Fıkıh Amel ve ibadetlere dair meselelerle; farzlar, emir ve yasaklar vs. alakalı şer'i hükümlerin konuşulduğu ve fıkhi konularla ilgili soruların yöneltilebileceği bölüm...

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 02.02.07, 14:17   #1
ademyakup
Ehil Üye
 
ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 9.015
Standart Hac'cın Kıymeti

HAC olayının altında yatan sır gerçekten hafsalaların kolay kolay

alabileceği bir şey değildir. Hac'cın bir kişi için ne kadar önemli ve değerli bir ibâdet, bir eylem olduğuna geçmeden önce bu konuda Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in üç ana noktaya işaret eden buyruklarından sözedelim:
1) Resûlulah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu, diyor Hazreti

Ali kerremallâhu vecheh:
"Beytullah"a ulaştıracak azık ve binek hayvanına mâlik olup

da, haccetmeyen kişinin yahudi veya hıristiyan olarak ölmesinin kendisince ne önemi vardır. İşte Allah kitabında şöyle diyor:
İnsanlar üzerinde Allâh’ın hakkı yoluna gücü yetene beytullahı

haccetmektir. (Ali İmran: 97-2)
2)İbn Ömer radıyallâhu anh'dan rivayet edilmiştir:

Bir adam Rasûlullah'a gelerek sordu:

Haccı farz kılan nedir Yâ Rasûlullah?..

Resûlü Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem cevap verdi:

Azık ve binektir!.. (Tırmızî)

(Yâni hacc yolculuğunu yapacağın bineğin ve yolculukta yiyeceği kadar azığın).

3) «Umre, kendisi ile öbür umre arasındaki zaman içinde

işlenen günâhlara kefarettir. Haccı mebrurun cennetten başka karşılığı yoktur!» (Müslim)
4) Ebû Hüreyre radıyallâhu anhten;

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

- Her kim şu beyte gelir, kadına yaklaşmaz, fısk işlemezse, o

kimse anasından doğduğu gibi döner!.. (Müslim)
5) Abdurrahman bin Yâ’mar ed Dîlî radıyAllâhu anh şöyle demiştir:

Rasûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem Arafat'ta vakfe halinde iken,

ben O'nun yanında hazır bulundum. O esnada Necid Halkından bir kaç kişi O'nun yanına gelerek:
-Yâ Rasûlullah, hacc nasıldır? (Haccın hali nedir) Rasûlullah

buyurdu:
-HACC ARAFATTIR!.. Kim cem gecesi sabah

namazından önce gelirse Haccı tamamlar. Minâ günleri üçtür. Artık kim iki günde acele ederse onun üzerinde bir günâh yoktur. Kim de gecikir ise ona da günâh yoktur. Sonra bunun arkasından bir adam yolladı ve bu hükümleri yüksek sesle halka duyurdu. (İbni Mâce, Tırmîzi, Ebû Davud, Nesâi)
6) Abbas bin mirdâs es- selemî radıyAllâhu anh şöyle buyurmuştur:

Rasûlullah salla'llâhu aleyhi ve sellem, ümmeti için Arefe günü

akşamı (Arafat'da) mağfiret duâsında bulundu. O'na şöyle cevap verildi:
-Zâlim müstesna onları bağışlarım!.. Çünki ben mazlûmun

hakkını zâlimden şüphesiz alırım!..
Hz.Rasûlllah aleyhi's-selâm:

-Ey Rabbim, eğer dilersen mazlûma (hakkını) Cennet'ten verir

ve zâlimi bağışlarsın?..
diye duâ etti. Fakat o akşam bu duâsı kabûl olunmadı. Sonra

Rasûlü Ekrem (ertesi sabah) Müzdelife'de sabahlayınca anılan duâyı tekrarladı ve duâsı kabûl olundu.
Abbas bin Mirdâs:

Sonra Rasûlullah güldü. Bunun üzerine Ebû Bekir ve Ömer:

Babam anam sana fedâ olsun!.. Bu saatte gülmezdin!.. Seni

güldüren şey nedir?.. Allah seni sevindirsin.
Rasûlü Ekrem:

-Allah düşmanı İblîs, Allah azze ve cellenin benim duamı kabûl

edip ümmetimi bağışladığı bilince toprağı alıp başına dökmeye ve mahvoldum, helâk oldum diye bağırmaya başladı. Gördüğüm onun bu sabırsızlığı ve üzüntüsü beni güldürdü.
Buyurdu.

