''Tecellayı cemâlinden habibim nev-bahar ateş

Gül ateş, bülbül ateş, sünbül ateş hah u har ateş

Şua-ı afitâbındır yakan bilcümle uşşakı

Dil ateş, sine ateş hem dü çeşm-i eşkibar ateş

Hayali şem-i ruyinle aceb mi yansa cân u dil?

Nigârım gelde gör kalbimde ateş ah u zar ateş.

Ümid-i afiyet besle mi bu cân yârdan hâşa

Saçar oldukça gözden ol nigâr-ı gülizâr ateş.''

''Güzelliğinin tecellisinden sevgilim ilkbahar ateş

Gül ateş, bülbül ateş, sümbül ateş, diken ateş

Güneş gibi parlak yüzünün ışıklarıdır bütün aşıkları yakan

Gönül ateş, sine ateş ve her iki gözümden akan yaşların hepsi ateş

O güneş yüzünün hayaliyle acaba yanar mı bu ruh ve gönül

Güzelim gel de gör kalbimde ateş, ahuzarımda ateş.

Bu can sağlık sıhhat ümit eder mi yardan hâşa

O gül bahçesinin güzeli gözlerden ateş saçar oldukça.''

Esad-ı Erbili