On Değerli Huy



Rasûlullah (s.a.v.) buyuruyor:

“İnsanlar madenler gibidir. Irk (soy ve kan) dessâstır. (Yani iyi ve kötü gizli birçok hasletleri câmidir. İrsiyetin mayasıdır.) Kötü edep ve terbiye de kötü ırk gibidir.” (Beyhaki)

Bu hadîs-i şerîf daha uzun olmak üzere Buhârî ve Müslim’de de vardır. İbn Melek der ki:
“İnsanların madenlere benzetilmesi istîdadlarına göre şeref derecelerinin birbirinden farklı olmasındandır. Madenler de öyledir. Bir de şu kasdediliyor ki, iyi maden cevherlerini meydana çıkarmak için nasıl mücâhede lâzımsa güzel ahlâk cevherlerini yakalamak uğrunda da riyâzatla, yorgunluklarla öyle çalışmak gerektir.

Bu hadîs-i şerîfte asaletin, millî, ahlâkî ve harsî terbiyenin büyük rolüne işâret edilmektedir.

“Mü’minlerin en fazîletlisi, ahlâkı en güzel olanıdır.” (İbn-i Mâce)

“Huyların şerefli ve değerli olanları (başlıca) ondur ki, bunlar bir adamda bulunur, oğlunda bulunmaz; oğlunda bulunur, babada olmaz. Kölede bulunur, efendisinde bulunmaz. Allah onları (ebedî saâdetini, bahtiyarlığını) dilediği kimselere taksim eder. Onlar da şunlardır:

1- Doğru sözlülük.
2- Harbde (sebat ve) sadâkat.
3- Sâil (dilenciy)e vermek; yardım etmek.
4- Yapılan iyiliklere iyilikle mukâbele etmek.
5- Emâneti korumak.
6- Akraba ile iyi münâsebeti devam ettirmek.
7- Komşusunun hak ve hürmetini gözetmek.
8- Arkadaş (ve dost) hak ve hürmetine riâyet etmek.
9- Misâfire (ziyâfet vermek) yedirip içirmek.
10- Bunların başı hayadır, utanmaktır.”(Hâkim, Beyhaki)

Enes -radıyallahu anh-’dan:

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in maiyyetinde idim. Üzerinde kenarı kalın bir libas (ridâ) vardı. Bir bedevî onun bu ridâsını öyle bir şiddetle çekti ki, o libasın kenarı onun mübârek boyun tarafında iz bıraktı, sonra şöyle dedi:

- Yâ Muhammed ! -sallallahu aleyhi ve sellem- Benim şu iki deveme nezdindeki Allah’ın malından erzak yükle! Çünkü benim için ne kendi malından ne de babanın malından (erzak) yükleyecek değilsin.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- (biraz) sükût ettikten sonra buyurdu ki:

- Mal, Allah’ın malıdır. Ben de O’nun kuluyum. Sonra şöyle buyurdu:

- Ey Arâbî! Bana yaptığın şu şeyin tıpkısı cezâ olarak hakkında tatbik edilsin mi?

Bedevî:

- Hayır…

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sordu:

- Neden?

Bedevî:

- Çünkü sen kötülüğe kötülükle mukâbele etmezsin, dedi.

Bu cevap karşısında Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem- güldü, sonra onun bir devesine arpa, bir devesine de hurma yükletilmesini emretti.(Buhârî, Müslim)

Hazret-i Âişe -radıyallahu anhâ- der ki:

Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem, şahsan uğradığı bir haksızlığa, zulme karşı intikam almazdı. Meğer ki, o kötülük Allah’ın ve halkın haklarına tecavüz mâhiyetinde olsun. Peygamberimiz hiç bir hizmetçiyi, hiçbir kadını dövmemiştir.




Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu, Musâhabe-5, 220-225