Musibetler yığılıp çıkmaza girdiği, zorluklar birbirini takip ettiği uzun müddet devam ettiği zaman ve durumlarda, müslümana nurunu yayıp, onu şaşkınhk
ve umutsuzluktan koruyacak tek hidayet ve kurtuluş yolu, SABIR'dır.


Sabır, bir müslümanın dünya ve ahiretinde muhtaç olduğu bir fazilettir. Müslüman, amel ve arzularını sabır fazileti esasına göre ayarlamak mecburiyetindedir. Aksi takdirde şaşkına dönüşecektir.
Müslümanın geç olsa bile sıkılmadan neticeleri beklemesi, akıllıca ve sağlam
bir kalb ile zorluklara göğüs germesi vâcibtir. Müslüman sebat ve güven sahibi olmalı... Ufukta görülen bulutlardan (çok olsalar bile) korkmamalıdır... Çünkü aydınlık ufukların zuhur etmesi muhakkaktır. Böyle bir anı sükun ve inançla beklemek hikmet icabıdır. Allah (c.c.) insanların gelecek musibetlere hazırlık yapmaları, facialara mağlub ve zelil olmamaları için mutlak olarak imtihan edileceklerini beyan etmiştir.

"And olsun ki, savaşla sizi imtihana sokacağız... Ta ki içinizden sabır gösterenleri meydana çıkaralım ve haberlerinizi imtihan meydanlarına örnek yapalım." (327) Şairin şu sözü de bu meyandadır: "Karanlık geceler
basmadan durumu öğrendik. Karanlık bizleri basınca da bildiklerimizden
başka birşey olmadı..."

Şüphesiz ki hâdiseleri basiret ve tam bir hazırlık içinde karşılamak insana daha layık ve işlerin sağlam olmasına daha yakındır. Allah (c.c.) şöyle buyurur: "Eğer katlanır, sakınırsanız, işte bu hadiselere karşı (gösterilmiş)
bir azmü metanettir"(328).