Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları Bediüzzaman ve Risale-i Nur'la ilgili gelişmeleri, yapılan çalışmaları, makaleleri ve röportajları buradan takip edebilirsiniz...

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 08.01.08, 17:17   #1
aseyda
Gayyur
 
aseyda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
Bulunduğu yer: Bursa
Mesajlar: 58
Standart Risale-i Nuru Sadeleştirme Hevesine Düşenlere..

NUR RİSALELERİNİ SADELEŞTİRME HEVESİNE KAPILANLARA MÜHİM BİR İHTAR!

İşittim ki, iman hakikatlerinin tefsiri olan Risaleleri sade bir dille yazma, sizin tabirinizle "sadeleştirme" sevdasına düşmüşsünüz. Maalesef bunun örneklerini de gördüm. Bu husustaki fikirlerimi madde madde söylemek niyetindeyim. Beni dinlemeseniz bile samimiyetime kulak vermenizi rica ediyorum:

Birincisi: Bu hakkı nereden ve kimden alıyorsunuz? Bir müellifin eserlerinden istifade etmek, okuyucuya kitaplarında tasarruf etme yetkisini verir mi?

İkincisi: Bu Risaleler zengin bir kelime kadrosuna sahiptir. Ben lügatini hazırladım ve bu günkü nesillerce bilinmeyen on bir bin kelime buldum. Bilinenleri de sayarsak kelime sayısı en az ikiye katlanır. Oysa, sade dille yazınca okumalarını ve anlamalarını umduğunuz insanlar azami bin kelime kullanıyorlar. Bu durumda, lisan ve lügat ilmine vakıf herkes bilir ki, Risaleleri zayi etmeksizin sadeleştirmek muhaldir. İnsaf edin, yirmi bin kelimeyi bin kelimeyle ifade etmek nasıl mümkün olabilir?

Üçüncüsü: Erbabına malumdur ki, dil ile düşünce arasında paralellik vardır. İnsan, sahibi olduğu kelimeler kadar düşünebilir ve bu sınırı aşamaz. Risale diline sahip olmak demek aynı zamanda tefekkür alanını genişletmek demektir. Bu kıymetli eserlerin önemli faydalarından biri de budur. Bu hikmeti kesip atmak zulüm olamaz mı?

Dördüncüsü: Risalelerde Bediüzzaman Hazretlerinin kendine has bir üslubu vardır. Fevkalade tesirli bir üslup. Hem akla, hem de kalbe tesir eden bir surettir bu. Bu bedi üslubu kendi keyfine göre parçalamak ve tesirini kırmak cinayet olmaz mı?

Beşincisi: Lisanımız bir asırdır sadmeler geçiriyor. Kırpıla kırpıla fakir bırakıldı, tefekkür dili olmaktan uzaklaştırıldı. Nur Risalelerinin bir hizmeti de lisanı muhafaza etmek ve ortak bir dil kurmaktır. Siz aksi istikamette hareket etmekle tahripçileri sevindirmiş olmuyor musunuz?

Altıncısı: Siz de bilirsiniz ki, her ilmin kendine has ıstılahları, terimleri, kavramları vardır. O ilmi elde etmek isteyen adam bu kelimeleri öğrenmek zorundadır. O ilmi bilmek, terimleri sindirmekle mümkündür. Risalelerde de iman ilmi anlatılıyor. Onun da ıstılahları var. Bu ıstılahların günlük dilde karşılıkları yoktur ki yerine konabilsin. Risalelerin dili, imanın dilidir. İman dili tercüme edilebilir mi, edilirse ruhu incinmez mi?

Yedincisi: Bazı kimseler risaleleri okumak istiyorlar da anlamakta zorlandıkları için mi okumuyorlar sanıyorsunuz. Zehi gaflet! Nurları, enfüsi aleminde sorgulaması olan ve hakikati arayanlar okur. Bu vasıflara sahip her yaştan ve her baştan insan okuyor zaten. Anlamak için lügatlere bakıyor, bilmediklerini soruyor ve istifade ediyorlar. Bu o kadar bedihi ki delil bile istemiyor. İnsanlar daha çok namaz kılsın diye caminin dışına seccade sermekle namaz kılanların sayısı artar mı?