(İbni Mâce)

Evet Hac konusundaki bâzı Hadîs-i şerîfler de bunlar.

Şimdi olayın bilimsel izah yönüne geçelim.

«HAC ARAFATTIR» işareti meselesinin ana kilit noktasıdır.

Zirâ, Beytullah yani Kâbe-i Muazzama yılın her vaktinde ziyaret

edilebilir ki buna «umre» denilir. Bundan elde edilen ecir, sevap çok büyüktür ancak «Hacc» gibi olmaz. Niçin?..
«HAC»da ne gibi bir sır yatmaktadır ki, Rasûlullah'ı «Gidecek

binek ve azığı olup da, gitmeyen yahudi veya hırıstiyan gibi ölür» mânâsına gelen son derece ağır uyarıyı yapmak mecburiyetinde bırakmıştır.
Ev bark, araba al, çocuğunu, torunuzu büyüt, kızını gelin et, yaşlan,

dünyadan elini eteğini çek de ondan sonra hacıya gidersin; şeklindeki halkın son derece cahilâne şartlanmasını yıkıp; çok büyük bir gerçeği vurgulamaya çalışıyor!..
Hacca gidecek bir bineği ve azığı temin ettiğin anda senin üzerine

HAC farz olmuştur; bu yeterli imkândır; buna rağmen gitmezsen ve gitmeden ölürsen, yahûdî ya da hırıstiyan gibi ölmüş olursun anlamına gelen son derece ağır ve önemli bir uyarıda bulunuyor.
__________________
iman insanı insan eder, belki sultan eder..

Konu Meyvenin Zeyli tarafından (30.05.07 Saat 20:53 ) değiştirilmiştir.
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.02.07, 14:21   #2
ademyakup
Ehil Üye
 
ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 9.015
Standart

Bizim müşahedemize, Cenâb-ı Hakk'ın bizde izhar etmiş olduğu ilme

göre...
İnsan bedenini saran sinir sisteminde akmakta olan bioelektrik gibi,

dünyanın yüzeyi altında da akan negatif ve pozitif radyasyon akımları, kanalları mevcuttur.
Şayet sizin kurmuş olduğunuz ev yada işyeri veya çiftlik negatif

radyasyon akım kanallarından birisi üzerine isabet ederse, o evde başınız hastalık ve sıkıntıdan kurtulmaz.işyerinizde daima işler ters gider. Çiftliğinizde kaza-belâ eksik olmaz, hayvanlarınız barınmaz vesaire.
Aynı şekilde şayet eviniz, işyeriniz ya da çiftliğiniz pozitif radyasyon

akım kanallarından biri üzerine isabet ederse. Bu defa da eviniz son derece huzurlu olur. Dışardan çoğu zaman evinize kaçarsınız. İşyeriniz son derece verimli, bereketli olur. Çiftliğiniz, hayvanlarınız kezâ öyle.
İşte bu anlattığımız akım kanallarına batıda özellikle İngiltere'de de

«ley» hatları deniliyor. Negatif olanlarına da «kara akım hatları» tâbiri kullanılıyor.
İşte dünyanın bedeni içindeki pozitif enerji hatlarının kesişip sanki bir

enerji santralı gibi yayın yaptığı en önemli merkez Mekke'de bulunan Kâbe-i Muâzzama'nın altı ve bunun uzantısı içinde Arafat Dağı'nın altıdır!..
Keşif sahiplerinin keşif yoluyla gördüğü bu gerçeğe Seyyid

