+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Başarının Sırları

  1. #1
    Ehil Üye BiÇçare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Fabrika...
    Yaş
    26
    Mesajlar
    1.059

    Lightbulb Başarının Sırları

    ALLAH İZİN VERİRSE
    hergun bu kıtabı okuyup sizinle paylaşacagim inşaallah...


    (Başarının sırları )adlı kıtabından alıntı:

    Hedeflere Ulaşma
    HEDEFLERE NASIL ULAŞILIR ?

    ULAŞMAM İÇİN NELERİ YAPMALI VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKLİ HUSUSLAR ;
    1 - Sosyal insan olun . Çevrenizi genişletin , dilinize sahip olun , kalp kırmayın.
    2 - İki gününüz birbirine eşit olmasın , yanlış olduğunu gördüğünüz her adım ileriye doğru atılmış bir başka adım olarak görüp , ders alın.
    3 - Başkalarıyla değil kendinizle yarışın.
    4 - Sağlıklı yaşamak için gıda politikasını sürekli gözden geçirin. (süper sağlık ilkelerine uyun)
    5 - Sabah gün doğmadan kalkıp sonra katiyen yatmayın, mutlaka kitap okuyun, kahvaltıyı ailece yapın.
    6 - Her gün birkaç dakika hedeflerinizi ,yapacaklarınızı düşünün (tefekkür yapın).
    7 - İnanıyorsanız, Allah’ın emirlerini yapıp ,men ettiklerinden kaçının. Müslüman için bu çok önemli bunun aksine hareket edenlerde başarıya ulaşamazlar, İnsanın kalbinde bir uhte kalacağı için suçluluk duygusu olacaktır.
    8 - Dostlarınıza kendi problemlerimden değil iyiliklerinizden bahsedip, onların problemlerine ortak olun, derlerini gidermeye çalışın(hiç olmasa bir tebessümle onların yanında olduğunuzu hissettirin) .
    9 - Dünya sevgisini takva ile, Günahları tövbe ile , Kabir azabını Kelimeyi tevhit ile , Ahiret Korkusunu salih amelle, Sırat köprüsünü Kamil imanla geçebileceğinizi bilerek buna göre çalışmalarınıza yön verin.
    10- Ailenize zaman ayırarak onların problemlerini çözüp ilişkilerinizi daha sıkı yapın.
    11- Öl söz verme öl sözünden dönme ,doğru ol ki ; sırtın yere gelmesin.
    12- Dünyayı sevin ama Ahireti unutmayın, Yaşamayı sevin, ölümü unutmayın, Malı mülkü sevin hesabını unutmayın, Yaratılanları sevin, yaratanı unutmayın, saray hayatını sevin, kabri unutmayın.
    13- Haftada bir günü kendinize ve dinlenmeye ayırın.

    YOLUMUZU AYDINLATACAK IŞIKLAR...:
    1- İnsan haklarına tecavüz etmeden hayatınızı idame ettirin.
    2- Kendimin dostu olacağım olanlar için kendimi yıpratmak yerin, derhal sorunun çözümü üzerine yoğunlaşacağım.
    - Geçmişim geleceğim değildir.
    - Hiçbir sorun kalıcı değildir. Hiçbir sorun tüm yaşamımı etkileyemez. Yoğun, olumlu, yapıcı eylemleri sürdürürsem, sorunlarım çok hafif kalır.
    - Albay sanders 65 aşında tavuk tarifini satabilmek için 1009 kez reddedilmeyi öze aldı. Walt Disney “Dünyanın en mutlu yeri” eserini gerçekleştirebilmek için 302 kez reddedildi. O halde;
    - Amaçlarımın peşinde giderken sabırla ve esneklik duygusunu kaybetmeden yoğun ve sürekli eylemde bulunur, çözüm yoktur duygusunu bir kenara bırakırsam; eninde sonunda istediğimi elde ederim.
    3- Başarısızlık diye bir şey yoktur. Dualarımızın, istediklerimizin hemen olmaması (gecikmesi) onu Allah’ın reddettiği anlamına gelmez. Yaptığınız iş bir işe yaramazsa bir şey öğrenirsiniz (Tecrübe).
    - Başarı iyi bir yargının sonucudur. İyi bir yargı deneyimin sonucudur. Deneyin, genellikle kötü yargının sonucudur.
    - Çabalarımı sürdürür ve hatalarımdan ders alırsam mutlaka başarırım. “Ümitsizliğe kapılmadım; yanlış olduğu görülen her adım ileriye doğru atılmış bir başka adımdır.” (Thomas Edison )
    4- Geleceğimi hayat şartlarım , verdiğim kararlar belirleyecek. ‘Antony Robbins’
    Soichiro Honda , yoluna çıkan bir takım çok büyük engelleri sadece yarışta amacına ulaşmak için konan engeller olarak görmeye karar verdi (1938). Toyotoya segman satma rüyası ilk denemesi başarısız oldu ama vazgeçmedi. Çünkü o başarının anahtar formülünü biliyordu.
    a) Ne istediğine karar verdi. b)Eyleme geçti.
    c) Planı başarısız olduğunda bile, nelerin işe yarayıp nelerin yaramadığına dikkat etti.
    d) Yaklaşımını değiştirmeyi sürdürdü, Peşinden gittiği şeylerin yolunda esnekti.
    Sonunda 2 yıl sonra Toyotaya segmanları satmayı başardı. Savaş nedeniyle çimento bulamadı. Pistan fabrikasını yapamadı. Çimento yapmanın başka bir yolunu arkadaşlarıyla bulup fabrikayı yapıp üretime başlar, fakat bombardımanda yıkılır. Tekrar yapar. Bu kez deprem yıkar. Fakat Allah bir diğer kapıyı açmadan başka bir kapıyı kapatamaz. Çim biçme makinesinden motosiklet yaptı. Arkadaşlarına sattı, motor bitince 18.000 bisikletçiden 3000 bisikletçi buna para gönderdi, yaptığı beğenilmedi, yaklaşımını değiştirdi , daha küçük bisiklet üretti ve başardı. Şimdi 100.000 kişi çalıştırıyor.
    - “Karar verdiğimiz anlar, Geleceğimizin şekillendiği anlardır.” (Antony Robbins)
    - Yaşamımızı değiştirmenin tek yolu gerçek bir karar vermektir.
    ÖNEMLİ GÜÇLERİN ÜSTESİNDEN gelerek yaşamı değiştiren kişiler her gün üç tür güçlü karar verirler.
    1) Neye odaklanacak 2) Ne anlamaya geliyor 3) Ne yapılacak

    5- “İman; henüz görmediğimiz bir şeye inanmaktır; bu imanın ödülü ise inandığınızı görmektir.” St. Augustine
    İnançlarımın oluşturulması
    - Adanırsam, bir şeyleri değiştirmenin daima bir yolu vardır.
    - Yaşamda başarısızlık yoktur. Bir şeyler öğrenmeyi sürdürürsem sonunda başarırım.
    - Geçmiş gelecek değildir.
    - Her hangi bir anda yeni bir karar vererek tüm yaşamımı değiştirebilirim.

