+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ 9.50.AFYON HAYATI(DEVAMI) Üçüncü

  1. #1
    Sirdugumu
    Guest Sirdugumu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ 9.50.AFYON HAYATI(DEVAMI) Üçüncü

    TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ
    9.50.AFYON HAYATI(DEVAMI)
    Üçüncü Medrese-i Yusufiye olan Afyon hapishanesinde Üstad Said Nursî, “Elhüccetü’z-Zehr┠adlı bir risale telif etti. Tevhid, Risalet-i Ahmediye (a.s.m.) ve Fatiha’nın tefsiri hakkında olan bu çok kıymettar risale, hapiste bulunan Nur talebeleri ve mahpuslar için ilmî ve imanî dersleri hâvi olmasından hapiste hayırlı ve nurlu bir meşgale oldu. Mahkeme kararından sonra Üstadla beraber hapiste bulunan talebelerin yazdıkları bir takrizi, aynen aşağıya dercediyoruz.
    Risale-i Nur Nedir? Bediüzzaman Kimdir?
    Her asır başında hadîsçe geleceği tebşir edilen dinin yüksek hâdimleri, emr-i dinde mübtedi’ değil, müttebi’dirler. Yani, kendilerinden ve yeniden bir şey ihdas etmezler, yeni ahkâm getirmezler. Esasat ve ahkâm-ı diniyeye ve sünen-i Muhammediyeye (a.s.m.) harfiyen ittibâ yoluyla dini takvim ve tahkim ve dinin hakikat ve asliyetini izhar ve ona karıştırılmak istenilen ebâtılı ref’ ve iptal ve dine vâki tecavüzleri red ve imha ve evâmir-i Rabbâniyeyi ikame ve ahkâm ı İlâhiyenin şerafet ve ulviyetini izhar ve ilân ederler. Ancak tavr-ı esâsiyi bozmadan ve ruh-u aslîyi rencide etmeden, yeni izah tarzlarıyla, zamanın fehmine uygun yeni ikna usulleriyle ve yeni tevcihat ve tafsilât ile îfa-i vazife ederler.
    Lügatler :
    ahkâm : hükümler
    ahkâm-ı diniye : dinin hükümleri
    ahkâm-ı İlâhiye : Allah’ın hükümleri
    amel : iş, uygulama
    asır : yüzyıl
    asliyet : asıl oluş
    dercetme : yerleştirme
    ebâtıl : bâtıl ve boş şeyler
    Elhüccetü’z-Zehrâ : Şuâlar isimli eserde yer alan On Beşinci Şuâ
    emr-i din : din işleri
    esâsât : esaslar, temeller
    evâmir-i Rabbâniye : bütün varlıkları yaratılış gayelerine göre terbiye edip idaresi ve egemenliği altında tutan Allah’ın emirleri
    fehm : anlama ve kavrayış
    fiiliyât : fiille ilgili şeyler, uygulamalar
    hâdim : hizmetçi
    hadis : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
    harfiyen : tam olarak, harfi harfine
    hâvi : ihtiva eden, içine alan
    îfa-i vazife : görevin yerine getirilmesi
    ihdas : yeni birşey ortaya koyma
    ikame : yerleştirme, yerine getirme
    imha : yok etme
    ittiba : tâbi olma, uyma
    izah : açıklama
    izhar : gösterme, açığa çıkarma
    kıymettar : kıymetli, değerli
    mahpus : hapsedilmiş
    medrese-i Yusufiye : Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında hapishane
    memurîn-i Rabbâniye : Allah’ın emriyle hareket eden memurlar
    memuriyet : memurluk
    meşgale : meşguliyet, uğraşı
    mübtedi’ : dinde olmayan birşeyi, bir yeniliği dine sokan ve onu dine mâleden
    müttebi : ittiba eden, tabi olan, uyan
    red : reddetme, geri püskürtme
    ref’ : ortadan kaldırmak
    rencide : incitme
    risale : kitap; Risale-i Nur’daki her bir bölüm
    Risalet-i Ahmediye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliği
    ruh-u aslî : bir şeyin asıl özü, ruhu
    sünen-i Muhammediye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) sünnetleri, ahlâk ve yaşayışı
    şerafet : şereflilik
    tafsilât : ayrıntılar
    tahkim : sağlamlaştırma
    takriz : bir eseri beğendiğini söyleme ve bu gayeyle yazılan yazı
    takvim : güçlendirme, kuvvetlendirme, kıvama getirme
    talebe : öğrenci
    tavr-ı esâsî : esas tavır
    tebşir edilen : müjdelenen
    tebşîr : müjdeleme
    tecavüz : saldırı, sataşma
    telif : yazma
    tevcihât : yönlendirmeler
    tevhid : birleme; her şeyin bir olan Allah’a ait olduğunu bilip inanma ve her şeyi bir olan Allah’a verme
    ulviyet : yücelik
    usul : esas
    vâki : olmuş, meydana gelmiş

  2. #2
    Yasaklı Üye YİĞİDO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesajlar
    1.075

