+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 12

Konu: Ney'in Sırrı...

  1. #1
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart Ney'in Sırrı...

    Tasavvufi düşüncede bir bakıma ebediyet yolcusu olan insanoğlunun bu yolda celal ve cemal tecellileri ile karşılaşması mukadderdir. Bu yolculuğun önemli bir bölümü olan dünya hayatı ömürle sınırlı ve ebediyetin kendisiyle kazanılacağı bir mekândır. Bu mekândaki dikkatli ve hassas olunması gereken yolculuğun kolayca amacına ulaşması ancak kâmil bir mürşidin rehberliğinde gerçekleşir. Kendisi de bu yolun yolcusu olan kemal ehlinin Mevlana düşüncesinde ve özellikle mesnevinin hemen başında yer alan bu on sekiz beyitlik bölümde “ney” ile temsil edilmesi manidardır. Onun iniltileri de bu rehberlikte cemal ve celal tecellilerinin etkisiyle elde etmiş olduğu tecrübelerin bu yolda yeni olanlara intikal ettirilmesinden başka bir şey değildir.

    Hazreti Mevlana “kâmil insan” ın gönül nağmelerini, başından geçenleri yani kendi halini “ney” in feryadı olarak anlatmaktadır. İnsan-ı kâmil yani “ney” bu ateşli inilti ve gönül yangınlarıyla rehberlik ettiği insana kendisinin her merhalesini bin bir meşakkatle geçtiği yolda başından geçenleri anlatıyor. “benim önceleri anavatanım bir kamışlık idi. Köklerim su ve topraktaydı. Esen rüzgâra uyar ahenkle sallanırdım. Fakat bir gün beni kamışlıktan kesip vücudumu aşk ateşiyle dağlamak üzere yakıp deldiler. Sonra beni ulvi nefeslinin eline ve dudaklarına teslime ettiler. Onun aşkının sıcak nefesi benim içimden geçti ve bu nefes benim derunumda aşktan başka ne varsa silip süpürdü. Bundan sonra aşk ile inleyip feryat ettim. Aslında benim bu feryadım içimdeki sonsuz ilahi aşkı söylemektedir. Ancak gözleri bulanık gören ve kulakları iyi duymayan kimselerde benim bu sırlarımı görecek göz nuru ve söylediğim hakikatleri duyacak hassasiyet yoktur. Ney ‘in ait olduğu yer yani neyistan bir sembol olup asıl anlatılmak istenen şudur: insan ezel âleminde Hak ile beraber idi cenabı Hak “insana ruhumdan bir nefha üfledim” buyurur. İnsanın ruh dünyası Allahtan bir sır taşımaktadır. Bunun farkına varan kâmil insan bu ayrılığın acısı ve vuslat arzusu ile yanıp tutuşmakta feryadı bundan oluşmaktadır. Hazreti Mevlana “ney”i nefsanî arzulardan kurtulmuş benliğini yok etmiş ilahi aşk ile dolmuş bir kâmil insanı sembol olara ele alır. Yine insan bu dünyada bir ten kafesindedir. Ten ise ilahi vuslata engeldir. Bu sebeple kemal ehli için ten kafesi derin bir hicran ve hasret ateşine vesile olmuştur. Bu ateşin yakıcılığıyla gönül feryadı yükselir ki bu da aynen “ney”in içli nağmeleri gibidir. Öyle ki hem ayrılığın hem vuslatın sırlarını anlatır. Dolayısıyla ney dinleyenler yani kadın-erkek her dinleyen aynı ayrılık için feryat ederler.

    Hâsılı Allah aşkı ve muhabbeti ile dolu olanları içindeki yüzdükleri aşk deryaları kandıramaz. Ama bu sevgi ve aşktan mahrum olanlar ise bomboş geçen bir ömür içinde çırpınıp dururlar. Böyle ham ruhlar da elbette has ve kâmil ruhların halinden habersiz ve mahrum kalırlar. Böylelerine asla söz tesir etmez.

    “iştiyak ve hasret derdinin şerhini söylemek için ayrılıktan parçalanmış bir yürek isterim.” Mevlana eserlerinde kâmil insan aramaktadır ve gündüz elinde fener “insan” arayan diyojene göndermelerde bulunarak bunun ne kadar güç bir iş olduğunu dile getirir. Aslında bu arayış ve çaba varlıkların en şereflisi olan kâmil insan arayışıdır. Ve arayışlar içli bir feryat haline dönüştüğü zaman aranan bulunacaktır. Bu özlem ve iştiyaktan uzak olan gönülden hiçbir sonuç alınamaz. Çünkü aşk, arzu ve iştiyak içerisinde feryat etmekle başlar. Celal ve cemal dalgaları ile dolu bu dünyanın ebediyete uzanan rotasında yalpalanmadan yol alabilmek için ancak bu aşk, vecd ve gönül sızıları ile gerçekleşecektir.


    neyforum'dan alıntı

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  2. #2
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    Google Video
    ERROR: If you can see this, then Google Video is down or you don't have Flash installed.


