+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Sırat Köprüsü

  1. #1
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Sırat Köprüsü

    Dünya misafirhane, konulur ve göçülür.
    Takdir edilen kadar yenilir ve içilir.
    Misafirlik bitince yalnız düşülür yola.
    Sırat Köprüsü salih amel ile geçilir.


    Abdulkadir MENEK
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (30.08.07 Saat 00:18 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart

    Sırat köprüsü, Cehennemin karanlık ve dev alevleri üzerinde kurulmuş, dehşetli, kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprüdür. Çok hassas bir ayar içindedir.Buraya kadar herkesin yaptığı ve kabul ettiği tanımdır.

    Hem denmiş;Meselâ mahşerdeki terazi elbette bakkal terazisi şeklinde olmayacak. Kaldı ki dünyada bile şekil itibariyle biri diğerine benzemeyen çok farklı biçimlerde teraziler söz konusu. Hatta aynı bakkal dükkânında, o eski bildiğimiz klasik teraziden tutun, farklı boy ve ebatlarda ve farklı ölçeklerle çok sayıda elektronik terazi örnekleri de görmek mümkün. Öyleyse mahşerde sevap ve günahımızı tartan bir teraziden söz edildiğinde, çok hassas ölçüleriyle sonsuz duyarlıklı bir tartı âletinin bulunduğunu anlarız, gerçek şeklini görmeyi âhirete bırakırız.

    Ben de gerçek şeklini anlamayı ahirete bırakılması gerektiğine kaniyim.Ancak Sırat Köprüsü gibi çok önemli bir meselenin –bence- Kur’an Hadis ve Risalelerde daha belirgin bir resmi vardır. İşte ben bunu avlamaya çalışıyorum.

    Nasıl Allah’ın esmasının manası müteşabihtir, yani; gerçek manasını bizim idrak etmemiz imkansızdır. Yalnız manaları teşbihlerle veyahut dar tanımlarla akla yaklaştırabiliriz. Mesela Adl ismindeki gerçek manayı hiç bir zaman bilemeyiz. Sadece ;na kadar iyi olursa olsun eksik bir kaç tanımla anlayabiliriz.Hukuk,matematik,nizam, ölçü ,temizlik gibi. Yada Rahman ismini tanımlarken merhamet,şefkat,bağışlayıcılık gibi kelimeleri kullanırız. Oysa bunlar kalp inceliğinden tevellüd eden bir kusurdur. Bu kusurlu ifadeleri biz Rahman isminin manasını aklımıza yaklaştırmak maksadıyla kullanırız. Yoksa gerçek mana budur, diye hiç bir zaman anlamayız. İşte Sırat Köprüsünü de ben bu şekilde düşünüyorum. Şeklini dünyadaki bazı teşbihlerle çözmeye çalışıyorum.

    Okuduğum bir yazıda şu söylenmiş,“Mahşerde sevap ve günahımızı tartan bir teraziden söz edildiğinde, çok hassas ölçüleriyle sonsuz duyarlıklı bir tartı âletinin bulunduğunu anlarız,”