    6-Kilitlenmeyi (yoğunlaşmayı) doğru yöne yönlendirmek.

    Herhangi bir şey hakkındaki hislerimi değiştirmenin en hızlı yolu odaklaşacağım (yoğunlaşacağım) konuyu değiştirmektir. Kendimi kötü hissetmem için bana acı veren bir konuyu düşünmem veya oraya odaklanmam yeterlidir. Kötü bir filmi tekrar seyretmek istediğimize göre odağımı kontrol edip “yapabileceğim ve neleri kontrol edebileceğim” üzerinde odaklaşmak zorundayım.
    - Kendini iyi hissetmek için beni mutlu eden, beni, arkadaşlarımı ailemi iyi şeyler hissetmesini sağlayan herhangi bir şeyler üzerinde odaklaşacağım. (Müteşekkir olduğum veya heyecanlandıran rüyaların üzerine yoğunlaş) (bir partide tartışan çifti değil gülüşen şakalar tarafa yoğunlaşır )
    - Nereye odaklanırsam, oraya doğru hareket ederim, veya nereye gitmek istiyorsam oraya odaklanmalıyım (yarış arabası koyar)
    -En çok neyi düşünürsem o konuda deneyim kazanırsın.
    -Bireysel Güç;Eyleme geçmekte ısrarlı olmak demektir. Bir şeyler yaptığınız her anda ondan bir şeyler öğrenir ve bir daha ki sefere daha iyi yapmanın bir yolunu bulursunuz. (Tavukçu Albay gibi)

    7-SORULAR, CEVAPLAR
    Odağımı, en iyi şekilde soruların gücünü kullanarak kontrol edebilirim. Stanislavsky Lech’in evine giren naziler ailesiyle birlikte ölüm kampına götürürler. Ailesini gözünün önünde öldürülür, zayıf,acılı aç haliyle gün boyu diğer tutuklularla birlikte çalıştırılır. Burada kalırsa öleceğine karar verdi ve kaçmak zorunda olduğunu “Bu korkunç yerden nasıl kurtula bilirim” sorusunu sordu. Çevresi “Aptal olma! Bu mümkün değil” derken o “nasıl kaçabilirim” sorusunu sordu ve gaz odasında öldürüldükten sonra yığın halinde kamyon arkasına doldurulmuş olan cesetleri (çıplak) gördü. “Kaçmak için bunu nasıl kullanabilirim” sorusunu sordu. Gizlice soyunup cesetlerin arasına daldı. Ölü numarası yaptı. Araba hareket etti bir süre sonra cesetler açık mezarlığa yığın halinde boşaltıldı. Kimsenin görmediği bir an oradan çıkarak 40 km. Çıplak olarak özgürlüğe koştu. Onu kurtaran farklı soru sormasıydı.
    Problem çıktıkça şu sorulur beni araştırmaya, çözüm bulmaya hazırlar.

    PROBLEM ÇÖZME SORULARI
    1- Bu problemin güzel yanı değildir?
    2- Henüz mükemmel olmayan şey nedir?
    3- İstediğim şekilde olması için daha neler yapmak istiyorum?
    4- İstediğim şekilde olması için artık ne yapmak istemiyorum?
    5- İstediğim şekilde olması için yaptıklarımdan nasıl zevk alırım?

    GÜÇLENDİRİCİ AKŞAM SORULURI
    1- Bugün ne verdim, bu gün ne şekilde bir verici idim?
    2- Bugün ne öğrendim?
    3- Yaşam kalitemi nasıl artırdım ya da bugünkü yatırımımı gelecek için nasıl kullanabilirim?

    GÜÇLENDİRİCİ SABAH SORULARI
    1- Şu anda hayatımda beni mutlu kılan nedir?
    Beni mutlu eden şeyden ne haber? Nasıl hissettiriyor?
    2- Şu anda hayatımda beni heyecanlandıran nedir?
    Beni heyecanlandıran şeyden ne haber? Nasıl hissettiriyor?
    3- Şu anda hayatımda beni gururlandıran nadir?
    Beni gururlandıran şeyden ne haber? Nasıl hissettiriyor?
    4- Şu anda hayatımda beni minnettar kılan nedir?
    Beni minnettar eden şeyden ne haber? Nasıl hissettiriyor?
    5- Şu anda hayatımda en çok hoşuma giden şey nedir?
    Beni hoşlandıran şeyden ne haber? Nasıl hissettiriyor?
    6- Şu anda adanmışlığımı sağlayan nedir?
    Adanmışlığı sağlayan şeyden ne haber? Nasıl hissettiriyor?
    7- Kimi seviyorum? Kim beni seviyor?
    Sevdiren şeyden ne haber? Nasıl hissettiriyor?
    Bu sorular can kurtaranımdır. Onlar odağımı ve yaşamımı değiştirmede bana yardımcı olacaktır.

    Sürekli olarak istedikleriniz ve sorunlar üzerinde değil, çözümler üzerinde yoğunlaşmanız gerekir!

