Öfkede Ölü Gibi Olmak


Öfke; kızmak, sinirlenmek, hiddet ve gadap anlamlarında kullanılmaktadır.
İnsanın vücudu, anasır-ı erbe’a denilen su, ateş, toprak ve havadan meydana gelmiştir. Öfke, ateş maddesinden kaynaklanmaktadır. Bunun için Peygamber efendimiz; (Gadap, şeytanın vesvesesinden hasıl olur. Şeytan, ateşten yaratılmıştır. Ateş, su ile söndürülür. Gadaba gelince, abdest alınız!) buyurmuşlardır.

İnsan, öfkelendiği zaman aklı örtülür. İslamiyet’in dışına çıkar. Gadaba gelen kimse, ayakta ise oturmalıdır. Hadis-i şerifte; (Gadaba gelen kimse, ayakta ise otursun. Gadabı, öfkesi devam ederse, yan yatsın!) buyuruldu.

Ayakta iken öfkelenen kimsenin intikam alması kolaydır. Oturunca, azalır. Yatınca, daha da azalır. Gadap, kibirden doğar. Yatmak, kibrin azalmasına sebep olur.

Din Büyükleri, talebelerine, sevenlerine hep; “Cömertlikte akarsu gibi olunuz. Şefkatte güneş gibi, kusurları örtmekte, gece gibi olunuz. Öfkede ise, ölü gibi olunuz. Tevazuda toprak gibi, müsamahada deniz gibi olunuz. Ya olduğunuz gibi görünün veya göründüğünüz gibi olunuz” diye nasihat etmişlerdir.

Hacı Bayram-ı Veli hazretleri; "Hiddet ve kin, hakikatleri gören gözleri kör eder. Öfke, iyi düşünmeyi daraltır, yanıltır" buyurmuştur.

Ömer bin Abdülaziz hazretleri ise; “Öfke ve hırstan korunmuş olan kurtulmuştur” buyurmaktadır.

Öfke, kanın hareketinin artmasından, insanın kendini üstün bilmesinden yani kibirden meydana gelir. Bunu iyi bilmeyenler, gadaba yani öfkeye, şecaat, erkeklik izzet-i nefs, gayret ve hamiyyet diyorlar. Bu güzel isimlerle, gadap kötü huyunu süslüyorlar, güzelleştiriyorlar.

Gadap etmenin, öfkelenmenin iyi olduğunu anlatıyorlar ve bu anlattıklarını kuvvetlendirmek için de, Din Büyüklerinin gadap ettiklerini, öfkelendiklerini gösteren hikayeler anlatıyorlar. Böyle yapmak, cahilliktir, aklın, ilmin noksan olduğunun alametidir. Rislan Dımeşki hazretleri; "Gadabın, öfkenin sebebi, kendinden üstün birinin, hoşlanmadığı bir şekilde hücum etmesidir. Öfke, insanın içinden dışına doğru çıkar. Hüzün ise, dışından içine doğru işler. Öfkeden güç ve intikam hırsı, hüzünden ise dert ve hastalık doğar" buyurmuştur.

Hastalar, sağlam olanlardan, ihtiyarlar da, gençlerden daha çabuk kızmaktadır. Bir işle meşgul olana, düşünceli, üzüntülü ve sıkıntıda olana bir şey söylemek, bir şey sormak da, onları öfkelendirmeye sebep olabilir. Çocuğun ağlaması, hayvanın bağırması da, bazıları için öfkelenmeye sebep olmaktadır. Böyle şeylere öfkelenmek, çok çirkindir. Cansızların hareketinden öfkeye kapılanlar da olmaktadır. Bu ise, öncekilerden daha kötüdür.

Mesela, elindeki kitabı bir yere koyduğunda, oradan kayarsa, bir şeyi kırmak için elindeki keseri vurduğunda o şey kırılmazsa, birden öfkelenip söven, kendine vuran, elindeki eşyayı helak eden, yakan kimseler de mevcuttur. Kendi yaptığına kızan, bunun için kendine söven, kendine vuran da yok değildir. Halbuki Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Kuvvetli olmak, başkasını yenmek demek değildir. Kuvvetli olmak, kahraman olmak, kendi öfkesini yenmek demektir.)

Zünnun-i Mısri hazretleri buyuruyor ki:
“Ey kardeşim dikkat et! İnsan hangi hususiyeti ile meleklerin kendisine doğru secde edileni olmuştur. Bu üstünlük, şayet yeme ve içmesi sebebi ile olsa idi, buna, insandan önce deve layıktır. Çünkü bir deve, elli insanın yediğini yer. Şehvet kuvveti sebebiyle olsa, buna eşek daha uygundur. Çünkü ondaki şehvet kuvveti yanında, insanınki hiç kalır. Gadap ve kızgınlık sebebi ile ise, aslan buna daha layıktır. Görmek kuvveti sebebi ile olsa, buna akbaba daha uygundur. Akıl kuvveti sebebi ile ise, buna melekler daha uygundur.

Çünkü insanın aklı, meleklerin aklının yanında çok az kalır. Eğer insanları doğru yoldan çıkarmak, kandırmak, aldatmak sebebiyle ise, şeytan buna daha layıktır. Görülüyor ki, insana mahsus olan özellikler, ondaki muhabbet cevheri ve aşk ateşidir. Bu, insanoğlundan başka hiçbir canlıya verilmemiştir.”

Hasan Sezai hazretleri oğluna yazdığı bir mektupta buyuruyor ki:
"Gözümün nuru evladım. Her halinle seni cenab-ı Hakka emanet ettim. Kalb gözün açık olsun. Mahluklara güzel ahlak ile muamele edesin. Bütün amellerin en güzeli, güzel huylu olmaktır. Dili tatlı olanın dostu çok olur, buyurulmuştur. Daima insanların ayıbını gizle. Kimsenin ayıbını yüzüne vurma. Gadap ve kızgınlığını yenmeye çalış. İhtiyarlara karşı hürmet et. Bir fakir gördüğün zaman, gücün yettiği kadar elinde bulunandan yardımda bulun. Bunlara riâyet edersen ömrün uzun olur, Hak teâlâ her yerde seni aziz eder."

Ve Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Bir kimse gadabını örterse, Allahü teâlâ onun ayıplarını, kabahatlerini örter.)

alıntıdır