Sekizincisi: Bazı sadeleştirmeleri inceledim, hakiki metinden hiç de daha anlaşılır olmadıkları gördüm. Risalelerin anlaşılıp anlaşılamaması sadece kelimelerle ilgili değil ki. Ortada derin ve ince bir ilim var, dikkat ve itina istiyor. Zengin kelime kadrosu onun sadece bir yönü. Bazı kelimelerin yerine başkalarını koymakla, belki bir derece bilinen kelimelerin sayısını artırıyorsunuz, ama esas dokuyu bozmakla da onu daha karışık bir hale getiriyorsunuz. Bunun neresinde sadelik?

Dokuzuncusu: Risalelerin şiirli bir dili vardır. Ahengi ruhlara tesir eder, kalbin en derin ve ince hislerini lerzeye getirir. İnsan da sadece akıldan ibaret değildir. Akla iyilik edeceğim diye kalbe darbe vurmak akıllılık mıdır? Sadeleştirme ünvanı altında bu harika, sanatlı, revnaklı, fasih ve selis üslubu tahrip etmek nurlara en büyük zararı vermektir. Malum ya, bazen gafil dostumuz düşmanımızdan ziyade zarar verebilir!

Onuncusu: Kaldı ki, nurlardan istifade ettikten sonra, kalem erbabı zatlar, bu hakikatleri yazabilir, her edebi türde eserler verebilirler. Buna hiçbir engel yoktur. Nurlar, yazılarınıza ruh olmak kaydıyla roman, hikaye, deneme, şiir ve saire yazmanıza ne mani var? Risalelere hemen muhatap olamayanlar sizin eserlerinizi okur, istifade eder, hakikati bulabilirler. Daha fazlasını isteyince de nurları okumaya başlarlar. Nitekim böyle de oluyor. Nice Nur Talebesi yazar var dünyada. Kitapları basılıyor, satılıyor, okunuyor. Sizin de madem ilminiz ve edebi kabiliyetiniz var, gösteriniz, işte meydan! Bu yazarlar kendileri adına yazıyor ve konuşuyorlar. Nurlara halel getirmeleri söz konusu olmuyor. Çünkü Risaleler adına konuşmuyor ve yazmıyorlar.

On birincisi: Muarızlar, Nurların önüne perde çekmek ve insanları onu tanımaktan alıkoymak için her yolu denediler, ama muvaffak olamadılar. Siz ise, Nurların sadesi, lügatlisi, meallisi ve saire derken araya perdeler koyuyorsunuz ve koyacaksınız. "Kötü para iyi parayı kovar" misali, sizin uyduruk dilinizle yazılanlar nurlara perde oluyor ve olacak. Zamanla bu perdeler hem daha da artacak, hem de daha fazla kalınlaşacak. Nurlar, zaman zaman hatırlanan birer mübarek yadigar haline gelecek!

On ikincisi: İnsanları zıvanadan çıkaran mühim amillerden biri de para hırsıdır. Bu mübarek eserler iyi de alıcı buluyor, çünkü herkesin ihtiyacı var. Sade basım, yalın yayım derken korkarım ki, bazı paracıların iştahını kabartırsınız. Cevşen ticareti meydanda! O zaman her bezirgan, canı nasıl isterse ve ne kadar isterse o kadar basar ve satar. Bu yolu açmaktan korkmuyor musunuz?

On üçüncüsü: Sizden bir kısmınızın Risale neşir hakkı yok diye biliyorum. Var da ben mi bilmiyorum. Sahi, siz risale basma ve yayma hakkını kimden aldınız? Muhterem müellifin varis tayin ettikleri malum. Siz de onlardan mısınız? İzniniz yoksa bu fiilinizin hesabını nasıl vereceksiniz? Biliyorum ki, varislerden hiç biri yaptıklarınızı uygun bulmuyor. Öyleyse siz yaptıklarınızı ne hakla yapıyor ve hangi hukuka dayanarak basıp yayıyorsunuz!

On dördüncüsü: Mesele sadece sadeleştirme de değil. Kiminiz sayfanın altına meal koyuyorsunuz, kiminiz metnin yanına sözlük yerleştiriyorsunuz, kiminiz kitabın önüne önsöz, takdim, biyografi ekliyorsunuz. Öyle ya, bu mübarek Kuran tefsirine herkes ne isterse yapabilir! Yeter ki aslını kaybetsin! Her yol mübah! Bunları yapmak için fetvayı kimden aldınız?