    8- MUHTEŞEM DURUMUNUZA HOŞ GELDİNİZ
    Duygusal yapımız, fiziksel hislerimizi etkilemektedir. Fakat, tersi daha güçlüdür. Çoğumuz duyg nun hareketle oluştuğunun farkına varmayız.
    HAREKET ŞEKLİMİZ; Düşüncelerimizi hislerimizi ve davranışımızı değiştirir. Koşmak, alkışlamak, atlamak gibi daha çok fiziksel eylem gerektiren hareketler gibi daha çok yüzümüzdeki küçük bir kas hareketi bile vücudumuzun kimyasını etkiler.
    Örneğin çöküntüdeki bir kişi vücuduna bir şekil verir (Omuzlarını düşürerek onları öne veya geriye çekmek gibi hareket yapar. Baş, göz aşağı çevrilir. Araştırmalarda beyne giden kan akımını veya oksijen düzeyini değiştirerek beyin ulaklarının ya da sinirsel ileticilerin uyarı düzeylerini artırırlar. Yüzünüzü korku, kızgınlık, sürpriz, tiksinti hissedeceksiniz o fizyolojiye sakarsanız değişimi sizde hissedersiniz.
    YAŞAMI DEĞİŞTİRMENİN EN ÖNEMLİ YOLLARINDAN BİRİSİDE ; Konuşma mimik ve hareket şeklimi değiştirmektir böylelikle “ kendimden beklentilerimle ilgili mesajların beynime anında iletildiğini gördüm” Zihinsel bakış açımı değiştirmeye başladı. Daha dinamik düşünmeye ,daha güçlü ,daha olumlu, daha saldırgan eylemlere başladığımı fark ettim.
    Bunun sırrı ; Alışık olmadığım bu hareketleri benimseyinceye kadar bilinçli bir şekilde dikkatlice yapmamdır. Bu güçlü ve olumlu alışkanlıklar, zihnime ve sinir sistemime iyice yerleşti. Hareketlerimin temeli aşırı derecede güvenli insanlarda gördüklerimin kopyasıydılar. Tüm yaptığım şey aynı kuvvet ve yoğunlukla taklit etmekti. Hareketlerimizdeki değişim büyüdükçe duygularımız ve eylemlerimiz her gün daha fazla değişecektir.
    ÖNERİ.: Bir daha hayal kırıklığı hissetmeye başlarsanız ; hemen sıçrayın , vücudunuzu silkeleyin, derin bir nefes alın, geniş bir şekilde gülümseyin ve kendinize “Bunun güzel olan yanı nedir ? “ , “Çılgın tarafı nedir ?”, “eğlenceli yönü nedir ?”, “Bu problem on yıl daha sürer mi?” gibi sorular sorun. Hem fizyolojinizi hem odağınızı değiştirmek sizi daha iyi bir zihinsel duruma sokacaktır.
    Hareketleri sizin yapmak istediğiniz gibi olan birini düşünerek konuşma şeklini ve hareket tarzını taklit ediniz , en azından iyi bir fikir yakalarsınız. Yıldız futbolcusunuz , final maçında gol atıyorsunuz . Nasıl yürürdünüz ? Omuzlarınız çökük mü ? ASLA . Kasılarak yürürdünüz değil mi ? Tüm vücudunuz “ben büyüğüm” derdi.
    Başarılı insanları bulunuz ve onların güven fizyolojilerini küçük hareketlerini nefes alışlarını, yürüyüşlerini modelleyiniz. Daha iyisi zihinsel veya duygusal olarak en iyi olduğunuzda kullandığınız hareketleri modelleyiniz. Bunu oyun değil vücudumuzun her köşesine yuvalanan muhteşem zekaya ulaşmanın bir yolu olduğunu bilin. Aynı hareket ve nefes tohumlarını ektiğinizde de aynı ödülleri alırsınız.

    9 - KELİMELERİN MUHTEŞEM GÜCÜ (BAŞARI SÖZLÜĞÜ )
    Kelimelerin hislerimizi değiştirme gücü vardır. Bir kimseye bir konuda size “Hatırlasın” denilse Yanlışsınız denilse veya “Yalan Söylüyorsunuz” denilse esas olarak aynı ifade olmasına rağmen sadece bir kelimenin değiştirilmesiyle düşünceniz ve hisleriniz anında değişir değil mi?

    OLUMSUZ DUYGU/İFADE DÖNÜŞTÜRÜCÜ
    Kızmak-------------------------Gözünü Açmak
    Çökmek-------------------------Elemden Önceki Sessizlik
    Hayal Kırıklıgı-----------------Gecikme
    Sıkıntı---------------------------Farkına Varmak
    Kötü kokmak------------------Bıraz Kokulu
    Başarısız-----------------------Bir Şeyler Öğrenmemiş
    Kayıp---------------------------Arıyor
    Korkunç------------------------Farklı
    Yalan Söylüyorsunuz--------Hatalınız
    Aptal---------------------------Keşfedici
    Anlamadın---------------------Anlatamadın


    OLUMLU KELİME /İFADE -OLUMLU HEYECEN VERİCİ KELİME
    İlginç ------------------------------------Hayret Verici
    Uyanık(Soğuk) -------------------------Enerji(Ateşli)
    Güzel------------------------------------ Önlenemez
    Şanslı -----------------------------------Allah'ın Şanslı Kulu
    İyi ---------------------------------------Daha İyi Olamaz
    Tamam(Cabuk) ------------------------Süper (Bomba Gibi)
    Zeki(Hoş) -------------------------------Dahi (Görkemli)
    10- BENZETMELER
    (Bir duvarla mı karşı karşıya sınız? O halde yeni bir benzetme ile yıkan!)

    Benzetme bir şeyi bir başkası yerine koymadır. “Yaşam bir savaştır.”, “Yaşam bir plajdır.” bakış açısıdır. “Yaşamınız veya içine bulunduğunuz durumu tanımlamak için bir benzetme seçtiğinizde onu destekleyecek inançları da seçiyorsunuz demektir.” Bu nedenle kendinize veya bir başkasına kendi dünyanızı tanımlarken çok dikkatli olmalısınız.

    Bir aktörün insanlık için “Dev bir aile “ benzetmesi yabancılara bile ilgi ve sevgi hissetmektedir. Aktör kalp krizi geçirir. Helikopterle hastaneye yetişir. Eşi gelir ve der ki “Sadece bir film bebeğim. Sadece bir film” Film de insanlar gerçekten ölmezler değil mi?

    “Dünyanın yükünü omuzlarımda taşıyorum” öyleyse dünyayı ayaklarınızın altına alın ve harekete geçin.

    11- AMAÇLARI BELİRLEME, GELECEĞİNİZİ NASIL İNŞA EDİLEBİLİR?

    İnsanların olağanüstü görülen amaçları, gerçekleştirdiklerinde genellikle onların doğru yerde, doğru zamanda bulunarak şanslı oldukları kabul edilir. Fakat gerçek hepsinin inanılmaz başarılarının aynı ilk adımla yani bir amaç belirlemekle başladıklarıdır. Daha çok hazırlandıkça, daha çok şansa sahip olunur.

