karşıdan görünür evin avlusu

oturmuş ağlıyor ana kuzusu

aklımdan çıkmadı onun acısı

ararım anam, ararım seni...

(alıntı)
____________________________________________

sen gidince, bir daha çarpmak bilmedi sînemdeki et parçası... öyle ki ey şefkat yumağı, vedân ile çöken karanlığa aydınlık doğmak bilmedi. yerin dolmadı, hayâlime çizilen tebessümün gitmek bilmedi... beni yetim koyup gittiğin gün, o yeri doldurulamaz özleminin depreştiğini bütün kainat duydu, anne... varlığıma hiç bir canlının yakınlığını dilemem, senden gayrı... sen yoksun oysa şu an yanımda; ve ben varlık sebebinden ayrı... dünya'yı esgeçsek anne, şu koskoca kâinat dar geliyor yüreğime... yılları yıllarla artıladım, öpmelerinden büyük haz aldığım yanaklarım nûrlara gark oldu ve ben hâlâ hicabına sarılmış ağlayan anne kuzusuyum... seni anmaktan usanmak bilmeyen gül sûretinde bülbül edâsıyım... geceleri uykudan uzak, ufuklarda dalgalanan yıldız parlaklığı, dili sükût, nûr sîmasında ay sedâsıyım...
...
ne mutlu bana ki annem, ömür çiçeğimi gayrı solarken görmekteyim. bilsen ki şu yıllar gönlümde yeşerttiğim özlem çiçeğini soldurmakta ne büyük bir âcizlik gösterdi; solduramadı... sana kavuşmanın verdiği sevinci bir can ile öderken, bilsen ki bu can'dan geçtim, bin can feda o şefkatine...

aşık-ı bîçare