Aşkımı infaz ediyor;

Gül kokusu, ur ve firak!

Sorgu çarmıhına gerilen tutsak kelimeler dökülüyor kalemimden.

Zamanı olmayan bir firaktır bu adını koyamadığım.

Mevsimlerden gelme çığlıklar büyütüyorum içimde!

Susuş vakitlerimin en ağır uğuldamaları inliyor kulaklarımda.

Aşkın ücra köşelerine saklansa ya ayrılık!



Namlular doğruluyor isyanıma. Görmüyor musun?



Yağmalanıyor kaldırımlarda gül kokusu.

Yağmurlar en karanlık yanını ıslatıyor iklimimin.

Nasırlaşmış yalnızlığım tamamlıyor eksik yanlarımı.

Kınsız sancılar ayrılığın intihar habercisi!

“Sevgili” dendi mi duruyor nabzı kanı çekilmiş gecenin.

Suda şekillenen laleler hüzzam türküler yakıyor.



Nabzımı yoklayan ölüme bir kala adını sayıklıyorum, duymuyor musun?



Ayaklarım takvimleri hiçe sayarak yarınına koşuyor

Suskularım yola çıkmadan evvel aramıyorum ilacını ayrılığın

Acıya gün bağlayan vedalar içime kör hülyalar serpiyor

Varlığın; en emin yeri oluyor tutunduğum zifiri aşkın!

Yokluğun; ne varsa dağıtıyor işte gül yaprağından dökülen!

Şimdi -senden başka- kim sığdırabilir ki beni içine yeniden?!



Çıkmazımda duruyor hayatın sensiz sokakları, bilmiyor musun?



Bitimsiz bir aşkın goncası avuçlarıma ayrılığı bırakıyor

Gecem gündüzüme karışmakta!

Kumbaramda biriktirdiğim gelişlerin sokakların tozunu sevince boğuyor

Gel sevgili!

Acıya yakın bakışların olayım…



Sevgili!



Sağırım tüm seslerin senden gayrisine, duyuyor musun?





.Gül kokusu, ur ve firak!