    Ney Belgeseli...

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  3. #3
    Ehil Üye aşk-ı ilahi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    33
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Bende açılmıyo


    Ben artık Rabbime döndüm sakın bana gülme Leyla.

    Gerçek aşkı Onda buldum, sakın bana kızma Leyla.


  4. #4
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    bir de bu adresten dene istersen...

    http://video.google.com/videosearch?q=ney&emb=0#

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  5. #5
    Ehil Üye aşk-ı ilahi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    33
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Alıntı Uşşak-ı Serbaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bir de bu adresten dene istersen...

    http://video.google.com/videosearch?q=ney&emb=0#
    Teşekkür ederim. Allah razı olsun şimdi oldu..


    Ben artık Rabbime döndüm sakın bana gülme Leyla.

    Gerçek aşkı Onda buldum, sakın bana kızma Leyla.


  6. #6
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    NEY MANZUMESİ


    İçi boş,benzi sararmış, ona āşıktır māye,
    Derd-i hicrān ile inler eder âh leylâye.
    Arzeder hıçkırarak aşkını hep mevlâye,
    Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!


    Bu cihānın ötesinden geliyor nağmeleri,
    Kanatır sîneyi, kalbi, deler elbet ciğeri.
    Erişir mi buna kudret, buna insan hüneri,
    Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!


    Bu ne aşkın, bu ne derdin, bu ne mestin sesidir,
    Bu ne tizin, bu ne evcin, bu ne pestin sesidir.
    Bu ezelden geliyor, bezm-i elestin sesidir,
    Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!


    Arşa çıktıkça bu ses, sanki felekler tutuşur,
    Melekûtun tabakâtında melekler tutuşur.
    Yayılır nefhası āfāka yürekler tutuşur,
    Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!


    Alalı sırrı ezelden tutuşur bağrı yanar,
    Ayrılıklarda yananlar acaba neyle kanar?
    “Erinî” derken o cānâna hep eczāsı kanar,
    Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!


    Bu kesik nevhā nedir, āh meâlin mi senin?
    Nefesin mi,ya sesin mi, ya cemâlin mi senin?
    İnleten nāyi firâkın mı, visālin mi senin?
    Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!


    Onu almaz ne semâlar, ne bu dünyā ve o nūr,
    Neyin esrārına sinmiş bu ne hikmet konuşur.
    Yine hicrān ile inler, bu ne mâtem ,bu ne sûr?
    Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!


    Alevin gözyaşıdır bu, susuyor şimdi sesi,
    Ağlıyor aşk ile ālem, budur aşkın hevesi.
    Sanırım can veriyor ney, sönüyor son nefesi,
    Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!


    Sönüyor takatı bitmiş, dayanılmaz bu deme,
    “Len terānî” ile mecrūh ve doymaz eleme.
    Her ne söylerse o haktır onu artık dileme,
    Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye


    Yaman Dede

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  7. #7
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart



    Gönle düşen Rahmani bir damladır Ney...

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  8. #8
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  9. #9
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    Damla iken derya olur sesler nefesler Hû'lara karışınca...

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  10. #10
    Ehil Üye **Muttakİ** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    1.650

    Standart

    Ebedi sevgiliye doğru
    Ney olup ağlamaktır en güzel Duamız /Senai Demirci





    Dinle neyden ki hikâye etmede,
    Hep ayrılıktan şikayet etmede


    Mevlânâ'nın mesel dünyasında, ney insanı temsil eder. İnsan da, tıpkı ney gibi, içinde nefes saklamaktadır. İnsanın her sözü, bir özleyişin ve bir ayrılığın ifadesidir. İnsanın iç çekişleri, aslından ayrı olmanın hüznünü, yuvadan uzak olmanın sancısını yansıtır.


    Kamışlıktan kopardıklarından beri beni,
    Feryadım ağlatır her kadını ve erkeği.


