Sakla Eskiyen Yaralarını KALBİM..!!!

Sakla yaralarını kalbim

Şimdi eskiyen bir hayalden geldim

Yine bir teselli istiyorum

Nedir dünyada insan olmanın tesellisi?

Çocukken oyunlar, büyürken hayaller

Şimdi ne olabilir?

Şimdi, çöl yerine bir kıyıda olmak vardı

Güneşin aydınlığı güne düşmemiş,buğulu bir grilikte

Kendimin bile fark edemediği göz yaşlarım.

Sonra bir el,omzumda sıcacık,

Gözlerimi kapadım,içimde cennet kokusu bir daha hiç açmasam

Karların en yükseğindeki dağ evinde,altı basamaklı merdivensiz kapının önünde olmak...

Arkamda bir hayali yakamoz,dolunay gibi yüz dönmek kente

Güneşi batırmak en doğan haliyle

Etraftaki manzara tüm cazibesiyle her yanımda,

Bense denize hasret altı zamanda

Yine ağlasam

Bu kez en farkında olan halimle

Yine bir el, bu kez soğuk, omzumda

İçimi titreten...

Bir sabah üşüyerek uyanmak,ama o sabah uyanan BEN olmak...

Bence'ler anlamsızlaşınca beklemekten başka çare kalmıyor

Son bir baharın sarı yaprağı düşmeden yerde kaldı

Geç kaldım,altıncı basamaktan mazgala düşeni tutmak için

Sonbaharın ezgisi kaldı çıplak bir dudakta

Açarım pencereleri

Cevaplar biriktiririm içi boş ceplerime

Dönüşüm olur, ne yazılacak bilinmez bir vakitte

Yüreğimin yanık yaralarında kalan izlerde,uçsuz hayallerdeyim

Sakla eskiyen yaralarını kalbim

Sıfırlamaktayım hayatın tüm sayaçlarını

Ben altı duvarlı odalarında nefes savaşı veren herhangi bir boynu bükük Ellerime iletkenlik komutunu veremedim henüz

Zihnim kilitlendi

Ah şu bedenim atış alanlığından çıksın gayri

Elimde iken kokladığım gülleri

Altıncı basamakta düşürdüm parlak yıldızdan denize

Sahiller de kirlendi şimdi, dolunay dönüş seferinde

Hayallerim çarpıp geri gelen bir damla denizin suyundadır

Gökyüzündeki parlak yıldızlar her yere altı karış uzaklıktadır

Aşkı gülen resimlerle yaşardım eskiden

Hayatın koyu şatı hayallerinden gelip geçiyorum

Halbuki benim hiç gülen resmim olmamıştı

Altıncı karesinde bıraktım işte elimdeki kamerayı

Hayata hep erken atıldım

O bana geç kaldı

Bütün resimlerim altı delik bir sepette şimdi

Çocukluk masallarımı dinliyorum,gece uyumak için penceresiz odamda

Eskiyen yaralarını kalbim sakla

Bir akasya okşuyor gözlerimi,geciken sabahlara koşarken kuşlar

Koşuyor ve ıslanmadan geçiyorum sulardan

Islandı gözlerim yine gecenin al yalazında

Islak gözlerimle geçiyorum bu sefer

Altı basamaklı bir kulenin kenarından

İçi boş ceplerimde kül var artık

Bilirim, dirilmek içindir ölümüm..

Hadi saklanalım o zaman yara almadan ey kalbim...
Deldim benlik dağını...Yolda kaldı ferhat...Şirinin ben oldum
Yandı her yanım...İbrahimin oldum...Gül oldum...
Çöle verdim leylayı;aklı mecnuna sattım
Mecnun oldum yakınlığına geldim
Tüm uzaklıkları uzaklara savurdum keremini gördüm
Vazgeçtim aslıdan,gölgeden çıktım,aslına geldim...vaslına geldim...
Yandım KUL oldum...Yandım KÜL oldum...Yandım GÜL oldum...




İçimdeki sıkıntıyı hiçbir şey dağıtmıyor bugün

Sakla eskiyen yaralarını kalbim..

Şimdi yeni bir hayalden geldim...

Acı bir yağmurla birlikte yağarken kaldırımda

Kalırım ben yine buralarda..