On beşincisi: Tercümeleri kendinize delil yapıyormuşsunuz. Böyle kıyas mı olur, insaf ediniz! Hiç lisan bilmeyenlere tercüme etmek bir zarurettir. Zaruret ise haramı bile helal kılar. Açlıktan ölme tehlikesi geçiren adam haram etten doymayacak kadar yiyebilir. Ama ölüm tehlikesi olmayan adam bu ruhsattan istifade edemez. Bu misali meselemize tatbik ediniz! Türki lisan bilmeyenler, muztar adamlardır. Sizin muhataplarınız böyle mi! Nasıl unutursunuz ki, risaleler onların diliyle yazıldı. Risale dili muhataplarınıza yabancı değil, muhataplarınız bu dile yabani. Onları buraya getirmek gerek. Yoksa bunu oraya taşımak için derisini yüzmek akıl karı değildir. Müfsitler de dil uygulamalarıyla bunu yapmak niyetindeydiler zaten. Ezanı ve namaz surelerini tahrif için az mı didindiler! Nurlarda dil ve üslup canlı deri gibidir. Elbise gibi olsa, belki onu soyar, kendi modanıza göre bir libas giydirebilirdiniz!

On altıncısı: Evet, risalelerde manası hemen kavranamayan yerler vardır. Ama hepsi böyle mi? Kolayca anlaşılan, sezilen, sevilen bölümler de var. Nurlara yeni muhatap olan bunlardan başlamalı. Sonra öbürlerini de okur, onlardan da faydalanır.

On yedincisi: Risalelerin bir gazete yazısı gibi basit olmayışından dolayı bir cazibesi var. O bezme ancak layık olanlar girebilir. İhtiyacını hisseden ve iştiyak duyanlar talebe olabilir. Onu arayanlar bulabilir, bulmalıdır. O, popüler bir meta değildir. Biraz istek, biraz talep, biraz da gayret lazım. Ucuz bir mal olmamalı nurlar. Hemencecik tüketilememeli. Tüketim kültürü yaygınlaştı. Bu kültürün etkisinde kalanlar kolay elde ettiklerinin kıymetini bilmezler. Pahalı olan ve zor elde edilen daha değerlidir. Bu sakat kültürün bir aktörü mü olmak istiyorsunuz? Olabilir, sözüm yok, ama yeter ki bunu Nurlarla yapmayın!

On sekizincisi: Nurlardaki derin meseleleri anlamak ve tam feyiz almak için toplu okumalar ve müzakereler yapılır. Talebeler birbirinin anlayışından ve uygulamasından istifade eder. Mesleğimizin mühim bir esası da budur. Zaman cemaat zamanıdır. Bu hususa ne kadar ehemmiyet verilse azdır. İlminiz ve iktidarınız varsa buraya sarfediniz!

On dokuzuncusu: Bu biçare kardeşiniz risaleleri üniversitede tanıdı. Ne arabi bilirdi, ne de tam anlamıyla türki. Nurun talebelerinden etkilendi ve anladı ki onları böyle yapan Kuran Nurlarıdır. Okumaya başladı. Anlamakta biraz zorlandı. Ama önemini inanmıştı okumanın. Yüzünde ve hayatında nur parlayan talebeleri görüyordu. Şevke geldi, gayret etti, sonunda Nurlar kapılarını ona da açtı. İşte fıtri yol budur. Risaleler, kalbime iman, aklıma nur, ağzıma dil ve elime kalem verdi. Herkese de verebilir. Siz de aynı yollardan geçmediniz mi? Öyleyse bu bidat niye? Öyle ya, bidat her sahada olabilir. Her bidat mebdede cazip görünür. Oysa, devamı ve neticesi vahimdir. Sonra nedamet cahiminde yanarsınız, ama kar etmez!

Hazer ediniz! Nefsiniz sizi aldatmasın. Bu kitaplar orta malı değildir. Size ve bize düşen onun aslını titizlikle korumaktır. Her ilave ve her noksan ona vurulmuş bir darbedir. Ehil olmayanlara kapı açmaktır. Yağmacılara zemin hazırlamaktır. Ne niyetle olursa olsun her tahrif bir tahriptir, zarar verir. Aslını bozar. Suretini yırtar. Özünü zedeler. Tesirini kırar... Meslek bozulur. Dehşetli bir zamandayız. Her tarafta bidat selleri akıyor. Dalalet fırtınaları esiyor. Nurun duvarlarında delikler açmak akıl karı değildir. Nur risalelerinin cazibesi kendini okutmaya kafidir. Üslubu harikadır. Dili zengindir. Anlatımı fıtridir. Her harfine ihlas kokusu sinmiştir. Her noktasının altında feragat nuru vardır. Kırık dökük kelimelerinizle Nurların dilini ve üslubunu bozup insanlara göstermek, "İşte risaleler bunlardır" demek hak mıdır, adalet midir, hizmet midir, yoksa tahrif ve tahrip midir? İnsafınıza havale ediyorum!