Abdülaziz Ed Debbağ da «Elibrîz» isimli eserinde değinmiş ve Kâbe'den göğe yükselmekte olan bir «nur» sütunundan adı geçen eserinde bahsetmiştir!..
Bu noktadaki çok güçlü pozitif enerji dolayısıyla Harem-i Şerîf'teki

tüm insanların beyinleri öylesine etkilenip öylesine güçlü bir faaliyet içine girmektedirler ki bunu anlatabilmemiz mümkün değildir.
Nitekim bu gerçek dolayısıyla Kâbe çevresinde kılınan namaz için

Rasûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
-Kâbe'de kılınan iki rek'ât namaz dünyanın başka

mescîdlerinde kılınan namazdan 100 bin defa daha sevablıdır!..
Zira burada yapılan her faaliyet yerden alınan bu pozitif enerji

dolayısıyla beynin kat bekat güçlü yayın yapmasına, hem de bunun ruha o derece güçlü olarak yüklenmesine hem de dünyaya dönük bir biçimde yayınlanmasına yolaçmaktadır.
Gene bir başka hadîs-i şerîfte Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem:

-"Başka yerlerde sadece fiillerinizden mes'ûlsünüz, Kâbe'de

ise düşüncelerinizden de mes'ûl olursunuz."
Buyurmuştur. Bunun da gene sebebi beynin aldığı güçlü enerji

dolayısıyla düşünceleri dahi fiil düzeyindeki bir güçle ruha yüklemesindedir.
__________________
iman insanı insan eder, belki sultan eder..

Konu Meyvenin Zeyli tarafından (30.05.07 Saat 20:54 ) değiştirilmiştir.
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.02.07, 14:29   #3
ademyakup
Ehil Üye
 
ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 9.015
Standart

Bu arada hemen ZEMZEM SUYU'ndaki sırra işaret edelim.

Zemzem suyu Kâbe'nin altında bulunan, bir tür jeneratör gibi yayın

yapan bu pozitif radyasyon kaynağından geçerek kuyuda toplanmaktadır.
Hemen hatırlayın yakın tarihteki «Çernobil nükleer santralındaki»

kazâ dolayısı ile yayılan menfi radyasyonu ve bunun suları nasıl zehirlediğini. Siz bu sulardaki zehirlenmeyi asla fark edemezsiniz, ama bu sular sizi öyle bir zehirler ki hiç de anlayamazsınız!.. Ve sular yıllar yılı da radyasyonunu kaybetmez!.. Olayın önemini bilen batıdaki paniğin sebebi de budur.
İşte bunun tam zıddı bir biçimde, ZEMZEM suyu da Kâbe'nin altındaki

pozitif radyasyon kaynağının içinden geçmekte ve bu suyu içenlerde sayısız faydalar oluşturmaktadır. Bunu oraya gidip de o sudan içenler, abdest alanlar fark ederler.
Gene Kâbe-i şerîf altındaki bu radyasyonun beyinlere yüklediği güç

dolayısı ile, tavaf sırasında kabiliyetli beyin sahiplerinde çeşitli olağanüstü yaşamlar gerçekleşmektedir.
Peki Kâbe böylesine muazzam enerji merkezi, ya da bir diğer ifade

ile «nûr menbâı»dır da; Hacc niçin Arafat'ta olmaktadır?.. Hac niçin Arafat'tır?.. Arafat'taki olay nedir?..
Kâbe-i Muazzama'nın altında bulunan son derece güçlü müsbet

radyasyon kanalının bir uzantısı da Arafat tepesinin altında ikinci bir düğüm meydana getirmektedir, demiştik az evvel.
İşte Arafat tepesi ve civarında toplanan yüzbinlere, milyonlarca insan,

yerden aldıkları son derece güçlü radyasyon ile beyinlerinden tek bir mânâda yayın yapmaktadırlar. «Vakfe» denen olay, insanların bu tek manâ üzere toplu «yönlendirilmiş dalga» yayınına yönelişleridir.
«ALLAHIM BİZİ AFFET!..»

Yüz binlerle, milyonlarca insan beyni; sanki laser ışını gibi, tek bir

dalga boyundan yayın yapmakta ve bu dalga boyundan oluşan dev bir manyetik bulut tüm Arafat Bölgesini kaplamaktadır!..
Şimdi hemen hatırlamaya çalışın.

