eşyalara maddelere yaratılan bütün varlıklara ALLAH hesabıyla bakıldığı zaman nasıl mucizevari nasıl mükemmel nasıl birbiriyle uyum içerisinde tasarlandıklarını ve ALLAHIN kudret elinden cıkan sanat olarak görürüz.bu sanatlar içerisinde insan elinden cıkanda mükemmel tasarımlar vardır .dünyanın yedi harikası olarak bize tanıtılan bazı güzelliklerin nasılda birer zülüm abidesi oldukları ortaya cıkar.
binlerce köle calıştırarak binlerce insanın alınteriyle insan üstü kabiliyetlkeriyle bütün meseilerini bu zülüm abideleriyle ömrünü telef ettiklerini görürüz.evet bize dünyanın yedi harıkası olarak yutturulmaya calışılan piramitler binlerce köle calıştırılarak nasıl yükseldi biliyormusunuz.o piramitleri yaptıran zalim hunhar cabbar kan içici bir zalimin nasılda bu piramitleri yaptırmak için nasılda binlerce insanı harcların içinde boğduğu bu günümüze kadar gelmiştir.bi düşünün hele .
her pişrait taşının ağırlığı
1 bucuk ton ve kahireden 800 kilomerte uzaklıktaki bir dağdan kopartılıp yüzlerce hamalın kölenin işçinin sırtına yükletilip kavurucu sıcakta 800 kilomerte yol yürütülerek kahireye getiriliyordu.o tonlarca ağırlığındaki taşları getirincetye kadar o taşların altında kalarak can veren o piramitler yapılıurken o taşların içinde harç olan binlerce insaın nasıl can verdiklerini düşünün hele.
bir zalimin bir kan içicinini kendi mezarınıu yaptırmak için binlerce köleyi nasıl gözü kırpmadan yüreği incinmeden gözünden yaşlar bile akmadan aklı ve kalbi teseffüs edişinin resmi değilmidir.kendini ilah tasavvur eden ve rab telakki eden ve bütün gücünü sömürdüğü ezdiği insanlardan alan bir firaunun kalbinin nasıl taşlaştığı nasılda hiç bir şeyi umursamadığı binlerce insanı bile öldürürken hiçmi hiç vicdanı sızlamadığı ortada.tabi böyle bir dededen doğacak nesilde onu aratmayacak kan içici şaronların insan katleden puştların doğmasına vesile olacak.
temel prensipleri dini yok etmek ve parcalamak olan dindarlara kin kusan bu zalişmlerin tek amaçları içinde bulundukları saltanatı göz önüne koyarak o saltanatları içerisinde kendilerini ilah kabul ettirmektir.bu kabul ettrilişzorlan cebren ve istibdaden oluyor ne yazkki.insanların hiç bir duygusuna aldırış etmeden fikirlerini çiğneyerek zorlu dayatmalarla tehditlerle fikirlerini kabul ettirmek hangi sistemde hangi idolojide var acaba.günümüzdeki örnekleri ortada.
firaunun torunları hükmündeki saltanat içinde yüzün insanların başörtülerine bile tahammül edemeyen ve zorlan cebren onların başörtülerini cıkartmaya calışan bir yk sistemi.dine diyanete tahammülü olmayan ve bu dni parcalamak için elinden geldiklerini ardına koymayan cakkal sürüsü olşan puştlar blayirler şaronlar.firaun dedenin geninden türüyen bu cakkal sürülerinden hayır beklemek insaniyet beklemek bunlara yapılacak en büyük hakarettir olsa gerek.
kendini ilah yerine koyan bu zalim hz musaya iman edenleri sağ elleriyle sol ayakları sağ ayaklarıyla sol elini çaprazlama kesen bir frenkeyştan ruhlu insan olmaktan öteye gecmiyor.
iman eden insanlara tahammülü olmayan bu insanın kockosca sarayında maşite isminde bir zat vardı .hz musaya gizliden iman etmiş ama imanını acığa vurmaktan cekinen bir zat.biliyorki imanı otraya cıksa bu kan içici ve dine tahammülü olmayan bu zerzevat kılıklı cakkal sürüsünden kopmuş yarasa onu imha edecek.
imanlarını gizlemek zorunda kalan bir bayan.ve ilahlık taslayan saltanat süren bir zalimin sarayında bulunmak.bir bayan ve firaun .bu maşlite sultanın şansı ne kadardı acaba.firaun kendi saltanatı altında bulunan insabnlara bir iş yapacakları zaman biz nasiıl BİSMİLLAH DİYORSALoda kendi dalkavuklarına bir iş yapacağınız zaman biizni firaun diyeceksiniz dayatmasını yapmaktaydı.
