmaya çalışıyoruz da gene dayanıyor.


    Size Naklediyor muyum?

    Abdülaziz Paris'te iken, III. Napolyon bir gün Fuat Paşa'ya, Abdülaziz ile ilgili bazı latifeler yapar ve Paşa'ya da sıkı sıkı tembihte bulunarak: - Sakın bunları padişah hazretlerine söyleme! Der. Paşa da şu latife ile teminat verir:
    - Bu pek tabiidir haşmetmeap. Padişahımızın sizin hakkınızda söylediklerini de size naklediyor muyum?


    Uğursuzluk

    Avcı Sultan Mehmet bir gün adamlarıyla beraber akşama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebini de, sabahleyin gördüğü bir dervişin uğursuzluğuna bağlar. Solaklara seslenir. Saraydan çıkarken, şu şu tipte, sivri külahlı, sırtı kambur birinin önünden geçtiğini söyler ve hemen bu adamı bulmaları emrini verir. Tarife göre Bektaşi babalarından ayyaş Hamza Babayı yaka paça huzura getirirler.
    Sultan:
    - Bre uğursuz, nabekar! Bugün sabahleyin karşıma çıktın. Bu yüzden akşama kadar bir ava rastlayamadım. Bu ne uğursuzluktur. Vurun kellesini...
    Bektaşi bakar ki kelle elden gidiyor. Son bir dileğini açıklamak için söz alır:
    - A devletlim siz beni gördünüz bir keklik vuramadınız. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördüğüm sizdiniz ve kellemi kaybediyorum. Söyleyin, uğursuzluk hangimizde!"

    Doğrusu bu ateş bin altına değer

    Kanuni Sultan Süleyman, Halkalı yakınlarında avla¬nırken çıkan bir fırtınada yağmurdan ıslanmışlar. Bir eve sığınmışlar. Sultan, ateşin karşısına geçip şöyle demiş:
    "Doğrusu bu ateş bin altına değer."
    Bir müddet sonra konakladıkları evden ayrılırken padişah ev sahibine borcunun ne kadar olduğunu sorar.
    Köylü şöyle cevap verir:
    "Bin bir altın efendim."
    Bu cevaba çok şaşıran padişah, bu kadar fazla ücre¬ti istemesinin sebebini sorar. Köylü bunada şöyle cevap verir.
    "Efendimiz, ateş için bin altınlık değeri siz söylemiştiniz. Bir altın da konak ücretidir."


    1-
    Öküz mehmed paşa namı ile meşhur osmanlı devlet adamı irana düzenlenen seferde askeri sevk ve idare ile vazifelendirilmiş.ordunun istirahat ettiği bir demde çadırını kurduran mehmed paşanın çadırına nereden geldiyse bir öküz hemde harb taktikleri üzerine diğer kumandanlarla yapılan bir istişarenin ortasında kafayı uzatmış ve öküz mehmed paşa'ya dik dik bakmış.bu hareket bir kaç dera tekrar edende paşanın etrafındakiler gayri ihtiyarı gülmüşler. paşa işten paçayı sıyırmak için etrafındakilere "bu az önce bakan öküz ne diyor bilir misiniz?" diye sormuş. paşanın adamları hep bir ağızdan "bilmiyoruz" demişler.paşa cevabı yapıştırmış "dedi ki : hadi seni anladım öküzsün ama ya bu etrafındaki eşşekler de ne ola ki?"

    2-
    sultan murad han oğlu mehmedin talim ve terbiye işini nice alime havale etmişse de hiç biri haşarı şehzadenin karşısında tabiri caizse dikiş tutturmaz. molla gürani hazretlerine vazife tevdi edilende hazretin talebesine ilk sözü "otur şuraya" olur. şehzade oturur ama hazretin gösterdiği yere değil kendi bildiği yere. molla gürani hazretleri genç talebesine hitaben "oraya değil buraya otur" diye sert bir emir verir.
    şehzade şaşırmış bir halde denileni yapar.
    hazret vakit geçirmeden ilk dersi verir "çek bakalım darb fiilini" talebe çeker ama kafasına göre. hazret ise taşı gediğine koyar
    "döverim, seni döverim, seni öyle bir döverim ki..."

    darb darabe darabetün

    kim demiş dayak ile talim olmaz deyu..bal gibi olur..hakkı ile yapılırsa şehzade fatih olur...

    Aşk imiş her ne var alemde
    İlm bir kil ü kal imiş ancak !
    Fuzuli

  5. #5
    Pürheves ebrarbedia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    bilinmezlik...
    Yaş
    34
    Mesajlar
    279

    Standart

    ellerinize sağlık...


    Ne ömrünü Yûsuf uğruna adayacak Zûleyha var…
    Ne de uğruna ömür adanacak bir Yûsuf…


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Nükteler
    By Muntesip in forum Mizah
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 06.09.08, 14:47
  2. Nükteler
    By edep in forum Mizah
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 05.07.08, 01:59
  3. Sahabe ve Tabiundan Nükteler
    By şakirt04 in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.09.07, 15:34
  4. Mükemmel:Kur'an ve Destanlar Döneminden Bir..
    By Ebu Hasan in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.02.07, 13:55

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0