    Standart

    Allahım, kalbimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Allahım, kendimizi daima Sana muhtaç olduğumuzu hissetmekle bizi zengin eyle; Senin rahmetine ihtiyaç duymamakla bizi fakir düşürme. Biz kendi güç ve kuvvetimizden vazgeçip Senin güç ve ve kuvvetine sığındık. Sen de bizi, Sana tevekkül edenlerden eyle. Bizi nefsimize terk etme. Bizi hıfzınla koru. Bize, erkek ve kadın bütün mü’minlere rahmet et. Kulun, peygamberin, yüce katından seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, sanatının sultanı, inâyetinin pınarı, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisanı, rahmetinin timsali, yaratıklarının nuru, mevcudatının şerefi, pek çok olan mahlukatının içinde birliğinin kandili, kâinatının tılsımının keşfedicisi, rubûbiyet saltanatının ilâncısı, râzı olduğun şeylerin tebliğcisi, isimlerinin definelerinin tanıtıcısı, kullarının öğreticisi, kâinatının delillerinin tercümanı, rububiyetine ait güzelliklerin aynası, Senin görünüp gösterilmene vesile olan habibin ve âlemlere rahmet olarak gönderdiğin resulün olan Efendimiz Muhammed’e, bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan nebî ve resullere, mukarreb meleklerine ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle. Âmin.İşte, ey tembel nefsim! Beş vakit namazı kılmak, yedi kebâiri terk etmek, ne kadar az ve rahat ve hafiftir. Neticesi, meyvesi, faidesi ne kadar çok mühim ve büyük olduğunu, aklın varsa, bozulmamışsa anlarsın. Ve fısk ve sefahete seni teşvik eden şeytana ve o adama dersin: Eğer ölümü öldürüp zevâli dünyadan izale etmek ve aczi ve fakrı beşerden kaldırıp kabir kapısını kapamak çaresi varsa, söyle, dinleyelim. Yoksa, sus! Kâinat mescid-i kebirinde Kur’ân kâinatı okuyor, onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidayetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zeban edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup Haktan gelip hak diyen ve hakikati gösteren ve nuranî hikmeti neşreden odur.

    اَللّٰهُمَّ نَوِّرْ قُلُوبَناَ بِنُورِ اْلاِيمَانِ وَالْقُرْاٰنِ اَللّٰهُمَّ اَغْنِناَ بِاْلاِفْتِقَارِ اِلَيْكَ وَلاٰتَفْقُرْناَ بِاْلاِسْتِغْنَاۤءِ عَنْكَ تَبَرَّاْنَا اِلَيْكَ مِنْ حَوْلِناَ وَقُوَّتِناَ وَالْتَجَئْنَاۤ اِلٰى حَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ فَاجْعَلْناَ مِنَ الْمُتَوَكِّلِينَ عَلَيْكَ وَلاَ تَكِلْنَاۤ اِلٰى اَنْفُسِناَ وَاحْفَظْناَ بِحِفْظِكَ وَارْحَمْناَ وَارْحَمِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِناَ مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَنَبِيِّكَ وَصَفِيِّكَ وَخَلِيلِكَ وَجَمَالِ مُلْكِكَ وَمَلِيكِ صُنْعِكَ وَعَيْنِ عِنَايَتِكَ وَشَمْسِ هِدَايَتِكَ وَلِسَانِ حُجَّتِكَ وَمِثَالِ رَحْمَتِكَ وَنُورِ خَلْقِكَ وَشَرَفِ مَوْجُودَاتِكَ وَسِرَاجِ وَحْدَتِكَ فِى كَثْرَةِ مَخْلُوقَاتِكَ وَكَاشِفِ طِلْسِمِ كَاۤئِنَاتِكَ وَدَلاَّلِ سَلْطَنَةِ رُبوُبِيَّتِكَ وَمُبَلِّغِ مَرْضِيَّاتِكَ وَمُعَرِّفِ كُنُوزِ اَسْمَاۤئِكَ وَمُعَلِّمِ عِبَادِكَ وَتَرْجُمَانِ اٰيَاتِكَ وَمِرْاٰةِ جَمَالِ رُبوُبِيَّتِكَ وَمَدَارِ شُهُودِكَ وَاِشْهَادِكَ وَحَبِيبِكَ وَرَسُولِكَ الَّذِۤى اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِۤ اَجْمَعِينَ وَعَلٰۤى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ وَعَلٰى مَلٰۤئِكَتِكَ الْمُقَرَّبِينَ وَعَلٰى عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ اٰمِينَ 1 Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