    Kamışlık neyin anayurdu ve evidir. İnsan da tıpkı ney gibi cennetten, yani yuvasından ayrılmıştır. Kalbinin ebedî muhabbetle doyduğu cennetten dünya gurbetine sürülmüştür. İnsan kalbi, tıpkı ney gibi, fena ve zevalin, ayrılık ve yokluğun yaşandığı bu dünyada, inceden inceye feryad etmektedir. İnsan ruhu olması gereken yerde değildir; geçmişe ait hüzünler ve geleceğe ait kaygılar, aslında hep bu uzaklığın sözsüz ve sessiz ağlayışından ibarettir.


    Ayrılık parça parça eyledi sinemi,
    Anlaşılır eyleyeyim diye aşk derdini.


    İnsan duyguları göğsünde açılan yaralar gibidir. Tıpkı neyin göğsündeki deliklere benzer duygular. İnsana üflenen ruh da, bu deliklerle ifade eder kendini. Evden uzak kalmanın derdi, Ebedî Sevgili'den ayrı düşmenin sızısı, insanın kalbinden dışa doğru açılan duygularla sese gelir, söze dökülür.



    Her kim ki, aslından uzak ve ayrı kalırsa,
    Kavuşma zamanını bekler durur ya.


    İnsan, En Sevgili'den uzak olup asıl yurdundan ayrı kaldıkça, kalbi hep bir buluşmanın ardı sıra koşar. Kalbi gurbete razı olmaz, ruhu ayrılığa dayanamaz. Dünyaya razı değildir; sevince ebediyen sevecekmiş gibi sever insan. Sevdiğini, hiç ölmeyecekmiş farzedip öyle sever. Sınırlı bir zamanda sevmek, ölünceye kadar sevmek insan kalbinin işi değildir. Ölümlü dünyada her aşk yarım kalmıştır, belki hiç başlamamıştır insan için. Bir başka yerde, hiç ayrılmamak üzere kavuşacağı zamanı bekler durur. Çünkü onun yurdu burada değil ötelerdedir.


    Ben ki her cemiyetin ağlayanıyım,
    İyilerin de kötülerin de yârânıyım.


    İnsan, dünyada tamamlanmamışlık hissiyle yaşar, her daim eksiği vardır. Eksikliğini çektiği şeyler sayısınca özlemleri vardır. Erişmek istediği ufuklar kadar geniş idealleri vardır. Her nerede olursa olsun ağlar haldedir insan. İyiler de kötüler de aynı hal içredirler ki, hepsine sırdaştır neyin ağlayışı.


    Herkes kendince bana dost olmaya bakar,
    Sohbetimden sırlar öğrenmeye yol arar.


    Her insan, adını ne koyarsa koysun, bu derin ayrılığın sancısını çeker. Dile gelen her şikayet, kalbe düşen her hüzün, bu ayrılıktan kaynaklanır. Ayrılığın farkına varmayacak denli gafil olanlar da, ayrılığı inkâr edip bu dünyaya razı olanlar da, başlarını kalplerini bu ayrılık sızısından kurtaramazlar. İnsanlığın temel acıları değişmez; ama bu acıların sırrı da herkese açık değildir.


    Sırrım ağlayışımdan uzak değil gerçi,
    Ancak her göz ve kulağa âşinâ değil ki.


    Aşkın sırrı, ötelere aşina olanların kârıdır. Gördüğünü gördüğünden ibaret bilen, duyduğunu duyduğundan ibaret bilen gözler ve kulaklar öteleri görmeye hazır değildir. İnsanın ağlayışının sırrını, insanın tamamlanmamışlığının hikmetini, ancak gördüğüne razı olmayan gözler görebilir, duyduğundan ötesini duymak isteyen kulaklar işitir. Feryat herkesin kulağına erişiyor, ağlamanın göz yaşı herkesin gözüne değiyor ama sır gözün gördüğünden ve kulağın duyduğundan ötededir.

    Can ile ten gizli değil birbirinden,
    Lâkin canı görmeye izin yok tenden.



    Bu âlem ruh ile cesedin birlikte olduğu, mânâ ile maddenin eş olduğu bir âlemdir. Görünmeyen gayb âlemi görünen şehadet âlemine komşudur. Ancak alemdeki her şeyi bir başkasını gösterir bir harf olarak görmeyen için gaybı görmeye izin yoktur. Oysa, görünen alem görünmeyene şahit olmak için yaratılmıştır. Ancak tende kalıp canı aramayan, görünen alemin şahitliğine perde olmaktadır.



    Neyin sadâsı ateştir hava sanma,
    Kimde bu ateş yoksa yazık ona.



