+ Konu Cevaplama Paneli
3. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 4 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 30 ve 31

Konu: "Din öldürülecektir." (içinde mim kemal atatürk var)

  1. #21
    Müdakkik Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    888

    Standart

    Hem suçlarından diye: "Tekye ve zaviyelerin ve medreselerin kapatılması ve lâikliğin kabulü, İslâmiyet yerine milliyet esaslarının konulması, şapka giyilmesi, tesettürün kaldırılması, latin harflerinin huruf-u Kur'aniye yerinde cebren kabulü, Türkçe ezan ve kamet okunması, mekteblerde din derslerinin kaldırılması, kadınlara erkekler derecesinde irsiyet ve hak tanınması ve taaddüd-ü zevcatın kaldırılması gibi inkılab hareketlerini bid'at, dalalet, ilhaddır diyen, irtica ile suçludur." diye yazmışlar. Said Nursi

  2. #22
    Müdakkik Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    888

    Standart

    MAHKEME-İ KÜBRA'YA ŞEKVA VE MÜDAFAAT'IN BİR HAŞİYESİ OLAN PARÇANIN HÜLÂSASIDIR.

    Size bu defa Mahkeme-i Temyiz'e gönderdiğimiz -avukatın Temyiz Mahkemesi'ne gönderdiği- istidanın suretidir. Ve dehşetli kararnameye karşı; hülâsası sizin tarafınızdan bu mealde, müsadere kararnamesine mukabil, dindar meb'uslara dersiniz:

    Bu tarzda müsadere ne derece kanuna muhalif ve Demokrat hükûmetini tanımamak ve Adliye Bakanı'nın verdiği emri ne derece dinlemediklerini ve ehemmiyet vermediklerini gösteriyor. Ve adliye adaleti haricinde dehşetli bir garaz hükmediyor. Kitablarımızın ellerindeki tamamını, binler kelimeden bir-iki kelimeyi suç mevzuu bahanesiyle vermek istemediklerini ve bu suretle Nurların neşrine mani' olmak istediklerini ve suç diye gösterdikleri noktalarda bizim tarafımızdan müdafaatımızda onların seksenbir hatalarını Hata-Savab Cedvelinde isbat edilmekle açık garazkârlıklarının gösterildiğini; hem elyevm yasak olmayan yüzbinler tefsirlerde yazılı bulunan tesettür ve irsiyet hakkındaki iki âyetin birkaç satırlık tefsiri yüzünden dünyada hiçbir kanunun müsaade etmediği acib bir zulüm ile dörtyüz sahifelik Zülfikar mecmuasını müsadere edip bize vermemek suretiyle bir zulüm irtikâb ettiklerini; hem Afyon'da iki sene ellerinde kalan bütün Risale-i Nur'un parçaları, daha evvelden hem Denizli, hem Ankara, hem Isparta mahkemelerinde beraet ettirilip sahiblerine iade edildiğini ve bilâhere Zülfikar ve Asâ-yı Musa'yı ruhsatsız neşir bahanesiyle Isparta hükûmeti müsadere edip dört sene zabtettikten sonra hiçbiri noksan olmadan yüzyetmiş mecmuayı bize iade ettiklerini ve bizim en mühim suçumuz, Risale-i Nur'un mahrem bir parçasında elli sene evvel bir hadîsin tefsirinde, cebrî kanunlarla şapkayı giydiren ve Din-i İslâm'ı bu mübarek Türk Milletinden kaldırmak için Lozan Muahedesinde söz verenve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakikî Müslüman-Türk'ü protestan yapamayan ve Millet-i İslâm için pek çok zararlı olduğunu ef'aliyle isbat eden ve hadîs-i şerifin haber verdiği o müdhiş şahıs kendisi olduğunu hayat ve mematıyla gösteren Mustafa Kemal'e bir mahrem eserde "Din yıkıcı Süfyan" dediğimizi ve "kalblerdeki sevgisini bozmağa çalıştığımızı" isnad edip kararnamede mahkûmiyetimize sebeb olduğunu ve Mahkeme-i Temyiz'in Afyon Mahkemesi'nin bu haksız kararını bozmasıyla yeniden görülmeğe başlanan dava af kanunu çıkmasıyla, dosyalarıyla ve bütün Nur eserleriyle çürütülmek için mahzene atıldığını ve bilâhere Adliye Bakanlığınca, Sungur'un keşide ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği halde hiçbiri iade edilmeyerek, yeniden suç mevzuu olanlarını tefrik etmek; belki tamamını suç mevzuu yapmak istemeleriyle Risale-i Nur'un tam serbestîsine mani' olmak istediklerini bildiren ve üç seneden beri bizi aldatan böyle eşhasa, Nur'un işlerini bırakmamak için Başbakan ve Adliye Bakanı'nın nazar-ı dikkatlerine arzedilmek üzere bu mealdeki adaletperver Demokratlara istida yazılması, vatan ve millet menfaatine lüzumu var.

