+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13

Konu: Bir Kaç Sual

  1. #1
    Dost gokhanbulut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    5

    Standart Bir Kaç Sual

    selamün aleyküm dostlar
    bana sorulan bir kaç sorunun yanıtını araştırıyorum
    1-Fethullah gülen hoca efendi niçin amerikada yaşıyor deniliyor burada Türkiyede yaşayamayacağını biliyoruz ama neden br suudi arabistan neden bir azerbaycan,pakistan değil deniliyor?hem abd'de dini niyaşaması zo değilmi deniliyor
    2-yine hoca efendinin kendisine kayıtlı olmasada 8 villaya sahip olduğu söyleniyor elbette inanmıyorum buna ama nasıl açıklayacaz
    3-bir risalede Said Nursi resmen 'evlenmeyin' diyormuş doğrumudur bu? yanlış hatılamıyorsam 21.söz olabilir diyor ve o kişi burdan yola çıkaak peygamberimizin evlenin sözüyle çelişmiyormu deniliyor

    bu sorular için cevaplaa şimdiden teşekkürler ,Allah razı olsun

  2. #2
    Gayyur hüsran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    96

    Standart

    as..

    bildiğim kadar?yla cevap vereyim.
    1- hocaefendinin sağl?k sorunlar? amerika gibi sağl?k konusunda teknolojik bak?mdan gelişmiş ülkelerde giderilebileceği -yada daha iyi olabileceği için orada die biliyorum..

    2- kendine kay?tl? villas? olmas? buradan ahirete götürebileceği anlam?na gelmez ..
    varsa öyle yerler muhakkak cemaat için kullan?l?yordur...

    3-üstad hzleri nin bir ifadesi şudur:

    Üçüncüsü: Kad?nl?ğ?n f?trat?nda çocuk okşamak ve sevmek meyelân? var. Ve bir evlâd?n?n dünyada ona hizmeti ve âhirette de şefaati ve validesi öldükten sonra ona hasenat?yla yard?m?, o meyl-i f?trîyi kuvvetlendirip evlendirmeye sevk etmiş.

    Halbuki şimdi terbiye-i ?slâmiye yerine terbiye-i medeniye ile on taneden bir iki hakikî evlât, kendi validesinin şefkatine mukabil fedakârâne hizmet ve dindârâne dualar?yla ve hasenatlar?yla validesinin defter-i a'mâline haseneler yazd?rmak ve âhirette salih ise validesinin şefaat etmek ihtimaline mukabil, ondan sekizi o hâleti göstermediğinden, bu f?trî meyil ve nefsânî şevkle o biçare zaifeler böyle ağ?r bir hayata kat'î mecbur olmadan girmemek gerektir.

    ?şte bu işaret ettiğimiz hakikate binaen, bekâr kalmak isteyen Nur şakirtlerinden olan k?zlara derim ki:


    Tam muvaf?k ve dindar ve ahlâkl? bir zevc bulmadan, kendilerini aç?k saç?kl?kla satmas?nlar.

    Eğer bulunmad?; Nurun bir k?s?m fedakâr şakirtleri gibi mücerret kal?p tâ ona lây?k ve ebedî bir arkadaş olacak ve terbiye-i ?slâmiyeyi alm?ş vicdanl? bir müşteri ona ç?ks?n.

    Ve saadet-i ebediyesi, muvakkat bir keyf-i dünyevî için bozulmas?n. Ve medeniyetin seyyiat? içinde boğulmas?n.
    Said Nursî
    dua ile

  3. #3
    Dost Mushaf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat
    Yaş
    52
    Mesajlar
    5

    Standart

    Hüsran kardeşim paylaş?m?n için teşekkür ederim. Yeni bir bilgi edindik...