Üzerine herhangi bir film çekilmiş video bandını, çalışırken video

cihazının üzerinde unutursanız ne olur?.. Video cihazının yaydığı manyetik alan bandın üzerindeki kaydı siler!.. İsterseniz siz buna görünmeyen eller bandı siler de diyebilirsiniz!..
Evet. İşte misâl yollu anlatmaya çalıştığım gibi.

Siz orada «ALLAHIM GEÇMİŞ GÜNAHLARIMDAN DOLAYI BENİ

AFFET» dediğiniz anda hem bu tür bir dalga oluşturmuşsunuzdur. Hem de beyninizi bu mânâdaki dalgalara açmışsınızdır!.. Ve açılan bu kanaldan, o güçlü manyetik alan bir anda beyninizi etkiler ve o ana kadar ruhunuza negatif yükle beyniniz tarafından kaydedilmiş tüm yazımlar siliniverir!..
Ve siz anadan doğmuşcasına günâhsız olarak. O ana kadar ruhunuza

yüklenmiş olan tüm negatif yüklerde arınmış olarak Arafat'dan dönersiniz.
Rasûlullah salla'llâhu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

-Arafat'tan dönüp de, acaba benim günâhlarım afvoldu mu,

diyen kişi en büyük günâhkârdır!..
Çünkü olay böylesine kesin bir olaydır!..

Allâh, günâhlarından arındırmayı murad ettiği kuluna nasibeder oraya

gitmeyi; ve orada da böyle bir sistem içinde arınmayı bahşeder!..
__________________
iman insanı insan eder, belki sultan eder..

Konu Meyvenin Zeyli tarafından (30.05.07 Saat 20:55 ) değiştirilmiştir.
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.02.07, 14:36   #4
ademyakup
Ehil Üye
 
ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 9.015
Standart

Evet, Hac olayında birinci önemli husus tüm geçmiş günâhlarından

arınma. peki bu kadar mı HAC'da olup bitenler?..
«HACCI MEBRURUN KARŞILIĞI ANCAK CENNETTİR»

Günâhlarınız afvoldu!.. Tüm negatif yükünüz sıfırlandı!..

Ama yeniden kazanmanız çok kolay!.. Hem de eskisinden bile daha fazlasını!..

Ve yaptığınız bazı fiiller üzere dünyanızı değişmek suretiyle, ebedî

olarak cehennemde kalanlardan bile olabilmeniz, «hacıya gitmenize» rağmen mümkün.
Ama birinci yön olan «afvolma işlemi» ile birlikte bir de «İkinci

yönü» gerçekleştirebilmiş iseniz. «HACCI MEBRÛR»a ulaşmış iseniz. Yani orada yapmış olduğunuz çalışmalar ile; beyninizde, orada elde edilen yüksek değerdeki enerji potansiyeli ile, bazı yeni bölümler devreye girmiş ise. Bu takdirde, sizde öyle bir idrak açılması oluşur ki. Siz artık yaşam doğrultunuzu, rotanızı tamamıyla bildirilmiş bulunan ölüm ötesi değerler ve gerçekler istikâmetine düzeltirsiniz!..
Böylece artık sizde, dünyevî değerlere tamah etmek yüzünden, ölüm

ötesi yaşam değerlerini terk etmek hali oluşmaz!.. Tamamıyla «uhrevî» yani ölü mötesi gerçeklerin gerektirdiği bir biçimde hayat sürmeye başlarsınız. Hırs, tamah, hased, kin, dedikodu, aldatma, dünyevî menfaatler için insanları istismar etme gibi sayısız negatif yük getirici, sizi günâha sokucu hallerden kaçınırsınız.
Ve...