MAŞİTE sulatn ise firaunun kızana bakıcılık yapğan zavallı bir kadınn.sömürülen kölelikle insanlara hizmet eden ama imanla yücelen bir zatı muhterem.imanı gizli ama .

bir gün firaunun kızının sacını tararken elinden tarak düşer suya kapılır .eliğip almaya calışır aldığı zamanda gayri ihtiyari dilinden BİSMİLLAH SÖzü CIKAR.bunu duyan firaunun kızı hemen babasına koşar .baba maşite senden başka ilah edinmiş başka bir ilahın ismini sayıklamakta.hemen onu sorguya tabi tutki sal,tanatın uluhiyetine bir zarar gelmesinn.cağırırlar maşite sultanı.bütün devlet erkanlarının bütün valilerin ve ahalinin gözü önünde maşite sorguya tutulur.sen kadın başınla kadın halinle benim uluhiyetimi inkar edersin ha.rabbim firaundur de diye dayatmalara başlar zalim firaun.
koskoca firaunun karşısında iki büklüm olmuş zavallı bir kadın imanın verdiği kuvetle gücle başını kaldırır ve RABBİM ALLAHTIR DER.imanından taviz vermez.imanı bütün vucuduna bütün zerrelerine bütün atmlarına tahakküm etmiş bir kadın .imanı gırtlağında kalmamış kalbinin üstüne yerleşmiş ve bütün azalarına hükmeden bir kadın.
en korkutucu en ağır ve aşağılık işkencelere katlanacağını bildiği halde imanından taviz vermeyen bir mübarek.sonunun ölüm olacağını bildiği halde belki vucudu iman ettiği için pacrazlama keseleceğini bildiği halde tavizsiz şeksiz şüphesiz
ALLAHA and ettiği için iman ettiği için davasından vazgecmeyen bir insan.onun zalim insan olan firauna karşı başkaldırışı ve imanın büyüklüğü 20 asırdaki ciçek hükmünde olan ve güğneşe cıktıkları zaman solan müslümanlara bir baş ağrısından namazını terk eden ufak bir vesveseyle karşılaştıkları zaman oruclarını bozan
ve az bir sıkıntıyla karşılaştıkları zaman cefatya uğradıkları zaman davasını bir sözle bir kalemde satan müslümanlara bir örnek temsil
ediyordu.
maşite sultanın ile bu zamanki müslümanların imanları arasında nasıl dağlar kadar ucurum olduğu aşikar.ellebteki genelleme yapmıyorum ve bütün kardeşleri tenzih ediyorum.
ama bütün insanlığa örnek tablosu olacak bu insanın hayatı belki bizim iç. alemimizde saklı bulunan c,ve oırtaya cıkartmaya korkutuğumuz şahlanmamış ama şahlanmayı bekleyen kabiliyetlerimizi ortaya cıkarırı inş.
evet RABBİM ALLAHTIR sözünü duyan firaun dahada gazaplanır ve maşite sultanı saclarından tavana astırır ve demitr kırbaclarla dövmeye başlart.kockaca sarayda saclarından tavana asılmak ve demir kır,baclarla dövülmek ne acı .her bir kırbacta dökülen vucudun parcaları kopab vucud azaları.
her bir vuruşta dilden dökülen RABBİM ALLAHTIR lisanı.bu nasıl bir imanki en ağır işkencelerin karşısında bile taviz verdirmiyor.öyle bir imanki DAYANAK NOKTASI SADECE ALLAH.
hiç bir şeyden medet ummayan hiç bir kimseden yardım beklemeyen ve sadece ALLLAHA dayanan bir iman.yalancı saltanatların içinde kendine rab edinen sözde kimlik müslümanlarınada bir hatırlatma değilmiydi maşite sultanın hayatı.