Ömer SEVİNÇGÜL
__________________
Risale-i Nur aşılmayı değil, açılmayı bekliyor..
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.01.08, 17:34   #2
uSuLca
Müdakkik Üye
 
uSuLca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 989
Standart

Kur'anın bıle onlarca tefsırı yapılmısken Bu yazar kardesımız Risaleleri ne sanıyorda kendınce boyle bır degerlendırmede bulunuyor?
Bunu anlamıs deqılım.
Kalbe hıtapsa Kur'an alasıyla hıtap edıyor.
Anlamsa Kuranda Alası Var
Şiirsellıkse Kuranda Her satırında Nakıs nakıs ıslenmıs.
Daha hepsını sayabılırız ama gerek yok. Yazı sahıbının mantıgıyla gıdersek Kur'an Tefsırlerıde yanlıs.
Bızım amacımız ınsan kazanmak Risaleden daha cok kısının faydalanmasını saglamak. Bugune kadar butun kaynak eserlere serh yazıldı sadelestırıldı ne oldu kimse okumuyor mu sımdı onları.
Bırakın sadelessın ısteyen orjinalınden okur ısteyen sadesınden kaldırın su ınsanların onundekı engelı..

Sadeleştirmede faydasız olacak nokta sadece Risaleyi sadeleştiren kısının penceresınden bakmıs oluruz. Buda bır sorun deqıl Zaten butun sohbetlerımızde hepımız kendı kelımelerımızle acıklamıyor muyuz. Yazarın mantıgına göre şöyle demeliyiz Aman ha Risalelerden sohbet yaparken kendı kelımelerınızı kullanmayın Risalede gecmeyen hıcbıseyı kullanmayın Risalede ne yazıyorsa onu okuyun.
Degerlendırmesını sız yapın canlar..
__________________
Bir mevsimi baharına geldik ki alemin,
Bülbül hamuş, havz teki, gülistan harab.

Oradan bakınca neyimi görebiliyorsun?

İçimi? Dışımı? Karakterimi? Kişiliğimi? Düşüncelerimi? Hislerimi?
Sevgimi? Nefretimi? Değerimi? Değerini? Kendini? Başkasını? Diğerini? Şeklimi? Şemalimi? Rengimi?
Tenimi? Hayalimi? Sohbetimi? Alışkanlığımı?
Aşk?

Görmediğin hiçbirşeyin peşine düşme, yargılama, uzak dur benden!

Konu uSuLca tarafından (08.01.08 Saat 17:44 ) değiştirilmiştir.
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.01.08, 17:51   #3
SeRDeNGeCTi
Yönetici
 
SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2006
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 24
Mesajlar: 6.323
Standart

Alıntı:
uSuLca Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kur'anın bıle onlarca tefsırı yapılmısken Bu yazar kardesımız Risaleleri ne sanıyorda kendınce boyle bır degerlendırmede bulunuyor?
Bunu anlamıs deqılım.
Kalbe hıtapsa Kur'an alasıyla hıtap edıyor.
Anlamsa Kuranda Alası Var
Şiirsellıkse Kuranda Her satırında Nakıs nakıs ıslenmıs.
Daha hepsını sayabılırız ama gerek yok. Yazı sahıbının mantıgıyla gıdersek Kur'an Tefsırlerıde yanlıs.
Bızım amacımız ınsan kazanmak Risaleden daha cok kısının faydalanmasını saglamak. Bugune kadar butun kaynak eserlere serh yazıldı sadelestırıldı ne oldu kimse okumuyor mu sımdı onları.
Bırakın sadelessın ısteyen orjinalınden okur ısteyen sadesınden kaldırın su ınanların onundekı engelı..
Usulca kardeşim; tefsirle sadeleştirme arasındaki farkı tam olarak bilmediğinizden veya karıştırdığınızdan sanırım böyle yazdınız. Meal-Tefsir-Sadeleştirme birbirinden çok farklıdır. Yapılan, Risale-i Nur'un yorumu ise; buna karşı olan yok ki Risale-i Nur'a şerh ve yorum niteliğinde yüzlerce hatta binlerce kitap piyasada mevcut. Fakat sadeleştirme bunlardan çok farklıdır.
Sadeleştirme Risale-i Nur içinde geçerli olmak zorundadır diye bir kaide de yok zaten. Hiçbir eser böyle bir törpülemeye maruz kalmamalıdır bence.
Risale-i Nur'un yazılmaya başlandığı 20'li yıllara ait kaynaklar varsa elinizde bir okuyun ve Risale-i Nur'un diliyle karşılaştırın derim. Onlardan ben şahsen hiçbir şey anlamıyorum ama elhamdulillah Risale-i Nur'u okuyunca anlıyorum. Neden mi? Çünkü Üstad bu eserleri arı bir türkçeyle yazmıştır. Oysa sadeleştirilmesi gereken dil ise mutfak türkçesidir. Şuan Risale-i Nur'un içerisinde 150bin çeşit kelime ve terkip vardır. Şimdi siz gelin bu eseri 10bin kelimelik Türkçe ile sadeleştirmeye kalkın, netice ne olacak facia!