    Bazı insanlar amaçlarını belirlemekten korkarlar çünkü hayal kırıklığına yada başarısızlığa uğrayacaklarını düşünürler. Onlar amaçlara ulaşman, belirmen yarısı kadar bile önemli olmadığını fark edip, onları gerçekleştirmek için neden yoğun bir şekilde eyleme geçmezler.
    AMAÇLARIMI BELİRLEMENİN nedeni Yaşamımıza bir odak kazandırması ve istediğimiz yöne doğru hareket ettirmesidir. Sonuç olarak; bir amacı gerçekleştirmek veya gerçekleştirmemek, o amacın peşinde giderken oluşturduğunuz kişiliğin yarısı kadar bile önemli değildir. BAŞARININ elinizden geleninin en iyisi ara sıra yapmaya değil, sürekli olarak yapmanıza bağlı olduğunu biliniz. Başarılı olanlar kendilerini SÜREKLİ gelişmeye odaklarlar, sadece iyi yapmakla asla tatmin olamazlar. Sürekli olarak daha iyisini isterler. Kendinizi sürekli ve asla sona ermeyen gelişme felsefesine adarsanız; Sonuçta sadece yaşamınız boyunca büyümeyi sürdürmekle kalmaz, aynı zamanda mutluluğun gerçek kaynağına ulaşırsınız. Not...En başarılı insanlar çiğneyebileceklerinin dışında daha fazla lokma ısırmazlar amaçlarını küçük ve yönetilebilir parçalara ayırırlar, ara amaçlar belirlerler.

    12- “ZAFER İLK ADIMLA BAŞLAR”
    Amacını belirlemeyen insanlar bir yoldan giderken diğer yola saparlar , ne istediklerini bilmemeleri onlar için bir problem teşkil eder. Bu insanlar rotasını bilmeyen 'gemi kaptanı' na benzerler. Sizin kaptanlık dereceniz ne kadar üstün olursa olsun gideceğiniz rota sizde yoksa denizde dolaşır durursunuz. Yada istemediniz bir yere varmaya mecbur kalırsınız.
    ŞİMDİ yapman gereken şey rüya görmektir. Rüyanızı kağıda dökün .Aksi halde bu kitapçıktaki yazılı notların size bir yararı olmayacak . Tümüyle güven ve huzur hissettiğiniz bir yerde düşünün ! “ Başarısızlığa uğramayacağınızı bilseydiniz ne yapardınız ? Başarıdan kesin emin olsaydınız hangi yolları izler HANGİ EYLEMLERDE bulunurdunuz ? “ Belirgin olun tüm ayrıntıları görün ,ne kadar ayrıntılı düşlerseniz bir sonuca ulaşmak için o kadar güçlü olursunuz.
    KISITLAMA YOK!
    1) Çok fazla hediyelerin verilip alındığı bir bayram günü gibi davranın. Hayalleriniz büyük olsun ,tüm olmak ,yapmak ,sahip olmak, paylaşmakla ilgili herşeyi yazın ,kedinizi KISITLAMAYIN.
    2) Listedeki sonuçlara ne zaman ulaşacağınızı tahmin edin (altı ay,bir yıl, on-on beş-yirmi yıl) Bugünkü yapacaklarınızı yazmayınız!
    3) Bu yıl gerçekleştirebileceğiniz 4 amacınızı (hedefinizi) ele alın. Bunlar en çok adandığınız, sizi heyecanlandıran, sizi tatmin edecek şeyler olsun. Bir şeyi yapmanın NİÇİN’i nasılından çok daha güçlüdür. Yeteri kadar niçin bulursanız, daima nasıl yapacağınız bulursunuz. Yaşamınızdaki diğer kişileri de düşünmelisiniz.
    4) Tüm bunları yaptıktan sonra amaçlarınıza ulaşmak için nasıl bir insan olmak zorunda olduğunuzu tanımlayın.
    Beyninizi eğitin. Kurallarınızdan birisi ,amaç belirlediğinizde ; derhal onu destekleyecek birşeyler yapmalısınız.
    Günde iki kez birkaç dakika için sakin bir şekilde oturun ve amacınız hakkında düşünün.
    Amacınızı gerçekleştirmiş olduğunuzu kabul edin. Bundan zevk ,gurur ve heyecan duyun. Tüm harika ayrıntıları görün ve işitin.
    Tüm kararlılığımızla bütün güçlüklere göğüs gerebileceğimiz üzerinde anlaşırsak ödülünüz hayal edebileceğinizin çok ötesinde olacaktır.

    13 . ON GÜNLÜK ZİHİNSEL MÜCADELE

    1) Önümüzdeki on gün boyunca verimsiz ,herhangi bir düşüncenin hissin ,sorurun, kelimenin, benzetmenin aklınıza takılmasına kesinlikle izin vermeyiniz.
    2) Kendinizi olumsuza odaklanırken yakalarsanız daha iyi bir yer edinebilmek için derhal kendi kendinize sorular sorun ( problem çözme soruları 7.md)
    3) Sabah uyandığınızda kendinizi güçlendirici “sabah sorularını “ sorun.(7.mad). Gece uyumadan kendinize güçlendirici “Akşam sorularını “sorun . Bu sürekli olarak kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır.
    4) Birbirini izleyen on gün içinde bütünüyle çözümlere odaklanın , sorunlara değil.
    5) Verimsiz düşünce, soru veya hisse kapılırsanız; kendinizi yemeyin Onu derhal değiştirin. Bunlardan herhangi birisini beş dakikadan fazla barındırırsanız ertesi sabah on günlük sürece yeniden başlanmalı.
    AMAÇ; on gün boyunca olumsuz düşünmeyi barındırmamaktır.
    Bu Yöntemin Yararları
    1) Size geriye götürecek zihinsel alışkanlıkların tümünü görmenizi sağlayacaktır.
    2) Beyninizin güçlü ve yararlı alternatifleri aramasını sağlayacaktır.
    3) Yaşamınızı tersine çevirebileceğinizi gördükçe,size korkunç bir güven verecek.
    4) Her gün daha fazla büyümenize ve yaşamdan zevk almanıza yardımcı olacak;yeni alışkanlıklar,yeni standartlar ve beklentiler oluşur.