    Lafza-i Celal üzerinde i'cazı gözle görülen Kur'anımızı almak için istida ile Diyanet Riyasetine müracaat edilmesi gibi, sırf garazla ve ecnebi parmağıyla aleyhimize dönen işlerden ve işkencelerden bizi ve âlem-i İslâm'ı pekçok sevindiren Demokratların dikkat edip Nurcuları kurtarmalarını, hürriyetperver hükûmetten rica ederiz.

    Said Nursi
    Emirdağ Lahikası


  3. #23
    Müdakkik Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    888

    Standart

    mim kemal in karga kovalama hayat hikayesini kim yazmış nasıl oluşmuş hep merak etmişimdir

  4. #24
    Müdakkik Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    888

    Standart

    Büyük görünme küçülürsün. Sözler

  5. #25
    Müdakkik Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    888

    Standart

    Şirk öyle bir cürümdür ki, herbir mahlukun hakkına ve şerefine ve haysiyetine bir tecavüzdür. Ancak onu Cehennem temizler. Şualar

  6. #26
    Müdakkik Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    888

    Standart

    Nisâ, 138. Ayet: Münafıklara, kendileri için acı bir azap olduğunu müjdele!

  7. #27
    Müdakkik Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    888

    Standart

    .. İkinci tevili ise: Hem büyük Deccal'ın, hem İslâm Deccalı'nın üç devre-i istibdadları manasında üç eyyam var. "Bir günü, yani bir devre-i hükûmetinde öyle büyük icraat yapar ki, üçyüz senede yapılmaz. İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi âdileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır." diye, gayet yüksek bir belâgatla ümmetine haber vermiş. Şualar

  8. #28
    Müdakkik Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    888

    Standart

    vaziyeti muhafaza ile karışık fikirleri can cekişiyor çırpınıyor .

  9. #29
    Müdakkik Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    888

    Standart

    tekmeler atması normal

  10. #30
    Müdakkik Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    888

    Standart GÜNÜN TARİHİ: 8 -10 Kasım 1938

    M. Latif SALİHOĞLU
    latif@yeniasya.com.tr


    Ölüm sekeratı 8 Kasım’da başladı

    Dolmabahçe’de yatan M. Kemal’i “ölüme götüren ağır koma” hali, 8 Kasım (1938) başladı.

    Nitekim, 8 Kasım’daki “resmî tebliğ”de, M. Kemal'in bu ağır koma hali hakkında yapılan duyuruda şu ifadeler yer aldı: "Bugün saat 18.30'da, hastalık birdenbire normal seyrinden çıkarak şiddetlenmiş ve sıhhî vaziyetleri yeniden ciddiyet kazanmıştır."

    9 Kasım’daki son tebliğde ise "Umumi durumun vahâmete doğru seyrettiği" şeklindeki ifade, resmî kayıtlarda aynen yer almış oldu. (Bkz: TTK Yayınları, TC Krononoljisi, s. 629)

    Bu bildirideki ifadenin mânâsı, aslında "M. Kemal öldü" demektir. Aksi halde "umumî vahâmet" tabiri kullanılamazdı.

    Söz konusu ölümün 9 Kasım gecesi gerçekleşmiş olduğuna dair daha başka deliller var. İki tanesinden kısaca söz edelim.

    BİRİNCİSİ: Yıllarca M. Kemal'in şoförlüğünü yapan Seyfettin Yağız, “D.B.Tercüman” muhabiri Nide Eryılmaz'a konuşarak şunları söyledi: "Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. Söylersem, tarihi şaşırtıyorsun diyorlar. Atatürk öldükten sonra beni Dolmabahçe'ye kapattılar. Dışarı çıkmamı istemediler."