    Herşeyden önce incelik,ölçüde duyarlılık; Adl isminin bir tecellisi olduğunu gösterir. Yani Sırat Köprüsü Allah’ın Adaletinin gösteriliş ve geçiş yeridir.
    ...
    Karanlığın, aydınlıkla ölçeriz. Karanlık aydınlıktan ince bir çizgi ile ayrılır. Karanlığın kesafeti ışığın şiddeti ile ölçülür. Kötü iyilikle ayırt edilebilir. Mesela, bir toplumda ne kadar çok çeşit kötülük varsa ve ne kadar çoklukta ise ve niteliği nasıl olduğu , karşısına iyilik konulunca anlaşılır. Eski kavimler genelde kötülüğü bir iki çeşidine tutulmuştur. Buna karşılık karşısına dikilen iyilik, bu kötülüğü işlememekle ortaya çıkan durumun güzelliğini göstermiştir. Hem de aynı metodu uygulamıştır. Mesela; bir sapkınlığın kaynağı tıpsa, karşısında duran iyilikte kaynağını tıptan alır. Eğer sapkın olan topluluk terazide hile yapıyorsa karşısına terazide tam adil bir şahsı çıkarır. Eğer bir toplumda güven duyulan insan yoksa karşısına Emin ismine layık bir zat konulur. Böylece o iyiliğin değeri anlaşılır. İrşad kolaylaşır. Çünkü insanların önüne bir ölçü birimi konulmuştur.
    Gerçekten gerek toplumsal bazda gerek kişisel anlamda bu zıtlıklar insan hayatını oluşturur.
    Bu zıtlıklar genelde birbiri ile çok ince bir çizgiden ayrılmaya başlar insanın imanına ve kötülüğün şiddetine göre kalınlaşır,incelir. Ama; bu kalınlaşma beraberinde yeni bir inceliği getirir.
    Mesela; cömertlik ile savurganlık. Tanım itibariyle ilk bakışta çok kalın bir ayırım vardır. Ancak iş fiile gelince insan bunu pek ayırt edemez. Bir savurgan insan arkadaşlarını eğlence yerlerine götürüp içki ısmarlar, sürekli sigara ikram eder. Üç beş liranın hesabını sevdiklerine asla yapmaz. Hep ısmarlıyandır. Çevresi eğlenceyi çok seven insanlardan ibaret olduğundan bir uyarıcıyada sahip değildir. Yaşadığı dünyanın dışından birisinin uyarısı kıskançlık, ne dediğini bilmeme olarak yorumlanır. Bu zat kendini cömert görmekte çevresi de böyle kabul etmektedir.Dini açıdan çok ince nazik bir çizgidedir. Ancak;kendisi bu inceliği farkedemediğinden veyahut cehlinden savurganlığına cömertlik adı takmıştır.Çok kalın bir çizgide yürüdüğünü zanneder. İşte sırat köprüsü ile karşılaştığında bu hatası, yani kalın çizgide yürüme zannı gerçekte kılıçtan keskin, kıldan ince o çizgiyi farkedememesine sebebiyet verir.Sırat köprüsünde sendelemeler yavaşlıklar da hep bu sebeptendir.Bunu simgeler.
    Bu mesele pek çok örnekle incelenebilir. Cimrilik ile tutumluluk, keremet ile istidrac, ilham ile vesvese, hak ile batıl, küfür ile iman,kıskançlıkla imrenme, aşk ile nefret, aşk ile şefkat, yalan ile takiye, benim kalbim temiz, dilencilik ile fakirliğini bilme, isyan ile teslimiyet,vakurlukla gurur, hırs ile azim; daha yüzlerce binlerce örnek...

    Burda ince ayırımı yapamamaya hep bilgisizlik sebebiyet verir. İşte ilk emrin “oku!” olmasının bir hikmetide burdadır. Çünkü insan okuyarak kendini geliştirir amel ederek bilgisini pekiştirir. Burda ihlas en büyük sırat köprüsüdür ve ihlas kelimelerin üstüne bina edilir.

    Biraz bilgili biri başına gelen bir musibetin Allah’tan olduğunu bilir. Ama ,bu sırat köprüsü için yetmez. Zira musibetteki ameli ve ihlaslı duruşu onu kurtarır. Çünkü biri itirazalud der “Bu musibet Allah’tan ,peki benim suçum ne?” , bir diğeri “Bu musibet Allah’tan acaba ne suç işledim.”. İşte burda akıl sahipleri için çok kalın olmakla beraber amel eden açısından keskin bir köprü mevcuttur. Birisinde isyan birisinde, teslimiyet mevcuttur. Çok ince bir ayırımdır. Çoğu kişi bu tip kelimelerdeki ince ayırımı yapamayıp gümleyip gider. Bu keskin,ince ayırımları yapabilme şekline göre köprü incelir, kalınlaşır. Geçmek buna göre rahat ve zor olur.Yada hızlı ve yavaş olur.
    “ Mü’minlerin kimi göz kırpacak kadar zaman içinde, kimi şimşek gibi, kimi rüzgâr gibi, kimi kuş gibi, kimi ala-yörük cinsi bir at gibi, kimi deve gibi süratle geçerler. Nihayet nuru yalnız ayaklarının başparmağında olarak verilen kimse yüzü koyun yürüyerek elleri ve ayaklarıyla emekler ve bir kolunu çekse öteki kolu, bir ayağını çekse öteki ayağı takılır ve kurtuluncaya kadar ateş yanlarına çarpar durur. Kimi yürüyerek, kimi karnı üstünde sürünerek geçer de: Ya Rab! Beni neden bu kadar geç bıraktın? der. Cenâb-ı Rabbü’l-âlemin: Seni geç bırakan kendi amelindir! buyurur. “
    İşte sırat Köprüsü için yapılan bu tariflerin bir mahiyetini yukarda anlatmaya çalıştım.
    Evet! Sırat Köprüsünde bizi geç bırakan kendi amalimizdir. Bilgisizliketen okumamaktan neşet eden, amelimizdir. Yani; amelimizin hak veyahut batıl olmasını ayırt edebilme yeteneğimize göre geçişimiz şekillenir bazısı da hiç geçemez.
    Vesselam
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (30.08.07 Saat 00:20 ) değiştirilmiştir.
    Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.