    1 : Allahım, kalbimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Allahım, kendimizi daima Sana muhtaç olduğumuzu hissetmekle bizi zengin eyle; Senin rahmetine ihtiyaç duymamakla bizi fakir düşürme. Biz kendi güç ve kuvvetimizden vazgeçip Senin güç ve ve kuvvetine sığındık. Sen de bizi, Sana tevekkül edenlerden eyle. Bizi nefsimize terk etme. Bizi hıfzınla koru. Bize, erkek ve kadın bütün mü’minlere rahmet et. Kulun, peygamberin, yüce katından seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, sanatının sultanı, inâyetinin pınarı, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisanı, rahmetinin timsali, yaratıklarının nuru, mevcudatının şerefi, pek çok olan mahlukatının içinde birliğinin kandili, kâinatının tılsımının keşfedicisi, rubûbiyet saltanatının ilâncısı, râzı olduğun şeylerin tebliğcisi, isimlerinin definelerinin tanıtıcısı, kullarının öğreticisi, kâinatının delillerinin tercümanı, rububiyetine ait güzelliklerin aynası, Senin görünüp gösterilmene vesile olan habibin ve âlemlere rahmet olarak gönderdiğin resulün olan Efendimiz Muhammed’e, bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan nebî ve resullere, mukarreb meleklerine ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle. Âmin.

  3. #3
    Yasaklı Üye YİĞİDO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesajlar
    1.075

    Standart

    Sitemize Yeni Eklenenler...
    [h=3]Mesnevi-i Nuriye Şemme Dersleri, 5. Bölüm[/h] "İ’lem eyyühe’l-aziz! Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir. Âlemin kapıları açık ise de mânen kapalıdır. Cenâb-ı Hak bütün o kapıları ve kenz-i mahfîyi açan ene namında bir miftahı insanın eline vermiştir. Fakat, ene de kapısı kapalı bir bilmecedir. Bunun kapısı açılıyorsa kâinatın da kapıları açılıyor."
    Yer:
    Mesnevi-i Nuriye | Şemme | 20. İ'lem
    Açıklayan: Prof. Dr. Alaaddin Başar

    (06-Ekim-2011)
    [h=3]Allah'ın Kudreti İçin Bir Baharı Halk Etmek Bir Çiçek Kadar Kolaydır[/h] "ÜÇÜNCÜ ESAS: Fâil muktedirdir. Evet, nasıl haşrin muktazisi, şüphesiz mevcuttur. Haşri yapacak Zât da nihayet derecede muktedirdir. Onun kudretinde noksan yoktur. En büyük ve en küçük şeyler Ona nisbeten birdirler. Bir baharı halk etmek, bir çiçek kadar kolaydır."
    Yer:
    Sözler | Yirmi Dokuzuncu Söz | İkinci Maksat | Üçüncü Esas
    Açıklayan: Mustafa Karaman

    (05-Ekim-2011)
    [h=3]İsm-i Hakem (Otuzuncu Lem'a, Üçüncü Nükte, Üçüncü ve Dördüncü Nokta)[/h] "Sâni-i Kadîr, ism-i Hakem ve Hakîmi ile, bu âlem içinde binler muntazam âlemleri derc etmiştir. O âlemler içinde en ziyade kâinattaki hikmetlere medar ve mazhar olan insanı bir merkez, bir medar hükmünde yaratmış."
    Yer:
    Lem'alar | Otuzuncu Lem'a | Üçüncü Nükte | Üçüncü ve Dördüncü Noktalar
    Açıklayan: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi

    (04-Ekim-2011)
    [h=3]Mü'minler Ancak Kardeştirler, 4. Bölüm [/h] "Hayat-ı içtimaiyece, inat ve tarafgirlik gayet muzır olduğunu beyan eder."
    Yer: Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Beşinci Vecih
    Açıklayan: Dr. Ahmet Çolak


    (20-Temmuz-2011)
    [h=3]Mü'minler Ancak Kardeştirler, 3. Bölüm [/h] "DÖRDÜNCÜ DÜSTUR: Ehl-i kin ve adâvet, hem nefsine, hem mü’min kardeşine, hem rahmet-i İlâhiyeye zulmeder, tecavüz eder. Çünkü, kin ve adâvetle nefsini bir azâb-ı elîmde bırakır. Hasmına gelen nimetlerden azâbı ve korkusundan gelen elemi nefsine çektirir, nefsine zulmeder."
    Yer:
    Mektubat | Yirmi İkinci Mektup | Dördüncü Vecih, Dördüncü Düstur
    Açıklayan: Dr. Burhan Sabaz

    (01-Ekim-2011)
    [h=3]Biz Dünyaya Neden Geldik?[/h] Açıklayan: Prof. Dr. Şener Dilek

    (29-Eylül-2011)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bediüzzaman'in ibadet hayati...
    By gamze-i_dilruzum in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 24.06.13, 15:10
  2. Mesnevi-i Nuriye DERSLERİ...1.
    By YİĞİDO in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 14.11.11, 15:34
  3. Dİvan-i harb-İ ÖrfÎ 1.2.İfade-İ nÂŞİr(devami)
    By YİĞİDO in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 36
    Son Mesaj: 03.11.11, 13:03
  4. TarİhÇe-İ hayat derslerİ 9.49.afyon hayati(devami)
    By Sirdugumu in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.08.11, 08:48
  5. Bediüzzaman ve Afyon Hapsi
    By aşur in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.09.06, 11:12

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0