    14- UMURSAYAN BİR DÜNYAYA HOŞ GELDİNİZ

    Birileri yaşamının ne kadar zor, problemlerinin ne kadar çözülemez olduğunu anlattığında ;ilk olarak onların alışkanlık haline getirdikleri zihinsel bakış açılarını kırmalarına yardımcı olurum. Onlara “lütfen bir veya iki gün için unutun. Sizden kötü durumda olanını bulup,onlara biraz daha iyi olabilmek için yardımcı olunuz”derim.(Bana benden daha büyük sorunu olan yoktur derler). Şüphesiz bu doğru değildir. Kızını, eşini veya oğlunu kaybetmiş bir çift bulun. Kıt kanaat geçiniyorsanız sokakta yaşayan birini bulun ve ne kadar şanslı olduğunuzu hatırlayın.

    Onlara yardımcı olursanız size;
    1- Sorunuzun görünümünü belirleyeceksiniz ve her şeyi daima tersine çevirmenin bin yolu olduğu gerçeğini anlayacaksınız.
    2- Problemi “çözmeseniz” bile tüm yaptığınız başkasıyla ilgilenmek ve onu rahat ettirmek olsa bile; onu geriye almadan veremeyeceğinizi öğreneceksiniz. Temelde cömertçe vererek asıl insani zevk ve doyumu hissedeceksiniz.
    Bunu en kısa sürede (24 saat veya 1 hafta içinde) deneyin.
    Kendinize iyi bakın. Ne kadar iyi olursanız o kadar çok verebilirsiniz. Daha da iyisi sadece kendinize bakmanın ötesine geçin. Olağanüstü bir hayat oluşturun.
    Yolunuz istediğiniz yere çıksın, rüzgar daima arkanızdan essin. Güneş yüzünüzü ve yağmursa tarlanızdaki toprağı kabartsın ve tekrar karşılaşıncaya kadar Allah sizi iyiliklerle birlikte korusun. Mevla’m sizinle olsun.

    15- B A Ş A R I ...
    Sizi şu an ki görevinize kim getirdi. Fakülteyi bitirmeyi emlakçı olmayı kim istedi. Tabi ki siz kendiniz istediğiniz için daha fazla çalışma ve hedefleri belirlemeniz gerekir. Eğer siz herhangi bir görev için harlanmamışsak, çaba sarf etmişsek hayat asla bizi bu göreve getirmeyecektir.

    İnsanlar herhangi bir işi yapmaya nasıl aday olurlar?
    1- Ya biz göreve hazır oluruz (Şans fırsatlara hazır olmaktır). Çevremizdeki insanlar o görevi zorla yüklerler.
    2- Zor bir göreve talip oluruz ona sahip olmak için çalışırız. Kader bunu bize ihsan eder.

    İnsanlar ve görevleri arasında fark vardır. Bazıları dehasa işler başarır. Siz görevi benimsememişseniz, çalışmazsanız, gayret göstermesinin onun için başarı sağlayamazsınız. 84 ülkeyi dolaşana “bende dolaşmak isterim” deyince gerçekten isterseniz başarırsınız nasılın cevabını ararsınız, araştırırsınız o olur.

    Allah başarıyı istemeyen kuluna vermiyor. Eğer ne kadar çok isterseniz o kadar veriyor. Çok fazla sayıda istemeli. Büyük işler başaran insanlar beyinlerini (zihinlerini) sürekli kullanan insanlardır. Düşünceler , idealler için kullanılmalı. Bir amaca hemen ulaşmayı isteriz. Acele yok büyük hedefler uğrunda ısrarla bıkmadan çalışmalı (Meyve ağacın meyvesini kaç yılda verir?). Kendi işimizde zirveyi çıkmak veya başka işleri de incelemeli yeteneklerimizi geliştirmeliyiz.

    16- G A F L E T...
    Bizi tembelleştiren gaflet, ülfet denilen alışkanlığa bağlı olarak güzellikleri gözümüzden gizler. Gaflet bir kimseyi kuşatmış ise zihni aktif çalışmaz. Pasiftir ve başkalarının yönlendirmesi altındadır. Bedenen de tembelleşir. Peygamber Efendimiz “Üzerinize gaflet çökünce yerinizi değiştirin” der. Gafletten etkilenmişseniz başka yere gitmeniz veya bakış açınızı değiştirmeniz gerekir.
    İnsana anlam katan ilkle vardır. İlk defa bir yere gidiyorsanız veya çocuğunuz olunca veya eşiniz ne kadar mutlu oluyorsunuz değil mi? Bir süre sonra (Ay, Yıl, Üç Yıl) o şeylerin ojinalliğini göremezsiniz. Köyde güneşin doğuşu batışı daha güzel gözükür. Aslında Ankara dada aynı güneş doğup batmaktır. Bütün sorun zihnimizdedir. Güzellikler hep vardır eğer bakış açımızı değiştirmezsek ülfet hastalığına yakalanırız, güzellikleri göremeyiz.
    Gafletin hayatımızı kuşatmasına izin vermemeliyiz. Beyin ve vücut tembelliğini ancak bu yolla (gafleti yok ederek) yeneriz.

    17- GÜNAHLAR...
    Günahlar yeteneklerimizin gelişmesinde büyük engeller teşkil ederler. Bediuzzaman der ki “İçinde bulunduğumuz çağda dakikada 100 günah üstümüze hücum ediyor.” Bunlardan sığınacak kale bulamıyoruz, mevcut kalelerde bir bir yıkılıyor, günahlar sokakta, pazarda, evimizin en güzel yerinde (TV) bize hücum ediyor.

    Arkadaşlarla sohbet ederken (gıybet, haram konuşma esnasında) eğlencede günah işliyoruz. İşlenen günahlar kalbe siyah nokta bırakır.
    Günahlar nasıl yeteneklerimizi köreltir ve zekamızın gelişmesine nasıl engel olurlar?
    Yaptıklarımızla, inançlarımız arasında bir çatışma varsa bu stres ve gerginlik oluşturur. Stres ve gerginlik = tatminsizlik, güvensizlik = Yalnızlaşma olur ve hafıza ile düşünce gücü azalmaya başlar, bu da teşebbüs cesaretini kırar ve kendi içimize kapanık boş hayallerle uğraşır dururuz.
    Biz Müslümansız, yaratıcımızın çirkin gördüğü davranışları sergilediğimizde içimizde çatışma çıkar. Haram, gıybet, kul hakkı gibi günahlarla somurtkan, yaşama sevinci, heyecanı olmayan öfkeli insan üretir. Böyle insanlar zirveye çıkamaz. Sıradan insan olurlar. Belki bir işi vardır ama daha yukarıyı düşünemez, lezzetsiz, monoton , donuk bir hayat yaşar. Meşru dairenin dışında eğlence, mutluluk vb. aranırsa bu zehirli bal hükmündendir. Hayatı söndürür. Özel yetenek gelişimi yoktur. Coşku, şevk, cesaret, arzu, hayal gücü olmayınca bir yere ulaşamaz. Memur gibi yerinde sayar. Günahkar insan, ağır borç altındaki insana benzer. Alacaklısına borcunu uzun süre ödemezse onun karşısına çıkamaz. Gözlenir, yolunu değiştirir, başını kuma sokar. Bütün yaptıklarından utanır. İçten içe kendisini yer.

