Büyük üstad Mustafa İsmâil için 21 Nisan 1998 'de Kütahya'da yazdığım bir mini kasidemi paylaşmak istedim...

Mustafâ İsmâil’im kim bülbül-i Kur’ân’dır o
Yok onun tek kâri’-i nâdîde-i Furkân’dır o

Rehber-i seyyâh-ı iklîm-i Kelâmullâhtır
Çün vahiy inzâl olur tek Âyetullâh-hândır o

Perde perde yükselen ses kuyudan mâ’nâ çeker
Yûsuf-ı Mısr’ı kuyudan kurtaran kervândır o

Hî telek der hey tulek der hi’ tulek şuh,Yûsuf’a
Key ma’âzallah diyendir Mısrâ hep sultandır o

Gark eder gönlümü hüzne Nûh’u orda yüzdürür
Mağlûb oldum ağladım âh coştu kim tûfandır o

Bir tilâvet ânı kendin kaybeder hem öyle kim
Sanki İbrâhim ü Hûd’dan Âl-i ‘İmran’dandır o

Ol kelâmullah hakkın tastamam îfâ eder
Hasta kalblere şifâdır derdlere dermandır o

Cennetin kâri’i olsun Mustafâ Dâvud gibi
Ey ilâhî şol vücûdu taşıyan bir candır o

Gül-nihâl oldu Ömer her dem gözü tesbih çeker
Kim bu derler Mustafâ İsmâil’e hayrandır o