    İKİNCİSİ: Cumhuriyet gazetesinin 9 Kasım gecesi yapılan yıldırım baskısında, M. Kemal'in öldüğü haberi yer aldı. Sonradan “resmî görüşe aykırı” bulunduğu için derhal toplattırılıp imha edilen bu yıldırım baskı, esasında sırf ölüm haberini vermek için çıkmıştı.

    Karabulut gibi dağları saran “Derin resmî korkular”, oradan alaşağı olup derin vadilere indiğinde, kimi ellerde saklı tutulan bu tür bilgi ve belgelerin ortaya çıkacağı da unutulmasın.

    Dolayısıyla ve netice itibariyle, M. Kemal’in ölüm günü ve saatinin “10 Kasım, saat 9’u 5 geçe” olan rapor ise, kesinlikle yalan ve uydurmaya dayalı bir tasarımdan ibarettir. Gerçeklikle, uzaktan yakından bir alâkası yoktur.

    Yakın tarih ‘yalan tarih’ oldu

    Resmî görüş gözlüğüyle bakılarak anlatılan “Birinci Reis” M. Kemal, gerçek M. Kemal’i kesinlikle yansıtmıyor.

    İstisnasız tamamı yalan, yanlış ve uydurma anlatımlardır.

    Onu olduğu gibi anlatmak yerine, “sipariş üzre” ve “istenildiği gibi” anlatmak, daima ağır basmıştır.

    Konuların bir kısmını özet veya başlıklar halinde sıralamak gerekirse, şunları söylemek mümkün:

    * Kast ettiğimiz resmî tarihçiler ve sözde araştırmacılar, ellerindeki olağanüstü imkânlara rağmen, M. Kemal’in şeceresini belgeli, ispatlı, tesbitli şekilde ortaya koymadılar.

    * Aynı şekilde, onun Selanik’teki Yahudilerle, Dönmelerle ve bilâhare İngilizlerle olan irtibat ve diyaloglarını olduğu gibi yansıtma cihetine gitmediler, gitmiyorlar.

    * Kezâ dinî, örfî, tarihî ve millî geleneklerle zerrece örtüşmeyen ve asla uyum sağlamayan “ilke ve inkılâplar”ını, sanki “mükemmel millî” imiş gibi anlatarak, böyle yüzde yüz yalan ve uydurma olan şeyleri nesillere yutturmaya vargücüyle çalıştılar. Ne yazık ki, bunda büyük ölçüde başarılı da oldular.

    * Latinceyi “Türk harfleri”, İsviçre’den ithal kànunları “Türk Medenî Kànunu”, şapkayı “medeniyet serpuşu”, Türkçe’ye çevrilen ezan ve kàmeti “daha iyi anlaşılsın diye”, İstiklâl Harbinde sipere koştuğu halde İstiklâl Mahkemesinde asılanları “vatan haini” diye tanıtarak ve daha nice konuyu alt-üst ederek, “yakın tarih”imizi adeta “yalan tarih”e çevirdiler.

    Ve nihayet, M. Kemal’in ölümünü dahi olduğu gibi anlatıp insanlarımıza yansıtmak yerine, bu konuyu bile sis ve duman perdesine sardırarak, tam bir yalan, sipariş ve uydurma bilgilerle, milyonları aldatmaktan geri durmadılar.

    @salihoglulatif:

    Çifte standart:

    a) Ben mâsumum hâkim bey! Aldatıldım. Rabbim ve milletim beni affetsin.

    b) Ben hâkimim mâsum bey! Rabbim ve milletim affetse de, BEN seni yine affetmem.

    * * *

    Uçurumdan önceki son düzlük: Şikâyet ettiği bütün hata, belâ ve günahların ortağı, hissedarı olduğu halde, yine tutup başkasını suçlayarak kendini pirüpâk gösterme hali...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  2. Cevaplar: 18
    Son Mesaj: 15.09.08, 15:09
  3. Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 02.08.08, 14:01
  4. Kalbin Direnişi "Kemal Sayar"
    By hasandemir in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.01.08, 20:21
  5. Cevaplar: 21
    Son Mesaj: 19.08.07, 14:09

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0