Kapakları kapandı kuytuların…
İçimde dilsiz karanlık…
Hiç hiçine hiçliğim…
Hiç-kırığımın, hıçkırıklığı hırçın…
Zaman serzenişe kulaklarını tıkamış
Zaman sağır…
Mızıkçı bir kârım var haylaz…
Kör bir lacivert’e boyadım..
Güleç yanaklarını anların…
Duymadı duyulmadı fırça sesleri…
Görmedi..Körüm yanlarımı zanlarım…
İç kanaması var fikrimin..
Sahipsiz sedyesinde örtük…
Musalla secdesinde başı ölük…
Melül ve alil…
Sırtı minhaceye dönük…
Ne,nasıl..nasıl biliriz beni…
Aynı işte;
Şu buz gibi şehrin sakitane seyyahıyım…
Demir yüklü tabutlarının,
Hızla aktığı gece bu cadde de..
Bir lira otuz beş kuruşum…
Yine ellerimde karanfil kokusu…
Yolsuz yordamsız…
Şimdi topal ışıklar..
Aşk bilmez aşıklar gibi,
Kendilerini beton direklerden
Gölgelere atıyorlar…
Ve alaca aydınlıklar,
Erkenden doğuyorlar yer yer…
Ağlamak yazılı duvarlarsa dökük..
Adımların, adam akıllı bileği bükük..
Özlemin başı dik, urbası sökük…
Bazen parmaklarım titriyor düşünürken…
Çelik raylar mavi tren…
Islak mıslak boş koş yarısı istasyon..
Benden başka bir Yok’u bekleyen yok…


m_safiturk