  3. #3
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart

    yazıma bir ilavedir.


    Akıl ile his en keskin,en önemli Sırat Köprüsüdür.


    İnsan çok kez hisleriyle hareket eder,hissiyatı ile karar verir.Hatası
    da bunu akletme ve mantık zannetmektir.Düşünerek yaptığına kanidir.

    Bu yüzden Kur’an kesretle “Akletmez misiniz?”, “Akledin”,”Düşünmez
    misiniz?” ,diye buyurmuştur.Çünkü;Allah Sırat Köprüsünü oluşturan ince
    meselelerde Akıl ile ölçü birimi geliştirmemizi ister.Hatta his ve akıl
    ile arasındaki ince ve keskin çizgiyi akılla ayıt etmemizi emreder.
    Mesela; adamın öz evladı bir araba altında kalır.Karşı tarafın hiç bir
    suçu olmamasına rağmen, şahitlere rağmen adaletsizce davranır. Buda
    hissiyatın akılı mağlup etmesine bir örnektir.Daha çok örnek
    verilebilir...(Bu şahit olduğum bir örnekti. Bana “Sen gördün.Suçlu
    kim,dendi. Bende “Ben hakim-i adil değilim.Ancak şahit-i adilim,
    diyerek sadece gördüklerimi anlattım.İnşaallah Sırat Köprüsünü
    geçmişimdir.Neyse.)

    Akıl olaylar ve meseleler arasında bağ kurma ve ayırt edebilme
    yeteneğidir.Aklın kendisi dahi bir Sırat Köprüsüdür.Zira;Allah
    akletmemizi isterken bir taraftan aklımıza güvenmememizide ister. Nice
    akıllılar bu yüzden gümleyip gitmiştir.Çünkü;aklına güvenen cehlini
    bilmez.Fazla güven onu tembel etmiştir.Belkide hiç okumaz.Ameli az
    olduğu gibi ihlasıda zayıftır. İnsan bir şey öğrendikçe bilmedikleri
    artar. Zaten;bu da tevazunun en has tanımıdır. Bildikleriyle yetinen
    aklına güvenmiş bir cahildir.Fakat;bilmediğini bilmeyen bir cahildir.

    Okumayınca bilgiler hep yarım ve yüzeysel kalır. Kulaktan
    dolmadır. İnsan bu kıt kaynakları aklınla yoğurur türlü
    kombinasyonlarla geliştirir. Doğrulara az olmasına rağmen çoğu
    yanlıştır. Hisleri çok kez işe karışır.Bilgi yüzeysel kalınca amel
    sakat olur.Bilgi ve ameli sakat olanın ihlasıda noksandır.Bu üç unsurun
    eksikliği Sırat Köprüsünü oluşturan meselelerin arasında ki bağın veya
    ayırımın iyi yapılmamasına sebep olur. :Hep yanılmaya mahkumdur. Sırat
    prüsü de çok incedir.




    İhlasla hakikati arayana Allah Sırat Köprüsünü kalınlaştırır. Dalalet
    fırkalarına , küfre tabi olanların tamamına yakını samimiyetsizlikten
    batmış ve samimiyetsizlikten batılı hak görmeye devam ediyor. "Başınıza
    ne iyilik gelirse Allah'tandır. Her ne kötülük gelirse sizin
    hatanızdır" ayeti tahakku ediyor

    Vesselam</span>
    Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.