tavandan indirirler maşiteyi .gene davasından dönmezz.sonunu bildiği halde.şimdide büyükçe demir kerpetenler getirilir ve el ve ayak tırnakları teker teker sökülür maşitenin .
fıtratı icabı nazik ve nazenin olan ve hissiyatyı cok olan bir bayanın bütün tırnaklarının teker teker sökülküşünü nasıl yürekleri dağlamazki.bu acıya nasıl tahalmül edebilir insan.ama iman .iamn öyle bir etkenki öyle bir kamcılama şekliki dünyanın bütün zorluklarına göğüs gerdirir.firaun imanı bilmiyordu galiba.
imanın karşısında dünyanın bütün orduları bütün tankları bütün füzeleri dahi dursa onu yenemezdi döndüremezdi.ama bir diplomaya bir makama bir şana bir şöhrete bir mevkiye davasından taviz verenler ufak düğnya menfaati için dinini satanlar en ufak sıkıntı karşısında imanınından yüz cevirenler ve ALLAHIN ayetlerini satanlara maşiteyi gözlerine sokuyoruyz.belki bu hayrana şayan insanın hayatına bakıpta yüzleri biraz kızarır.
ilahlık taslayan zorba firaun küçük ama imanı büyük bir bayan karşısında o kadar acze düşmüştüki sinirinden gabap duyguları öyle bir inkişaf etmiştiki en umulmadık işkencelere bile tabi tutuyordu maşiteyi.aynen torunları gibi .
imanlarından yüz cevirmedikleri insanları zor kullanarak işkencelere tabi tutarak davalarından döndürme taktiği dedelerinden yansımış olsa gerek.bir orma götürürler maşite sultanı bir ağaca dayandırarak sağ eline bir mıh sol eline bir mıh ve göğsünün ortasına bir mıh cakarak ağaca yapıştırırlar.
dava için sabredilen ve dayanılan bunca çile bunca sıkıntı.ne içindi dava için değilmiydi.imanın mukaddesiyetine helal ve zarar gelmemesi için değilmiydi.imanından davasından dönmemekle bütün müslümanların ehli imaın izzetlerini korumak için değilmiydi.
müslümanların başlrı yukarda olsun hormanlasınlar izetlerini muhafaza etsinler için değilmiydi.ya bizler her bir mevkiye her bir diplomaya ve her bir alkıışa maaşla imanımızdab taviz vererek bütün müslümanların izzetlerini ayaklar altına alıp kardeşlerimizi küğçük düşürmüyormuyduk.

günlkerce bekletilir maşite o ağacta .ac susuz gecen günler.gözleri c,ukurlaşmış vucudu zayıflayımış bir diri bir kemik kalmış bir beden .ağaçta sallanan bir iskelet haline dönüşen bir vucud.evet evet sanki bi iskelett.onu iskelet haline getiren ve gözlerinin cukurlaşmasına sebep olan ve bir diri bir kemik halişne getiren etken iman kuvveti değilmiydi.iman için olmasaydı bunlar maşite katlanabilirmiydi butün bunlara.
hayır katlanamazdı belkide.ALLAHIN rızasını gözeterek cennetin yemişlerinden yiyceğini biliyordu belki.onun cekeceği bütün sıkıntıların elbet ALLAH tarafından mükafatının kat ve kat verildiğinin idrakindeyydi.
ya ufak bir müsibet karşısıunda aha figan eden feryadu figan eden ve kendni isyana vuran ben neyaptıunda bu musibet başına geldi diye kendini yerden yere vuran insanblara gene maşite sultanın ibretlik
hayatını gözlerine sokuyoruz
acizlik içerisinde olan firaun en sonunda maşitenin annelik dfmarından girmeye calışır.insanların imanlarını calmada uzman olan ve bu uğurda gecesini gündüzüe katan şeytanın dünyadaki bayiliğini almış insi şeytan olan firaunda aynen ustası gibi taktik kullanmaya calışıyordu.annelik ve şefkat damarı.