  4. #4
    Gayyur EnVaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    131

    Standart

    Alıntı gokhanbulut Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    selamün aleyküm dostlar
    bana sorulan bir kaç sorunun yanıtını araştırıyorum
    1-Fethullah gülen hoca efendi niçin amerikada yaşıyor deniliyor burada Türkiyede yaşayamayacağını biliyoruz ama neden br suudi arabistan neden bir azerbaycan,pakistan değil deniliyor?hem abd'de dini niyaşaması zo değilmi deniliyor
    2-yine hoca efendinin kendisine kayıtlı olmasada 8 villaya sahip olduğu söyleniyor elbette inanmıyorum buna ama nasıl açıklayacaz
    3-bir risalede Said Nursi resmen 'evlenmeyin' diyormuş doğrumudur bu? yanlış hatılamıyorsam 21.söz olabilir diyor ve o kişi burdan yola çıkaak peygamberimizin evlenin sözüyle çelişmiyormu deniliyor

    bu sorular için cevaplaa şimdiden teşekkürler ,Allah razı olsun
    Kardeş hocaefendinin amerikada yaşamasına kafayı takanlar biraz art niyetliler gibi geliyor bana banada bu soruları çok soruyorlar ve ben kısaca şu cevabı veriyorum Orasıda ALLAHın mülkü orda yaşamak istiyorsa kimse bişe diyemez, Villa sayısı ise benim bildiğim kadarıyla kendine ait bir mal varlığı yok eğer böyle bişe var isede ALLAH daha çok versin bir sürü ipsiz sapsızın o kadar çok malı mülkü varki hoca efendi onlardan daha fazla hakediyor,bunları pek ciddiye almıyorum fakat son soruna gelince ise Üstadın talebelerine evlenmeyin dediğine istersen bunun cevabını Risaleinur dan değilde Resulullah(a.s.m.) zamanından verelim,
    Ashabı suffa kimdir bunla ilgili yazıyı okursanız sanırım cevabını bulmuş olursunuz.
    ASHÂBI SUFFA