  4. #4
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart

    Burası şiir kısmı imiş. Ben yeni başlık açmamak için Sırat Köprüsü ile
    ilgili eski açılmış bir başlık varmı, diye aradım. bunu buldum. Þiir
    bölümü olduğunu gözden kaçırsım. Özür dilerim.



    Ama madem yazmışım yeni şeyler ekleye bilirim.[img]smileys/smiley17.gif[/img]


    Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.

  5. #5
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart

    Peygamber Efendimiz Sahabelere buyurmuş;”Siz öyle bir zamanda geldiniz ki İslam’ın yüz emrinden doksandokuzunu yapıp birini terk etseniz kurtuluşa eremezsiiniz –yada eremiyebilirsiniz.Ama; öyle bir zaman gelecek ki biri İslam’ın yüzde birini yapıp doksandokuzunu terketse kurtuluşa erer-yada erebilir.”

    Bir gün bu Hadisin Sırat Köprüsüne işaretini düşünüyordum. Tevafuk Risale okumamda kaldığım yer 27. Söz’ün Zeyli Sahabeler bahsiydi.Bazı işaretler gördüm.Şöyle yazıyordu;
    “Sahabeler ekseriyet-i mutlaka itibâriyle kemâlât-ı insaniyenin en âlâ derecesindedirler. Çünkü, o zamanda, o inkılâb-ı azîm-i İslâmîde hayır ve hak bütün güzelliğiyle, şer ve bâtıl bütün çirkinliğiyle görülmüş ve maddeten hissedilmiş. Şer ve hayır ortasında öyle bir ayrılık ve kizb ve sıdk mâbeyninde öyle bir mesafe açılmıştı ki, küfür ve İmân kadar, belki Cehennem ve Cennet kadar beynleri uzaklaştı…

    Halbuki, o zamandan sonra, git gide ve gele gele sıdk ve kizb ortasındaki mesafe azala azala, omuz omuza geldi; bir dükkânda ikisi beraber satılmaya başladığı gibi, ahlâk-ı içtimâiye bozuldu. Propaganda-i siyâset, yalana fazla revaç verdi.”

    Tam metni okumak isterseniz , diye linkinin yazdım
    http://www.risaleara.com/oku.asp?id=441&a=&t=2&b=2&k=&s=10&l=2&p=10

    Evet,Sahabe Sırat Köprüsü gibi olan ince manaları çok iyi ayırt etmiş.İnce ve keskin olan bu yol onlar için kalınlaşmıştır.Artık berk gibi Sırat Köprüsünü geçebilirler.Sendelemeleri takılmaları söz konusu değildir.Çünkü; yol,belirgin,düz ve geniştir.Tabiki böyle ayırımı tam yapabilen zatların, İslam’ın hiç bir emrinde ve şartında terk söz konusu olamaz.

    Ama;bu zamanın insanları için durum böyle değldir. Manalar birbirine karışmış,zıtlıklar içiçe girmiş; “Aynı Dükkanda satılır” tabirine uygun hale gelmiştir. Sırat Köprüsü o kadar incelmiştir ki yürümek zorlaşmıştır. Eğrilmiş,büğrülmüş,belirsizleşmiştir.Bazı alimler dahi zıdlıkları ayıt edemez hale gelmiştir. Bu yüzden sanki denmiştir ki “Haklısınız,en azından yüzde birini yap,belki kurtuluşa erersin.Allah,Adil hem merhametlidir.

    Zaten Peygamber Efendimizin bu Hadisindeki murad;Sahabeyi korkutmaktan ziyade, ahir zamanda fitnelere giriftar olmuş, Ehl-i İman’a teselli vermektir,diye düşünüyorum

    Muhabbetle
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (30.08.07 Saat 00:19 ) değiştirilmiştir.
    Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sırat köprüsü
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.10.13, 23:46
  2. Boğaz Köprüsü...
    By istiğna in forum Mizah
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.09.08, 08:18
  3. Sırat Köprüsü Nasıl Bir Yerdir?
    By enfüsi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 27.01.08, 22:37
  4. Boğaz Köprüsü Nasıl Yapıldı ?
    By zahid in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.01.08, 04:56
  5. Mim Köprüsü
    By yedi beyza in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.11.07, 13:51

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0