Suskunluğun mührü vuruldu umut yüklü şafaklara.
Ve ben yine Seni(c.c) andım dün gece.
İçimi acıtan kul olamamanın acıtan yanı ile yani.
Geceydi karanlıktı hiç böyle zifiri olmamış, hiç böyle kuytuda kalmamıştı.
Umudunu gizlemedi yarına şimdi dedi hemen dedi ve Senin(c.c) aşk'ın dedi.
Yoktu dermanda derdi gizleyen, yoktu onu en olmaz en onmaz anında şefkat kanadı ile bezeyen



Körlük bildim gören gözde.
Sağırlık bildim duyan kulan kulakta.
Sakatlık bildim yürüyen ayakta.
Akıl bildim fikirden uzak yamaçlarda.

Beni zifiri karanlıklar boğmaz beni SENSİZLİK(C.C) boğar.

Dost bildiğim yarınlar.
Gelmez sandığım sabahlar
Hıçkırıklara boğduğum akşamlar
Hiçbiri sensiz(c.c) olamazlar

Geceye hasret sabahlar, sabaha hasret geceler.
Varsın desinler varsın ne derse desinler.
Vazgeçmem, geçemem ki SENDEN (C.C)

Ufka dalsa da gözlerim
İçimde saklı olsa da kederim
Benim en büyük derdim
hakka kul olmaktır efendim

Bana düşen yanmaktır ateş-i aşkın ile Ya Rabbi.
Sana (c.c) yanmak Sana yakılmak bildiğim en güzel serinlik.
Kor oldu şimdi, en kırmızı oldu şimdi.
Farkında mısın bilmem kırmızı kor senin içinden gelen idi.

Ruh'um senin ile efsuna erdi
beni senden başkası sarhoş edemezdi
Sana sarhoş olmak en büyük ayıklık idi
Gizlerim gizemini ancak seninle bulabilirdi

Ben ne yağmur yüklü bulutlar bildim.
Toprak incinmesin diye yağmaz idi.
Bilmeyi anlarken, anlamayı bildim.
Yokuşu çıkarken düzü fark ettim.


Yazan Handan dalsar