+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 20
Like Tree20Beğeni

Konu: Herkesin bir sevdiği var? olmalı

  1. #1
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart Herkesin bir sevdiği var? olmalı


    E_1_~1.JPG
    Bir eşi olmalı insanın..
    Rüzgar onun kokusunu getirmeli,
    Yağmur O’nun sesini..
    Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği,
    Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan eve dönerken, cennetten köşe almışçasına..

    Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı..
    Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,
    Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın..
    Ben seni ölene dek seveceğim boş laf !!!
    Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim..


    CAN YÜCEL


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  2. #2
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart




    76101119621178100566113.jpg
    Yalnızlığa dayanırım da,bir başınalığa asla.

    Yaşlanmak hoş değil öyle duvarlara baka, baka.

    Bir dost göz arayışıyla.

    Saat tıkırtısıyla…

    Korkmam, geçinip gideriz biz mutlulukla.

    Ama; ‘’Günün aydın, akşamın iyi olsun'’
    diyenbiri olmalı.

    Bir telefon sesi çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.

    Yoksa, zor değil, hiç zor değil, demli çayı bardakta karıştırıp,bir başına yudumlamak doyasıya.

    Ama; ‘’ Çaya kaç şeker alırsın ? ‘’

    Diyebir ses sormalı ya ara sıra…

    CAN YÜCEL

    *SAHRA* bunu beğendi.


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  3. #3
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart


    cennet2.jpg

    “Sevgi garip bir yangın.
    Yaşaması için büyümesi gerek.
    O yangına her şeyini atacaksın;
    zamanını, gururunu, dehanı…
    Ve kül olacaksın.
    İnsanlar ondan korkuyor, ondan yaşamıyorlar.
    Sonsuz karşısında cücenin korkusu…”.


    Cemil Meriç


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  4. #4
    Global Moderator *SAHRA* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    9.928

    Standart

    Teşekkür ederiz
    fezapilotu bunu beğendi.









  5. #5
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart

    mutluluk_51380.jpg

    Ve ben bilirim ki,
    Uyuduğunuz


    zaman

    ruhunuz bedeninizden ayrılıp, sevdiğinin yanına gider.
    İşte bu yüzden yalnızlar kolay uyuyamaz...


    Atakan Gülgar



    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  6. #6
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart

    8a51d45539af663d85e98858749d4860.jpg

    AŞKA UÇMA KANATLARIN YANAR...
    (Sadi Şirazi)

    /
    AŞKA UÇMADIKTAN SONRA KANATLAR NEYE YARAR...
    (Mevlana)

    /
    AŞKA VARDIKTAN SONRA KANADI KİM ARAR...
    (Yunus Emre)

    *SAHRA* ve DENİS bunu beğendi.


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  7. #7
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart


    426397_10150614175871543_637486542_8937668_2067673626_n.jpg

    Suya aşk yazan adamlar gördüm. Suya aşk yazan kadınlar. Kitre dolu kaba narin parmaklarını daldırıp suya şiir okuyan kızlar. Topraktan renk devşirip, renkleri suya dokuyup daha sonra onu kâğıtlarda okuyorlardı.

    Önce “Aşk”
    suya düştü,
    Sonra da
    “Su” aşka yenik düştü.

    Ruhun dinginliğini anlamak için ebru yapılan suya bakmak yetecektir. Duru, sessiz, sukut gibi fırtınayı bekleyen bir su. Kabaracak, coşacak, dalgalanacak sevinçlerin yada hüzünlerin habercisi olacak.

    Biraz sonra üzerine damlalar düşüveriyor, değişik renklerde ve tonlarda.
    Daha birkaç gün öncesinde yollarda ciddiye alınmadan üzerine basılan çiğnenen topraklar şimdi suyun yüzeyinde başlayacak bir fırtınanın hebercisidir.

