Bir damla edep
Yaz geliyor ya, edebsuz su içimlerle dolaşılıyor yollarda, caddelerde, sokaklarda otobüslerde; elde su şişesi lakayt, laubali, hevai dikilip lıkır lıkır içiliyor… Ne biçimsiz, içimsiz, ne görümsüz bir davranış; edebin buharlaşması, diğer gamlığın uçuşu, ciddiyetsizliğin revacı…

Sıcak mı, susuzluk mu, güzellik için mi, birileri yapıyor ben niye yapmayayım mı yapılan; ben malikim, istediğimi elde ederim acizliği mi sergilenen? Mün’imi hatırlamadan nimete sahiplenmek böylesi edeb fakiri ediyor, acz içinde yuvarlanan cahillik zenginlerini…

Elde var su, su hayatsa ben ona sahibim, hayatın sahibi de benim, onu istediğim gibi kullanırımlı tavırdır edebsuz su içimleri… Edeb, bir içim su değil, hayatı kuşatan settar bir elbise, çirkinlikleri örten helâlî bir hale, nimeti vereni gösteren şeffaf bir şişedir…

Bir bardak suda edepsizliğe boğulmaktır, yolda yürüyerek sol elle içilen su… Aziz suyun ayaklar altına alınışı, faziletin yerde sürünüşü, asaletin asılışıdır… Ne lezzet var, ne de tat yenilende içilende… Bismillah her hayrın başı; her hayır O’nunla başlamıyorsa edepsizlik sokaklarda sel olur gider böyle…

Kuraklık, kriz, kalbin iman âb-ı hayatından yoksunluğundan, birey, dünya ve dünyalar olarak… Su kaynakları azalıyormuş, tedbir alınması, yatırım yapılması, israf edilmemesi gerekiyormuş; bir damla edepsizlikte boğulmuşlara bunlar çok kuru sözler, çözüm olmayan çaresiz laflar…

Su içmesini bilmeyeni su, susuzlukta boğar;—Firavun gibi, Nuh kavmi gibi—Mün’im bilinmeden sahiplenen nimet sahibini zelil eder…

Ölümü hatırlatmayan ölümsüz sokaklar suyu edepsizlikte boğuyor, sanki Nuh tufanı; dalgalar devasa binaları önüne katmış, vitrinleri markaları, evlerin içine girmiş gözetleme kutuları TV’leri süpürüp götürüyor… İllâ edeb, illâ edeb; Bismillah deyip Nuh’un gemisine binenlerde…


Sokakta salınarak sallanarak müstehzi içilen su, Titanik misâli boğulmak; en elde edilmişliğe sahipken her şeyden yoksun kalmak, okyanusta veya bir bardakta suda helâk olmak…

Damarlardaki, dünyadaki ve bir bardaktaki su, kâinatın Rabbi adıyla bakılmaz ve görülmezse, sokaklarda edeb buharlaşması, ahlâk yozlaşması yaşanır, yaşadığımız ve her yıl biraz daha belirgin olan tufan gibi, tusunamiler gibi... Titaniğe binmişler bilmiyorlar ki bir müddet sonra boğulacaklar... Hatırlatmak lâzım; hâl diliyle, lisanla…

Kim yapacak? Nuh’un gemisine binmişler, suyun Rabbine sığınmışlar, iman âb-ı hayatını içmişler, suyu aziz kılmış Rabbi adına yapacaklar bunu, yorulduklarında su içerek yine yollarına devam edecekler…

Bir damla da, bir bardak da, bir derya da olsa illâ edepli illâ edepli su; oturarak, besmele ile önce başkasına ikram ederek...
Âfiyet olsun, şifa olsun.


Hüseyin EREN