«HaccI MEBRÛR» karşılığı olarak cennet ile mükâfatlanırsınız!.. Bu

arada çokça sorulan bir sualin sevabını da verelim.
Hacca gidip geldikten sonra bir çok insanın çok olumlu çalışmalar

içinde olmasına karşılık, önemsenmeyecek bir çoğunlukta da mâalesef yanlış davranışlar; hatta gitmeden öncekinden çok daha beter fiiller görülebiliyor!.. Bunun sebebi nedir?..
Az önce de değindiğimiz gibi, Kâbe'nin altında bulunan yüksek

güçteki pozitif radyasyon, beyinlerde çok yüksek ölçüde bir çalışma temposu meydana getirmektedir.
Kişi, hac sırasında tüm negatif yüklerinden tümüyle arınmasına

karşılık, beynin genel açılım düzeyi istikâmetinde ise neredeyse bire yüzbin oranında güç yüklenimi alır. Bu alınan güç ise beyni genel açılımı istikâmetinde çok daha güçlü bir çalışma ortamına iter.
İşte, işin püf noktası buraya dayanmaktadır. Kişinin beyni şayed

tamamiyle dünyevî değerler, bedenî istekler yönünde güçlü bir açılımla programlanmışsa, orada almış olduğu güçlü tesirler de bu istekleri büsbütün arttıracak ve neticede bu kişi hacdan geldikten sonra yapısının doğrultusunda çok daha cüretkârane davranışlarda bulunacaktır.
Bunun aksi ise «haccı mebrûr»u oluşturacaktır.

Demek ki hac'da belli şartlara riayet eden her kişi bütün

günâhlarından arınmış, sıfırlanmış olarak dönüyor. Bazı kişiler de ayrıca «haccı MEBRÛR»a yani ana gayesine ulaşmış olarak geri dönüyor. Ki bu gaye de, az yukarıda açıkladığımız bir biçimde; beyni ölüm ötesi yaşamın gerçeklerini idrak edecek şekilde yüksek enerji potansiyeli ile açılıma kavuşturmak. Böylece Allâh haccını kabul etmiş oluyor.
Unutmayalım ki Cenâb-ı Hak her şeyi bir sebebe bağlamıştır. Her şey

bir sistem içinde, kendine has sistem, kanun, nizâm içinde oluşmaktadır.
Esasen varlık çarkı öylesine bir sisteme bağlanmıştır ki, bu yüzden

akıllar bir noktada büyük şaşkınlığa düşmede ve kâinat mükemmel bir cihaz gibi çalışmaktadır, idare edeni yoktur, gibi yanlış fikirlere saplanmaktadır. İnsan bedeninden kozmosa kadar her şey kendi sistemi içindedir.
İşte din dahi tamamıyla bu fizik, tabiât ya da ilâhî kanunlar diye bildiğimiz kanunlara dayanan bir sistemdir.

Ne yaparsan mutlaka karşılığını alacaksın!..

Dilediğini yap neticesine katlanacaksın.

«CEZA» kelimesi Arapça’da, Türkçe’de anladığımız mânâya gelmez.

Kur'ân-ı Kerîm’de «karşılık» veya "yaptığının neticesiyle karşılaşma" anlamına gelen bu kelime «iyiliğin cezası iyiliktir» tarzında da kullanılmaktadır.
Yani, "yapılan fiilin sonucu ile karşılaşma" anlamına gelir

"CEZA"!.
Din, tamamıyla bilimsel gerçekler ve yaşamın esası üzerine bina

edilmiş, yapılması insanın geleceği yönünden gerekli fiiller bütünüdür.
Asla havadan gelmiş rastgele hükümler bütünü değildir!.. Bu sebeple

de hangi çalışmayı ihmal ederseniz, bu ihmalinizin karşılığını mutlaka ve kesinlikle ödersiniz.
İş böyle olunca...

Ölüm ötesi yaşamda, dünyaya bağlı kalmanıza yol açacak ruhunuza

yüklenmiş günâhlar yani negatif yükler ile yaşayıp, bunlardan arınmamak ve de ebedî hayatınızı azâplı bir zindanda geçirmek akıl kârı mıdır?..
Ne zaman bu bedeni terk edeceğiniz belli değil iken. ve de «HAC»

görevini yerine getirip, geçmiş tüm negatif yüklerinizden yani günâhlarınızdan kurtulmak imkânı mevcutken.
Allâh insana böylesine büyük bir kolaylık yolu açmış iken...

