Fatih B. İSMAİLOĞLU


Mihrace

Nergisin başı önde bir bahar sarhoşluğu

Gözleriyle oyuyor içimdeki boşluğu

Ney senin hasretinle gece gündüz inliyor

Acem bülbülleri ki yalnız beni dinliyor

Ellerinde kurumuş baharlardan bir çiçek

Mesiham gülümsesen şad olup dirilecek

Yalnız senin merhaban devadır âşıklara

Gözlerinin şulesi can verir ışıklara…

Seyyah idim yüzerdim bu ateş denizinde

Cezbesine kapıldım hakikatin izinde

Ateşledi bir ah ile çerağımı cananım

Esiri aşkın oldum sarayında sultanım

Mihrace! Firkat ile düşsem çöle mecnunum
Çölün gecelerinde hayalinle memnunum


Limanında rüzgârlar üfül üfül esiyor

Esaret prangası yüreğimi kesiyor

Gözlerim gözlerinden dileniyor merhamet

Alnımda çizgi çizgi beliriyor melâmet

İbrahimi yanarım efkârdan ateştir bu

Yok mudur ses verecek feryadıma katre su?

Gün geçtikçe azıyor dağı hicran yarası

Affetmez mi azmedip gözyaşı fukarası?



Mihrace! Avazımı sağır sultanlar duydu
Gözyaşıyla bulutlar aksi feryada uydu


Halimi arz edemem şerh edemem derdimi

Lal olur konuşamam dedim dile erdi mi?

Visalsiz hicran içre ölürsem şahım medet!

Yalandan olsa bile benim için matem et

Aynadaki aksine yıldızlar el bağlıyor

Kibrini yere vurdu Firavunlar ağlıyor

Bülbülü gül aşkıyla öldürüldü handanın

Hala mı kırıyorsun aynasını vicdanın?

Ne hicranlar gizledi karanlıklar ve gece

Beni bu hicran içre bırakma sen Mihrace!

Kaknus’un feryadına ağladı körkuyular

Mağrasında Ashabın bölünüyor uykular



Mihrace! Ta bu gece aklıma düştü yâdın
Tesbih oldu dolandı mısralarıma adın


Hırs ve gurur Züleyha! Yusuf’um zindanlarda

Tecellisi Rahman’ın böyle dar zamanlarda

Zincirlerin bağlar mı Yusuf’umu Mihrace?

Ruhu özgür olana kar eder mi kelepçe?

Uykularım firarda bakışlarım bulanık

Gamzenden gam çekenler asırlardır uyanık

Hayalin dolaşıyor servi ağaçlarıyla

Senin adın anılır cennet yamaçlarıyla



Mihrace! İsmin ile müsemma olan sensin
Ruhuma parça parça her gece dolan sensin


Rüyalarım kurşuni gözlerinden yadigâr

Hicretim ötelere Ey memleket yüzlü yar!

Düşünceler karmaşık çağıldayan bir nehir

Bazen acımsı bade bazen tatlı bir zehir

İkliminde her sabah ceylanların geziyor

Yere düşmüş gönlümü lime lime eziyor

Ben bu uzlet içinde aşkın merhalesini

Çilenin tezgâhında buldum kalb kalesini

Melâmet hırkasıyla derviş kapına varır

Bir serenad neşvesi gece boyu yalvarır

Koparma ne olusun ne menekşe ne de gül!

Usulca aç kapıyı istediğim bir gönül



Mihrace! Hüzün bende misafirmiş ebedi
Cananı sevenlerin gönüldeymiş mabedi…