Mustafa Necati Bursalı


"(Habibim) Biz Seni âlemlere (başka bir şey için değil) ancak rahmet için gönderdik." (Enbiyâ: lO7)

Ey Nebî, âlemlere rahmet kıldı Rab Seni,
Yine gel, beklemede Acem ve Arap Seni!




Yine gel, yine gel ki, yüzü gülsün dünyanın,
Çünkü Âdem evlâdı pençesinde hüsrânın!..




Sensiz her gelen günde türlü elem var bize,
Yine gel, himmet buyur, bir tek Sensin Yâr bize!




Yine gel, sevinsin arz, çöllerde çağlasın su;
Yine gel, ey Sevgili, ey Cennetin kokusu!..




Sensin nûru gündüzün, Sensin mâh’ı gecenin,
Yine gel, Seni bekler ana rahminde cenin!..




Bizi gam oku vurdu, hâneler hiç şen değil,
Kan sızar gözelerden dünya o gülşen değil!..




Nefs akılı perdeler, yürek sanki Kerbelâ,
Yine gel, ümmetine dokunmasın her belâ!..




Âlemde derdimizin bulunmaz bir misâli,
Acemin ve Arabın pek perişandır hâli!..




Koca İslâm dünyası döndü inleyen ney'e,
Yine gel, güneş doğsun, her cana, her sîneye!..




Ayakta gam zinciri, bizi sardı nasıl bu?
Bir eğri büğrü düzen, bir büyülü fasıl bu!




Tıpkı ilk günkü gibi îmanı taşımak zor,
Yine gel, ey Sevgili, dertler derman bilmiyor!..




Yine gel, sevinsin gül, sevinsin zambak, mine,
Gökler rahmet elini uzatsın şu zemîne!..




Yine gel, tâ Sidre'den, Hira'dan iner gibi,
Gözümüz hep yollarda, ey şeker huylu Nebî!..




Bilâl'in olmak varken bize hep gurbet düştü,
Yürekler, kalbler mahzun, dert üstüne dert düştü!




Câni kedi acır mı kanadı kırık kuşa?
Nice uğursuz zâlim bizi sürdü yokuşa!..




Yürekte yara derin, ümmetine var mâtem,
Mescid-i Aksâ mahzun, her yer, her diyar mâtem!..




Yine gel, ey Sevgili, balına hasret petek,
Izdırabı, hicrânı dindirecek Sensin tek!..




Hep kavga zaman boyu, yok sulh, yok vefâ günü,
Yine gel, bütün âlem olsun Mustafa günü!..




Bilmem ki öz yurdumda ben niye oldum garip?
Ey rahmet Pâdişahı, kanımı boğmada ip!..




Sensin şefkat kucağı, her yetime, her dula,
Gel sevindir yetimi, gel müjdeler ver dula!..




Ciğerlerde zar delik, gitmiyor gamla hasret,
Senin altın çağına her can, her damla hasret!




Yine gel, nurun gerek, her mekâna, her yere;
Yine gel, bir saâdet, bir pırıltı ver yere!..




Yine gel, Hira Seni, Uhud Seni özledi,
Yine gel, bütün âlem gül bûseni özledi!..




Yine gel, Zehrâ'ların, Zeyneb'lerin hep yetim,
Yine gel, bir meded kıl, kaldı rûz ü şeb yetim!.

Yine gel, kan akmada, can gitmede her nefes,
Yine gel, bir nefha sun, ölü kalbe ver nefes!..




Yine gel, cevherini Sana saklar ak bulut,
Yine gel, gözyaşına oluverdi gark bulut!..




Yine gel, mazhar olsun keremine her ümmet,
Yine gel, ey Sultanım, nereye gider Ümmet?..




Yine gel, bugün Meryem, bugün Hatice mahzun,
Yine gel, beklemede yolunu nice mahzun!..




Yine gel, aç kurtların ormanındadır kuzu,
Yine gel, Yüce Hakk'a ulaştır yolumuzu!..




Yine gel, canlar türab, imanlar türab şimdi,
Yine gel, inler durur; Acem ve Arap şimdi!..




Yine gel, balıkların suyu sevdiği gibi,
Yine gel, Âdemoğlu sana muhtaç ey Nebî!..




Yine gel, bu yüzden var gül dalında ak çiçek,
Yine gel, bir nazar et, hep Sana müştak çiçek!




Yine gel, ışık Sensin, kalbe, can Kâbesine,
Yine gel, yavru kuşun artık dünya nesine?




Yine gel, yara derin, timsahlara yem ümmet,
Yine gel, olamıyor bir cephede cem ümmet!..




Yine gel, çölde ceylân, gölde kuğu özledi,
Yine gel, bütün varlık mutluluğu özledi!..




Yine gel, oyununu boz şu azgın şeytanın,
Yine gel, ey Sevgili, derdi büyük insanın!..




Yine gel, yanmış çöller yine kesilsin havuz,
Yine gel, Hak yolunda Sensin bize kılavuz!..




Âlemlere rahmetsin, nurundan, her yaratık,
Ey Nebi, Sen var iken gidilir kime artık?