Aglamak...

Bazende susmak...


Bir garip duygu esir alır ruhunu...
Bilmediğin huzunler misafir olur odana..
Git diyemezsin...
O kadar için dolmuştur ki..
Bir dost bulupta dökmezsin dertlerini...
Yalan dunyanın yalan olduğunu bile bile yaşar insan...
Ve aglamayı özler...
Kimsesiz kuytu köşelerde tek başına kalır...

Ne halinde anlayan bulunur neden hatını soran...
Yalnız kalmıştır artık...
Ellerini uzatsa soılmuş bir gül verilir eline...
Herkes guler oynar ama o aglar...

Niye aglar neden aglar kimseye söylemez...
Çünkü halını hatrını soran yoktur...
Acılar husranlar elemler kederler kuşatmış gonlunu..Yanlızlıklara dost olmuş dostane gülün figanı...

Hazan mevsimide geldi hüzünle...
Sonbaharda yaprak dökumu ile baslar yalnız uzun uzadıya yurumeler..
Birini arar yureğim..
Simasına hasret kalmış bir göz...Aglar...
Durmadan hıçkırıklara boğularak aglamak...

Sarı sarı yaprakları dökuyor gonlum..
Benimde sonbaharım geldi yalnızlıkla...
Kendimi sıkıyorum, dişlerimi sıkıyorum aglamamak için...
Gözlerim doluyor bakamıyorum sağa sola...Saklanmak gerek...
Kimse görmesin naciz göz damlalarımı...
Kaçıyorum kalabalıklardan...
Bana yapraksız kalmış agaclar yeter....

Gitmeliyim bu hanlardan...
Rahatım kalmadı bu anlardan... :
Gözlerim kurur oldu akan kanlardan...
Yolarım uzasın bende gideyim...

Ellerim titriyor devasa kaygılar sardı benliğimi...
Hani hicranım gelsene...
Elime ver bir soluk gül..
Tebessum etme...
Sende otur yanıbaşıma agla...

Bırak ellerimi tutma...
Yalnızım ben şimdi...
Boynum bukuk ellerim buruk..

Gidiyorum bakma gözlerime....