    Günahlarla savaşmalıyız. Çünkü günahın yetenek gelişiminin düşmanı olduğunu görmeli. Battı balık yan gider deyişi yerine ısrarlı bir şekilde bıkmadan usanmadan Mevla’mıza tövbe etmeliyiz. Af ve marifet dilemeliyiz. Allah’ın rahmeti yanında bizim günahlarımız çok küçüktür.

    18- GELİŞMENİN KIYASINI YAPIN
    İnsan mükemmeli sürekli olarak arar. Mükemmellikte ve başarının mukayesesinde genelde yapılan yanlış, bir başkasıyla kıyaslamaktır. Bu da insana acı verir. Çünkü hiçbir zaman en iyi olmayacaktır. Örneğin. Bir insan en güzel; zengin; zeki; ben olacağım der ama ondan da güzeli, daha zengini daha zekici çıkacaktır. Bu mahallede çıkmasa başka mahallede bu yıl çıkmasa gelecek yıl çıkar ve yine insan mutsuz olur.
    İnsan önüne hedef koymalı. Hedeflere adım adım gitmemiz gerekir. Gelişmemizi önceki dönemlere göre kıyaslamalıyız ki, gelişmemizin, ilerlememizin sağlıklı çizgisini görelim. İnsana kendine bakmalı eli ayağı düzgün, güzel yakışıklı, konuşabiliyor, düşünebiliyor, okuyabiliyor, duyguları var, mağarada yaşamıyor. Allah’a şükretmeli bunun yerine kendiyle başkasını kıyaslarsa (güzellik ,zekilik, zenginlik) işte o zaman hiçbir suretle gerçek konumunu öğrenemez. Evlilik oluş, eşiniz, arabanız, eviniz, çocuğunuz, maddiyatınız vardır. Bunları unutmamalı. Hz. Peygamberimiz “Nimetin devamını sağlayan şükürdür” der. O halde Allah’a hamd ile şükür ve candan teşekkür etmeliyiz. Elimizdeki nimetlere karşılık olarak eğer şükürde gaflet gösterirsek bir anda tökezleriz bir rüzgar eser topladığımız bütün birikintiyi sıfırlayabiliriz. Bizim rakibimiz biziz Bunun için biz ancak kendimizi aşacağız. Geçmişimizle mukayese edeceğiz ki gelişmemizi görelim.

    MALİ MÜŞAVİR & EMLAKÇI MUSTAFA ULUDAĞ

    Konu BiÇçare tarafından (12.12.08 Saat 09:30 ) değiştirilmiştir.
    KaranLığın En k0yu Siyahndan K0ksaydım
    Sabahın AydınLığına KaLamazdım...

    Yzn Bn...

  2. #2
    Ehil Üye BiÇçare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Fabrika...
    Yaş
    26
    Mesajlar
    1.059