Daha fazla bilgi için şu linke göz atabilirsiniz: [Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...]
__________________
Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
(Bediüzzaman Said Nursi)


Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)



Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.01.08, 17:56   #4
uSuLca
Müdakkik Üye
 
uSuLca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 989
Standart

Bende o şekilde bir sadeleştirmeye karsıyım zaten her eserın bellı bır orjinalligi özelligi vardır. Tek tek kelime kelime cevirmek degil yorumlamak olarak kastettim ben. Bunda beis gormuyorum ama yazarın bu kadar set dil kullanması beni fazla etkıledı mantıklı dusunemedım galıba. Karıstırdıgım konusunda haklısınız tesekkurler.
__________________
Bir mevsimi baharına geldik ki alemin,
Bülbül hamuş, havz teki, gülistan harab.

Oradan bakınca neyimi görebiliyorsun?

İçimi? Dışımı? Karakterimi? Kişiliğimi? Düşüncelerimi? Hislerimi?
Sevgimi? Nefretimi? Değerimi? Değerini? Kendini? Başkasını? Diğerini? Şeklimi? Şemalimi? Rengimi?
Tenimi? Hayalimi? Sohbetimi? Alışkanlığımı?
Aşk?

Görmediğin hiçbirşeyin peşine düşme, yargılama, uzak dur benden!
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.01.08, 22:32   #5
beldusin
Pürheves
 
beldusin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 172
Standart

(Sakın Yanlış Anlamayın birilerine cevap olarak yazmadım )

Amac daha cok insana hitap etmekse Üstad'ın tavsiye ettiği gibi "kaynak göstermek şartıyla" insanlar kendi eserlerini yazabilir. ([Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...])

Ama Risale-i Nur'lar daha fazla insana ulassin ise "10. Söz Üzerine" başlıklı bir kitap yazıp Haşir Risalesinden ne anladigini kendi üslubu ile yazabilir. BAsina da müellif olarak kendi adini koyar. Ömer Sevinçgül de bu tür yazılar yazıyor değil mi? Mesela, anlamayan insanlara onlari gösterebilirsiniz.

Ayrıca, İbn-i Sina gibi bir dahi-yi hikmet'in akıl bu yolda gidemez dediği haşir gibi bir mes'eleyi izah ettiğini bilen biri eğer Risale-i Nur'a calismiyorsa o onun hüsranı değilmidir? ([Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...])

Zaten kaynak göstererek yada göstermeden yazılmış bir çok eser var. Bu eser sahipleri eger Risale-i Nur'un kıymetini göstermek istiyorlarsa, yazdıkları kitaplar da Risale-i Nur'a atıf da bulunabilirler.

Sadelestirme yapilsin yapilmasin da ki aslinda cizgi Risale-i Nur'lari AMAC/ARAC olarak görme ve bakış açısının derecatı ile alakalı sanki.

[ Amaç elbette Rıza-yı İlahi, burada kasteddiğim Rıza-yı ilahiyi kazanmak için HAYATININ AMACINI RİSALE-İ NUR'a hizmet etmek görenler ile, Risale-i Nur'u dine hizmet için arac olarak görenler.
Dolayısıyla bu ikinci grup için MESLEK-MEŞREP meseleleri gidiyor... Zamanla değişebilir hale geliyor. Risale-i Nur gerekliliğini zamanla yitirebilir oluyor. Düsturlar önemsizleşebiliyor. (Fakat mukteza-yı Hale mutabakat müstesne) ]


Risale-i Nur'larin tasavvufi boyutlarini, hakiki mahiyetini idrak edememiş, salt malumat/kelam kitabı gibi gören insanlar icin Risale-i Nur fikir kitabidir sadelestirilebilir.