    Kıble, henüz Kâbe tarafına çevrilmeden önce idi. Mescid-i Nebevî'nin kuzey duvarında, hurma dallarıyla bir gölgelik ve sundurma yapıldı. Buna Suffa denilirdi. Burada kalan Müslümanlara da "Ashâb-ı Suffa" ismi verildi.
    Mescid-i Şerifin Suffasında kalan bu Sahabîlerin, Medine'de, ne meskenleri, ne de aşiret ve akrabaları, hiç bir şeyleri yoktu. Âileden uzak, dünya meşgale ve gâilesinden âzâde ve tam mânâsı ile feragatkâr bir hayata sahib idiler. Kur'an ilmi tahsil eder, Resûl-i Ekrem Efendimizin va'z ve derslerini dinleyerek istifâde ederlerdi. Ekseriya, oruçlu bulunurlardı.
    Vakitlerini Resûl-i Kibriyanın huzurunda geçiren bu mübârek zümre, Efendimizden hep feyz alırdı. Resûl-i Ekremin medresesine Allah için nefsini vakfetmiş fedakâr, ilim aşığı talebeler idiler. Peygamber Efendimiz tarafından tespit edilen muâllimler, kendilerine Kur'an öğretirlerdi. Bunlardan yetişenler, Müslüman olan kabilelere Kur'an öğretmek ve Sünnet-i Resûlullahı beyân etmek için gönderilirlerdi. Bu cihetle de kendilerine "kurra" denilirdi. Suffa ise bu itibarla "Dârü'l-Kurra" diye anılmıştır.
    Sayıları 400-500 kadar olan mütevazi fakat feyizli bir hayata sahib bulunan bu güzide Sahabîler, bir irfan ordusu idiler. Bütün mesâilerini Kur'an ve Sünnet-i Resûlullahı öğrenmeye hasretmişken, gerektiğinde gâzâlara da katılırlardı.
    İçlerinden evlenenler, Suffe'den ayrılırlardı. Fakat, yerlerine başkaları alınırdı.
    Bu güzîde Sahabîler ne ticâretle, ne bir sanatla meşgul olmazlardı. Mâişetleri Resûl-i Kibriyâ Efendimiz ve Sahabîlerin zenginleri tarafından temin edilirdi. Bu hususu, Suffa'nın baş talebelerinden biri olan Ebû Hüreyre Hazretleri kendisinin çok hadis rivâyet etmesini garipseyenlere karşı verdiği cevapla pek güzel ifâde etmiştir:
    "Benim, fazla hadîs rivâyet edişim garipsenmesin! Çünkü; Muhacir kardeşlerimiz çarşıdaki, pazardaki ticâretleriyle, Ensar kardeşlerimiz de tarlalardaki, bahçelerdeki ziraatlarıyla meşgul bulundukları sırada Ebû Hûreyre, Peygamberin (a.s.m.) mübârek nasihatlarını hıfzediyordu."430
    Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Ashab-ı Suffa'nın hem tâlim ve terbiyesi, hem de mâişeti ile çok yakından ilgilenirdi. Onlarla daima oturur, sohbet eder, alakadar olurdu. Zaman zaman da onlara, "Eğer, sizin için Allah katında, neyin hazırlandığını bilseydiniz, yoksulluğunuzun ve ihtiyacınızın daha da ziyâdeleşmesini isterdiniz"431 diyerek, bu meşguliyetlerinin son derece mühim ve mübârek olduğunu ifâde buyururlardı.
    Resûl-i Ekrem Efendimiz, evvelâ bu mübârek cemaatın ihtiyacını gidermeye çalışırdı. İcabında, Hâne-i Saâdetlerinin ihtiyaçlarıyla ikinci derecede meşgul olurdu. Bir kere Hz. Fâtıma (r.a.), el değirmeni ile un öğütmekten yorulduğundan şikâyet ederek bir hizmetçi istediğinde Efendimiz ciğerpâresini reddetmiş ve şöyle buyurmuştu:
    "Kızım! Sen ne söylüyorsun? Ben henüz Ehl-i Suffa'nın mâişetini yoluna koyamadım."432
    Bir gün, Ashab-ı Suffanın başlarına durmuş, hallerini tedkikten geçirmişti. Fukaralıklarını, çekmekte bulundukları zahmetleri görmüş, şöyle buyurarak onların kalplerini hoş etmişti:
    "Ey Ashab-ı Suffa! Size müjdeler olsun ki; her kim şu sizin bulunduğunuz hal ve sıfatta ve bulunduğu durumdan razı olarak bana mülâki olursa, o benim refiklerimdendir."433
    Resûl-i Kibriyâ Efendimize herhangi bir şey getirilince, "Sadaka mı, yoksa hediye mi" diye sorardı.