    Ney, ayrılığın acısını seslendirmededir; o halde ona söylettiren hava değil ayrılığın ateşidir. Bu ateş olmasaydı, ney böylesine ağlamazdı. Gurbette olduğunu farketmeyen için de ayrılık ateşi diye bir şey yoktur; sılayı özlemeyenin sesi sedâsı çıkmaz. Sevgili'den ayrılık derdi olmayanın diline yakarış değmez. Sürgün olduğunu bilmeyen ateşsiz ve heyecansızdır; onun dudağına aşkın sözü erişmez, onun kalbine aşkın ateşi düşmez.



    Neyin tesiri aşk ateşinden,
    Şarabın hâli aşk cilvesinden.



    Şarab, yaratılışı temsil eder Mevlânâ'nın mesel dünyasında. Serap gibi aldatıcı değildir şarab. Yokluk acısı serap gibi ümitsiz bir acı verir. Varlık ise, Sevgili'ye yakınlığı haber veren ümit dolu bir hüzün verir. Zaten bütün bir alemin coşkusu, zerre zerre hareket etmesi de, Sevgili'ye erişmenin, O'na dönmenin cilvesindendir. O'ndan gelip O'na gitmenin heyecanıdır kâinatı velveleye veren. İnsana bu heyecandan daha fazlası düşmüştür; onun kalbinde aşkın heyecanından fazlası, yani aşkın ateşi vardır. Cilveyi besleyen ateştir, hareketi sağlayan ateştir.



    Yârden ayrılmışın derdiyle dertlendi ney,
    Kavuşmanın önündeki perdeleri parçaladı ney.



    Ayrılık derdinin kendisi, kavuşmanın devasıdır. Çünkü aramadıkça bulunmaz. Bizi dertsiz eyleyen her türlü rahatlık, bize ayrılığın acısını unutturan her türlü gaflet, asıl derdimizdir bizim. Ağlayışımız ve yakarışımız, özlemlerimiz ve arzularımız yaramıza devadır. Derdimiz devamınızın kendisidir. Dertsizliğimiz en büyük derdimizdir. Neyin ayrılık derdiyle dertlenmesi, Sevgili'yi gizleyen perdeleri yırtıp parçalıyor; duamızı dillendirdiğimiz anda gözümüze ve gönlümüze pencereler açılıyor.



    Ney gibi zehir ve tiryak olamaz,
    Ney gibi dost ve müştak olamaz.



    İnsanın ney gibi ağlayışı ve inleyişi, görünüşte bir zehirdir ama çareye götürdüğü için en güzel ilaç ve tiryaktır. Neyin inleyişine benzeyen dualarımız ve yakarışlarımız sayesinde Sevgili'nin yoluna düşeriz ki, yakarışlarımızın ne kadar dost ve müştak olduğunu gösterir.



    Ney kana bulanmış yoldan söz açar,
    Mecnun'un kıssasını anlatıp açıklar.



    Neyin sızısı kanlı gözyaşlarına konu olmuş bir aşk yolunun habercisidir. İnsan da, Sevgili'ye ulaşmak için kanlı gözyaşlarını dökmelidir. Mecnun gibi, Leylâ'nın yolunda çöllere düşüp, başka her şeyi yok bilmedikçe, bu aşkın hakkını vermiş olamayız. Şükür ki, bize düşen Leylâ değildir sadece. Leylâ'dan Mevlâ'ya yol vardır ki, Mevlâ'ya götüren Leylâ'lar da bizim çölümüzdür. Bu yüzden, Mecnun'dan çok daha fazlası beklenir Mevlâ'nın yoluna düşmüş olandan. Leylâ'ların hepsine 'Lâ ilâhe' demeli ki, Mevlâ için 'İllallah' diyebilsin

    Misafirlik tuhaf şey...
    Oradasın,ama oralı değilsin...
    Önüne sofralar kuruluyor,izzet-ikram görüyorsun ama hiç bir şey sana ait değil...
    Rahatın yerinde de olsa kalkıp gideceksin birgün,gitmek zorundasın...
    Misafirlik dünya hayatına ne çok benziyor ve dünya hayatı misafirliğe...


    Hizmette SINIR ve SİNİR yoktur

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. 90/10 Sırrı
    By said84 in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 11.11.09, 11:41
  2. 1 Doların Sırrı
    By ayine-i samed in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 09.01.09, 19:35
  3. Besmelenin 6 Sırrı
    By EnVaR in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 18.10.07, 14:27
  4. Mutluluğun Sırrı ?
    By Abd in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.08.07, 21:41
  5. Ezelin Sırrı
    By schenseditor in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.05.07, 15:01

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0