Bir sabah ezanı ancak bu kadar güzel okunabilir ve ancak rabbin davatine bu kadar istekli varılırdı.Ezanı okuyanın bilal olmadığının farlkındaydım fakat bu cezbedilmişlik bu huşu ile şafak sökene kadar secdede kalabilirdim öylece dua pozisyonunda şehrin bataklığından günahın kirliliğinden arınmanın yolu olmalıydı bu. rable diyolog halinde sesizce kapanılmış rukuya.Evet rabbim benden hoşnut oluyordu öyle ya kudsi hadistede buyurmuştu ''kulum bana farz ibadetler dışında nafilerle yaklaşsın ki bu benim kulumda en çok sevdiğim şeydir.''

Sahi rabbim ne kadar günah işlemiş olsam dahi sen beni dergahına kabul
edensin bundan yüz bulup nefsime yenilip günaha girende benim.E beşerim ya ben tabi günah salatasının sebzesinden yeyebilecek ruhsatım var.Kılıfım da hazır Allah'ım.Tüm bu düşünceler benim kafamdan zamanında geçtiği halde yinede pişkinlikle sana yaklaşıyorum işte.Ben kulum sense uluhiyetinden asla şek bulunmayansın.

Teslimiyetimdeki noksanlığın kulluk vazifelerimi birem birem yok ettiği tefkirinde bağuluyor ve kur'ani tabirle mahrec arıyorum. Yani ''çıkış'' tüm çıkşlarım sana çıkıyor rabbim ve senin tekrar keşfini yaşıyorum bulunduğum secdede.Seni buluyorum tekrar bilali okunan bir ezanın nağmelerinde ve koşuyorum ruh dünyamdan sana açılan o kapıdaya doğru.

Çeşitli kimlikler arasında adeta niteliksizleştirilen ''sıfır''kümesinin elamını bu günahkar beşerler ile delik bir ozon tabakasını paylaşmış olmanın verdiği vesvese ve vehimle yaklaşıyorum sana.Anladımki rabbim tüm çıkışlarım sana ve tüm çıkışlarımı rahim sıfatınla kolla.