    Getirenler, "Sadakadır" cevabını verirlerse, onu el sürmeden Ashab-ı Suffaya ulaştırırdı. "Hediyedir" cevabını verirlerse onu kabul eder ve Ashab-ı Suffaya da ondan hisse ayırırdı. Çünkü; Kâinatın Efendisi, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) sadaka kabul etmez, sadece hediye kabul ederdi. Bir gün adamın biri, tabakla hurma getirmişti. Adama, "Sadaka mıdır? Hediye midir?" diye sordu. Adam, "Sadakadır" cevabını verince, Peygamber Efendimiz onu doğruca Suffa Ehline gönderdi. O sırada torunu Hz. Hasan, Peygamber Efendimizin önünde bulunuyordu. Tabaktan bir hurma alıp ağzına götürünce, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz derhal müdâhale etti ve onu ağzından çıkarttırdı. Sonra da, "Biz Muhammed ve ev halkı [Ehl-i Beyti] sadaka yemeyiz, bize sadaka helâl değildir!" buyurdu.434
    Şu âyetin Ashab-ı suffa hakkında nâzil olduğu da rivâyet edilmiştir.435
    "Sadakalar, kendilerini Allah yolunda hizmete adamış fakirler içindir ki, onlar yeryüzünde dolaşıp hayatlarını kazanmaya fırsat bulamazlar. Onların hallerini bilmeyen kimse, istemekten çekindikleri için, onları zengin sanır. Ey Habibim, sen onları yüzlerinden tanırsın. Yoksa onlar insanlardan ısrarla birşey istemezler. Ve siz her ne bağışta bulunursanız, şüphesiz Allah onu hakkıyla bilir."436
    Tam mânasıyla Allah yoluna kendilerini vakfetmiş bulunan bu güzide Sahabîler, Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hiç bir nasihatını, hiç bir hitabesini kaçırmazlardı. Dâima orada hazır bulunur, irad edilen hitabeleri ve öğütleri hıfzedip diğer Sahabîlere de naklederlerdi. Bu bakımdan İslâmî hükümlerin muhafaza ve naklinde Ehl-i Suffa'nın pek müstesna hizmet ve gayretleri vardır. Kur'an nûrunun kısa zamanda âlemin her tarafına sürâtle yayılmasında bu ilim heyetinin büyük payı vardır. Bu bakımdan İslâm tarihinde Ehl-i Suffâ müstesnâ bir yer işgal eder.
    Bir ilim müessesesi olan Suffanın, has bir talebesi Ebû Hüreyre kendileriyle ilgili bir hâdiseyi şöyle anlatır:
    "Açlıktan yüzü koyun yatıyordum. Bazen de karnıma taş bağlıyordum. Bir gün halkın gelip geçtiği bir yol üzerinde oturdum. O sırada oradan Resûlullah geçiyordu. Vaziyetimi anladı ve 'Ey Ebû Hüreyre,' diye seslendi.
    "'Buyur, yâ Resûlâllah,' dedim.
    "'Haydi gel,' buyurdu.
    "Beraber gittik. Eve girdi. Ben de girmek için izin istedim. Müsaade ettiler. Ben de girdim. Bir kapta süt buldu. 'Bu süt nereden geldi?' diye sordu.
    "'Falâncalar hediye olarak getirdiler' diye cevap verdiler. "Sonra da, 'Ey Ebû Hüreyre, Ehl-i Suffaya git, onları bana çağır!' diye emretti.
    "Ehl-i Suffa, İslâmın misafirleriydi. Ne âileleri, ne de mal mülkleri vardı. Resûlullah'a bir hediye geldiği zaman hem kendisine ayırır, hem de onlara gönderirdi. Kendisine, ehline verilmesi için gönderilen sadakaların tamamını onlara gönderir, katiyyen kendisine bir pay ayırmazdı.
    "Resûlullahın Ehl-i Suffayı dâveti beni üzdü. Ben, bu kaptaki sütü tek başıma içer de, bununla epeyce bir müddet idare ederim, diye umuyordum. Kendi kendime, 'Ben elçiyim. Suffa ehli gelince onlara sütü ben taksim ederim' dedim. Bu durumda sütten bana hiçbir şey kalmayacağını biliyordum. Fakat, Allah Resûlunün emrini yerine getirmekten başka çare de yoktu.
    "Gidip, onları çağırdım. Geldiler. Müsâade isteyip oturdular.
    "Peygamberimiz (a.s.m.), 'Ebû Hüreyre, kabı al ve onlara süt ikrâm et' buyurdular.
    "Süt kabını alıp, dağıtmaya başladım. Herbiri kabı alıyor, doyuncaya kadar içiyor, sonra arkadaşına veriyordu. Suffa ehlinin sonuncusu da içtikten sonra, kabı Resûlullaha verdim. Aldı. İçinde sadece azıcık süt kalmıştı. Başını kaldırarak bana bakıp gülümsedi ve 'Ebû Hüreyre,' dedi.
    "'Buyur, yâ Resûlallah,' dedim.
    "'Süt içmeyen ikimiz kaldık,' buyurdu.
    "'Evet, yâ Resûlallah' dedim.
    "'Otur sen de iç' buyurdular. Oturup içtim.
    "'Biraz daha iç', dedi. İçtim. Yine içmem için ısrar etti. 'Daha daha,' diyordu. Nihayet, 'Seni hak din ile gönderen Allah'a yemin olsun ki, içecek yerim kalmadı' dedim.
    "'O halde bardağı bana ver' buyurdu. Verdim. Allah'a hamd ve senâ etti. Sonra Besmele çekerek geri kalanını da kendisi içti."437