    Smile

    HEDEFE KİLİTLENMENİN YOLU

    Hedefin (stratejik planın) gerekli aşamalarıyla belirlenmesinin ardından sıra bu planın hayata geçirilmesine gelir. Bunun başarılmasını sağlayacak kesin yol “hedefe kilitlenme” veya “hedefle bütünleşme” şeklinde ifade edilebilir.
    Hedefle bütünleşme kişinin hedefle tanımladığı bilinç(şuur) düzleminde yaşamasıdır. Yani zihnin bilinçli veya bilinçsiz olarak hedefle bağlantılı düşüncelere, telkinlere, nesnelere sürekli kendisini açık tutmasıdır.
    İnsanın önceden tanımlanmış bir şuur atmosferinde yaşaması nasıl temin edilebilir?
    Bunun birinci ve en basit yolu kişinin hedefiyle ilgili ayrıntıları hafızasından çağırarak üzerinde düşünmeye karar vermesidir. Ancak bu yol her ne kadar ilk ve kaçınılmaz yol olsa da tek başına yukarıda bahsini ettiğimiz sonucu doğurmaz. Yani bir iş yapmak istiyoruz. Bir defa düşünüyoruz. Sonra zihnimizden kayıp gidiveriyor, unutuyoruz. Ardından bir daha hatırlayabilmek için hafızamızdan ilgili konuyu yeniden bilinç düzeyine çağırmak zorunda kalırız.
    İkinci yol stratejik planın zihnin otomatik çağrıştırma mekanizmasına bağlanmasıdır. Hedefi hayatımızda beş duyumuzdan aldığımız ne kadar çağrıştırıcıyla birleştirirsek hedefin bilinç düzeyine çıkması o kadar sık olacaktır. Hatta bu sıklığın bir süre devam etmesi halinde yeni çağrıştırıcılar oluşacak ve gittikçe bilincin her anı hedefe dönük düşüncelerle dolacaktır. Artık bir noktadan sonra istesek bile zihnimizden bu düşünceleri boşaltmaya gücümüz yetmeyebilir. Örneğin hayatımızın gayesinin -seri yazımızda geçen ana teorik hedefin- “Rıza-i İlahi” olduğunu varsayalım. Ezan okunduğunda, bir cami gördüğümüzde bunu düşündük. Bu birlikte düşünüşün tekrarı, bir süre sonra bunları her görüş ve duyuşta aynı hedefi hatırlatır. Sonra çağrıştırıcıları genişlettik. Kuş sesi duyduğumuzda , ağaçları seyrettiğimizde aynı hedefi düşündük. İçimizden ve dışımızdan aldığımız her algıya kadar bu süreç genişletilebilir.
    Otomatikleşmenin tek yolu tekrarlamadır. Ancak otomatikleşmenin kolay ve güçlü olması başka faktörlerin de devreye sokulmasını gerektirir. Otomatikleşme veya bizim konumuzda hedefle özdeşleşme temelde iki düzeyde gerçekleşir.
    A. Düşünce Düzeyinde: Bu düzeyde yukarıda da geçtiği gibi iki yol takip edilebilir. Birincisi hedefi soyut haliyle çok fazla düşünmektir. Yürürken, otururken, tıraş olurken boş bulabileceğimiz har anımız buna müsaittir. İkincisi hedefi(stratejik planı) mümkün olan en fazla şeyle ilişkilendirmektir. Kişilerle, mekanlarla ,işlerle, nesnelerle birlikte sık sık yoğrulan hedef bir süre sonra ilgili her nesne, mekan, iş veya kişi tarafından bilinçsizce hatırlatılır. Buradaki teorik açıklamaların örneklendirilmesine ihtiyaç olmadığını düşünüyorum.
    B. Duygu Düzeyinde:Bu düzeyde yapılması gereken şey hedefi duygularla birlikte düşünmektir. Duygu dediğimiz şey düşünceden farklı bir yapıya sahip olan sevinç, hüzün, korku, kin gibi soyut hissedişlerdir. Hedefimiz “çalışkanlığı sevmekse” duygularımızın hedefimize paralel olanlarından herhangi biri aktif olduğunda hedefimiz üzerinde yoğunlaşmamız bizi birinci yoldan çok daha hızlı ve güçlü bir muvaffakiyete eriştirecektir.
    Yukarıda geçen birinci tip özdeşleştirme ile hedef kişisel alt bilinçte otomatikleştirilir. İkinci tipte ise otomatikleştirme daha derinlere iner. Hatta tamamen kontrol dışı kalabilir. Bu noktada “hedef-duygu” birleşmesinin gerçekleşmesi halinde ortaya direnilmez bir arzu çıkar.
    İnsanlar düşüncelerine direnebilirler ama duygularına direnebilmek için aşırı derecede güçlü olmaları gerekir. Duyguyu dışa vurma engellenebilse bile içsel olarak yaşanılmasına engel olunamaz. Örneğin sevincimizi doğrudan ona hücum ederek yok edemeyiz. Çünkü duygu, düşüncenin aksine bilincin değil alt bilincin kenarlarındadır. Eğer insanlar istediklerini düşünebildikleri gibi istedikleri duyguları da yaşayabilselerdi bugün hayat son derece farklı olacaktı.
    Anlatmaya çalıştığımız mekanizmanın son noktası bir saplantı halidir. Duygularımızın şiddeti ve hedefimizle duygularımız arasındaki bağın yoğunluğu ileride atacağımız adımların büyüklüğünü gösterecektir. Birbiriyle yoğrulması gereken şeyler “hedeflerimiz ile iç ve dış dünyamız”dır. Düşünceler, duygular, hariçteki nesneler birbirleriyle yoğrulur ve duyguların şiddetine göre bir haftadan birkaç aylık bir süreye kadar uzanabilecek bir süreç içerisinde tekrar edilirler.

    Hayatımızı değiştirecek olan budur.


    OKUDUGUNUZ İÇİN TSK EDERIM
    ALLAH RAZI OLSUN

    NOT:hatam varsa söylersenız sevınırım...

    KaranLığın En k0yu Siyahndan K0ksaydım
    Sabahın AydınLığına KaLamazdım...

    Yzn Bn...

  3. #3
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Allah razı olsun kardeşim ama sana tavsiyem çok uzun eklemeler yapma...
    Ne kadar kısa olursa o kadar çok okunma ihtimali çok olur...Okuduklarını kısa kısa eklesen daha güzel olur sadece bir tavsiye yinede sen bilirsin kardeşim....




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  4. #4
    Ehil Üye BiÇçare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Fabrika...
    Yaş
    26
    Mesajlar
    1.059

    Standart

    tmm ablam uyardıgın ıcın tsk ederım ALLAH RAZI OLSUN...
    KaranLığın En k0yu Siyahndan K0ksaydım
    Sabahın AydınLığına KaLamazdım...

    Yzn Bn...

  5. #5
    Ehil Üye BiÇçare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Fabrika...
    Yaş
    26
    Mesajlar
    1.059

    Standart Esselamun aleykum...hayırlı akşamlar...

    HEDEFİNİZİ NASIL TANIMLARSINIZ?