Ama

1) "Risale-i Nur'un şahs-ı manevisi" nedemek bilen (cemaatin değil, Risale-i Nur'un, Cemaatdeki belli kişiler bunun mümessili makamındadır.),

2) "Risale-i Nur'un talebeliğine kabul etmesi" ne demek bilen,

3) Risale-i Nur'un insana malumat değilde marifet kazanmağa vesile olduğunu bilen,

4) Yalnız akla değil tüm letaifi hissedar ettiğini bilen,

5) Üstad'ın işaretin buyurdugu gibi evrad makaminda yazilmasi ve okunmasi mümkün olduğu ve bundaki sırrı bilen,

6) Risale-i Nur'un komunizmin belini hakikat cihatinde nasil kırdığını bilen, (lütfen determinist te'villere girmeyelim)

7) Bir - iki kişinin sadece dershanelerinde Risale-i Nur okuyarak o beldede ki küfrün belini kırmasında ki hikmeti bilen.

8) Risale-i Nur'ların musibetlere set cekmesinde ki hikmeti bilen

9) Celcelutiyye de Hz. Ali Risale-i Nur'a işaret ederken sözlerde ki kelimelere ne nazar ile baktigini bilen. (hem kelime cihetiyle, hem huruf cihetiyle)

[6,7,8,9 icin Risale-i Nur'larda ki ilgili bahisler, Hüve nüktesi ve Teksir 28. Lem'a da ki "Kudret Hazineleri KAF-NUN dadir" bahislerine mürcaat ediniz]

bir insan için Risale-i Nur'un sadeleştirilmesi elbette sakıncalı olacaktır. vesselam
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.01.08, 23:40   #6
sami
Pürheves
 
sami - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 228
Standart

Bu konuda çok şey yazılıp çizildi.
Ve de yazılıp çizilmeye devam edecek.

Sadece başımdan geçen küçük bir olayı anlatmak istiyorum.

Risalerle ilgili yazıyazan ve alıntı yapan Bir yazar, son çıkracağı ve Ruh la ilgili kitabının bazı özet bölümlerini bana verdi.

Risale-i Nurdan alıntılar yaptığı için Risale okuyan birisinin gözüyle olaya bakmamı ve düşüncelerini söylememi istedi.

Baktım Ruh hakkında bir çok yerde küllüyüm bocalamış. Bocaladığı yerlerde de üstaddan SADELEŞTİRİLMİŞ alıntılar yaparak iddiasını üstadın dedikleriymiş gibi göstermiş.

Dedim Üstad bu sözleri nerde söylüyor?
Ee ben onu millet anlasın diye sadeleştirdim.
Valla dedim Üstadın Ruh hakkında böyle saçma sapan sözü olmaz. Düpe düz Tahrif bu...

Düşünün Üstadı ve risaleleri tanımayan birisi bu kitabı okusa Ruh hakkında da biraz bilgi sahibiyse R.N. hakkında ne düşünür kimbilir?

Eğer olduğu gibi alsa yanlış şekilde dahi yorumlasa o zaman Kimse itiraz edemez. Daha doğrusu yanlış yorumladığı ortaya çıkar.

Ben bazen üstadın bir cümlesini 10 kelime ile açıklayamıyorum sadece kelime manası değil, kullanıldığı yerde ifade ettiği şeylerden dolayı... birde sadeleştirme yapacaklar....

Risale-i nur Tüm Talebelerin telifi gibidir. Üstaddan, Tüm talebelerinden ve şahsı manevisinden telif hakkı almayan üzerinde tasarruf edemez.
Offline   Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
düşenlere, hevesine, nuru, risalei, sadeleştirme


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
26 Ricanın Neden 16 Tanesi Yazılmış? nurçi38 Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri 79 30.07.07 17:37
Risale-i Nur'u Okumak. _süeda_ Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar 2 17.06.07 14:02
Kainat Nuru Efendim (asm) Ebu Hasan Şiirler 8 24.04.07 19:17


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:05.


Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Powered by vBulletin Copyright © 2000-2007 Jelsoft Enterprises Limited.
yemek tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Gruplar
RisaleForum grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et