On milyon mağdur için 5 yıl önce AKP ile başladı zulüm dolu karanlık günler. 2003 Temmuz başıydı o günün başlangıcı. 600 bin mağdur ve aileleriyle birlikte 10 milyon kişi için karanlık günlerin başlangıcıydı o gün. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygununu yapmışlardı EŞKİYA UZANLAR. Çaldıkları miktar 10 katriyon. 10 milyon insanın üstüne adeta KARABASAN gibi çökmüştü karanlık. Başbakan çıkmış yarım ağızla -KİMSENİN BEŞ KURUŞ ALACAĞI KALMAYACAK,HEPSİNİ SON KURUŞUNA KADAR ödeyeceğiz deyince bir su serpilmişti mağdurların yüreğine. Aradan altı ay geçti. Başbakanın fikirleri değişti. Bonoları,ofşorları,bono ve ofşordan
dönenleri ödemiyoruz. Mevduatları TÜFE'den, on bin ytl.lik dilimler halinde ödüyoruz,onun da sekiz ayına faiz yok. Yıkılmıştı mağdurlar.
Mevduat sahiplerinin paralarıda sakız parası olmuştu. Çoğu evini,emekli ikramiyesini,25 yıl şurda burda çalışıp, biriktirip yatırdığı bu paranın geliriyle yaşıyordu. Bütün hayatları alt üst oldu.Kiminin aileleri dağıldı,kimi bunalıma girdi,ikiyüzü de daha fazla bu duruma dayanamayıp intihar etti.
Ümitlerini kaybetmemeye çalıştılar,her gecenin bir sabahı vardır diyerek, 5 yıl geçti.Ama zulmün karanlığı bir çöktü mü insanın üzerine kalkmak bilmiyor bir türlü.Ve kalkmadı da beş senedir üzerlerinden. Herşeylerini kaybettiler.Yaşam adeta koptu onlar için.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HUKUK DEVLETİDİR deyip HUKUKA sığındılar. Ama orda da zulüm devam etti. Hukuk ofşorları ödemeyin,Bono ve ofşordan mevduata dönenlere 8 ayına hiç faiz vermeyin,geri kalanın zararlarını tazmin edin şeklinde nasıl olacağı pek belli olmayan ALENGİRLİ bir karar verdi bu beş senelik süre içinde. AKP de zarar tazminini TÜFE'le yaptı. Hatta Ofşordan dönenlere para ödemek şöyle dursun,kendilerini borçlu çıkardı devlete. Şimdi istila ettiği toprakları terk eden asker gibi YAKIP YIKARAK terk ediyor giderken bile. Bonozedelerle ilgili kanunu iki ay oldu çıkaralı. Ama kararnamesini 2 aydır çıkarmıyor bilinçli olarak. Onlara da son bir KAZIĞI var anlaşılan. O KAZIĞI atıp öyle gidecek iktidardan.

Çoğu zaman NİYE BEN diye isyan edesim gelmiştir. Ama Allaha şükrediyorum.Ve hemen hatırlıyorum, gerçekte dünyanın ŞEYTAN TARAFTARLARIYLA,ALLAH TARAFTARLARININ mücadele alanı olduğunu. Demek Allahı Sevgilisiymişim ki,ZULÜM yapanlar tarafındadeğil de,ZULÜM yapılanlar tarafında mücadele etmeyi nasip etmiş bana.Şeytan ve taraftarlarının yanında değil kendi taraftarlarının içinde olmayı lutfetmiş bana. Binlerce teşekkür yaradanıma.
Ya Allah korusun,eşkiyaların parayla badigardlığını yapan,5 sene mağdurları inim inim inleten bir partiyi islam adına desetekleyen,oy alıp iktidara gelebilmek için KAHROLSUN ŞERİAT diye bağırtan,Mafya babalarını milletvekili adayı gösteren,kayıp trilyoncuları destekleyen,kendi iktidardayken TERÖRİSTBAŞININ idam hükmünü KALDIRIP,seçim meydanlarında Başbakana ASACAK İPİN YOKSA AL SANA İP diye ip atan partilerin saflarında yer alsaydım halim nice olurdu.
AKP'nin ürünü 10 milyon İMARZEDE ve HOLDİNGZEDE feryat ederken,Peygamberimizin,KİM ZULME UĞRAYAN KARDEŞİNİN ÜZERİNDEN ZULÜM KALKANA KADAR,ONUN YANINDA YER ALIRSA,AYAKLARIN KAYDIĞI SIRATTA ONUN AYAĞI SABİT KALIR buyurmasına rağmen,Allah kurtarsın deyip seyirci kalan,bana ne onlardan deyip hala bu zulmü yapan Başbakanın davulunu çalan,İslamda devlet Başkanının görevlerini bilmeden,PARALARINIZI BAŞBAKAN MI ÇALDI diyenlerden olmadığıma şükrediyorum.