    Başarıya götüren “hedef belirleme “ çalışmasının ilk aşamasını “hedefin tanımlanması” teşkil eder. Hemen herkes zihninde bir hedef ya da gönlünde bir aslan taşır. Ama neredeyse hemen hiç kimse gönlünde taşıdığının boşlukta sallanan bir hayal veya avuntu olduğunu bilmez. Aşağıda başlıklar altında işlediğimiz konuları inceleyelim. Bu özelliklere sahip olmayan istekler hedef olamaz. Gerçekleşemez:
    1. Hedef tam istediğimiz şey olmalıdır. Vali olmayı hedeflediğini düşünen kişi gerçekten bunu istiyor mudur? Eğer fırsatı olursa bir Einstein veya bir Edison olmayı da kabullenebilecekse hedefi yoktur demektir. Çünkü tam istenen hedef ne kadar yüksek olursa olsun tamamen farklı olan bir başka hedefle çabucak yer değiştirebiliyorsa her defasında hedefe sahip olan kişi neredeyse sıfırdan başlamak zorunda kalır. Yerinden sık sık oynayan taşın etrafında taşa bağlı hiç bir şeyi sabitleştiremezsiniz.
    Hedefimizin tam ve gerçekten istediğimiz şey olup olmadığını nasıl belirleyeceğiz? İlk önce ne kadar istediğimizi sorgulamamız gerekir. Hayal edebileceğimiz alternatif hedefleri bir araya getirmemiz ve bunların arasından birisini nihai olarak seçmemiz gerekir. Bu belirlemede hedefin bize kazandıracakları şeyler önemli bir kıstas olabilir. Ayrıca tam istediğimiz hedefi, değer yargılarımız, uzmanlık alanımız, cinsiyetimiz, hazır birikimlerimiz ve muhtemelen çevremiz şiddetle etkileyecektir. Bir Müslüman’ın en iyi pop şarkıcısı olmayı hedeflemesini bekleyemezseniz. Bir fizikçi heykeltıraşlığa kalkışmaz. Bir kadın ordu komutanlığını hedeflemez, vs... Belirlediğimiz hedefi gerçekten istememiz için alternatif hedeflerden -nazarımıza ve şartlarımıza göre- üstün olması ve bize hayatın anlamı açısından çok şey kazandırıcı olması gerekir.
    2. Hedef gerçekçi olmalıdır. Kuş gibi kanatlanıp uçmak gibi uyduruk hedefin bir anlamı yoktur. Hedefte gerçekçiliğin unsurlarının korunması çok önemlidir. Belirlediğimiz hedef dış gerçeklikle uyuşuyor mu ? Yani dünyanın işleyişinin dışında peri masalı gibi bir hedef mi tutturmuşuz. Kuş gibi uçamayız. Çünkü dış gerçeklikte insana kuş gibi kanatlar hiç bir zaman takılmamıştır. Ve takılmaz. Hedef kişisel gerçekliğimizle de uyuşmalıdır. Eğer dilimiz kesilmiş ise bizim kişisel gerçekliğimize uyan en ideal hedef hatip olmak değildir. Hedefin gerçekçiliğini belirlerken dikkate alacağımız bir üçüncü husus hedefin nelere sahip olmamızı gerektirdiğini hesaplamamızdır.
    3.Hedef kesin bir tanım taşımalıdır. Hedefin kesinliği her zaman ve şartta bütün ayrıntılarıyla “Beş-N” sorularına cevap verip vermediğiyle ölçülebilir. Yani “ ne istiyoruz, nerede istiyoruz, ne zaman istiyoruz, nasıl istiyoruz, ne kadar istiyoruz?” Bu sorulara açık ve kesin bir cevap vermeyen, bunun yerine siyasetçilerin çoğunlukla yaptıkları gibi genellemelere dayandırılan hedefler gerçekleştirilemezler. “Yapmalıyım. Az/çok miktarda... Yakın bir zamanda... Buralarda bir yerlerde vs..” Bu genellemeler hep genellendikleri şekilde kalmayı tercih ederler.
    İşte genellenmiş bir hedef: “Çok zengin olmak istiyorum.” Hiç kimse boşuna zenginliği bu şekilde istemesin. Çünkü bu şekilde herkes istiyor ama hep bu şekilde istemeyenler zengin oluyor. Hedefin kesinliğinin ölçülmesiyle ilgili ayrıntıyı aşağıdaki örneklerde birazdan inceleyeceğiz.
    4. Hedef detaylandırılmış olmalıdır: Hedef soyut/ mücerret ana hedeften ve bunun altında gittikçe müşahhaslaşan, eylem/ fiil planına yaklaşan alt hedeflerden oluşmalıdır. En tepede teorik ana hedef bulunur. Bunun altında ana hedefe götüren teorik alt hedefler vardır. Her teorik alt hedefin altında tamamen eyleme/fiiliyata dönük pratik alt hedefler vardır. Bu pratik alt hedefler belirlenirken hedefin yukarıda geçen “Beş-N” sorularını kesin şekilde cevaplayıp cevaplamadığının sağlamasının yapılması gerekir.
    İzin verirseniz şimdi bu sağlamayı aynı konu üzerindeki farklı cümleleri karşılaştırarak örnekleştirelim.
    Ana teorik hedefimizin altındaki alt teorik hedefimiz şu olsun: “Dostları tarafından sevilen insan olmak.” Sevilen insan olmaya götürecek daha alt seviyedeki teorinin/pratiğin kesiştiği noktadaki alt hedeflerden birisi şu olabilir: “Dostlarıyla irtibat kurmak.” Şimdi alt eylem taktiklerine geçiyoruz. Beş-N sorularının ne kadar cevaplandığına dikkat edelim.
    · ”Dostum A ve B ile irtibat kuracağım.” Hangi dostlarımla, nerede, ne zaman, nasıl, ne kadar? Bu sorular cevapsız. Dostlarınızla irtibat kuramazsınız.
    · ”Dostum A ve B ile işyerinden irtibat kuracağım” Kim ve nerede sorularına cevap var ama daha üç-N belli değil.
    · “Dostum A ve B ile çarşamba günü saat 5.00’de işyerinden irtibat kuracağım.” Nasıl, ne kadar soruları hala cevapsız.
    · “Dostum A ve B ile çarşamba günü saat 5.00’ de işyerlerinden telefonla görüşüp kendilerini çok özlediğimi söyleyeceğim ve çocuklarının hastalığının ne durumda olduğunu soracağım.”
    · Burada son cümle ile Beş-N cevaplanmış ve pek iyi bir alt pratik(eyleme dönük) hedef belirlenmiştir.
    · Tekrar özetleyecek olursak belirlediğimiz hedefin alt hedefleriyle birlikte istediğimiz şey olup olmadığına, gerçekçilik derecesine, kesinlik durumuna ve teorikten pratiğe doğru iç içe geçmiş birbirlerini gerçekleştirme paralelinde hazırlanan üst/alt hedeflerden oluşup oluşmadığına dikkat etmek zorundayız. Profesyonel stratejinin temel unsurları bunlardır. Bu aşamaların haritası çok iyi çıkarıldığında başarıya götüren sürecin ilk kapısından girilmiş olur. Bundan sonraki kapı “Zihnin hedefe açık tutulmasıyla” ilgilidir. Üzerinde ciltlerce kitap yazılan bir konu küçücük bir köşeye ancak bu kadar sığabiliyor.

    · 5. Hedef faydalı olmalıdır. Cinayet şebekesi kurmayı hedefleyemeyiz. Temel'le Cemal bir hedef bulurlar ve “ Kim yüksek bir binanın balkonundan en çok sarkabilir” şeklinde bir iddiaya tutuşurlar. İddiayı sonunda rahmetli Temel kazanır. Biz rahmetli Temel olmamalıyız.

    KaranLığın En k0yu Siyahndan K0ksaydım
    Sabahın AydınLığına KaLamazdım...

    Yzn Bn...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. nur hizmeti ve başarının sırrı
    By aşur in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.02.12, 12:04
  2. Başarının Sırrını Açıklayan Ayet!
    By Ene-Zerre in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 22.03.09, 17:07
  3. Başarının Sırrını Açıklayan Ayet !
    By Tılsım in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 27.08.08, 16:28
  4. Risâle-i Nur’da Başarının Formülü-II
    By abdussamedfani in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.06.08, 09:31
  5. Başarının Sırrı...
    By serab in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 26.01.08, 13:37

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0