Rasûlullah aleyhi's-selâm size «böyle bir imkâna sahip

olduğun halde değerlendirmezsen, ister yahudi gibi ister hıristiyan gibi ölürsün» diyerek uyandırıp, gerçeğin gereğini tatbik ettirmek isterken.
Kişi gene de kendi bildiğinde ısrar edip, bu imkândan istifade etmek

istemezse ne denir?..
Dilediğin gibi yaşa, neticesi gelir başa!..

Unutmayalım ki sahip olduğumuz her şeyi bırakıp, tek başımıza

gideceğimiz bir ebedî yaşam sözkonusu!.. Orada değerli olan tek şeyde, oranın şartlarına göre şu dünya hayatında hazırlanmak!..
Bizim bir takım gerçekleri idrak ettikten sonra, onların gereğini

yapmamanın bize vereceği zararı, hiç kimse veremez!.
Rasûlullâh aleyhi's-selâm, ölümötesi yaşamda bizim zarar

görmememiz için ne kadar alınması gerekli tedbir varsa hepsini anlatmıştır. Ama biz anlamaya çalışmazsak, bu ikâzlara kulak vermezsek zararını kim çeker?.. DİNDE ZORLAMA YOKTUR.
Kişilere gerçekler anlatılır, idrâk ettirilmeye gayret edilir. Artık ondan

sonrası kişiye kalmıştır. Diler kabul eder tatbik eder. Dilerse etmez!.. Ama neticede, herhalûkârda yaptıklarının neticesine kendisi katlanır!..
__________________
iman insanı insan eder, belki sultan eder..

Konu Meyvenin Zeyli tarafından (30.05.07 Saat 20:55 ) değiştirilmiştir.
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.02.07, 14:59   #5
ademyakup
Ehil Üye
 
ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 9.015
Standart



Buraya kadar aktarılan hacla ilgili yazıları okuyan kardeşlerim,


eğer iyi anlasalar,hemen HACCA GİTMEK İSTEYECEKLERDİR.


bu yazılar haccın ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyor,


onun için başkalarınada okutalım ki,hacca gitme duygusu onda ortaya çıksın ve ne manaya geldiğini anlasın...





Allah hacca gitmeyi hepimize nasip etsin amin.
__________________
iman insanı insan eder, belki sultan eder..
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.10.07, 09:56   #6
acizizfakiriz
Ehil Üye
 
acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 9.621
Standart

Haccın bahusus taarrüfle tevhid-i efkârı, teavünle teşrik-i mesaiyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i İslâmiye ve maslahat-ı vâsia-i içtimaiyenin ihmalidir ki... sünühat
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.10.07, 10:43   #7
Ahsen Nur
Ehil Üye
 
Ahsen Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 3.678
Standart

yunusum kardeş ne dehşetli bilgiler bunlar.Birkaç ay önce umreden döndüm.Haca gitmeyi istiyordum ama bunları okuyunca daha da çok istiyorum.İnşallah bilinçli bir hac yapacağım yazdıklarınız sayesinde.Allah razı olsun.Nerden ulaştınız bu bilgilere
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 28.10.07, 23:04   #8
şevket AYDEMİR
Dost
 
şevket AYDEMİR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 10
Standart

Allah Razi Olsun Yunusum KardeŞ ,hac İmkani MÜsaİt Olana Farz Olmakla Beraber,sirf Allah Rizasi İÇİn Olmali -yanİ EmredİldİĞİ İÇİn,ve AnlattiĞiniz Bİlgİler Meyvelerİdİr. İnŞaallah Bİzede Hac Vazİfesİ Nasİp Olur.
Offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 28.07.10, 14:41   #9
ademyakup
Ehil Üye
 
ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 9.015
Standart

Hacca gidenler,gitmeden okusunlar bu hakikatları.
__________________
iman insanı insan eder, belki sultan eder..
Offline   Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
haccın, kıymeti


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:05.


Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Powered by vBulletin Copyright © 2000-2007 Jelsoft Enterprises Limited.
ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Gruplar
RisaleForum grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et