Makalemi asrı saadetten bir olayla bitirmek istiyorum. Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki: Bu gece rüyamda kendimi Cennette gördüm. Mahşerde hesabı biten Cennetlikler gelmeye başladılar yanıma. Hz.Ebubekir geldi,Hz.Ömer,Hz.Ali,fakat Hz. Osman'dan bir haber yok. Çok uzun zaman geçmiş, peygamber kşkuya kapılmıştı,acaba Osman hesaptan geçemedi mi diye. Çünkü Mahşerdeki hesap bitmişti. Ki tam o sıra Hz.Osman bitkin bir halde çıkageldi. Peygamberimiz; Hayrola ne oldu,neden bu kadar geciktin,az kalsın gelemeyeceksin zannettim deyince. Hz. Osman,Hesabım o kadar zor geçti ki, Bir ara hesaptan geçemeyeceğimi zannettim. Allahın mağfireti olmasaydı geçemeyecektim de, dedi.
Kim bu Hz. Osman,Peygamberimizin gözbebeği,ilk müslümanlardan,bütün savaşlara malıyla,canıyla katılmış,malıyla savaşlarda ordu donatmış,Peygamber Yok mu Allah için yardım eden dediğinde,Malını iki bölmüş,yarısını göndermiş,Peygamber Allaha borç veren yok mu dediğinde,beş deve yüküyle mal gödermiş,fakat fakirler isteyince o malları Peygamberin dağıttığını görmüş,beş deve yükü daha malı yeniden göndermiş,develeri getirene Peygamber ona bir şey kaldı mı deyince ancak bu getirdiğm kadar kaldı.demiş. İşte o bile hesaptan ancak Allahın mağfiretiyle geçebiliyor. Bir de Bu zulümleri yapanların ve bu zalimleri destekleyenlerin,bu zalimler için çalışanların hesabını düşünün. Geçebilmeleri mümkün mü? Artık ona da siz karar verin.
Peygamberimiz,Hz.Ebubekirler,Hz.Ömerler,Hz.Aliler, Hz.Osmanlar İslamdan önce hepsi holding sahibiydi. Ama giderken hepsini öbür tarafa alıp götürdüler holdinglerini. Vefat ettiklerinde holdinglerinin yerlerinde yeller esiyordu. Tabi holdingler fakirlerle paylaşıldığından,az buçukzenginler zekat verecek fakir arıyorlardı.
Şimdi bir de bize bakalım. Holdingleri olan Sabancılar,Koçlar,Doğanlar,Eczacılar,Doğuşlar,Kara memetler,daha yüzlercesi DEVASA holding olma peşindeler. Küçük holding sahipleri onlar gibi olma peşinde,hali vakti yerinde olanlar da holding sahibi olmak bütün gayeleri. Asrı saadette holdingler yerle yeksan olunca fakir kalmamıştı. Bizde holdigler çoğaldıkça yoksul ve aç sayısı artıyor. Neden acaba? Çünü bizimkiler holdiglerini önden göndermiyorlar öbür tarafa. Bu dünyada bırakıp gidiyorlar. Sonra Azrail gelince başlarına,BU SEFER DE ATLATACAĞIM diyor. Ama o hastalığı atlatacağına, Azrail onu bu taraftan öbüt tarafa atlatıyor. Gitmek istemiyorlar öbür tarafa Neden? Çünkü Öbür tarafa bir şey göndermediler önden. Gittiklerinde kendilerini karşılayacak bir malları yok. Üstelik bu malları kazanırken yedikleri HALTLARIN kendilerini karşılayacağını biliyorlar da onun için gitmek istemiyorlar.
Sahabe öyle miydi. Onlar mal adına neleri varsa önceden öbür tarafa göndermişlerdi. Gönderdiklerinin kendilerini mutlaka karşılayacaklarından emindiler. Onun için gitmek istemiyorum diye hiç direnmiyorlardı. Hatta can atıyorlardı gitmek için.
Uhut savaşında müşrikler Peygamberimizi öldürmek için kuşatmışlar,Bir hanım sahabi kendisini, Peygamberimizi müşriklerin kılıçlarından korumak için siper ettiği sırada, bir müşriğin kılıç darbesiyle göğsü yarılmış,ölmek üzere. Peygamberimiz hemen mübarek eline tükrüğünü bulaştırarak hanım sahabinin yarasının üzerine sürüyor ve yaradan en küçük bir iz bile kalmıyor. O zaman sahabi kadın,Ya Resulallah,niye böyle yaptın,ben şehit olmak istiyordum. Neden engel oldun diye serzenişte bulunuyordu.
İşte gördünüz mü bizimkiler neden gitmek istemiyor,onlar neden gitmek için can atıyor? Çünkü onlar herşeylerini önden göndermişler öbür tarafa,en son canlarını da gönderiyorlar önden. Niye gitmek istemesinler ki. Bizimkiler hiç bir şey göndermediklerinden,hepsini bu dünyada bıraktıklarından gitmemek için ayak diriyorlar. Aradaki fark bu. Selamlar