maşitenin 6 yaşında ve beş aylık iki cocuğunu getirir hunhar katil firaun.eğer imanından davandan dönmessen bu 6 yaşındaki bebeğini keserim der.anne yüreği dayanabilirmi acaba bu işkenceye .tahammülüğ zorlayan ve insanı çileden cıkartan bir işkence çeşidiydi bu.ancak ve ancak bu işkenceyi yapanda kendisine bu kadar adilik vasfı yüklenen firauna yakışırdı yaraşırdı.bu zalimve tavırlarr ancak bi din ve ALLAH düşmanı olan firauna yakışırdı.
evladı gözlerinin önünde testereyle kesilecek ama imanın verdiği soğukkanlılıkla RABBİM ALLAHTIR sözü bir daha dökülür malşitenin dilinden.bunu duyan firaun o 6 yaşındaki cocuğu gözlerinin önünden testereyle keser.dediğimiz gibi dededen torunlarına yansıyan bir gelenek olsa bu .bugünde aynısı yapılmamaktamı.nice annenin gözü önünde evladı siyonşistler zalimler tarafından katledilmiyormu.gözlerinin önünde evladı yere düşürülen bir annenin haleti ruhiyesini nasıl ve ne derece algılayabiliriz.
ama iman kalbe girdimi döndüren olmaz.gözleri önünde evladı kesilen maşitede artık mecal güç kuvvet kalmaz.çökmüş bir vaziyette rabbine tevekkl etmekte.5 aylık bebeği getirdikleri zaman o bebek annesinin sütünün kokusunu duyar ve annesinin boynuna sarılır.ama maşite sarılamazki cocuğuna süt veremezkii.elleri çivili elleri bağlı kıpırdayamazki.bir anneki imanı yüzünden en ağır işkebncelere katlanıyor ve davası için cocuğuna süt dahi veremiyor.
ne kadar acı ne kadar acınacak bir durum.bu hayat tablosu biz müslüman erkeklerine ve müslüman kadınlara kızlara ibret olmayacakmı daha.dayatmalarla ve şeytanın vesveseleriyle sadece dil ucuyla davamdan döneyim hissi peyda edeceği zaman maşitede bir mucize gercekleşirki alemlere biret olacak bir şekilde .
tam maşite tamam davamdan döndüm diyeceği şekilde orda ALLAHIN izniyle o 5 aylım bebek lisana gelerek ANNEEEEEEEE BENİ BIRAK HER ŞEYİ ALLAHI BIRAKMA ANNE DAVANI BIRAKMA ANNE.BAK ANNE GÖKYÜZÜNE BAK ALLAH SANA CENNETTE BİR KÖŞK ĞALKETTİ DER.MAŞİTE sultan cukurlaşmış gözleriyle başını yukarı kaldırırki ALLAH ona bir köşk ğalketmiş .
anlayacağınız üzeri ALLAH cc dil ucuylada olsa davasından dönmöesine izin vermöedi maşitenin.gene RABBİM ALLAHTIR sözü cıkar maşitenin dilinden.bu mükemmel iman karşısında acze düşen zalim firaun o bebeğide keser ve maşiteyi öldürür sonra büyükce bir kazan kaynatarak kocasıyla beraber onları o kazana atarak onları firte firte eritirki saltanatının uluhiyetinin çöküşünden kimsenin haberdar olmaması için.
burda o zalimin yaptıkları işkenceleri değilde maşite sultanın bu işkencelerle taktire şayan imanının bize ne kadar ibret vesikası olacağıdır.ibret alalım kardeşler .
bu iman ibret alanıcak bir iman.bayan haliyle kadın başıyla bütün bir saltanat süren zalim bir friuna karşı onun saltanatını nasıl imanıyla küçük düşürüşüdür.ufak bir imanın nasıl bir zalimi yendiğidir.bedel vererek bedel ödeyerek bunu ıspatladı maşite.ya bizler davamız için ne kafdar bedel verdik.ne kadar bedel ödedik.
sevgi ve aşk bedel istedi oda canıyla kanıyla cocuklarıyla bu bedeli ödedi.davası için bir tükürüğe tahammül etmeyenler bir tokada davasını verenlere itham olunur.bütün kardeşlerimi tenzih ediyorum elbetteki.


şimşek