    430. Tecrid Tercemesi, 7/47
    431. M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili 2/941
    432. Tabakât, 8/25
    433. M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili 2/941
    434. Müslim, 3/117
    435. M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili 2/940
    436. Bakara Sûresi, 273
    437. Buhari, 4/89; Tirmizi, 4/648-649

    Sanırım anlaşılmıştır
    Selam ve dua ile....
    Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

  5. #5
    Dost gokhanbulut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    5

    Standart

    sağolun kardeşler Allah raz? olsun

  6. #6
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Âyet-i kerimede
    فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ
    ve hadîs-i şerifteki
    تَنَاكَحُوا تَكَاثَرُوا
    gibi emirler emr-i daimî ve vücubî değildirler. Belki istihbabî ve sünnet emirleridir. Hem şartlara bağl?d?r. Hem de herkes için her vakit değildir.

    Hem de
    لاَ رُهْبَانِيَّةَ فِى اْلاِسْلاَمِ
    "Ruhbaniyet ?slâmiyette yoktur." manas?, ruhbanîler gibi tecerrüd merduddur, hakikats?zd?r, haramd?r demek değildir. Belki
    خَيْرُ النَّاسِ مَنْ يَنْفَعُ النَّاسَ

    hadîsinin s?rr? ile hayat-? içtimaiyeye hizmet etmek için, içtimaî bir âdet-i ?slâmiyeye terviçtir. Yoksa selef-i sâlihînden binlerle ehl-i hakikat inzivaya, mağaralara muvakkaten girmişler. Dünyan?n fâni müzeyyenat?ndan istiğna ve tecerrüd etmişler; tâ ki, hayat-? ebediyelerine tam hizmet etsinler. Madem şahsî ve hususî kemalât-? bâkiyesi için dünyay? terkedenler, selef-i sâlihînden çok var. Elbette hususî değil, küllî ve umumî olarak çok bîçarelerin saadet-i bâkiyeleri için ve dalalete düşmemeleri ve imanlar?n? takviye edip kurtarmalar? için ve hakikat-? Kur'aniye ve imaniyeye tam hizmet etmek ve hariçten gelen, dâhilde ç?kan dinsizlere karş? dayanmak için, zâil ve fâni dünyas?n? terketmek, elbette sünnet-i seniyeye muhalefet değil; belki hakikat-? sünnete mutabakatt?r. Ve S?dd?k-? Ekber'in "Cehennem'de vücudum büyüsün, tâ ehl-i imana yer bulunmas?n." diye fedakârl?kta a'zamî sadakat?n bir zerresini kazanmak fikriyle, bîçare Said bütün ömründe tecerrüdü, istiğnay? ihtiyar etmiş.

    Salisen: Risale-i Nur'un talebelerine "Başkalar? evleniyorlar, siz tezevvüçten vazgeçiniz" denilmemiş, denilmez. Fakat talebeler birkaç tabakad?r. Bir tabakan?n hakikî ihlas? kaybetmemek ve hakikî fedakârl?k ve a'zamî bir sadakat taş?mak için, dünya ihtiyaçlar?na mümkün olduğu kadar ömrünün muvakkat bir k?sm?nda bağlanmamas? bu zamanda lâz?m geliyor.

    Eğer hizmet-i Kur'aniye ve imaniyede yard?mc? bir han?m bulsa al?r. Hizmetine zarar vermez. Lillahilhamd bu neviden çok Nur talebeleri var, zevceleri onlardan geri kalm?yorlar. Belki kad?nlardaki şefkatten gelen ücretsiz f?trî kahramanl?k ve hakikî ihlas cihetiyle zevcinden daha ileri gidebilir. Nur talebelerinin yetişmiş k?s?mlar?ndan ekserisi evlenmişler, bu sünneti yerine getirmişlerdir. Risale-i Nur onlara der ki: Haneniz bir küçük Medrese-i Nuriye, bir mekteb-i irfan olsun ki; bu sünnet tam yerine gelsin. Sünnet-i seniyenin meyvesi olan çocuklar âhirette size şefaatç? olsunlar. Dünyada da iman dersini al?p size hakikî evlâd olsunlar. Yoksa bu otuz senede k?smen olduğu gibi, o çocuklara yaln?z terbiye-i medeniye verilse, bir cihette o çocuklar dünyada faidesiz ve âhirette davac? olarak "Ne için iman?m? kurtarmad?n?z?"diyeceklerinden peder ve vâlidelerini mahzun etmek, sünnet-i seniyenin hikmetine münafî olur..han?mlar rehberi..

