Yine ziyaretlerimin birisinde,vedalaşıp ayrılırken,İLAMA köyüne uğrayacağımı da söyledim. Üstad bana: “Ben de cami için dağa odun getirmeye gidecektim dedi.”dedi. Vedalaşıp ayrıldık. Biz İlama’ya doğru gidiyorduk. Birden Üstad Hazretleri zihnime ilişti, “Şimdi aniden önümüze çıkmasın”diye düşünürken,birden baktım;oduna giden kafilenin önünde Üstad bir merkebe binmiş geliyor.
Ben Hazret-i Üstad,beni görüp de merkebinden inmesin diye yol kenarındaki büyük bir ağacın arkasına saklandım. Üstad tam yaklaşınca,aniden çıkıp ellerine sarıldım. Üstad’ın elinde bir parça kuru ekmek parçası vardı. Onu merkebin üstünde giderken yiyormuş. Beni görür görmez o ekmeğin kalanını bana uzattı. Ben de aldım öptüm,başıma koydum.
Ayak üstü biraz konuştuk,konuşma esnasında kendi şivesiyle bana: “Kardeşim şemsiyen yok mu?”diye söyledi. Ben üstümdeki muşambayı gösterdim. Yine ayrılmak için izin istedim,tam ayrılırken,bir daha bana: “Kardeşim şemsiyen yok mu?”dedi. Biz asker olduğumuz için şemsiye taşımıyorduk. Yine üzerimdeki muşambayı gösterdim ve ayrıldım.
Giderken düşündüm,şemsiye yağmur içindir. Halbuki havada hiç yağmur alameti yoktu,apaçıktı. Ayrıldığımızda Üstad:Peki kardeşim Allah’a ısmarladık.”deyip gitmişti. Biz de yolumuza devam ettik. Az sonra sağnak şeklinde müthiş bir yağmur geldi. Öyle ki yolun sağında,solunda seller kalkıyordu. Amma baktım ki yağmur yağdığı halde bize değmiyor. Allah Allah,dedim,yoksa yağmur bizim yolun üstünde mi yağmıyor?..atımı sellerin kattığı yerlere sürdüm. Fakat baktım hayır,yağmur hususi olarak bize değmiyor. Anladım ki;o zat,(Hazret-i Üstad) yağmurun yakında geleceğini hissetmiş ve kalben Allah’a niyaz etmiş ki böyle oluyor.
Dört saat kadar yağmur altındaki yolculuğumuzda Eğridir’e kadar yürüdük. Hiç ıslanmadan vardık. Hulusi YAHYAGİL
__________________
Kimileri vardır; kişileri konuşur, Kimileri vardır; olayları konuşur, Ve kimileri de vardır ki; fikirleri konuşur.
Kişileri konuşmak; insanı bencilleştirir, Olayları konuşmak; insanı hâdiselerde boğdurur. Fikirleri konuşmak ise; insanı sürekli kemalâta taşır.
|