Mustafa Necati Bursalı


"Size azâb gelip çatmadan Rabbinize dönün,O'na teslim olun. Sonra yardıma mazhar olamazsınız." (Zümer, 54)

Şu neme lâzımcılık, yaktı, mahvetti bizi,
Yazık ki hep unuttuk ebedî gâyemizi!

Bir vefâ göstermedi eldeki dünya bize,
Girmiş ve mekân tutmuş kurtlar tâ içimize!

Ciğerime göz dikmiş; Siyah, beyaz, sarışın,
Toprağı sular kanım, bir adı var barışın!

Hak-hukuk büyülü lâf, o değil geçer akçe,
Bu zalimler elinde varlığım gitti hiçe!

Dövün, saçlarını yol, gel pâre pâre ağla,
İster aziz mirasa, ister gülzâre ağla!..

Kimsenin ırmağında testine yok su senin,
Yoluna kurulmuştur bin türlü pusu senin.

Düşünürken gece gün, ekmeğini tuzunu,
A cihanın Yakub'u, kurtlar kaptı kuzunu!..

Dondu bütün idrakler, boğuldu aziz fikir,
Şanlı tarih, dil, töre, hançerlenmede bir bir!..

Ayak beni taşımaz, başlar, başıma cezâ,
Kendi öz vatanımda hep horlanmak, hep ezâ!..

Safa sarayımızı timsahlar etti talan,
Süleyman olmak için sen beyhûde sevdalan!..

Başını kaldır da bak, bu zâlim örtü nedir?
Neler çekmedi millet elinden kaç senedir!..

Zaman mekân boyunca, bunda değişmez kafa,
Yağmura "rahmet" desen, dehşet saçar etrafa!..

İstemez nûr ve rahmet, istemez nağme-i Hak,
Sen sanki bir kölesin, her şeye o müstehak!..

Hâlâ ibret almadın, çektiklerin geldi az,
A saf adam! Âlemde sana kimse acımaz!..

Vicdan ölüye tabut, yürek bağlamış yosun,
Hayâle sığmaz nice fâcia görüyorsun!..

İbrahim ateşe yem, Şaytan Âzer'den yana,
Cihan denen çadırda bir dost yok Müslümana!

Irmak tersine akar, tefrika vurdu yine,
Düştü İslâm âlemi elemin pençesine!..

Dinmez mazlumun âhı, kurumaz gözün nemi,
Hedef tahtası benim, oklar deler sinemi!..

Sabır memesinde süt, pınarda kalmadı su,
Öyle zamandayız ki timsahlar kurmuş pusu!..

Vicdan kilitli kasa, kalbler köhne bir müze,
Mil çekiyor adamlar basîret gözümüze!

Bir onun sözü gerçek, başka doğrular yalan,
Bu düzende olur mu, sen Allah'a sevdalan!..

Ya benim gibi yaşa, ya bir yer bul kendine,
Bizim cihanımızda müsâmaha yok Dîn’e!..

Gördün ya adamlarda görüş kısa, kafa dar,
Bütün ömrü boyunca İblîse alkış tutar!..

Âh ne desem, uyanmak, kendimize gelmek yok,
Düştüğümüz çukurdan bir daha yükselmek yok!..

Bölündük bin parçaya; baba, evlât hep ayrı,
Yürekler bir çarpmazsa bekleme hiçbir hayrı!..
Akrepler zehir düktü Türk'ün îmân köküne,
Nasıl erecek neslim, ışıklar dolu güne?..

Zavallı yavruların beynini oyar diş diş,
Hayâlim ürpermede; İşte hüsrana gidiş.

Artık cihan bir başka, karınca fili taşır,
Dedem mezardan çıksa aklı kamaşır!..

Gönül dağını duman, gözleri hırs bürümüş,
Güzel aşk, güzel vefa, ne varsa hep çürümüş!..

Makamlar ve rütbeler menfaate basamak,
Yok bir Yunus sevdâsı, yok Hak aşka susamak!

A adam! Sen hışmına yem ettin ama beni,
Niye bırakmıyorsun, Hakk'a, İslâm’a beni?

Elverir, bunca zulüm, yolumdan taşını çek,
Cehennemse murâdın sen kendi başını çek!

Yine nû ezilecek dipçik altında başlar,
Milletin inancıyla niyedir bu savaşlar?

Artık iğne sokmadan balını vermez arı,
Beyhûde heveslenme sen bir düşün bunları!

Kabuğunu kırmadan fındığı yemek muhâl,
Ey çocuk akıllılar, bir ibret olsun bu hâl!..