  7. #7
    Yasaklı Üye aön - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    320

    Standart

    Alıntı gokhanbulut Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    selamün aleyküm dostlar
    bana sorulan bir kaç sorunun yanıtını araştırıyorum
    1-Fethullah gülen hoca efendi niçin amerikada yaşıyor deniliyor burada Türkiyede yaşayamayacağını biliyoruz ama neden br suudi arabistan neden bir azerbaycan,pakistan değil deniliyor?hem abd'de dini niyaşaması zo değilmi deniliyor
    2-yine hoca efendinin kendisine kayıtlı olmasada 8 villaya sahip olduğu söyleniyor elbette inanmıyorum buna ama nasıl açıklayacaz
    3-bir risalede Said Nursi resmen 'evlenmeyin' diyormuş doğrumudur bu? yanlış hatılamıyorsam 21.söz olabilir diyor ve o kişi burdan yola çıkaak peygamberimizin evlenin sözüyle çelişmiyormu deniliyor

    bu sorular için cevaplaa şimdiden teşekkürler ,Allah razı olsun

    1-Bu soruları soran mesela suudide olsada ayrı tepki vereceklerdi en azı irtica vs. diğerlerini siz biliyorsunuz dünyada bu zihniyetin iftira üretemiyeceği bir ülke yok.


    2-Varsa nerde???Ben olmadığını kanıtlamak için dünyadaki tüm villaların sahibini gösterip bak aralarında yok demem gerekir ama var olduğunu iddia eden bak burda demeli ama senelerdir şuyu var buyu var diyenler tek bir tane ona ait zeytin dalı bile gösteremediler..MÜddei iddiasını kanıtlamak zorundadır...


    3-Ne hocaefendi,nede üstad hiç bir yerde evlenmeyin dememiştir.Üstadın bahsettiği mesele bayanlara yöneliktir üstad orda evlenmek için sakın dininizden taviz vermeyin zorda kalsanız evlenmemeyi tercih edin demiş.Yoksa ikisde evliliğe karşı değildir...
    Kendileri niye evlenmemiştir diye sorulsa zaman bulamamışlardır başka nedenlerde vardır ama onlarda afaki konulardır isteyen araştırıp bulanilir.
    Zaten üstad ve Hocaefendi bu dünyada cihat yaptıkları çok açıktır.Hadislerde geçtiğinden emin değilim ama CİHAT ETMEK İÇİN EVLİLİĞİ TERK EDENLERE CENNETTE AYRI LÜTUFLAR VADEDİLMİŞTİR DİYE BİLİYORUM..

    Selametlle

  8. #8
    Gayyur FERHAT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    69

    Standart

    3. soru içinde
    1 sünnet için bi çok hizmetten al?konulma tehlikesi olduğu için evlenmediğini duymuştum...
    evlilik büyük sorumluluk...

  9. #9
    Gayyur hüsran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    96

    Standart

    birde erkekler için şöyle bir sözü var üstad hazretlerinin:

    Salahaddin, hususi, kendine ait bir meseleyi soruyor.

    Dünya, hayat-? içtimaiyeye bağlanmak istiyor.

    Madem o haslar içindedir, katiyen Risale-i Nur'un hizmetine zarar? varsa, girmeyecek.

    Eğer bilse ki, o refika-i hayat?n? baz? has kardeşlerimiz gibi Risale-i Nur'un hizmetinde yard?mc? olarak çal?şt?rsa, o hayata girebilir.

    Çünkü haslar?n hayat?, Risale-i Nur a aittir ve şahs-? manevisini temsil eden şakirtlerinin tensibiyle kay?t alt?na girebilir. Peder ve validesinin reyleri de varsa, inşaallah zarar? olmaz.
    dua ile...

  10. #10
    Dost gül_sude - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul_bursa
    Mesajlar
    5

    Standart

    kardeşler güzel aç?klam?şs?n?z lak?n;sorunun derinliğine inilmemiş..
    Mesela Ustad niye evlenmemiştir sorusunun cevab? tatmin edici değil...d?şar?dan gelen bir soruydu bu bana ve cvp veremedim..sizin yapt?ğ?n?z aç?klamalr? yapt?m ama tam olarak nedeni bilinmiyor?(bilenler paylaş?rsa sevinirim)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bir Suâl!..
    By Müellif-e in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 08.05.09, 16:33
  2. Bir Sual
    By Ebu Hasan in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 18.12.07, 19:17
  3. 10. Söz' den Bir Sual
    By gulsah in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 15.11.07, 16:59
  4. Sual???
    By Çeşm-i Giryân in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.11.07, 13:55
  5. Bir Sual
    By sinang in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 06.03.07, 22:33

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0