    Düşen her damla daireler çizer. Gücünün yettiğince. Ardından gelen damlaya yer açar daralır sonra. Edebin anlatıldığı mekandır bir bakıma suya düşen her damla. Açılır aşkla ve kapanır utanarak. Hesapsızdır düşen damlalar atanın attığıyla kalır ve genişleyebildiği kadardır dünyadaki yeri. Fırça darbeleri Ebrucunun haleti ruhiyesini bir nebze olsun yansıtır, tedirgin,sakin, çılgın, dingin. Her bir kelime bir tarzı yada Ebrunun ruh halini yansıtır aslında. Ve bu hareketler sona giden yolda atılan birer başlangıç adımıdır.

    Ardından renk renk çeşit çeşit ebrular geliyor, akın akın yürek yürek. Her çeşidin bir hikayesi bir ad vereni var ömürlerini vererek adlarını bırakmışlar.

    Hatip ebrularıyla ölürken, bugün onun mirası yeni nesillerin ellerinde ölümsüzlüğe koşuyor. Suyun saçlarını tarıyor ebrucular, suyun rüyasını görüyorlar suyla birlikte. Gidip gelirken tekne boyu, aşka adıyorlar çizdikleri suyu.

    Ve laleler; bahçelerden önce teknelerde açan laleler. Ardından kağıtlarda yaşayan laleler. Boy boy renk renk boyun bükmüş divana durmuş laleler.

    Ellerin mahareti yüreklerin genişliğince güzel, yapanın titizliğince hassas laleler. Her ne kadar öğretilmiş hareketler olsa da her sanatkarın kendine has bir lalesi ve ruhunun aynası var. Çünki her Ebrudan dünyada bir tane var. Çünki İnsanların ruh hallerinden de bir tane var. Hangi mutluluğumuz yada hangi hüznümüzün tekrarı varki. Her şey aynı bile olsa ya mekan yada gün değişmiştir. Ve her hüzün yada her sevinç bir defalıktır aslında.
    Tekneye yazılan her ebru gibi.

    Ve güller bütün güzelliğiyle sözü susturan güller.
    Ve saygıyla birlikte biraz sukut…

    Suda açarken suya ah ettiren güller. Aşk dedirten yar dedirten. Sevgiliye verilirken başka söze luzum bırakmayan güller. Sevgiliye göz atan, sevgiyi en güzel anlatan güller. Ve onu çağıran ve O’na çağıran güller.

    Ve Ebrucu "Gül" işliyor suya Muhammed'i (s.a.v.) çağrıştırsın diye ve "Lale" Allah (c.c.)' a yakarsın diye eğilen dallarıyla. Bu suyun renklerle oynadığı bir aşk oyunu. Bu oyunun senaristi Ebrucu. Ebrucu daha çok yüreğini yansıtıyor suya. Renkleri serpişiyle, renklere hayat katışıyla ve sonunda aşkını gülle, laleyle ifade edişiyle önce dokunan, sonra okunan bir aşk oyunu bu.

    Önce “Aşk suya düştü”
    ,
    Sonra
    “Su aşka yenik düştü”

    / Bilal Tırnakçı /

    *SAHRA* bunu beğendi.


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  8. #8
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart


    lalenin-sevgisi.jpg

    Yavuz Sultan Selim Han, Mısır'ı fethettiğinde bir süre orada kalır.
    İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir. Bu sırada bir çadırda kalıyor. Çadırı süpürüp temizleyen, yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki, Yavuz Selim Han sabah çıkınca, cariye geliyor, akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor, akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına dönüyor. Cariye nasıl olduysa bir kaç defa Yavuz Sultan Selim Hanı görür ve Ona âşık olur. Lâkin umutsuz bir aşk. Zira bir tarafta koskoca Cihan Padişahı Halife-i Rûy-i Zemin, diğer tarafta basit bir cariye... Fakat cariyenin aşkı dayanılmaz boyutlara ulaşıp da kalbine sığmaz hale gelince, ne yapacağını bilemez halde Halifeye açılmaya karar verir. Lâkin aradaki uçurum cariyeyi iyice çıkmaza sokar ve kararsız hale getirir. Bir yandan aşkının dayanılmaz baskısı, diğer yandan aradaki devâsâ farkın kendini engellemesi arasında bocalayan cariye Halifenin karşısına çıkma cesaretini kendinde bulamadığından, yazıyla ilân-ı aşk etmeye karar verir. Ve üç kelimelik bir not yazarak Halife hazretlerinin yatağına bırakır. Notta sadece üç kelime yazılıdır:
    “Derdi olan neylesin?”
    Akşam çadırına gelip de yatağının üzerinde küçük bir kağıt parçası bulan Yavuz Sultan Selim Han, kağıdı okuyunca bu notu yazanın, çadırını süpüren cariye olduğunu anlar. Ve kâğıdın arkasına cevabını yazar:
    “Derdi neyse söylesin.”
    Kâğıdı aynı yere bırakır. Sabah olunca da çıkıp gider. Bir müddet sonra Cariye temizlik için çadıra geldiğinde ilk iş olarak kâğıdı arar. Kâğıdı bıraktığı yerde duruyor bulur. Kaparcasına kâğıdı alıp okuduğunda heyecanı bir kat daha artar. Halifenin cevabından cesaretlenen cariye, kâğıdı çevirip dünkü notunun altına şu cümleyi ekler:
    “Korkuyorsa neylesin?”
    Akşam olur. Halife çadıra döner. Kâğıdı okur ve cevabı yazar:
    “Hiç korkmasın söylesin.”
    Sabah bu cevabı okuyan cariye artık kararını vermiştir: Aşkını bu akşam halifeye söyleyecek. Ne olacaksa olsun artık. Ve o gün temizliği bitirdiği halde gitmeyip Halifeyi beklemeye başlar. Yavuz Sultan Selim Han akşam çadıra dönünce cariyeyi kendisini bekler bulur. Cariye, Halifeyi görünce hemen ayağa kalkıp temenna durur. Yavuz Selim Han "Buyurunuz, sizi dinliyorum" deyince, cariye tüm cesaretini toplamaya çalışırken, titreyen ellerini gizlemek için elleriyle dirseklerini tutarak kollarını kavuşturur. Heyecandan yüzü kıpkırmızı olmuştur. Kalbi yerinden fırlarcasına atarken, titrek ve mahcup bir sesle: "Efendim...” der. “Cariyeniz... Size..." ve cümlesini tamamlayamadan yığılıp kalır. Kalbine sığmayan aşkını söyleyemeden ruhunu teslim eden cariyenin, bu tertemiz aşkı karşısında Koca Halife gözyaşlarını silerek etrafındakilere şöyle der:
    “GERÇEK AŞKI ŞU CARİYEDEN ÖĞRENİN. ZİRA ÂŞIK, MÂŞUKUNUN YOLUNDA OLUR VE O YOLDA ÖLÜR.”


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  9. #9
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart

    6194-ibrahim-sadri-ozledim-hq.jpg

    Yağmur da var
    Çok sevdiğim rüzgar da
    Bugün Pazar
    Daha uyanmadı komşular
    Damların üzerinde kuşlar
    Daha rahatlar
    Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
    Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
    Yağmur da var
    Çok sevdiğim rüzgar da
    Daha uyanmadı komşular
    Bugün Pazar
    Ve ben seni çok özledim

    Dışan çıkmak istiyor canım
    Tek başına haytalık etmek
    Islanmak Pazar sabahında yağmurda
    Boş caddelerde dolaşmak
    Vitrinlerine bakmak mağazaların
    Sinemaların afişlerine
    Sokakların isimlerine
    Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
    Bir merhaba demek sessizce
    Sahilde martılara simit atmak
    Otobüslerin ilk seferlerine binmek
    Gitmek istiyor canım
    Hayatın gittiği yere...

    Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
    Fırından taze ekmek alıp
    Buğusunu çekmek içine
    Ve ben seni çok özledim

    Tam böyle bir şey
    Çiçeğe su yürümesi
    Bebeğin ağlaması
    Toprağın uyanması
    Yağmurun yağması
    Ateşin sıcağı
    Bu Pazar sabahı
    Tam böyle bir şey
    Bir sabahçı kahvesine uğramak
    Bir bardak çay
    Taze dem kokusu
    Hayatın atardamarlarında dolaşmak
    Bölmeden şehrin uykusunu
    Bir siir yazmak
    Pazar bulmacasının boş karelerine
    Şiirde tam da bunu anlatmak delice
    Tam böyle bir şey
    Hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz
    Bir şiir yazmak
    Bir bardak çay içmek
    Sokaklarda gezmek
    Yağmurda ıslanmak
    Ve ben seni çok özledim!.


    İBRAHİM SADRİ

    *SAHRA* bunu beğendi.


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  10. #10
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart


    elman_n_iki_yar_s_.jpg

    TİMSAHLA filin dillere destan evliliğini duymuşsunuzdur belki İki sevgili evlendikten sonra, birbirlerine kendileri için “en değerli” olanı verme yarışına girerler Timsah gölden en güzel balıkları çıkarıp sevgilisi file ikram eder Fil de pek sevdiği yeşil yapraklarının en tazelerinden çırpıp sevgilisinin önüne atar Fakat sonuç hüsrandır Otçul olan fil için balıklar, etçil timsah için de
    tazecik yapraklar hiç de değerli değildir

    Çift, sonunda anlar ki, herkesin kendisi için “en değerli” olanı vermesi iyi niyetli ancak teknik olarak yanlış bir davranıştır; hem iyi niyetli hem de teknik olarak doğru davranış eşi için “en değerli” olanı vermektir Sonuç olarak, fil timsaha hortumuyla tuttuğu ve zaten yemeyeceği balıkları, timsah da gölün dibinden kopardığı ve zaten sevmediği tazecik yosunları vermeye başlar Mutlu olurlar; çünkü birbirlerini anlamaya vakit ayırmışlardır İkisi de “Ben elimden geleni yapıyorum ya!” savunmasına girmemiştir

    Bu kısa meseli yabana atmayın En az fil ve timsah kadar yabancıyız birbirimize Erkeklerin kadınların ne istediği konusunda teknik ve detaylı çalışmalara ihtiyacı var Kadınların da hiç şüphesiz erkeklerin ne istediği üzerine kafa yormaları gerekiyor

    Evlilik terapistlerinin kendilerine boynu bükük gelen çiftlere hatırlattığı detayı bir de burada hatırlayalım: “Kötü olan siz değilsiniz; kötü olan ilişkiniz” Yani, iyi insanlar da olsanız kötü bir ilişki kurabilirsiniz Kötü bir ilişki içinde de olsanız, hâlâ iyi birer insan olmanız mümkündür Böylece çiftlerin biraz olsun başları omuzlarının üzerinden uzaklaşır, biraz daha ümitle bakarlar soruna


    Evlilik terapistlerine hak verin, kendinize de fırsat tanıyın: Doğrudur; iyi bir ilişkinin iyi bir insan olmaktan fazla şartları vardır Evlendiğimiz gün, ilk çocuğumuz doğmuştur aslında; ilişkimiz İlk günler heyecanla ve mutlulukla karşılarız onu; ondan sonra ne yapacağımızı düşünmeyiz bile Sonra bakarız ki, ilişkimiz konuşmayı bilmiyormuş Aylar sonra emeklemeye başladığını, paytak yürüdüğünü fark ederiz Sonra biz onu çocuğumuz bilip besledikçe ayağa kalkar, yürümeye başlar Fakat çoğu kez ilişkimizin ilk çocuğumuz olduğunu aklımıza bile getirmeyiz; onu doğduğu gün aç bırakırız, kendi kendine beslenebileceğini, tek başına yürüyüp ayağa kalkabileceğini düşünürüz Duruma göre, ilk çocuğumuzu doğar doğmaz inkâr edip cami kapısına ya da karakol önüne bile terk edebiliriz İlk çığlıklarını attığında, kolayca boşanır, boşanmasak bile onu gayrimeşru bir çocuk gibi istemeye istemeye büyütürüz İki “iyi” insan olarak “kötü” bir ilişkinin uçlarına yerleştiririz kendimizi İlişkimiz de ilk fırsatını bulduğunda evden kaçıverir

    GELİN, işin bir ucundan tutalım Bugüne kadar hiçbir erkeğin tam anlamıyla cevap bulamadığı “Kadınlar ne ister?” bilmecesinden çözebildiklerimizi paylaşalım Yüzükoyun yatan, ortalıkta aç sefil dolaşan ilişkimizi ayağa kaldıralım, eve çağıralım Bunun yolu da fil olarak timsahın ne istediğini bulmamızdan geçiyor İlişkinin öbür ucundaki kadına “iyi” davranalım Buna göre, bu yazıyı, erkekseniz bir keşif merakıyla; kadınsanız bulmacanın hiç şüphesiz eksik kalacak kısımlarını tamamlamak üzere okuyun

    Kadınların en çok istediği şey sözdür Her erkeğin iki dudağı arasında olan sözü ister kadınlar Konuşulsun isterler kendileriyle Konuşmaları dinlensin isterler Buna göre, ilk yapacağınız iş televizyonu kapatmak olsun Koltuklarınızı birbirinize çevirin Yüz yüze bakın, göz göze gelin Eşinizin gözünün içine baktığınızda tam da gözbebeğinin ortasında kendinizi göreceksiniz Gözlerinin içine odaklandığınızda, sanki hep orada ağırlanıyormuş gibi hissedeceksiniz, eşinizin gözüne çoktan girdiğinizi fark edeceksiniz Ancak bunun ona gözünüz gibi bakmaktan geçtiğini de gözlerinizle göreceksiniz

    Hazır göz göze gelmişken, eşinizin en son neler yaşadığını, yaşadıklarından ne hissettiğini anlamaya çalışın Bu, kadınların en çok sevdiği empatinin ilk egzersizidir ve başarısızlığa uğrama ihtimaliniz neredeyse sıfırdır

    SIK SIK eşinize onunla birlikte olmaktan memnun olduğunuzu, onu takdir ettiğinizi ve yaptıklarına hayran olduğunuzu söyleyin (Bu tavsiyelerin, basmakalıp şeyler olduğunu düşünenlerdenseniz, 24 saatinizi kesintisiz kucaktan hiç inmeyen bir bebekle geçirmeyi deneyin; kadınların ne kadar hayran olunası, takdir edilesi, memnun olunası işler yaptığını dehşetle fark edeceksiniz)

    Çok küçük ve sıradan işlerde bile, daracık zamanlarda bile, eşinizin ilgilerine ve tercihlerine önem gösterin Mesela, yürüyüş yaparken ya da arabayla evinize dönerken birkaç yol alternatifiniz varsa, eşinize hangi yolu tercih ettiğini sormanız, onu mutlu edecek, onun kalbine giden yolu genişletecektir

    Kadınların ne istediğini erkeklerin hemen anlaması zordur; zaten bunun için bir ömür boyu vaktimiz vardır Fakat erkeklerin de kadınlar tarafından anlaşılmadığı durumlar seyrek değildir Görünen o ki, erkeğe de kadına da “ev ödevi” düşüyor

    Senai Demirci

    ıslak seccadem bunu beğendi.


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 07.12.13, 12:30
  2. Herkesin bir Çanakkale’si olmalı
    By DENİS in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.07.12, 22:36
  3. Herkesin Bir İsmail'i Var
    By PINAR in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 15.12.07, 17:28
  4. Peygamberimin Sevdiği Müslüman Merhametli Olmalı
    By Şakird in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.06.07, 00:34
  5. Peygamberimin Sevdiği Müslüman Merhametli Olmalı
    By fem_ in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.01.07, 00:11

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0